Karayolu taşımasında hırsızlık zararında taşıyıcının sınırlı sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1747 E. 2024/206 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Rücuen Tazminat ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Sigorta
Gerekçe özeti
Karayolu taşımasında taşıyıcının, eşyayı teslim aldığı andan alıcıya teslimine kadar zıya ve kayıptan sorumlu olduğu, ancak taşıyıcının aracı terk etmediği, sahipsiz bırakmadığı ve kısa sürede gerçekleşen bir hırsızlık olayına maruz kaldığı hallerde TTK 886'daki kast/pervasızlık ölçütü karşılanmadığından ağır kusurlu sayılamayacağı; bu durumda TTK 882 uyarınca sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması ve tazminatın gönderinin ağırlığına göre özel çekme hakkı (SDR) sınırı üzerinden hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ele alınan sorunlar
Taşıyıcının zarardan sorumluluğunun niteliği (ağır kusur mu, sınırlı sorumluluk mu) → kısmi kabul
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, alabileceği tüm önlemleri aldığını, güvenlik görevlilerinin aracı içeri almaması ve görev yerini terk etmesi nedeniyle hırsızlığın gerçekleştiğini, TTK 886 uyarınca ağır kusurlu ve pervasızca davrandığı yönündeki değerlendirmenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, TTK 876 gereği sorumluluktan kurtulması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini istemiştir.
Gerekçe: Maddi vakıanın gerçekleşmesinde ihtilaf bulunmamaktadır: davalı taşıyıcı, mesai saatinden evvel geldiği fabrika sahasına güvenlik gerekçesiyle alınmamış, D-100 karayolu kenarına aracını park ederek mesai saatini beklerken araç içinde dinlenmiş, bu sırada üçüncü kişilerce mühür kopartılarak 7 dakika içinde hırsızlık gerçekleştirilmiştir. Davalı aracı terk etmemiş, sahipsiz bırakmamış, kameranın görüş açısı içinde kaldığı bir noktada beklemiştir. Bu olgular karşısında davalı taşıyıcının TTK 886 anlamında kasten veya pervasızca, zararın meydana gelme ihtimalinin bilinciyle hareket ettiği, yani ağır kusurlu olduğu kabul edilemez. Dolayısıyla TTK 882 uyarınca sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanmalı, gerçek zarar üzerinden değil, gönderinin net ağırlığının kilogramı başına 8,33 özel çekme hakkı (SDR) sınırı üzerinden tazminata hükmedilmelidir. Çalınan 190 çift ayakkabının toplam brüt ağırlığı (0,75 kg x 190 = 142,50 kg) esas alınarak, davalının sorumluluğu 142,50 kg x 8,33 SDR = 1187 SDR ile sınırlıdır; bu tutarın olay tarihindeki (03.03.2015) SDR karşılığı (3,54-TL) üzerinden hesabı 4.201,98-TL'dir. İlk derece mahkemesinin davalıyı ağır kusurlu ve pervasızca hareket eden olarak kabul edip gerçek zarar (9.408,49-TL) üzerinden sorumlu tutması yerinde değildir; taşıyıcının mesai saatini öngörmesi ve tehlike arz eden bir mahalde aracın hırsızlığa maruz kalabileceğini beklemesi gerektiğinden tam kusursuzluk da kabul edilemez; ancak sorumluluk TTK 882 sınırı ile sınırlı tutulmalıdır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Sigortacının halefiyet yoluyla aktif husumet ehliyeti → ret
İddia: Davalı vekili, ödemenin teminat dışında yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sigortalı, alacak ve dava haklarını sigortacıya temlik ettiğinden, davacı sigorta şirketinin aktif husumet ehliyeti ve zararı talep hakkı bulunmaktadır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Faiz başlangıç tarihi → kabul
Gerekçe: Dava dilekçesinde ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olup, davadan önce davalıdan ihtarname ile ödeme talep edildiği, davalıya atıfet mehli verilmediği anlaşıldığından, hükmedilecek tutara ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Karayolu taşımasında hırsızlık nedeniyle oluşan zararda taşıyıcının TTK 886 anlamında ağır kusurlu/pervasızca hareket edip etmediğinin somut olgulara (aracın terk edilmemesi, kısa süreli olay, güvenlik önlemleri) göre değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak TTK 882 sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması yönünden emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Sigortacının halefiyet/temlik yoluyla aktif husumet ehliyetinin bulunması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 876↗ TTK 879↗ TTK 882↗ TTK 886↗ sınırlı sorumluluk↗ özel çekme hakkı (SDR)↗ halefiyet↗ temlik↗ aktif husumet↗ ağır kusur/pervasızlık↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1747
KARAR NO 2024/206
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/11/2020
NUMARASI 2019/813 Esas 2020/498 Karar
DAVA
Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/02/2024
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sigorta şirketinde ... sayılı poliçe ile nakliyat rizikolarına karşı sigortalı bulunan ... Paz A.Ş.'ye ait emtianın şirkete nakliyesi sırasında ...'a ait ... plakalı nakliye aracının teslimat için park halinde beklerken hırsızlık sonucu ... Paz A.Ş.'ye ait bir kısım emtianın çalındığını, bu olay nedeniyle ile davacı tarafça dava dışı sigortalı ... PazA.Ş.'ye 9.408,49- TL tutarında ödeme yapıldığını, meydana gelen olayla ilgili olarak davalıya başvuruda bulunulmuş ise de, davalı tarafça şimdiye kadar bir ödeme yapılmadığını, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına poliçeden kaynaklı tazminat bedelini ödemesi nedeniyle TTK'na göre sigortalısına halef olduğunu, davalının olayda sorumluluğunun olduğunu, 9.408-TL bedelin fazlaya dair ve faiz ve kusur artışından doğan dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, 03.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini istemiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, olay günü malların teslimi için dava dışı ... fabrikasına gittiğinde nakliye için kullandığı kamyonu fabrikanın önüne park ettiğini, ancak güvenlik görevlilerinin buraya park etmemesini ve D100 karayolu üzerine park edebileceğini söyleyerek oraya yönlendirdiklerini, içeride park yeri olmasına rağme içeriye alınmadığını, bunun üzerine kamyonunu D100 karayoluna park etmek zorunda kaldığını, başka bir araç şoförünün uyarısı üzerine brandadaki mührün açıldığını, aracın içine baktığında mallarda eksiklik olduğunu gördüğünü ve bunun üzerine jandarmaya haber verildiğini, jandarmanın gelmesi üzerine kamera kayıtlarına bakıldığını ve kamera kayıtları izlendiğinde güvenlik görevlilerinin yerinde olmadığının anlaşıldığını, olayda bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; sigortalı ... Paz A.Ş'ye ait ayakkabı emtiasının davalı ... tarafından mülkiyeti kendisine ait ... plakalı kamyon ile 19.12.2014 tarihinde nakliyesinin yapıldığı ve nakliye sonunda malın teslim edilmeden önce teslim yeri önünde meydana gelen hırsızlık olayı sonucu bir miktar emtianın üçüncü kişilerce çalındığı ve davacı sigorta şirketi tarafından çalınan eşya zararının 9.408,49-TL olarak ödendiği, zarar miktarı bilirkişi raporunda bildirilen 4.263,60-USD karşılığı olarak dava tarihi itibariyle 9.408,49-TL olarak benimsendiği, olayda davalının savunması temel olarak zarardan sorumluluğunun bulunmadığına dayandığı, akdi taşıyıcının taşıma işini davalının SS 252 nolu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi aracılığıyla kooperatif üyesi davalı kamyoncu-taşıyıcıya verdiği, davalının taşıma işini yaptığı sabit olmakla davalı fiilen taşıma işini yapan kişi ve aynı zamanda şoför olarak doğan zarardan sorumlu (TTK 886, 879) olduğunu, yapılan soruşturma kapsamında, jandarma tarafından yapılan olay yeri inceleme raporuna ayrıntılı olarak yansıdığı ve yine bizzat davalı beyanlarına da dayandığı üzere davalının emtia yüklü kamyonu D-100 Karayolu üzerine sabah 06.30 sularında park ederek uyuduğu ve hırsızlık olayının yaklaşık 7 dakikada gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, davalının kendisini/kamyonu eşyayı teslim edeceği fabrikanın güvenlik görevlisinin fabrikanın içine almadığı ve bu nedenle fabrikanın açılış tarihi olan 08.00'a kadar beklemek zorunda kaldığına yönelik savunmasına göre kendisinin fabrika içine alınmaması eyleminin kendi görev ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, yaklaşık 1,5 saatlik bir zaman için hiçbir güvenlik önlemi düşünüp almadan kamyonu daima hareketli ana arter bir yol üzerine park ederek içinde yatıp uyuması şeklinde vuku bulan eylemlerine bakıldığında göstermesi gereken yüksek özen bir yana öngörülebilir bilinçli hiçbir önlem almadığı ve açıklanan pervasızca ve ağır kusurlu davranışlarla zararın meydana gelmesine sebep olduğu ve sorumluluktan kurtulamayacağı, bu tür hırsızlık hadiselerinin İstanbul ilinde sıklıkla yaşandığı, Taşıma kooperatif üyesi ve tecrübeli bir şoför olduğu anlaşılan davalının olaya has gereken bilinç ve özeni göstermediği ve böylece malın teslimini yasaların öngördüğü şekilde ve zamanda sağlayamayarak davaya konu zarara sebep olduğu, davalının fabrika içine alınmaması ve vaki hırsızlık eylemi hususunun zaten mahkemenin kabulünde olduğu ancak zarardan sorumluluğa dair ulaşılan sonucu değiştirmeyeceği,davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmakla davanın kabulü ile 9.408-TL rücuen tazminatın zarar gören sigortalıya ödendiği 03/03/2015 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davalı vekili; olay yeri inceleme raporunda da görüleceği üzere aracın ... Tekstil isimli fabrikaya 18 metre, girişteki güvenlik nizamiye kulübesine sadece 50 metre mesafede olduğunu, müvekkil aracı tenha bir yerlere bırakıp da sorumsuzca hareket etmediğini, güvenlik görevlilerinin müvekkili içeriye almamalarına rağmen alabileceği tüm önlemleri alarak fabrikaya mümkün olan en yakın yere aracını park ettiğini, müvekkil aracın içinden inemediği için hırsızlık olayına şahit olamadığını, olayı başka bir araç şoförünün yanına gelerek brandanın açıldığını ve mührün koptuğunu söylediğinde idrak edebildiğini, hiç zaman kaybetmeden jandarmaya haber verdiğini, müvekkilinin bütün önlemleri aldığını, brandasını kilitlediğini ve mühürlediğini, tehlikeli olacağını sezip güvenliğe söylemesine rağmen güvenliğin aracı içeri almadığını ve yerlerini de terk ederek hırsızlığa ortam hazırladıklarını, müvekkilin aracın içerisinde uyduğu kabul edilse dahi bu da günlük hayatla bağdaşan bir durum olduğunu, mahkemenin yorumladığı gibi pervasızca olarak yorumlamak insaniyete de aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin sonuçta bir nakliyeci olduğunu ve üzerine düşen taşıma işlemini eksiksiz ve hiçbir zarar meydana gelmeden yerine getirdiğini, ancak koruma işlerinin üzerine düşen güvenlik görevlileri müvekkili içeri almadıkları gibi görev yerini de terk ederek müvekkilin durması gereken yeri dahi gözetlemediğini, bütün bu olaylar ışığında müvekkilinin sorumluluğunun olduğunu kabul etmek ne hukuka ne de hakkaniyete uygun bir durum yaratmayacağını, her ne kadar Yerel Mahkeme TTK madde 886 ya dayanarak müvekkili pervasızca ve ağır kusurlu davranmakla itham etse de müvekkilin hiçbir kusurunun bulunmadığını, tam aksine TTK madde 876 gereği müvekkilin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; yurt içi karayolu taşımasında emtia taşıyıcı nezdinde iken, çalınan emtia bedelinin davalı taşıyıcıdan tazminine ilişkindir.Emtianın deniz yoluyla Haydarpaşa Limanı'na geldiği ve buradan karayolu taşıma işinin davalı tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından uyuşmazlığa TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK.'nın 876 maddesinde;'' (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur,'' hükmü düzenlenmiştir.6102 Sayılı TTK.'nın 886 maddesinde;''(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz,'' hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda maddi vakıanın gerçekleşmesinde taraflar arasında ihtilaf olmayıp, mesai saatlerinden evvel sigortalının fabrika adresine gelen davalı taşıyıcının, güvenlikle korunan fabrika sahasına alınmadığı ,D-100 karayolunda mesai saatini beklemek üzere aracını yol kenarına park edip aracın içinde dinlenmekte iken araçla gelen ve soruşturma sonunda bulunamayan üçüncü kişiler tarafından aracın mührü kopartılarak araç içinden 190 çift ayakkabının çalındığı hususu sabittir.Davalı taşıyıcı eşyayı teslim aldığı andan alıcıya teslim edeceği tarihe kadar eşyanın ziyaından, kaybından sorumludur. Ancak davalının aracı terk etmediği ,sahipsiz bırakmadığı aracın fabrika sahasına alınmaması nedeniyle zorunlu olarak karayolu kenarında dinlenmekte iken hırsızlık olayının 7 dakika içinde vuku bulduğu olay yeri tutanağı ,incelenen kamera görüntüleri ile kameranın görüş açısı içinde kalan bir noktada hark edip aracın içinde beklediği sabittir.Bu nedenle,somut olayda davalı taşıyıcı ağır kusurlu kabul edilemeyeceğinde TTK'nın 882.maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır.
TTK'nın 882(1)maddesi gönderinin tamamının ziyaı veya hasarı halinde 880 ve 881.maddeler uyarınca ödenecek tazminat ,gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8.33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.Çalınan 190 çift ayakkabının(birim fiyat 22,44) 4.263,60-USD bedelli olduğu dosyaya sunulan ithalat faturasından anlaşılmaktadır.Sigortalı tarafından sunulan evraklar yeterli görülerek , poliçe kuru 2.2067 kur üzerinden karşılığı 4.263,60-USD nin 9.409,49-TL'nin 3.3.2015 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği sigortalı tarafından temlik verildiği anlaşılmaktadır.Dava dilekçesine ekli taşıma evraklarından olay tarihinde 45.745 çift ayakkabının ithal edildiği ,toplam brüt ağırlığın 34.360,95- kg olduğu belirlenmeketdir.Buna göre bir çift ayakkabının 0.75-kg x190= toplam brüt ağırlığın 142,50-kg olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının toplam sorumluluğu 142,50 kgx8.33 SDR=1187 SDR ile sınırlıdır.
3. 3.2015 tarihli SDR karşılığı 3.54-TL olup, karşılığı 4.201,98-TL etmektedir. Bu miktar ile sınırlı olarak karar verilmek gerekirken ,davalının ağır kusurlu ve pervasızca hareket eden kabul edilerek gerçek zarar ile sorumlu tutulması yerinde bulunmamıştır. Davalı vekili, tüm sorumluluğun aracı fabrika sahası içine almayan sigortalı olduğu ileri sürse de, taşıyıcının mesai saatini taşıma saatini öngörmesi gerekmekte olup , tehlike arz eden bir mahalde aracın hırsızlığa maruz kalabileceği beklenebileceğinden davalının kusursuz olarak kabulü mümkün görülmemiştir.Davalı vekili ödemenin teminat dışında yapıldığını ileri sürmüş ise de, sigortalı alacak ve dava haklarını sigortacıya temlik ettiğinden davacının aktif husumet ehliyeti ve zararı talep hakkı bulunmaktadır.Dava dilekçesinde ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olup, davadan evvel davalıdan ihtarname ile ödeme talep edildiği, ancak ödeme tarihinden itibaren faiz talep edildiği anlaşılmakla,davalıya atıfet mehli verilmediği anlaşılmakla hükmedilecek tutara ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin müvekkilinin kusuru ve sorumluluğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görüldüğünden kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2020 Tarih 2019/813 Esas 2020/498 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile;
4. 201,98-TL tazminatın 03/03/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," İlk derece yargılaması bakımından; "Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 160,85-TL harcın mahsubu ile kalan 266,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 188,55-TL peşin harcın davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 266,45-TL posta masrafı, 400-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 666,45-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 295-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 50-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 28-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 3.400-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 3.400-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 219,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 35,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 20-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 97-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 55-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)a- maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/02/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116522 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi