TTK 596'daki üç aylık sürede ret kararı yoksa pay değeri tespitinde hukuki yarar yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6505 E. 2025/4046 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket payının miras yoluyla intikalinde şirketin, ortaklık talebinin reddine ilişkin kararı TTK'nın 596. maddesindeki üç aylık süre içinde alması gerekir; şirketin iktisaptan daha önce haberdar olduğu anlaşılıyor ve mirasçılar ortaklar kurulunda tanınıp kabul edilmişse süresinde alınmış geçerli bir ret kararından söz edilemez ve paylar mirasçılara doğrudan intikal etmiş sayılır. Böyle bir karar bulunmadıkça şirketin pay değerinin tespitini istemekte hukuki yararı yoktur; aynı nedenle verilen karar TTK'nın 597. maddesi kapsamında kesin sayılmaz.
Ele alınan sorunlar
Miras yoluyla intikal eden payın onaylanmasının reddine ilişkin kararın süresinde ve geçerli olup olmadığı ve şirketin pay değerinin tespitini istemekte hukuki yararı → ret
İddia: Davacı şirket, mirasçıların pay defterine kayıt için müracaatlarının bulunmadığını, hisse oranlarını ilk kez genel kurulda öğrendiklerini ve şirket müdürünce mirasçıların paydaş olma taleplerinin reddedilerek pay değerinin hesaplanması için mahkemeye başvurulmasına karar verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin intikalden ancak 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında haberdar olduğu belirtilmişse de, şirketin ret kararının içeriğinde mirasçılardan biri tarafından gönderilen 09.06.2015 tarihli ihtarnameden haberdar olunduğu ve bu ihtara 15.06.2015 tarihinde yanıt verildiği yazılıdır; ayrıca vefat eden muris ile şirket müdürü olan diğer ortağın kardeş olduğu dikkate alındığında, toplantı tarihine kadar iktisabın veya mirasçıların bilinmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bunun yanında 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısına mirasçılar katılıp oy kullanmış ve şirket tarafından tanınıp kabul edilmişlerdir. Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi kapsamında üç aylık süre içinde alınmış geçerli bir karar bulunmamaktadır; şirket payları mirasçılara miras yoluyla doğrudan intikal etmiş olup, üç ay içinde TTK'nın 596. maddesi çerçevesinde ortaklık taleplerinin reddine ilişkin geçerli bir karar bulunmadığından şirket değerinin tespitinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Pay değerinin tespitine ilişkin kararın TTK 597 uyarınca kesin sayılıp sayılmayacağı → kabul
Gerekçe: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 597. maddesinde mahkemenin şirketin değerine ilişkin vereceği kararın kesin nitelikte olduğu düzenlenmişse de, eldeki davada TTK'nın 596. maddesi kapsamında alınmış bir karar bulunmadığından, verilen kararın 597. madde kapsamında kesin olduğu kabul edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
TTK 596'daki üç aylık süre içinde geçerli ret kararı bulunmadıkça pay değerinin tespitinde hukuki yarar bulunmadığı ve bu hâlde TTK 597 kesinliğinin uygulanmayacağı yönünden bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Limited şirkette, miras yoluyla intikal eden payın ortaklık talebinin reddine ilişkin karar TTK'nın 596. maddesi uyarınca üç aylık süre içinde alınmalıdır; bu süre içinde geçerli bir ret kararı bulunmazsa paylar mirasçılara doğrudan intikal etmiş sayılır ve şirketin pay değerinin tespitini istemesinde hukuki yarar bulunmaz.
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket payının miras yoluyla intikali↗ ortaklık talebinin reddi↗ gerçek pay değerinin tespiti↗ hukuki yarar↗ dava şartı↗ kararın kesinliği↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6505 E. , 2025/4046 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2024 Esas, 2024/1382 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin müdürü ... ile müteveffa ...'in şirketin %50 hissedarları olduğunu, ...'in vefatından önce ...'in boşanma davası açtığını ve boşanma halinde ...’in mirasçı olamayacağını, ... mirasçılarının şirket pay defterine kayıtları için müracaatları olmadığını, olağan genel kurul için 14.11.2015 günü toplantı düzenlendiğini, ... mirasçılarının toplantıya katılıp veraset ilamı sunduklarını, şirket müdürünün yokluğunda herhangi bir karar alınamadığını, hazirun cetvelinin şirket müdürünce hazırlanmadığını, ... mirasçılarının hangi oranlarda hissedar olduklarını ilk kez genel kurulda öğrendiklerini, daha pay defterlerine kayıt kararı verilmemiş olmasına rağmen 14.11.2015 günlü genel kurulda şirketi kilitlemeleri nedeniyle şirket müdürünce 26.11.2015 tarihinde ...
mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddi ile ... mirasçılarına düşen pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat ile mahkemece belirlenecek gerçek hisse değerleri üzerinden ...’in hisselerinin ... tarafından devralınmasına karar verildiğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596 ve 597. maddelerine göre davacı şirketteki ... hisselerinin gerçek değerlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kardeş olan ... ve ... tarafından davacı şirketin 29.01.1997 tarihinde kurulduğunu, ...'in 06.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye eşi ve çocuklarının kaldığını, şirket müdürü ...'in kızı ...'e verdiği vekaletname ile şirketin yönetildiğini, ... ve ...'in şirket malvarlığını ve mali değerlerini azalttığını ileri sürerek 09.06.2015 tarihinde ihtarname çekildiğini, ancak kasıtlı olarak oyalanıp firmaya alınmadıklarını, hesap incelemesine engel olunduğunu, ... ve ...'in 11.11.2015 tarihinde ... ... Makine San. ve Tic, A.Ş.'yi aynı adreste kurarak haksız rekabette bulunduklarını, davacı şirkete ait personel ve ekipmanları kullandıklarını, davacı şirkete ait ...
Kama markasına tecavüz ettiklerini, davalı şirketin 30-40 civarında personeli, adına tescilli bir adet menkul ve gayrimenkul malı bulunduğunu, sermayesinin tamamına yakınının ödendiğini, ... ve ...'in şirket karını düşük göstermek için şirket hesaplarında manipülatif işlemler yaptığını belirterek ... ... Makine San. ve Tic. A.Ş.'nin davaya dahil edilmesini, bilirkişi aracıyla mali varlığının incelenmesini, hisse değeri hesaplanırken bu şirketin değerinin de hesaplanmasını, feshine karar verilmesini ve haksız kazancın iadesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket müdürü ...'in ve müteveffa ...'in % 50'şer oranda hissedar oldukları, ...'in vefatı üzerine davalı mirasçıların 14/11/2015 tarihli genel kurul toplantısına katılıp veraset belgesi sunarak iktisaplarının onaylanması talebinde bulundukları, %50 pay sahibi müteveffanın 06.01.2015 tarihinde vefat etmesi ve kardeş olmaları nedeni ile iktisap tarıhinin bu tarih olması gerektiği düşünülmüş ise de; iktisap tarihinin TTK'nın 596. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında veraset ilamı sunularak genel kurul toplantısına katıldıkları 14.11.2015 tarihi olarak kabul edilerek şirketin ret kararının süresi içinde verildiğinin kabulü gerektiği, 25.11.2015 tarihli ve 2015/2 sayılı kararla ...
mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddine, ... mirasçılarına düşen payın şirket müdürü ... tarafından devralınmak üzere pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi rapor ve ek raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin değerinin 2.264.030,47 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle % 50 hisseye tekabül eden öz varlık payının 1.132.015,24 TL olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı şirketin, intikalden 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında haberdar olduğu belirtilmiş ise de, 26.11.2015 tarihli kararın içeriğinde; mirasçılardan ... tarafından gönderilen 09.06.2015 tarihli ihtarnameden şirketin haberdar olduğu, 15.06.2015 tarihinde bu ihtara yanıt verildiğinin belirtildiği, diğer taraftan vefat eden muris ... ile şirket müdürü olan diğer ortağın kardeş olduğu dikkate alındığında 14.11.2015 toplantı tarihine kadar iktisabın veya mirasçıların bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters olduğu gibi 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların toplantıya katılarak oy kullandıkları, davalı şirket tarafından davacıların tanınıp kabul edilmiş olduğu dikkate alındığında ortada 3 aylık süresi içerisinde TTK'nın 596.
maddesi kapsamında alınan geçerli bir karar bulunmadığı, şirket hisseleri davalılara miras yoluyla doğrudan intikal etmiş olup 3 ay içinde TTK'nın 596. maddesi çerçevesinde davalıların ortalık taleplerinin reddine ilişkin geçerli bir karar bulunmadığından şirket değerinin tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, diğer yandan TTK'nın 597. maddesinde mahkemenin şirketin değerine ilişkin vereceği kararın kesin nitelikte olduğu düzenlenmiş ise de, eldeki davada TTK'nın 596. maddesi kapsamında alınan bir karar bulunmadığından, kararın TTK'nın 597. maddesi kapsamında kesin olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalılara miras yoluyla intikal eden şirket hisselerinin TTK'nın 597. maddeleri kapsamında gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesi maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164131600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz