Eski çalışanın sosyal medya paylaşımları ve ifade özgürlüğü sınırı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6856 E. 2025/4420 K. · · İlk derece: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yazarı belli olmayan internet paylaşımları, içerikleri davalı ile ilişkilendirilemiyorsa ona atfedilemez ve bu paylaşımlar nedeniyle haksız rekabet sorumluluğuna gidilemez; ispat yükü iddia sahibindedir. Kişinin kendi sosyal medya hesabından yaptığı, işvereni hakkındaki eleştiri niteliğindeki paylaşımlar, rakiplerce bilinmeyen bir bilgiyi ifşa etmedikçe ticari sır ihlali sayılmaz ve kötüleyici ya da gereksiz yere incitici olmadıkça TTK 54 vd. anlamında haksız rekabet oluşturmayıp ifade özgürlüğü kapsamında kalır. Eleştiri boyutunu aşsa dahi, yalnızca sınırlı bir çevreye ulaşan paylaşımlar, karşısındaki güçlü konumdaki şirket bakımından haksız rekabet seviyesine ulaşmaz.
Ele alınan sorunlar
Anonim internet sitelerindeki paylaşımların davalıya atfedilip atfedilemeyeceği → ret
İddia: Davacı, iş akdi sona eren davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, veri gizliliği ve ticari sırları ihlal ettiğini ileri sürmüştür; davalı ise dava konusu yazışmaların tamamının kendisine ait olmadığını, anonim paylaşımları kendisinin yapmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Dava dilekçesi ekindeki ekran görüntülerine göre söz konusu internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından, bunların davalı tarafından yazıldığı veya yazdırıldığı söylenemez; yazı içerikleri ve yazar bilgisi davalı ile ilişkilendirilemez. Paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilemez; davacının bu yöndeki iddiaları ispata muhtaç kalmıştır. Bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde görülen ifadeler bulunsa da bunların davalı elinden kaleme alındığı dosya kapsamında ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Davalıya ait sosyal medya hesaplarındaki paylaşımların ticari sır içerip içermediği → ret
İddia: Davacı, paylaşımların şirketin veri gizliliğini ve ticari sırlarını açıkça ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı adına kayıtlı sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar açıkça inkâr edilmediğinden davalıya ait kabul edilir. Ticari sır kavramının en önemli unsuru, bilginin toplumun bilgisi dâhilinde olmaması veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmemesidir. Davalının bu hesaplardaki paylaşımları ticari sır içermemekte, davacı işverene ait sırları ifşa etmemektedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Paylaşımların kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve ifade özgürlüğü → ret
İddia: Davalı, paylaşımların şirketi karalamak için değil yaşadığı hayal kırıklığını anlatmak için yapıldığını, kendi kişisel hesabından paylaşımda bulunduğunu ve paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Davalının sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar davacı şirkete karşı eleştiri içermekle birlikte, Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri ile örtüşen haksız rekabet fiillerinden olmayıp ifade özgürlüğü kapsamında kalmaktadır; paylaşımlar davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda beyan içermemektedir. Dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım da bulunmamaktadır. Paylaşımların eleştiri boyutunu aştığı kabul edilse dahi, kişinin kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı ve sınırlı sayıda kişiye ulaşan yazıların haksız rekabet teşkil edecek seviyeye erişmesi mümkün değildir; sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar nedeniyle, davalı karşısında güçlü konumdaki davacı şirketin haksız rekabete uğradığından söz edilemez. Aksi düşünce hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı gibi anayasal özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına gelir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki ticari sır ölçütü ile eski çalışanın eleştiri içerikli paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı holding'i üzerinden doğar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ ticari sır↗ kötüleme↗ ifade özgürlüğü↗ ispat yükü↗ sosyal medya paylaşımı↗ manevi tazminat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6856 E. , 2025/4420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/484 Esas, 2024/1389 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/438 E., 2021/852 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
20. 01.2020 tarihinde davacı şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başlayan davalının 13.04.2020 tarihinde iş akdinin tüm alacaklar ödenmek suretiyle sona erdirildiğini ve bunun üzerine davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde davacı şirketin veri gizliliği ve ticari sırlarını açıkça ihlal eder nitelikte şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, şirketin kişilik hakları ile haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, marka değerini düşürerek personel temini açısından zarara sebep olduğunu, telefonla görüşülmesine ve ihtarname çekilmesine rağmen rağmen paylaşımlarını kaldırmadığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve ihlal oluşturan paylaşımların kaldırılmasına, şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminat ile manevi itibarının zedelenmesi nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yazışmalarının tamamının müvekkiline ait olmadığını, paylaşımların şirketi karalamak için değil hayal kırıklığı sonucu yaşadıklarını anlatmak için olduğunu, müvekkilinin davacının vaatlerine güvenerek iş değiştirdiğini ancak haksız şekilde işten çıkarılması üzerine kendi kişisel hesabından paylaşım yaptığını, telefon sonrası paylaşımları kaldırmasına rağmen ihtarname çekildiğini, anonim paylaşımların kendilerince yapılmadığını, yaşadığı süreci kendi sosyal medyasında paylaşmak istediğini, karalama veyahut itibar zedeleme olmadığını, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi ekinde bulunan ekran görüntülerine göre ....org, ....com ve ....net adlı internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından davalı tarafça yazıldığı yahut yazdırıldığının söylenemeyeceği, söz konusu yazı içerikleri ve yazar bilgisinin davalı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle söz konusu internet sitelerindeki paylaşımlar sebebiyle davalı aleyhinde haksız rekabet iddiasında bulunulamayacağı, bu paylaşımlar sebebiyle davacı iddialarının ispata muhtaç kaldığı, davalı adına kayıtlı ..., ... ve ... gibi sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların ise açıkça inkar edilmemesi karşısında davalıya ait olarak kabul edilebileceği, bu paylaşımların ticari sır yahut kötüleme içerip içermediğinin tespiti gerektiği, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 02.06.2005 tarih ve 2004/7827 E., 2005/5755 K. sayılı ilamında “Ticari sır kavramının en önemli unsurunun toplumun bilgisi dahilinde olmama veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme şartı” olarak belirtildiği, davacı yanın ticari sır iddiası bakımından davalının sosyal medya hesaplarındaki paylaşımların ticari sır içermediği, davalının sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar davacı şirkete karşı eleştiri içermekte ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 54 ve devamı maddeleri ile örtüşen haksız rekabet fiillerinden olmayıp en nihayetinde ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, nitekim dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım mevcut olmadığı gibi davalının sosyal medyasındaki paylaşımların eleştiri boyutunu aştığı kabul edilse dahi davalının kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı sınırlı sayıda kişiye ulaşan yazıların haksız rekabet teşkil edecek seviye erişmesinin de mümkün bulunmadığı, sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar sebebiyle davalı karşısında güçlü pozisyonda bulunan davacı şirketin haksız rekabete uğradığından bahsedilemeyeceği, aksi düşüncenin hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı ve anayasal özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına geleceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde olduğu belirtilen ifadeler mevcut ise de açıklandığı üzere bunların davalı elinden kaleme alınmış olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen "....org", "....com" ve "....net" adlı internet sitelerine ait ekran görüntülerindeki paylaşımlarda davalının adı geçmediği gibi paylaşımların kimin tarafından kaleme alındığının anlaşılamadığı, bahsi geçen paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, davacının kabulünde olan "...", "..." ve "..." hesaplarında yapılan paylaşımların ise davacı işverene ait sırları ifşa etmediği gibi davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda bir beyan içermediği, paylaşımlardaki eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164759000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz