6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eski çalışanın sosyal medya paylaşımları ve ifade özgürlüğü sınırı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6856 E. 2025/4420 K. · · İlk derece: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Yazarı belli olmayan internet paylaşımları, içerikleri davalı ile ilişkilendirilemiyorsa ona atfedilemez ve bu paylaşımlar nedeniyle haksız rekabet sorumluluğuna gidilemez; ispat yükü iddia sahibindedir. Kişinin kendi sosyal medya hesabından yaptığı, işvereni hakkındaki eleştiri niteliğindeki paylaşımlar, rakiplerce bilinmeyen bir bilgiyi ifşa etmedikçe ticari sır ihlali sayılmaz ve kötüleyici ya da gereksiz yere incitici olmadıkça TTK 54 vd. anlamında haksız rekabet oluşturmayıp ifade özgürlüğü kapsamında kalır. Eleştiri boyutunu aşsa dahi, yalnızca sınırlı bir çevreye ulaşan paylaşımlar, karşısındaki güçlü konumdaki şirket bakımından haksız rekabet seviyesine ulaşmaz.

Ele alınan sorunlar

Anonim internet sitelerindeki paylaşımların davalıya atfedilip atfedilemeyeceği → ret

İddia: Davacı, iş akdi sona eren davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, veri gizliliği ve ticari sırları ihlal ettiğini ileri sürmüştür; davalı ise dava konusu yazışmaların tamamının kendisine ait olmadığını, anonim paylaşımları kendisinin yapmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Dava dilekçesi ekindeki ekran görüntülerine göre söz konusu internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından, bunların davalı tarafından yazıldığı veya yazdırıldığı söylenemez; yazı içerikleri ve yazar bilgisi davalı ile ilişkilendirilemez. Paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilemez; davacının bu yöndeki iddiaları ispata muhtaç kalmıştır. Bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde görülen ifadeler bulunsa da bunların davalı elinden kaleme alındığı dosya kapsamında ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Davalıya ait sosyal medya hesaplarındaki paylaşımların ticari sır içerip içermediği → ret

İddia: Davacı, paylaşımların şirketin veri gizliliğini ve ticari sırlarını açıkça ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı adına kayıtlı sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar açıkça inkâr edilmediğinden davalıya ait kabul edilir. Ticari sır kavramının en önemli unsuru, bilginin toplumun bilgisi dâhilinde olmaması veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmemesidir. Davalının bu hesaplardaki paylaşımları ticari sır içermemekte, davacı işverene ait sırları ifşa etmemektedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Paylaşımların kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve ifade özgürlüğü → ret

İddia: Davalı, paylaşımların şirketi karalamak için değil yaşadığı hayal kırıklığını anlatmak için yapıldığını, kendi kişisel hesabından paylaşımda bulunduğunu ve paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Davalının sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar davacı şirkete karşı eleştiri içermekle birlikte, Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri ile örtüşen haksız rekabet fiillerinden olmayıp ifade özgürlüğü kapsamında kalmaktadır; paylaşımlar davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda beyan içermemektedir. Dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım da bulunmamaktadır. Paylaşımların eleştiri boyutunu aştığı kabul edilse dahi, kişinin kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı ve sınırlı sayıda kişiye ulaşan yazıların haksız rekabet teşkil edecek seviyeye erişmesi mümkün değildir; sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar nedeniyle, davalı karşısında güçlü konumdaki davacı şirketin haksız rekabete uğradığından söz edilemez. Aksi düşünce hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı gibi anayasal özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına gelir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki ticari sır ölçütü ile eski çalışanın eleştiri içerikli paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı holding'i üzerinden doğar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet ticari sır kötüleme ifade özgürlüğü ispat yükü sosyal medya paylaşımı manevi tazminat

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) 54

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6856 E.  ,  2025/4420 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/484 Esas, 2024/1389 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/438 E., 2021/852 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;

20. 01.2020 tarihinde davacı şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başlayan davalının 13.04.2020 tarihinde iş akdinin tüm alacaklar ödenmek suretiyle sona erdirildiğini ve bunun üzerine davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde davacı şirketin veri gizliliği ve ticari sırlarını açıkça ihlal eder nitelikte şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, şirketin kişilik hakları ile haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, marka değerini düşürerek personel temini açısından zarara sebep olduğunu, telefonla görüşülmesine ve ihtarname çekilmesine rağmen rağmen paylaşımlarını kaldırmadığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve ihlal oluşturan paylaşımların kaldırılmasına, şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminat ile manevi itibarının zedelenmesi nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yazışmalarının tamamının müvekkiline ait olmadığını, paylaşımların şirketi karalamak için değil hayal kırıklığı sonucu yaşadıklarını anlatmak için olduğunu, müvekkilinin davacının vaatlerine güvenerek iş değiştirdiğini ancak haksız şekilde işten çıkarılması üzerine kendi kişisel hesabından paylaşım yaptığını, telefon sonrası paylaşımları kaldırmasına rağmen ihtarname çekildiğini, anonim paylaşımların kendilerince yapılmadığını, yaşadığı süreci kendi sosyal medyasında paylaşmak istediğini, karalama veyahut itibar zedeleme olmadığını, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi ekinde bulunan ekran görüntülerine göre ....org, ....com ve ....net adlı internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından davalı tarafça yazıldığı yahut yazdırıldığının söylenemeyeceği, söz konusu yazı içerikleri ve yazar bilgisinin davalı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle söz konusu internet sitelerindeki paylaşımlar sebebiyle davalı aleyhinde haksız rekabet iddiasında bulunulamayacağı, bu paylaşımlar sebebiyle davacı iddialarının ispata muhtaç kaldığı, davalı adına kayıtlı ..., ... ve ... gibi sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların ise açıkça inkar edilmemesi karşısında davalıya ait olarak kabul edilebileceği, bu paylaşımların ticari sır yahut kötüleme içerip içermediğinin tespiti gerektiği, Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 02.06.2005 tarih ve 2004/7827 E., 2005/5755 K. sayılı ilamında “Ticari sır kavramının en önemli unsurunun toplumun bilgisi dahilinde olmama veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme şartı” olarak belirtildiği, davacı yanın ticari sır iddiası bakımından davalının sosyal medya hesaplarındaki paylaşımların ticari sır içermediği, davalının sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar davacı şirkete karşı eleştiri içermekte ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 54 ve devamı maddeleri ile örtüşen haksız rekabet fiillerinden olmayıp en nihayetinde ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, nitekim dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım mevcut olmadığı gibi davalının sosyal medyasındaki paylaşımların eleştiri boyutunu aştığı kabul edilse dahi davalının kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı sınırlı sayıda kişiye ulaşan yazıların haksız rekabet teşkil edecek seviye erişmesinin de mümkün bulunmadığı, sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar sebebiyle davalı karşısında güçlü pozisyonda bulunan davacı şirketin haksız rekabete uğradığından bahsedilemeyeceği, aksi düşüncenin hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı ve anayasal özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına geleceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde olduğu belirtilen ifadeler mevcut ise de açıklandığı üzere bunların davalı elinden kaleme alınmış olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen "....org", "....com" ve "....net" adlı internet sitelerine ait ekran görüntülerindeki paylaşımlarda davalının adı geçmediği gibi paylaşımların kimin tarafından kaleme alındığının anlaşılamadığı, bahsi geçen paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, davacının kabulünde olan "...", "..." ve "..." hesaplarında yapılan paylaşımların ise davacı işverene ait sırları ifşa etmediği gibi davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda bir beyan içermediği, paylaşımlardaki eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabetin tespiti, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164759000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/484 E. 2024/1389 K.

Eski çalışanın sosyal medya paylaşımlarının haksız rekabet teşkil etmemesi

Gerekçe özeti

Eski çalışanın işten ayrıldıktan sonra sosyal medyada işvereni eleştiren paylaşımları, işverenin ticari sırlarını ifşa etmiyor ve gereksiz yere incitici nitelikte değilse, ifade özgürlüğü kapsamında kalır ve TTK 55 anlamında haksız rekabet oluşturmaz; ayrıca failliği ispatlanamayan anonim paylaşımlar nedeniyle kişinin haksız rekabetten sorumlu tutulması mümkün değildir.

Emsal değeri

Eski çalışanın sosyal medyada işverenini eleştiren paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı ve ticari sır ifşası/kötüleme unsurlarının ne şekilde değerlendirileceği ile anonim paylaşımlardan sorumluluk için ispat yükünün davacıda olduğu hususlarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: haksız rekabet kötüleme ticari sır ifşası ifade özgürlüğü ispat yükü

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/484

KARAR NO 2024/1389

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/11/2021

NUMARASI 2020/438 Esas - 2021/852 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili;

20. 01.2020 tarihinde davacı şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başlayan davalının 13.04.2020 tarihinde iş akdinin tüm alacaklar ödenmek suretiyle sona erdirildiğini, bunun üzerine davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde davacı şirketin veri gizliliği ve ticari sırlarını açıkça ihlal eder nitelikte şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, şirketin kişilik hakları ile haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, marka değerini düşürerek personel temini açısından zarara sebep olduğunu, telefonla görüşülmesine ve ihtarname çekilmesine rağmen rağmen paylaşımlarını kaldırmadığını ileri sürerek ihlalin tespitine ve ihlali oluşturan paylaşımların kaldırılmasına, şimdilik 2.000-TL maddi tazminat ile manevi itibarının zedelenmesi nedeniyle 200.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava konusu yazışmalarının tamamının müvekkiline ait olmadığını, paylaşımların şirketi karalamak için değil hayal kırıklığı sonucu yaşadıklarını anlatmak için olduğunu, davacının vaatlerine güvenerek iş değiştirdiğini, ancak haksız şekilde işten çıkarılması üzerine kendi kişisel hesabından paylaşım yaptığını, telefon sonrası paylaşımları kaldırmasına rağmen ihtarname çekildiğini, anonim paylaşımların kendilerince yapılmadığını, yaşadığı süreci kendi sosyal medyasında paylaşmak istediğini, karalama veyahut itibar zedeleme olmadığını, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...net" "...com" ve "...org" adlı internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından davalı tarafça yazıldığı yahut yazdırıldığının söylenemeyeceği, söz konusu yazı içerikleri ve yazar bilgisinin davalı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı adına kayıtlı "...", "..." ve "..." gibi sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların ise, açıkça inkar edilmemesi karşısında davalıya ait olarak kabul edilebileceği, bu paylaşımların ticari sır içermediği, davacı şirkete karşı eleştiri içermekte ise de ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım mevcut olmadığı, davalının kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar sebebiyle davalı karşısında güçlü pozisyonda bulunan davacı şirketin haksız rekabete uğradığından bahsedilemeyeceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde olduğu belirtilen ifadeler mevcut ise de bunların davalı elinden kaleme alınmış olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; paylaşımların şirketin sanal itibar yönetimini olumsuz etkilediğini, davacı şirketin tüm faaliyetlerinin dijital ortamda sağlandığını, davalı paylaşımlarının yayınlandığı ..., ... gibi sosyal ağların iş dünyasındaki kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını sağlayan sosyal paylaşım platformları olduğunu, davalı paylaşımlarının olumsuz etki doğurmasının kaçınılmaz olduğunu, iş başvurularının düştüğünü, sosyal ağlar aracılığıyla paylaşılan bilgi ve yorumların önlenemez bir hızla yayıldığını, ek bilirkişi raporu ile haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiğinin tespit edildiğini, davalının sosyal ağlar üzerinden paylaştığı "Şirkette başladığım ilk hafta başımdaki ... işten çıkarıldı...3 ayda 2 takım değişikliği ve 2 farklı proje 3 farklı ...

demek..." ifadeleri gerçeği yansıtıyorsa, beyanın haksız rekabet teşkil etmediği, beyanların içeriği gerçek değilse, haksız rekabet teşkil edeceği, "... içip içip sapıtanlar mı dersin kendini kumara vuranlar mı dersin...", "...Göz boyadığınız sürece kralsınız. ...'ın kulu olursanız değmeyin keyfinize. Bu adam yüzünden herkes saatli bombanın üstünde oturuyor", "... ego tatmininden başka bir şey yapmıyor..." ifadelerinin çalışanları kötü gösteren ve aşağılayan ifadeler olduğunu, "...Gelir modeli tamamıyla mobil uygulamalardan keriz silkeleme ile oluyor." ifadesinin de haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının şirketin iç işleyişi ve personel yönetimi politikasıyla ilgili olumsuz algı yaratacak ifadelerle davacı şirketi karalamaya çalıştığını, paylaşımların rekabet ortamında bulunduğu rakipleri, çalışanları ve potansiyel çalışanları nezdinde zor duruma düşürdüğünü, kötüleme yoluyla haksız rekabet kurallarının ihlal edildiğini, davalının cevap dilekçesinde paylaşımların kendisine ait olmadığını ileri sürmediğini, isimli paylaşımlarla anonim olarak yapılan paylaşımların içeriğinin, yazımının, ifadelerinin aynı olduğunu ve o tarihlerde müvekkil şirketten ayrılan tek yazılımcının davalı olduğunu, TBK'nın 369'uncu maddesinde belirtilen hizmet ilişkisi sonrasında devam eden sır saklama yükümlülüğünün olduğunu, davalının paylaşımlarının eleştiri niteliğini haiz olmaktan ziyade gereksiz yere incitici nitelikte olduğunu, davalının iddialarını ispatlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.

maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.Eldeki dava bakımından önem arz eden TTK'nın 55(1)a-1 maddesinde "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" ve TTK 55/1-d Maddesi uyarınca "Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği, bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Somut olayda; davacı, eski çalışanı olan davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra sosyal medya hesaplarında ve internet sitelerinde yaptığı paylaşımların haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle eldeki davayı açmıştır.

Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen "...org", "...com" ve "...net" adlı internet sitelerine ait ekran görüntülerindeki paylaşımlarda davalının adı geçmediği gibi, paylaşımların kimin tarafından kaleme alındığını da anlaşılamamaktadır. Bahsi geçen paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Davacının kabulünde olan "...", "..." ve "..." hesaplarında yapılan paylaşımların ise davacı işverene ait sırları ifşa etmediği gibi davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda bir beyan içermediği, paylaşımlardaki eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 301,40-TL harcın mahsubu ile kalan 126,20‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.