İpoteğin fekki | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4856 E. 2025/4319 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit artırım sözleşmesi↗ ihalenin feshi↗ adli tıp kurumu raporu↗ vesayet↗ fiil ehliyeti↗ takibin kesinleşmesi↗ tashih↗ ipoteğin fekki↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ hesap kat↗ esas sözleşme↗ icra hukuk mahkemesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahkim↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ müteselsil kefil↗ acentelik↗ derdestlik↗ ipotek↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ komisyon↗ temlik↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ feragat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/169 E., 2023/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmakla hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı ... Tur. Tic. A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nun müvekkilinin bir dönem ortağı olduğunu, anılan kişinin davalı bankadan şahsi kredi kullandığını, kredi borcu için müvekkiline ait taşınmaz üzerine davalı banka lehine 14.10.2011 tarihli 750.000,00 TL bedeli ve 03.02.2012 tarihli 1.950.000,00 TL bedelli ipotek tesis ediliğini, ipoteklerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca geçerli olmadığını, ortakların oy birliği gerektiğini, ipoteklerin tesis edildiği tarihlerde müvekkili şirketin ortağı ...'nun fiil ehliyetini haiz olmadığına dair Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğunu ve vesayet altına alındığını, ipoteklerin tesisi tarihinde dava dışı ...'nun temsil yetkisini kötüye kullandığını, ipoteklerin müvekkilini bağlamayacağını, ... tarafından çekilen kredi borcu ödenmeyince hesap kat edilip müvekkili ve dava dışı ... aleyhine ipteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ipotek konusu taşınmazların satışına ilişkin ihalenin feshi için İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu ileri sürerek dava konusu ipoteklerin geçerli olmadığının tespiti ile kaldırılmasına, takip konusu borçtan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, takibin kesinleşmesinden sonra takip dosyası alacağının diğer davalı şirkete temlik edildiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte ... şirket ortağı olup şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, ipotekler tesis edilirken tapu sicil müdürlüğüne ibraz edilen yetki belgesinde dava dışı ...'nun ipotek tesisi konusunda yetkili olduğunun belirtildiğini, ipoteğin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Turizm A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, ipotek tesis tarihinde dava dışı ...'nun şirket ortağı ve münferiden yetkilisi olduğunu, ipoteklerin geçerli şekilde oluşturulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... ile davalı banka arasında 12.07.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, müşterek borçlu müteselsil kefil olarak dava dışı ...'nun gösterildiği, 25.10.2011 tarihinde limit artırım sözleşmesi imzalandığı, ... tarafından atılan imza ile davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde dava konusu ipoteklerin tesis edildiği, 18.01.1977 tarihli şirket mukavelesine göre şirket üç ortaklı olup her üç ortağın bankalarda, resmi ve hususi daire ve müesseselerde, hakiki ve hükmi şahıslara karşı temsile, imzaya, şirketi ilzam edecek bilcümle muameleleri ifaya münferiden yetkili oldukları, ortak ...'nun da münferiden sahip olduğu yetkiyle kendi adına akdettiği genel kredi sözleşmesi için şirkete ait taşınmazı ipotek verdiği, davacı şirkete ait taşınmaza ipotek konulmadan önce Manisa Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirket anasözleşmesinin 4. maddesi gereğince Tapu Sicil Müdürlüğüne hitaben tasarruf belgesi verildiği, davalı bankanın resmi kayıtlara güvenerek dava konusu kredileri kullandırdığı, kullandırılan kredi ve kurulan ipotekte hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacı şirkete ait 2011, 2012 ve 2013 yılı defterleri ibraz edilmediği için incelenemediği, kredi konusu paranın şirketin işleyişinde kullanılıp kullanılmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki ve menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere dava konusu ipotekler 14.10.2011 ve 03.02.2012 tarihlerinde davacı şirketin dava dışı ortağının davalı bankadan kullandığı şahsi krediyi teminen tesis edilmiştir.
Davacı Şirketin esas sözleşmesinin 4. maddesinde şirketin iştigal mevzuu düzenlenmiş ve 11.10.1988 tarihli tadil ile "...Her nevi mutfak eşyaları, zirai ilaçlar, ... mamülleri, çay bayilikleri, acentelik, dahili ticaret ve komisyonculuk, otomobil acenteliği, bütangaz dolum tesisleri kurmak ve işletmek bütangaz ile ilgili tüp imalatı ve ticareti, bütangaz ihracat ve ithalatı, her çeşit sanayi tesisleri makine ithalat ve ihracatı, "şirketin amacını gerçekleştirmesi için" menkul ve gayrimenkul almaya ve satmaya, "alacaklarının temini için" ipotek almağa vermeğe, ifraz tevhid etme, cins tashihi etme, yola terketme, şirket gayesi tahakkuku için gayrimenkul kiralama ve şirketin gayrimenkullerini kiraya verme ve kira bedeli tahsil etmek" şeklinde hükme bağlanmıştır.
Esas sözleşmenin "Şirketin temsili ve imza salahiyetleri" başlıklı 7. maddesinde ise "Şirketi bilumum bankalarda, resmi ve hususi daire ve müesseselerde hakiki ve hükmi şahıslara karşı temsile ahzu kabza her türlü evrak, senedat, vesaiki imzaya velhasıl şirketi ilzam edecek bilcümle muameleleri ifaya her dört ortak münferiden yetkili kılınmıştır..." hükmü düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "...B) Eski hukukun ve Türk Ticaret Kanununun uygulanacağı hâller başlıklı 2/1-a hükmünde "...Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse: a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır...." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibarıyla somut uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 165 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir.
6762 sayılı TTK'nın "İdare işlerinin şümulü" başlıklı 165. maddesi "....Şirketin idaresine giren hususlar, şirket maksat ve mevzuunu elde etmek için icrası gereken mütat muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi idare edenler şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul ile tahkime dahi salahiyetlidirler. Şu kadar ki; teberruda bulunmak ve şirket mevzuuna girmiyorsa gayrimenkulleri satmak, satınalmak ve teminat olarak göstermek gibi mutat iş ve muameleler dışında kalan hususlarda ortakların ittifakı şarttır..." hükmünü düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlığın çözümü bakımından Mahkemece, davacı şirketin esas sözleşmesi ve yukarıda belirtilen Kanun hükümleri çerçevesince değerlendirme yapılarak dava konusu işlemlere, şirketin diğer ortaklarının muvafakatı bulunup bulunmadığı, şirket nezdinde bu yönde alınmış bir karar olup olmadığı, şirket ortaklarına şirketin iştigal konularına giren alanlarda işlem yapılmasına izin verilip verilmediği hususları araştırılıp sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8647 E. 2013/22993 K.
Ortak:esas sözleşme · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaDavacı Şirketin «esas sözleşmesinin» 4. maddesinde şirketin iştigal mevzuu düzenlenmiş ve 11.10.1988 tarihli tadil ile "...Her nevi mutfak eşyaları, zirai ilaçlar, ... mamülleri, çay bayilikleri, «acentelik», «dahili» ticaret ve «komisyonculuk», otomobil acenteliği, bütangaz dolum tesisleri kurmak ve işletmek bütangaz ile ilgili tüp imalatı ve ticareti, bütangaz ihracat ve ithalatı, her çeşit sanayi tesisleri makine ithalat ve ihracatı, "şirketin amacını gerçekleştirmesi için" menkul ve gayrimenkul almaya ve satmaya, "alacaklarının temini için" «ipotek» almağa vermeğe, ifraz tevhid etme, cins «tashihi» etme, yola terketme, şirket gayesi tahakkuku için gayrimenkul kiralama ve şirketin gayrimenkullerini kiraya verme ve kira bedeli tahsil etmek" şeklinde hükme bağla …
… ndığını, kredi borcu için müvekkiline ait taşınmaz üzerine davalı banka lehine 14.10.2011 tarihli 750.000,00 TL bedeli ve 03.02.2012 tarihli 1.950.000,00 TL bedelli «ipotek» tesis ediliğini, ipoteklerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca geçerli olmadığını, ortakların oy birliği gerektiğini, ipoteklerin tesis edildiği tarihlerde müvekkili şirketin ortağı ...'nun «fiil ehliyetini» haiz olmadığına dair Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğunu ve «vesayet» altına alındığını, ipoteklerin tesisi tarihinde dava dışı ...'nun «temsil» «yetkisini» kötüye kullandığını, ipoteklerin müvekkilini bağlamayacağını, ... tarafından çekilen kredi borcu ödenmeyince «hesap kat» edilip müvekkili ve dava dışı ... aleyhine ipteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ipotek konusu taşınmazların satışına ilişkin «ihalenin feshi» için İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açıldığını ve davanın «derdest» olduğunu ileri sürerek dava konusu ipoteklerin geçerli olmadığının tespiti ile kaldırılmasına, takip konusu borçtan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar …
CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «teminatı» olmak üzere davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde «ipotek» tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat» edilip «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapıldığını, «takibin kesinleşmesinden» sonra takip dosyası alacağının diğer davalı şirkete «temlik» edildiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte ... şirket ortağı olup şirketi münferiden «temsil» ve ilzama yetkili olduğunu, ipotekler tesis edilirken tapu sicil müdürlüğüne «ibraz» edilen «yetki» belgesinde dava dışı ...'nun ipotek tesisi konusunda yetkili olduğunun belirtildiğini, ipoteğin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK 321. maddesine göre ise «temsile» yetkili olanlar şirket maksat ve mevzuuna «dahil» olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak hakkını haizdirler.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın 445'inci maddesinde, "446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler." denilmek suretiyle «genel kurul kararlarının iptalinin» 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde istenilebileceği, iptali istenen genel kurul kararının 20/06/2012 tarihinde alınmasına karşın iptali için mahkemeye 09/11/2012 tarihinde başvurulduğu, y …
Ancak; genel kurul tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK 317. maddesi uyarınca «anonim şirket» idare meclisi tarafından idare ve «temsil» olunur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · dürüstlük kuralı · iptal davası · hak düşürücü süre · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın 445'inci maddesinde, "446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler." denilmek suretiyle «genel kurul kararlarının iptalinin» 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde istenilebileceği, iptali istenen genel kurul kararının 20/06/2012 tarihinde alınmasına karşın iptali için mahkemeye 09/11/2012 tarihinde başvurulduğu, y …
Bu nedenle davayı kabul konusunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan «genel kurul kararının iptali» davasının kabulü mümkün bulunmadığından böyle bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı araştırılıp yok ise bu konudaki eksikliğin giderilmesi için taraflara imkan verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Dava «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece dava açma konusundaki «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4856 E. , 2025/4319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1817 Esas, 2024/1171 Karar ...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2022/169 E., 2023/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmakla hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı ... Tur. Tic. A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nun müvekkilinin bir dönem ortağı olduğunu, anılan kişinin davalı bankadan şahsi kredi kullandığını, kredi borcu için müvekkiline ait taşınmaz üzerine davalı banka lehine 14.10.2011 tarihli 750.000,00 TL bedeli ve 03.02.2012 tarihli 1.950.000,00 TL bedelli ipotek tesis ediliğini, ipoteklerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca geçerli olmadığını, ortakların oy birliği gerektiğini, ipoteklerin tesis edildiği tarihlerde müvekkili şirketin ortağı ...'nun fiil ehliyetini haiz olmadığına dair Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğunu ve vesayet altına alındığını, ipoteklerin tesisi tarihinde dava dışı ...'nun temsil yetkisini kötüye kullandığını, ipoteklerin müvekkilini bağlamayacağını, ...
tarafından çekilen kredi borcu ödenmeyince hesap kat edilip müvekkili ve dava dışı ... aleyhine ipteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ipotek konusu taşınmazların satışına ilişkin ihalenin feshi için İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu ileri sürerek dava konusu ipoteklerin geçerli olmadığının tespiti ile kaldırılmasına, takip konusu borçtan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, takibin kesinleşmesinden sonra takip dosyası alacağının diğer davalı şirkete temlik edildiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte ... şirket ortağı olup şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, ipotekler tesis edilirken tapu sicil müdürlüğüne ibraz edilen yetki belgesinde dava dışı ...'nun ipotek tesisi konusunda yetkili olduğunun belirtildiğini, ipoteğin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Turizm A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, ipotek tesis tarihinde dava dışı ...'nun şirket ortağı ve münferiden yetkilisi olduğunu, ipoteklerin geçerli şekilde oluşturulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... ile davalı banka arasında 12.07.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, müşterek borçlu müteselsil kefil olarak dava dışı ...'nun gösterildiği, 25.10.2011 tarihinde limit artırım sözleşmesi imzalandığı, ... tarafından atılan imza ile davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde dava konusu ipoteklerin tesis edildiği, 18.01.1977 tarihli şirket mukavelesine göre şirket üç ortaklı olup her üç ortağın bankalarda, resmi ve hususi daire ve müesseselerde, hakiki ve hükmi şahıslara karşı temsile, imzaya, şirketi ilzam edecek bilcümle muameleleri ifaya münferiden yetkili oldukları, ortak ...'nun da münferiden sahip olduğu yetkiyle kendi adına akdettiği genel kredi sözleşmesi için şirkete ait taşınmazı ipotek verdiği, davacı şirkete ait taşınmaza ipotek konulmadan önce Manisa Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirket anasözleşmesinin 4.
maddesi gereğince Tapu Sicil Müdürlüğüne hitaben tasarruf belgesi verildiği, davalı bankanın resmi kayıtlara güvenerek dava konusu kredileri kullandırdığı, kullandırılan kredi ve kurulan ipotekte hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacı şirkete ait 2011, 2012 ve 2013 yılı defterleri ibraz edilmediği için incelenemediği, kredi konusu paranın şirketin işleyişinde kullanılıp kullanılmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki ve menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere dava konusu ipotekler 14.10.2011 ve 03.02.2012 tarihlerinde davacı şirketin dava dışı ortağının davalı bankadan kullandığı şahsi krediyi teminen tesis edilmiştir.
Davacı Şirketin esas sözleşmesinin 4. maddesinde şirketin iştigal mevzuu düzenlenmiş ve 11.10.1988 tarihli tadil ile "...Her nevi mutfak eşyaları, zirai ilaçlar, ... mamülleri, çay bayilikleri, acentelik, dahili ticaret ve komisyonculuk, otomobil acenteliği, bütangaz dolum tesisleri kurmak ve işletmek bütangaz ile ilgili tüp imalatı ve ticareti, bütangaz ihracat ve ithalatı, her çeşit sanayi tesisleri makine ithalat ve ihracatı, "şirketin amacını gerçekleştirmesi için" menkul ve gayrimenkul almaya ve satmaya, "alacaklarının temini için" ipotek almağa vermeğe, ifraz tevhid etme, cins tashihi etme, yola terketme, şirket gayesi tahakkuku için gayrimenkul kiralama ve şirketin gayrimenkullerini kiraya verme ve kira bedeli tahsil etmek" şeklinde hükme bağlanmıştır.
Esas sözleşmenin "Şirketin temsili ve imza salahiyetleri" başlıklı 7. maddesinde ise "Şirketi bilumum bankalarda, resmi ve hususi daire ve müesseselerde hakiki ve hükmi şahıslara karşı temsile ahzu kabza her türlü evrak, senedat, vesaiki imzaya velhasıl şirketi ilzam edecek bilcümle muameleleri ifaya her dört ortak münferiden yetkili kılınmıştır..." hükmü düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "...B) Eski hukukun ve Türk Ticaret Kanununun uygulanacağı hâller başlıklı 2/1-a hükmünde "...Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse: a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır...." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibarıyla somut uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 165 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir.
6762 sayılı TTK'nın "İdare işlerinin şümulü" başlıklı 165. maddesi "....Şirketin idaresine giren hususlar, şirket maksat ve mevzuunu elde etmek için icrası gereken mütat muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi idare edenler şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul ile tahkime dahi salahiyetlidirler. Şu kadar ki; teberruda bulunmak ve şirket mevzuuna girmiyorsa gayrimenkulleri satmak, satınalmak ve teminat olarak göstermek gibi mutat iş ve muameleler dışında kalan hususlarda ortakların ittifakı şarttır..." hükmünü düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlığın çözümü bakımından Mahkemece, davacı şirketin esas sözleşmesi ve yukarıda belirtilen Kanun hükümleri çerçevesince değerlendirme yapılarak dava konusu işlemlere, şirketin diğer ortaklarının muvafakatı bulunup bulunmadığı, şirket nezdinde bu yönde alınmış bir karar olup olmadığı, şirket ortaklarına şirketin iştigal konularına giren alanlarda işlem yapılmasına izin verilip verilmediği hususları araştırılıp sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165399300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz