Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3478 E. 2025/1942 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanık beyanı↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ sicilden terkin↗ eş rızası↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır müzik aletlerinin üretimi, satımı, pazarlanması, tamiratlarının yapılması alanında gerek yurt içi gerekse yurt dışında çalışmaları olduğunu, davalının haksız kullanımı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürürek davalıya ait 2014/.... “... SAZ EVİ”, 2016/... “.... SAZ EVİ”, ... “.... SAZ EVİ” ve 2017/.... “... SAZ EVİ” markalarının 15. ve 35. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..." markasının müvekkili tarafından uzun süredir kullanılan bir marka olduğunu, 2005 yılından beri 15. sınıfta 2005/.... numarası ile tescilli olduğunu, "....sazevi" markasının davacının marka tescil tarihi olan 2014 yılından çok daha öncesinde de bu şekilde kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı markası ile davaya konu markalar arasında ibare ve sınıfsal yönden benzerlik bulunmakta ve taraf markaları ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açabilecek olsa da dosya içerisindeki vergi ve işyeri kayıtları ve tanık beyanlarına göre davalı ...'ın, ... Saz Evi markasını ilk kullanan kişi olduğu, davacıların da haberdar olduğu şekilde yurt dışında kullanımına devam ettiği, yine davacılar tarafından dava konusu ... markası ile davalının yaşadığı Fransa'ya ürün gönderildiği ve davalının bu ürünleri satarak 2001 yılından beri internet sitesinde ... Saz Evi markasını kullandığı, davacıların bu kullanıma karşı çıkmadıkları, davaya konu ... markasının ilk kullanıcısının ve yaratıcısının davalı olduğu ve davacıların uzun yıllar davalı kullanımına rıza gösterdikten sonra dava açmasının kötüniyetli bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2005/06025 sayılı markası ile davalı markaları arasında benzerlik bulunduğu, tescilde teklik ve öncelik ilkesi gereğince ortak sınıflarda davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, dava konusu markanın tescilinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yapılan sessiz kalma yoluyla hak kaybı yorumunun isabetli olmadığı, bununla birlikte toplanan delillere göre, davacı ...'ın marka üzerinde bir hak sahibi olmadığı, dolayısıyla davada aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığı gerekçesi ile davacıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacı ...'ın davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2014/.... “... SAZ EVİ”, 2016/.... “... SAZ EVİ”, 2016/.... “... SAZ EVİ” VE 2017/.... “... SAZ EVİ” markalarının tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava davalı adına tescilli olan 2014/... nolu "... Sav Evi", 2016/... nolu "... Saz Evi", 2016/.... nolu "... Saz Evi", 2017/... nolu "... Saz evi" ibareli markaların 15. ve 35. sınflarda hükümsüzlüğüne ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalı adına tescilli dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Ancak, dosyaya sunulan belgeler ve tanık beyanlarına göre, davacı ... ile davalı ...'ın kardeş oldukları, diğer davacı ...'ın ise ...'ın oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'ın 1986 yılında "... Saz Evi" isimli dükkanı Kartal/İstanbul'da dava dışı bir diğer kardeşi ile birlikte açtığı, 1988 yıllarında davacı ...'ın Arabistan'dan gelip bu dükkanda çalışmaya başladığı, kısa bir süre sonra ise davalı ...'ın Fransa'ya giderek Türkiye'de üretilen saz ürünlerinin orada satışını ve pazarlamasını yaptığı, buna göre gerek davacıların gerekse davalının birbirlerinden haberdar olarak "..." markasını kullandıkları, tarafların bu kullanımlara karşılıklı olarak dava açılıncaya kadar rıza gösterdikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki nizanın başladığı 2011 yılına kadar da kullanımların birlikte devam ettiği ve markanın oluşturulmasında müşterek emek ve çaba harcadıkları anlaşılmıştır.
Davacılar adına tescilli 2005/... nolu "..." ibareli marka ile hükümsüzlüğü istenen dava konusu davalı markalarının aynı ve ayniyet derecesinde benzer oldukları, tarafların ticari faaliyet alanlarının ağırlıklı olarak saz yapım ve satım ve diğer müzik aletleri ticaretine yönelik olduğu ve az önce belirtilen kabule göre davalı ... ve kardeşi davacı ...'ın markayı birlikte oluşturdukları anlaşılmakla dava konusu ''...'' ibaresi üzerinde tarafların birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri öncelik ve üstün hakları bulunmamakta olup marka üzerinde müşterek hak sahibi oldukları kabul edilmelidir.
Dairemizin daha önceki bir çok kararına konu olan ve “birlikte var olma” olarak tanımlanan marka hukukuna ait ilke uyarınca davacı ... ve davalı ...'ın "..." ibareli marka üzerinde birlikte hak sahibi olduklarının kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne ve dava konusu davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2215 E. 2023/2125 K.
Ortak:eş rızası · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaSaz Evi markasını kullandığı, davacıların bu kullanıma karşı çıkmadıkları, davaya konu ... markasının ilk kullanıcısının ve yaratıcısının davalı olduğu ve davacıların uzun yıllar davalı kullanımına «rıza» gösterdikten sonra dava açmasının «kötüniyetli» bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılarca istinaf edilmiştir.
… rmek gerektiği, dava konusu markanın tescilinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yapılan sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» yorumunun isabetli olmadığı, bununla birlikte toplanan delillere göre, davacı ...'ın marka üzerinde bir hak sahibi olmadığı, dolayısıyla davada «aktif husumet ehliyetinin» de bulunmadığı gerekçesi ile davacıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacı ...'ın davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2014/.... “...
… gerek davacıların gerekse davalının birbirlerinden haberdar olarak "..." markasını kullandıkları, tarafların bu kullanımlara karşılıklı olarak dava açılıncaya kadar «rıza» gösterdikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… sında konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, Yargıtay'ın emsal kararında ifade ettiği üzere, gerçek hak sahibinin izni ile markanın kullanımı sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» sonucunu doğurmasının mümkün olmadığını, Mahkemece tarafların uyuşmazlık olmayan 2011 yılına kadar birlikte çalışmalarında geçen süreyi sessiz kalma olarak değerlendirdiğini, bu hususun «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların da, dilekçelerinde taraflar arasındaki ticaretin 2011 yılına kadar devam ettiği, 2011'den sonra aralarındaki ticari ilişkinin bittiği açık olarak ifade edildiğini, davalılardan ...'ın "www.bakiyilmazsazevi" alan adını 2011 yılında tescil ettirdiğini, diğer davalı ...'ın "www.yilmazsazevi" alan adını 2001 tescil ettirdiği, bu davalıların eylemlerinin birlikte değil ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, eylemlerin başlangıç tarihleri olarak alan adlarının tescil edildiği tarihi esas alındığını ancak alan adı tescil tarihleri birbirinden farklı olmasına karşın davalıların eylemlerinin aynı tarihte başlamış olduğuna dair belirleme yapıldığını, 2001 ila 2011 ve özellikle 2005 ila 2011 arası karşı tarafın markasal kullanımı hukuka uygun davacının «rızası» ile gerçekleştiğinden sessiz kalma yoluyla hak kaybının şartları oluşmadığını ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
… rinde, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler için 2001 yılında başlamak üzere aynen kullanıldığı, davacı ile davalılardan ... kardeş olduğu, dava konusu markayı «taşıyan» ürünleri birlikte satışa sundukları her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı 2011 yılından iki yıl öncesine kadar, tarafların birlikte ticari faaliyet gösterdiklerini, davalıların markayı davacının izni ile kullandıklarını, davacının davalılardan 2011 yılında markayı kullanmamalarını talep ettiği halde kullanmaya devam ettiklerini belirterek bu davayı açtığı, yani davacı, davalıların marka kullanımından 2001 yılından bu yana haberdar olduğu, dava açılmadan önce 16.11.2011 tarihinde gönderdiği «ihtarnameye» kadar bu kullanıma sessiz kaldığı, markanın davalılar tarafından ilk kullanım tarihinin davacının markasını tescil ettirdiği tarihten daha önce olduğu, davacının markasının tescil başvurusunun yapıldığı 2005 yılından ihtarname tarihine kadar da 5 yıldan uzun bir süre geçtiği, davalıların marka kullanımlarının kötü niyetli olmadığı, uzun süre boyunca, ihtarname göndermeyen ve dava açmayan ve markasının kullanılmaması için herhangi bir girişimde de bulunmayan davacının sessiz kalmadığını ileri sürmesi, «hakkın kötüye kullanılması» olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira kullanımın daha fazla devamını istemeyen davacının, makul bir süre içinde bu iradesini dava yoluyla da göstermesi gerektiği, davacının «makul süre» içerisinde dava açmaması nedeniyle "YILMAZ" markasının kullanılmasının önlenmesi davası için sessiz kalma nedeniyle hak «kaybına» uğradığı, diğer davalı ... tarafından daha önce davanın kısmen kabulüne dair verilen karar temyiz edilmediğinden davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu davalı ...'ın adına tahsis edildiği tespit edilen "www.....com" alan adlı internet sitesinin içeriğinde ve alan adında davacıya ait "YILMAZ" markasının aynen tescilli olduğu mal ve hizmetler için kullanıldığı, bu kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu nedenle davacının markasının kullanılmasının önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile kararın «ilan» yoluyla kamuya duyurulmasını talep edebileceği, davacı tarafından 556 sayılı sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanunun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının marka kullanımı nedeniyle elde ettiği gelire göre tazminat hesaplanması talep edildiği, bu şekilde «maddi tazminatın» tespiti için davalının ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiği, ancak davalının yurt dışında yaşaması ve davayı takip etmemesi nedeniyle ticari kayıtlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, muhasip bilirkişiden alınan raporların davalının ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan hazırlandığı, bu raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42 nci maddesi) uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacıya ait markanın tescilli olduğu süre, bilinirlik düzeyi, davacının ticari hacmi, davalının marka kullanımındaki «kusur» durumu dikkate alındığında 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 3.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalının "Yılmaz" markasını her türlü yayın hizmet ve mal ile ürünler ambalajlar ilan reklam, broşür, afiş ve sair her türlü yayınlar, tanıtım malzemeleri basım kağıtlar, «fatura», ve sair ticari evrak ile internet alan adları da «dahil» olmak üzere internet üzerinde Türkiye de kullanımlarının önlenmesine, "www.....com" alan adını kullanılmasının yasaklanmasına, 3000,00 TL manevi tazminat ve 5.000, …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · usuli kazanılmış hak · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · kazanılmış hak · fatura · ihtarname · taşıyan
Benzer bu kararda… rinde, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler için 2001 yılında başlamak üzere aynen kullanıldığı, davacı ile davalılardan ... kardeş olduğu, dava konusu markayı «taşıyan» ürünleri birlikte satışa sundukları her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı 2011 yılından iki yıl öncesine kadar, tarafların birlikte ticari faaliyet gösterdiklerini, davalıların markayı davacının izni ile kullandıklarını, davacının davalılardan 2011 yılında markayı kullanmamalarını talep ettiği halde kullanmaya devam ettiklerini belirterek bu davayı açtığı, yani davacı, davalıların marka kullanımından 2001 yılından bu yana haberdar olduğu, dava açılmadan önce 16.11.2011 tarihinde gönderdiği «ihtarnameye» kadar bu kullanıma sessiz kaldığı, markanın davalılar tarafından ilk kullanım tarihinin davacının markasını tescil ettirdiği tarihten daha önce olduğu, davacının markasının tescil başvurusunun yapıldığı 2005 yılından ihtarname tarihine kadar da 5 yıldan uzun bir süre geçtiği, davalıların marka kullanımlarının kötü niyetli olmadığı, uzun süre boyunca, ihtarname göndermeyen ve dava açmayan ve markasının kullanılmaması için herhangi bir girişimde de bulunmayan davacının sessiz kalmadığını ileri sürmesi, «hakkın kötüye kullanılması» olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira kullanımın daha fazla devamını istemeyen davacının, makul bir süre içinde bu iradesini dava yoluyla da göstermesi gerektiği, davacının «makul süre» içerisinde dava açmaması nedeniyle "YILMAZ" markasının kullanılmasının önlenmesi davası için sessiz kalma nedeniyle hak «kaybına» uğradığı, diğer davalı ... tarafından daha önce davanın kısmen kabulüne dair verilen karar temyiz edilmediğinden davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu davalı ...'ın adına tahsis edildiği tespit edilen "www.....com" alan adlı internet sitesinin içeriğinde ve alan adında davacıya ait "YILMAZ" markasının aynen tescilli olduğu mal ve hizmetler için kullanıldığı, bu kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu nedenle davacının markasının kullanılmasının önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile kararın «ilan» yoluyla kamuya duyurulmasını talep edebileceği, davacı tarafından 556 sayılı sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanunun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının marka kullanımı nedeniyle elde ettiği gelire göre tazminat hesaplanması talep edildiği, bu şekilde «maddi tazminatın» tespiti için davalının ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiği, ancak davalının yurt dışında yaşaması ve davayı takip etmemesi nedeniyle ticari kayıtlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, muhasip bilirkişiden alınan raporların davalının ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan hazırlandığı, bu raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42 nci maddesi) uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacıya ait markanın tescilli olduğu süre, bilinirlik düzeyi, davacının ticari hacmi, davalının marka kullanımındaki «kusur» durumu dikkate alındığında 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 3.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalının "Yılmaz" markasını her türlü yayın hizmet ve mal ile ürünler ambalajlar ilan reklam, broşür, afiş ve sair her türlü yayınlar, tanıtım malzemeleri basım kağıtlar, «fatura», ve sair ticari evrak ile internet alan adları da «dahil» olmak üzere internet üzerinde Türkiye de kullanımlarının önlenmesine, "www.....com" alan adını kullanılmasının yasaklanmasına, 3000,00 TL manevi tazminat ve 5.000, …
… cilli Avrupa Topluluk Markası olduğu, ilgili internet sayfalarının Türkiye sınırları içerisinde kullanıma açık ve aktif olduğu, davalı kullanımın davacı markası ile «iltibas» yaratacağı, davalıların Türkiye sınırları içerisinde ticari kazanç sağlayabilecekleri iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, davalıların Yılmaz markasını her türlü yayın hizmet ve mal ile ürünler ambalajlar «ilan» reklam, broşür, afiş ve sair her türlü yayınlar, tanıtım malzemeleri basım kağıtlar, «fatura», ve sair ticari evrak ile internet alan adları da «dahil» olmak üzere internet üzerinde Türkiye de kullanımlarının önlenmesine, "www.....com" ve "bakiyilmazsazevi.com" internet adreslerinde alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına, 3000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili ve davalılar ..., ... vekili temyiz edilmiştir.
… sında konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, Yargıtay'ın emsal kararında ifade ettiği üzere, gerçek hak sahibinin izni ile markanın kullanımı sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» sonucunu doğurmasının mümkün olmadığını, Mahkemece tarafların uyuşmazlık olmayan 2011 yılına kadar birlikte çalışmalarında geçen süreyi sessiz kalma olarak değerlendirdiğini, bu hususun «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların da, dilekçelerinde taraflar arasındaki ticaretin 2011 yılına kadar devam ettiği, 2011'den sonra aralarındaki ticari ilişkinin bittiği açık olarak ifade edildiğini, davalılardan ...'ın "www.bakiyilmazsazevi" alan adını 2011 yılında tescil ettirdiğini, diğer davalı ...'ın "www.yilmazsazevi" alan adını 2001 tescil ettirdiği, bu davalıların eylemlerinin birlikte değil ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, eylemlerin başlangıç tarihleri olarak alan adlarının tescil edildiği tarihi esas alındığını ancak alan adı tescil tarihleri birbirinden farklı olmasına karşın davalıların eylemlerinin aynı tarihte başlamış olduğuna dair belirleme yapıldığını, 2001 ila 2011 ve özellikle 2005 ila 2011 arası karşı tarafın markasal kullanımı hukuka uygun davacının «rızası» ile gerçekleştiğinden sessiz kalma yoluyla hak kaybının şartları oluşmadığını ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/1090 E. 2008/5546 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3478 E. , 2025/1942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/822 Esas, 2024/684 Karar
HÜKÜM
Davacı ...'ın davasının reddine
Davacı ...'ın davasının kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır müzik aletlerinin üretimi, satımı, pazarlanması, tamiratlarının yapılması alanında gerek yurt içi gerekse yurt dışında çalışmaları olduğunu, davalının haksız kullanımı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürürek davalıya ait 2014/.... “... SAZ EVİ”, 2016/... “.... SAZ EVİ”, ... “.... SAZ EVİ” ve 2017/.... “... SAZ EVİ” markalarının 15. ve 35. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..." markasının müvekkili tarafından uzun süredir kullanılan bir marka olduğunu, 2005 yılından beri 15. sınıfta 2005/.... numarası ile tescilli olduğunu, "....sazevi" markasının davacının marka tescil tarihi olan 2014 yılından çok daha öncesinde de bu şekilde kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı markası ile davaya konu markalar arasında ibare ve sınıfsal yönden benzerlik bulunmakta ve taraf markaları ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açabilecek olsa da dosya içerisindeki vergi ve işyeri kayıtları ve tanık beyanlarına göre davalı ...'ın, ... Saz Evi markasını ilk kullanan kişi olduğu, davacıların da haberdar olduğu şekilde yurt dışında kullanımına devam ettiği, yine davacılar tarafından dava konusu ... markası ile davalının yaşadığı Fransa'ya ürün gönderildiği ve davalının bu ürünleri satarak 2001 yılından beri internet sitesinde ... Saz Evi markasını kullandığı, davacıların bu kullanıma karşı çıkmadıkları, davaya konu ...
markasının ilk kullanıcısının ve yaratıcısının davalı olduğu ve davacıların uzun yıllar davalı kullanımına rıza gösterdikten sonra dava açmasının kötüniyetli bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2005/06025 sayılı markası ile davalı markaları arasında benzerlik bulunduğu, tescilde teklik ve öncelik ilkesi gereğince ortak sınıflarda davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, dava konusu markanın tescilinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yapılan sessiz kalma yoluyla hak kaybı yorumunun isabetli olmadığı, bununla birlikte toplanan delillere göre, davacı ...'ın marka üzerinde bir hak sahibi olmadığı, dolayısıyla davada aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığı gerekçesi ile davacıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacı ...'ın davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2014/....
“... SAZ EVİ”, 2016/.... “... SAZ EVİ”, 2016/.... “... SAZ EVİ” VE 2017/.... “... SAZ EVİ” markalarının tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava davalı adına tescilli olan 2014/... nolu "... Sav Evi", 2016/... nolu "... Saz Evi", 2016/.... nolu "... Saz Evi", 2017/... nolu "... Saz evi" ibareli markaların 15. ve 35. sınflarda hükümsüzlüğüne ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalı adına tescilli dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Ancak, dosyaya sunulan belgeler ve tanık beyanlarına göre, davacı ... ile davalı ...'ın kardeş oldukları, diğer davacı ...'ın ise ...'ın oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'ın 1986 yılında "... Saz Evi" isimli dükkanı Kartal/İstanbul'da dava dışı bir diğer kardeşi ile birlikte açtığı, 1988 yıllarında davacı ...'ın Arabistan'dan gelip bu dükkanda çalışmaya başladığı, kısa bir süre sonra ise davalı ...'ın Fransa'ya giderek Türkiye'de üretilen saz ürünlerinin orada satışını ve pazarlamasını yaptığı, buna göre gerek davacıların gerekse davalının birbirlerinden haberdar olarak "..." markasını kullandıkları, tarafların bu kullanımlara karşılıklı olarak dava açılıncaya kadar rıza gösterdikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki nizanın başladığı 2011 yılına kadar da kullanımların birlikte devam ettiği ve markanın oluşturulmasında müşterek emek ve çaba harcadıkları anlaşılmıştır.
Davacılar adına tescilli 2005/... nolu "..." ibareli marka ile hükümsüzlüğü istenen dava konusu davalı markalarının aynı ve ayniyet derecesinde benzer oldukları, tarafların ticari faaliyet alanlarının ağırlıklı olarak saz yapım ve satım ve diğer müzik aletleri ticaretine yönelik olduğu ve az önce belirtilen kabule göre davalı ... ve kardeşi davacı ...'ın markayı birlikte oluşturdukları anlaşılmakla dava konusu ''...'' ibaresi üzerinde tarafların birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri öncelik ve üstün hakları bulunmamakta olup marka üzerinde müşterek hak sahibi oldukları kabul edilmelidir.
Dairemizin daha önceki bir çok kararına konu olan ve “birlikte var olma” olarak tanımlanan marka hukukuna ait ilke uyarınca davacı ... ve davalı ...'ın "..." ibareli marka üzerinde birlikte hak sahibi olduklarının kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne ve dava konusu davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1166782400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz