6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TTK 596'daki üç aylık sürede ret kararı yoksa pay değeri tespitinde hukuki yarar yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6505 E. 2025/4046 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Limited şirket payının miras yoluyla intikalinde şirketin, ortaklık talebinin reddine ilişkin kararı TTK'nın 596. maddesindeki üç aylık süre içinde alması gerekir; şirketin iktisaptan daha önce haberdar olduğu anlaşılıyor ve mirasçılar ortaklar kurulunda tanınıp kabul edilmişse süresinde alınmış geçerli bir ret kararından söz edilemez ve paylar mirasçılara doğrudan intikal etmiş sayılır. Böyle bir karar bulunmadıkça şirketin pay değerinin tespitini istemekte hukuki yararı yoktur; aynı nedenle verilen karar TTK'nın 597. maddesi kapsamında kesin sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Miras yoluyla intikal eden payın onaylanmasının reddine ilişkin kararın süresinde ve geçerli olup olmadığı ve şirketin pay değerinin tespitini istemekte hukuki yararı → ret

İddia: Davacı şirket, mirasçıların pay defterine kayıt için müracaatlarının bulunmadığını, hisse oranlarını ilk kez genel kurulda öğrendiklerini ve şirket müdürünce mirasçıların paydaş olma taleplerinin reddedilerek pay değerinin hesaplanması için mahkemeye başvurulmasına karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirketin intikalden ancak 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında haberdar olduğu belirtilmişse de, şirketin ret kararının içeriğinde mirasçılardan biri tarafından gönderilen 09.06.2015 tarihli ihtarnameden haberdar olunduğu ve bu ihtara 15.06.2015 tarihinde yanıt verildiği yazılıdır; ayrıca vefat eden muris ile şirket müdürü olan diğer ortağın kardeş olduğu dikkate alındığında, toplantı tarihine kadar iktisabın veya mirasçıların bilinmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bunun yanında 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısına mirasçılar katılıp oy kullanmış ve şirket tarafından tanınıp kabul edilmişlerdir. Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi kapsamında üç aylık süre içinde alınmış geçerli bir karar bulunmamaktadır; şirket payları mirasçılara miras yoluyla doğrudan intikal etmiş olup, üç ay içinde TTK'nın 596. maddesi çerçevesinde ortaklık taleplerinin reddine ilişkin geçerli bir karar bulunmadığından şirket değerinin tespitinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Pay değerinin tespitine ilişkin kararın TTK 597 uyarınca kesin sayılıp sayılmayacağı → kabul

Gerekçe: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 597. maddesinde mahkemenin şirketin değerine ilişkin vereceği kararın kesin nitelikte olduğu düzenlenmişse de, eldeki davada TTK'nın 596. maddesi kapsamında alınmış bir karar bulunmadığından, verilen kararın 597. madde kapsamında kesin olduğu kabul edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

TTK 596'daki üç aylık süre içinde geçerli ret kararı bulunmadıkça pay değerinin tespitinde hukuki yarar bulunmadığı ve bu hâlde TTK 597 kesinliğinin uygulanmayacağı yönünden bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Limited şirkette, miras yoluyla intikal eden payın ortaklık talebinin reddine ilişkin karar TTK'nın 596. maddesi uyarınca üç aylık süre içinde alınmalıdır; bu süre içinde geçerli bir ret kararı bulunmazsa paylar mirasçılara doğrudan intikal etmiş sayılır ve şirketin pay değerinin tespitini istemesinde hukuki yarar bulunmaz.
Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket payının miras yoluyla intikali ortaklık talebinin reddi gerçek pay değerinin tespiti hukuki yarar dava şartı kararın kesinliği

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6505 E.  ,  2025/4046 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2024 Esas, 2024/1382 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin müdürü ... ile müteveffa ...'in şirketin %50 hissedarları olduğunu, ...'in vefatından önce ...'in boşanma davası açtığını ve boşanma halinde ...’in mirasçı olamayacağını, ... mirasçılarının şirket pay defterine kayıtları için müracaatları olmadığını, olağan genel kurul için 14.11.2015 günü toplantı düzenlendiğini, ... mirasçılarının toplantıya katılıp veraset ilamı sunduklarını, şirket müdürünün yokluğunda herhangi bir karar alınamadığını, hazirun cetvelinin şirket müdürünce hazırlanmadığını, ... mirasçılarının hangi oranlarda hissedar olduklarını ilk kez genel kurulda öğrendiklerini, daha pay defterlerine kayıt kararı verilmemiş olmasına rağmen 14.11.2015 günlü genel kurulda şirketi kilitlemeleri nedeniyle şirket müdürünce 26.11.2015 tarihinde ...

mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddi ile ... mirasçılarına düşen pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat ile mahkemece belirlenecek gerçek hisse değerleri üzerinden ...’in hisselerinin ... tarafından devralınmasına karar verildiğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596 ve 597. maddelerine göre davacı şirketteki ... hisselerinin gerçek değerlerinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kardeş olan ... ve ... tarafından davacı şirketin 29.01.1997 tarihinde kurulduğunu, ...'in 06.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye eşi ve çocuklarının kaldığını, şirket müdürü ...'in kızı ...'e verdiği vekaletname ile şirketin yönetildiğini, ... ve ...'in şirket malvarlığını ve mali değerlerini azalttığını ileri sürerek 09.06.2015 tarihinde ihtarname çekildiğini, ancak kasıtlı olarak oyalanıp firmaya alınmadıklarını, hesap incelemesine engel olunduğunu, ... ve ...'in 11.11.2015 tarihinde ... ... Makine San. ve Tic, A.Ş.'yi aynı adreste kurarak haksız rekabette bulunduklarını, davacı şirkete ait personel ve ekipmanları kullandıklarını, davacı şirkete ait ...

Kama markasına tecavüz ettiklerini, davalı şirketin 30-40 civarında personeli, adına tescilli bir adet menkul ve gayrimenkul malı bulunduğunu, sermayesinin tamamına yakınının ödendiğini, ... ve ...'in şirket karını düşük göstermek için şirket hesaplarında manipülatif işlemler yaptığını belirterek ... ... Makine San. ve Tic. A.Ş.'nin davaya dahil edilmesini, bilirkişi aracıyla mali varlığının incelenmesini, hisse değeri hesaplanırken bu şirketin değerinin de hesaplanmasını, feshine karar verilmesini ve haksız kazancın iadesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket müdürü ...'in ve müteveffa ...'in % 50'şer oranda hissedar oldukları, ...'in vefatı üzerine davalı mirasçıların 14/11/2015 tarihli genel kurul toplantısına katılıp veraset belgesi sunarak iktisaplarının onaylanması talebinde bulundukları, %50 pay sahibi müteveffanın 06.01.2015 tarihinde vefat etmesi ve kardeş olmaları nedeni ile iktisap tarıhinin bu tarih olması gerektiği düşünülmüş ise de; iktisap tarihinin TTK'nın 596. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında veraset ilamı sunularak genel kurul toplantısına katıldıkları 14.11.2015 tarihi olarak kabul edilerek şirketin ret kararının süresi içinde verildiğinin kabulü gerektiği, 25.11.2015 tarihli ve 2015/2 sayılı kararla ...

mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddine, ... mirasçılarına düşen payın şirket müdürü ... tarafından devralınmak üzere pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi rapor ve ek raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin değerinin 2.264.030,47 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle % 50 hisseye tekabül eden öz varlık payının 1.132.015,24 TL olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı şirketin, intikalden 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında haberdar olduğu belirtilmiş ise de, 26.11.2015 tarihli kararın içeriğinde; mirasçılardan ... tarafından gönderilen 09.06.2015 tarihli ihtarnameden şirketin haberdar olduğu, 15.06.2015 tarihinde bu ihtara yanıt verildiğinin belirtildiği, diğer taraftan vefat eden muris ... ile şirket müdürü olan diğer ortağın kardeş olduğu dikkate alındığında 14.11.2015 toplantı tarihine kadar iktisabın veya mirasçıların bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters olduğu gibi 14.11.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların toplantıya katılarak oy kullandıkları, davalı şirket tarafından davacıların tanınıp kabul edilmiş olduğu dikkate alındığında ortada 3 aylık süresi içerisinde TTK'nın 596.

maddesi kapsamında alınan geçerli bir karar bulunmadığı, şirket hisseleri davalılara miras yoluyla doğrudan intikal etmiş olup 3 ay içinde TTK'nın 596. maddesi çerçevesinde davalıların ortalık taleplerinin reddine ilişkin geçerli bir karar bulunmadığından şirket değerinin tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, diğer yandan TTK'nın 597. maddesinde mahkemenin şirketin değerine ilişkin vereceği kararın kesin nitelikte olduğu düzenlenmiş ise de, eldeki davada TTK'nın 596. maddesi kapsamında alınan bir karar bulunmadığından, kararın TTK'nın 597. maddesi kapsamında kesin olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalılara miras yoluyla intikal eden şirket hisselerinin TTK'nın 597. maddeleri kapsamında gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesi maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164131600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2024 E. 2024/1382 K.

TTK 596 kapsamında geçerli red kararı yoksa değer tespitinde hukuki yarar yoktur

Gerekçe özeti

Esas sermaye payının mirasla intikali halinde payın iktisabı genel kurul onayına bağlı değildir; şirketin bu iktisabı reddetmesi için TTK 596/2 uyarınca öğrenmeden itibaren üç ay içinde açık ve yazılı biçimde geçerli bir ret kararı alması gerekir. Bu süre içinde geçerli bir ret kararı bulunmuyorsa, TTK 597'ye dayalı hisse değeri tespiti talebinde hukuki yarar bulunmaz ve talep alelade bir tespit istemine dönüşür; bu durumda ayrıca TTK 597'deki kesinlik hükmü de uygulanmaz. Hukuki yarar yokluğu istinaf incelemesinde re'sen gözetilerek dava usulden reddedilir.

Emsal değeri

TTK 596 ve 597. maddelerinin birlikte uygulanması bakımından, mirasla intikal eden esas sermaye payı için üç aylık süre içinde geçerli bir ret kararı alınmamışsa TTK 597'ye dayalı değer tespiti talebinde hukuki yarar bulunmadığına ve bu durumda TTK 597'deki kesinlik hükmünün de uygulanmayacağına ilişkin tespit, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: esas sermaye payının miras yoluyla intikali TTK 596 red kararı hukuki yarar TTK 597 değer tespiti kesin hüküm/kesinlik

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2024

KARAR NO 2024/1382

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/12/2019

NUMARASI 2016/275 Esas - 2019/1022 Karar

DAVA

Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin müdürü ... ile müteveffa ...'in şirketin %50 hissedarları olduğunu, ...'in vefatından önce Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi'nin 2013/1086 E. sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, ... ve ...'in bu davaya devam etme kararı alarak mahkemeye müracaat ettiklerini, boşanma halinde ...’in mirasçı olamayacağını, ... mirasçılarının pay defterine kayıtları için müracaatları olmadığını, olağan genel kurul için 14/11/2015 günü toplantı düzenlendiğini, ... mirasçılarının toplantıya katılıp veraset ilamı sunduklarını, şirket müdürünün yokluğunda herhangi bir karar alınamadığını, Hazirun cetvelinin şirket müdürünce hazırlanmadığını, ... mirasçılarının hangi oranlarda hissedar olduklarını ilk kez genel kurulda öğrendiklerini, daha pay defterlerine kayıt kararı verilmemiş olmasına rağmen 14/11/2015 günlü genel kurulda şirketi kilitlemeleri nedeniyle şirket müdürünce 25/11/2015 tarihinde ...

mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddi ile ... mirasçılarına düşen pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat ile mahkemece belirlenecek gerçek hisse değerleri üzerinden ...’in hisselerinin ... tarafından devralınmasına karar verildiğini ileri sürerek TTK 596. ve 597. maddelerine göre davacı şirketteki ... hisselerinin gerçek değerlerinin tespitini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; kardeş olan ... ve ... tarafından davacı şirketin 29.01.1997 tarihinde kurulduğunu, ...'in 06.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye eşi ve çocuklarının kaldığını, şirket müdürü ...'in kızı ...'e verdiği vekaletname ile şirketin yönetildiğini, ... ve ...'in şirket malvarlığını ve mali değerlerini azalttığını ileri sürerek 09.06.2015 tarihinde ihtarname çekildiğini, ancak kasıtlı olarak oyalanıp firmaya alınmadıklarını, hesap incelemesine engel olunduğunu, ... ve ...'in 11.11.2015 tarihinde ... San. ve Tic, A.Ş.yi aynı adreste kurarak haksız rekabette bulunduklarını, davacı şirkete ait personel ve ekipmanları kullandıklarını, davacı şirkete ait ... markasına tecavüz ettiklerini, davalı Şirketin 30- 40 civarında personeli, adına tescilli bir adet menkul ve gayrimenkul malı bulunduğunu, sermayesinin tamamına yakınının ödendiğini, ...

ve ...'in şirket karını düşük göstermek için şirket hesaplarında manipülatif işlemler yaptığını belirterek ... San. ve Tic. A.Ş.nin davaya dahil edilmesini, bilirkişi aracıyla mali varlığının incelenmesini, hisse değeri hesaplanırken bu şirketin değerinin de hesaplanmasını, feshine karar verilmesini ve haksız kazancın iadesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı şirket müdürü ...'in ve müteveffa ...'in % 50 şer oranda hissedar oldukları, ...'in vefatı üzerine davalı mirasçıların 14/11/2015 tarihli genel kurul toplantısına katılıp veraset belgesi sunarak iktisaplarının onaylanması talebinde bulundukları, %50 pay sahibi müteveffanın 06.01.2015 tarihinde vefat etmesi ve kardeş olmaları nedeni ile iktisap tarıhinin bu tarih olması gerektiği düşünülmüş ise de; iktisap tarihinin TTK nın 596/2. maddesi kapsamında veraset ilamı sunularak genel kurul toplantısına katıldıkları 14.11.2015 tarihi olarak kabul edilerek şirketin red kararının süresi içinde verildiğinin kabulü gerektiği, 25/11/2015 tarihli ve 2015/2 sayılı kararla ... mirasçılarının şirket paydaşı olma taleplerinin reddine, ...

mirasçılarına düşen payın şirket müdürü ... tarafından devralınmak üzere pay değerinin hesaplanması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi rapor ve ek raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin değerinin 2.264.030,47- TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle % 50 hisseye tekabül eden öz varlık payının 1.132.015,24 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; şirket hisse değerinin fahiş olduğunu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hükme esas alınamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalılar vekili; ... ve ...'in birlikte hareket ederek 11.11.2015 tarihinde, davacı şirket içerisinde ... A.Ş.'yi kurduklarını, bu firmanın hileli olarak kurulduğunu, bu şirketin sürdürdüğü faaliyetlerle, davalıların ortağı olduğu davacı şirketin adına tescilli "..." markasına haksız olarak tecavüz ve haksız rekabet ettiğini, ...'in tek başına sahibi olduğu ...A.Ş.'nin üretim faaliyetlerini ortağı olduğu şirkete ait ham madde ve stoklarıyla, kalıp ve makineleriyle herhangi bir bedel ödemeksizin gerçekleştirmekte olup, yine davalıların ortağı olduğu şirkete ait ticari sır ve bilgileri, özellikle de müşteri bilgilerini haksız, bedelsiz ve izinsiz olarak kullanarak haksız kazanç sağladığını, buna ilişkin delillerin dosyaya sunulduğunu, markaya karşı gerçekleştirdiği haksız tecavüz ve rekabet İstanbul 1.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/8 D.iş sayılı dosyası ile açıkça tespit edildiğini, ... ve ...'in lüks hayat sürüp yüksek limitli harcamaları olduğunu, ... hakkında vergi ve ceza davalarının bulunduğunu, kök raporun 3. sayfasında bu hususların araştırılması ve tespit edilmesi halinde şirketin gerçek değerine eklenmesi gerektiğinin belirtildiğini, TTK nın 596 madde hükmü kapsamında şirkete ortak olmaları kabul edilmediğine göre, bu değerlerin de hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, dolayısı ile ...Ltd. Şti.'nden ortakların şahsi mal varlığına veya ...A.Ş.'ne mal varlığını aktarımı olup olmadığının, hangi mal varlıklarının aktarıldığının tespiti ile, aktarılan mal varlıklarının değerlerinin belirlenmesi, bu hususların incelenmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre payın değerinin belirlenmesi gerektiğini, ancak ...A.Ş.'nin defter ve kayıtları incelenemediğinden, bilirkişiler tarafından tanzim edilen ek raporda bu yönde tespit yapılamadığını, mirasçılık haklarının tam ve doğru olarak tespit edilebilmesi için dava dışı ...A.Ş.

firmasının defter ve kayıtlarının incelenmesinin zorunlu olduğunu, ...A.Ş. fnin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalılara miras yolu ile intikal eden şirket hissesinin gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK nın 596. maddesinde "(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. (3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir.

Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. (4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır.", Aynı yasanın 597. maddesinde; "(1) Kanunda veya şirket sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda, taraflar anlaşamamışlarsa bu değer, taraflardan birinin istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir. (2) Mahkeme, yargılama ve değer belirleme giderlerini kendi takdirine göre paylaştırır. Mahkemenin kararı kesindir." hükümleri mevcuttur. Somut olayda davacı şirketin % 50 hissedarı ve aynı zamanda davalıların murisi ...

06/01/2015 tarihinde vefat etmiş olup diğer ortak ...'in katılımı ile 26/11/2015 tarihinde 2015/3 sayılı karar alınarak davacıların hisselerinin pay defterine işlenmesi talebinin reddine, bu hisselerin gerçek değerinin belirlenmesi için dava açılmasına dair karar alınmış ve davacı şirket tarafından eldeki dava açılmıştır. TTK nın 596/1 maddesinde; esas sermaye payının miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi halinde tüm haklar ve borçların, genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçeceği düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre davacıların miras paylarına isabet eden hisselerin doğrudan intikali söz konusu olduğu için mirasçıların hissedar sıfatını kazanması genel kurul onayına bağlı değildir.

Bununla birlikte TTK'nın 596/2. maddesine göre iktisabın öğrenilmesinden itibaren 3 ay içerisinde şirketin payın geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebileceği ve TTK'nın 596/4. maddesine göre 3 ay içinde açıkça ve yazılı olarak bu reddin yapılmaması durumunda onay verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda davacı, TTK'nın 597 maddesine dayalı olarak davalılara isabet eden şirket hisse değerinin tespitini talep etmektedir. Ancak kanunda açıkça yazılı olmasa da TTK'nın 597. maddesi kapsamında şirketin gerçek değerinin istenebilmesi için öncelikle TTK'nın 596. maddesi çerçevesinde usulüne uygun bir bir karar alınması gerekir. Usulüne uygun alınmış bir karar bulunmadığı takdirde talebin TTK'nın 597.

maddesi çerçevesinde değil, alelade bir değer tespiti istemi olarak kabulü gerekir. HMK'nın 106/2. Maddesi uyarınca tespit davası açanın, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerekmektedir. Her ne kadar davacı şirketin, intikalden 14/11/2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında haberdar olduğu belirtilmiş ise de 26/11/2015 tarihli kararın içeriğinde; mirasçılardan ... tarafından gönderilen 09/06/2015 tarihli ihtarnameden şirketin haberdar olduğu, 15/06/2015 tarihinde bu ihtara yanıt verildiği belirtilmiştir. Diğer taraftan vefat eden muris ... ile şirket müdürü olan diğer ortağın kardeş olduğu dikkate alındığında 14/11/2015 toplantı tarihine kadar iktisabın veya mirasçıların bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters olduğu gibi 14/11/2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların toplantıya katılarak oy kullandıkları, davalı şirket tarafından davacıların tanınıp kabul edilmiş olduğu dikkate alındığında ortada 3 aylık süresi içerisinde TTK nın 596 madde kapsamında alınan geçerli bir karar bulunmamaktadır.

Şirket hisseleri davalılara miras yoluyla doğrudan intikal etmiş olup, 3 ay içinde TTK nın 596 madde çerçevesinde davalıların ortalık taleplerinin reddine ilişkin geçerli bir karar bulunmadığından şirket değerinin tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Talebin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, şirketin değerinin tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; TTK'nın 597. maddesinde mahkemenin şirketin değerine ilişkin vereceği kararın kesin nitelikte olduğu düzenlenmiş ise de eldeki davada TTK'nın 596. maddesi kapsamında alınan bir karar bulunmadığından, davacının talebi TTK'nın 597. maddesi çerçevesinde değil, alelade değer tespiti isteminden ibarettir.

Bu nedenle kararın TTK'nın 597. maddesi kapsamında kesin olduğu kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, re'sen dikkate alınan bu husus nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/275 Esas - 2019/1022 Karar sayılı 24/12/2019 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Hukuki yarar yokluğundan davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 29,20-TL peşin harçın mahsubu ile kalan ‬398,4‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar vekili için takdir olunan 30.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalılar tarafından yatırılan 177,9‬0-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.