TTK 376 kapsamında borca batıklıkta doğrudan sermaye artırımı kararının geçersizliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/961 E. 2024/160 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Sermaye Artırımı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir anonim şirketin sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı (borca batıklık) durumunda, genel kurul TTK 376/1-2 uyarınca sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermeden doğrudan sermaye artırımına karar veremez; önce esas sermaye kayıp tutarı kadar azaltılıp ardından tamamlayıcı artırım yapılmalıdır. Bu emredici hükme aykırı alınan sermaye artırımı kararı geçersiz olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece resen nazara alınır; bu nedenle iptal davasının açılabilmesi için pay sahibinin genel kurulda muhalefet şerhi yazdırmış olması şartı aranmaz.
Ele alınan sorunlar
Muhalefet şerhi bulunmaması nedeniyle iptal davasının açılabilirliği → kabul
Gerekçe: TTK'nin 376. maddesi mahkemece resen nazara alınacak amir hükümlerdendir. Kamunun menfaatini de ilgilendiren emredici nitelikteki TTK 376. maddesine aykırı alınan genel kurul kararı geçersiz olduğundan, iptal davası açılabilmesi için muhalefet şerhinin varlığı aranmaz. Bu nedenle muhalefet şerhi yokluğu gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Borca batıklık halinde doğrudan sermaye artırımı kararının TTK 376'ya uygunluğu → kabul
İddia: Davacılar, sermaye artırımı tedbirinin şirketin devamı için yeterli olmadığını, şirketin borca batık duruma geliş sebebinin araştırılması gerektiğini ve alınan kararın kendilerini zarara uğrattığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 376/1-2 uyarınca, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı hallerde genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Davalı şirkette bu yönde bir karar alınmamıştır. Ticaret Bakanlığı'nın 376. maddenin uygulanmasına ilişkin Tebliğ'in 10/b bendi, 2/3 sermaye kaybı halinde şirketin doğrudan sermaye artırımı yapabileceğini öngörse de, öğretideki ağırlıklı görüş ve Yargıtay 11. HD'nin yerleşik kararları, TTK 376/2'de tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir; Tebliğ m.10/b hükmü bu bakımdan TTK 376/2 hükmüne aykırılık teşkil etmektedir ve İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı gereğince kanuna aykırı tebliğ hükümleri uygulanamaz. Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda artırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olup, genel kurul doğrudan sermayenin artırılmasına karar veremez; önce esas sermaye 1/3'e indirilmeli, sonra tamamlayıcı artırım yapılmalıdır. Bu çerçevede davalı şirketin, esas sermayeyi önce azaltmadan doğrudan sermaye artırımına karar vermesi TTK 376. maddesine aykırıdır ve alınan karar geçersizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Borca batıklık (sermaye ve yasal yedek akçenin 2/3'ünün karşılıksız kalması) halinde genel kurulun doğrudan sermaye artırımına karar veremeyeceği, önce sermayenin kayıp tutarı kadar azaltılıp sonra tamamlayıcı artırım yapılması gerektiği ve bu emredici hükme aykırılığın muhalefet şerhi aranmadan iptal davasına konu edilebileceği yönündeki tespit, TTK 376 ve ilgili Tebliğ'in çatışması bakımından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Genel kurul kararının iptali davasında, karara emredici hükme (TTK 376) aykırılık nedeniyle geçersizlik iddiası varsa, pay sahibinin toplantıda muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması dava açabilme şartı olarak aranmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ sermaye artırımı↗ borca batıklık↗ TTK 376↗ muhalefet şerhi↗ emredici hüküm↗ butlan↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/961
KARAR NO 2024/160
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 31/03/2021
NUMARASI 2019/694 Esas - 2021/275 Karar
DAVA
Genel Kurul Kararının İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2024
Davanın reddine ilişkin kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili, davalı şirketin müvekkili ... tarafından kurulduğunu, sonrasında şirkete diğer ortakların katıldığını, şirketin 1.000 paya bölündüğünü, müvekkili ...'ın % 45, Leila'nın % 4, dava dışı ortak ...'in ise % 12 oranda paydaş olduklarını; imza yetkilisi ortağın bilgi vermemesi, genel kurul toplantısı düzenlememesi gibi sebeplerle müvekkilinin gönderdiği 08/02/2019 tarihli ihtarnameyle YK üyeliğinden istifa ettiğini; şirketin 23/10/2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye arttırımı kabul edilerek sermayenin 6.000.000-TL'ye çıkarıldığını, müvekkillerinin 510 hisseye karşı, 490 hisseyi temsilen bu karara olumsuz oy vererek muhalefet şerhi yazdırdıklarını; kararın hukuka, kanuna, iyiniyet ve Anayasa'daki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, diğer şirket ortaklarının şirketi kendilerine borçlandırarak hisseleri kendi üzerilerine bedelsiz olarak almak üzere genel kurul toplantısı yaptıklarını;
müvekkili ...'ın 180.000-TL pay ve 450 adet hissesinden dolayı bu karardan en olumsuz etkilenecek ortak olduğunu, sermaye arttırımının şirket sorunlarının çözümünde yeterli ve gerekli olmadığını, ortaklara bir faydasının bulunmadığını, kötü yönetimin getirdiği borca batıklık durumunun faturasının müvekkillerine ödetildiğini; müvekkili ile davalı şirket arasında devam eden bir çok uyuşmazlık olduğunu; şirkete öncelikle özel denetçi atanarak muhasebeye ilişkin sorunları tespit edilerek sonrasında önlemlerin alınması gerektiğini, toplantıda bu hususun talep edilmesine rağmen gündeme bağlılık gerekçesiyle TTK 413/2'ye aykırı olarak reddedildiğini; şirketin objektif ve şeffaf bir şekilde yönetilmediğini;
şirketin 23.000.000-TL'lik satış yapmasına rağmen 9.000.000-TL borçlu göründüğünü ileri sürerek, genel kurulda alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, söz konusu kararların usulüne uygun olarak oy çokluğuyla alındığını, davaya konu sermaye artırım kararıyla sermayenin 400.000-TL'den 6.000.000-TL'ye çıktığını ve mevcut sermaye durumunun paydaş ...
3. 400 paya karşılık 1.360.000-TL, ...
7. 660 paya karşılık 3.064.000-TL, ...
3. 450 paya karşılık 1.380.000-TL, davacılar ... 450 paya karşılık 180.000-TL ve ... 40 paya karşılık 16.000-TL şeklinde olduğunu; davacı ...'ın vekili aracılığıyla, diğer davacının da bizzat toplantıda hazır bulunduğunu, davacıların kararlar için olumsuz oy kullanmasına rağmen TTK 446 uyarınca kararlara karşı muhalefet şerhini tutanağa geçirmediklerini, davanın bu sebepten reddi gerektiğini, sermaye arttırım kararının mali müşavirin 02/09/2019 tarihli raporuna istinaden alındığını, raporda ortakların şirketten olan alacaklarının ve bu alacağın şirkete nakit olarak verildiğinin tespit edildiğini; taraflar arasında bir çok uyuşmazlık bulunduğundan dayanaktan yoksun işbu davanın açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davaya konu 23/10/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesiyle davalı şirket ana sözleşmesinin 6. maddesindeki 400.000-TL ana sermayenin 6.000.000-TL'ye çıkartılmasına ve ekli ana sözleşme tadil sözleşmenin kabulüne toplantı ve karar nisabına uygun olarak oy çokluğu ile karar verildiği, oylama sonrasında alınan karara davacıların muhalefet şerhinin yazılmadığı gibi toplantı tutanağının altında da muhalefet şerhinin yer almadığı; bilirkişi raporuyla davalı şirketin öz sermayesinin 2/3'ünü kaybettiği, TTK'nin 622. ve 461. maddeleri gereğince rüçhan hakkı kullanılmasına imkan verilmek suretiyle, davacıların da sermaye artırımına katılmalarına imkan tanındığı, sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu kararının TTK 461 uyarınca ilan ve tescil edildiği,davacıların sermaye artırımına iştirak etmedikleri, arttırımın şirketin faaliyetlerine devam etmesi için zorunlu olduğu, davalının ve dava dışı ortakların eşitlik ilkesi ve iyi niyet kurallarına aykırı bir eylemlerinin bulunmadığı ve sermaye artırımı kararının iptali koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, sermaye arttırım tedbirinin şirket menfaati ve devamı için yeterli olmadığını, şirketin bozulmuş olan maliyesinin düzeltilemeyeceğini, şirketin neden borca batık duruma geldiğinin araştırılması gerekirken alınmış kararın sadece müvekkillerini zarara uğratan bir karar olduğunu, bilirkişi tarafından yapılmış incelemenin kararın haklılığının tespiti için yeterli olmadığını, dava dilekçesinde şirketi zarara uğratan pek çok hususa değinilmesine rağmen bunların araştırılmadığını, şirketlerin kuruluş amacının kar elde etmek olduğu için bilirkişi tarafından araştırılması gereken hususun aslında şirket ve ortakların menfaati için şirketin tasfiyesine mi yoksa sermaye arttırımına mı karar verilmesinin daha elzem olduğunun tespiti olduğunu;
diğer ortakların şirketi kendilerine borçlandırmak suretiyle şirketi genel kurul kararıyla kendi üzerilerine aldıklarını, bu işlemler için %49 hisseye sahip müvekkillerine danışılmadığını; kısa vadede sermaye artırımı şirketin lehine gözükse de uzun vadede şirketi ve dolaylı olarak müvekkillerini zarara uğratacağını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Davaya konu 23/10/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi görüşmelerinde ilk önce mali müşavir tarafından şirketin bilançolarının borca batık olduğu, ortakların şirketten olan alacaklarının şirket sermayesinin üç katını aşması durumunda örtülü sermaye kabul edilip şirketin yaptırımlara maruz kalabileceği hususunda bilgi verildikten sonra yapılan oylamada, 196.000-TL paya karşılık 490 adet hisseyi temsil eden davacı paydaşların olumsuz oyu, 204.000-TL paya karşılık 510 adet hisseyi temsil eden paydaşların olumlu oyu ile, oy çokluğuyla sermaye artışının kabulüne; şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinin tadil edilmesine, sermayenin 6.000.000-TL'ye çıkartılmasına ve ekli tadil metninin kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacı ...'ın toplantıda hazır bulunan temsilcisi, talebe konu davalı şirketin 23/10/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısındaki 3. gündem maddesinin müzakereleri başladıktan sonra muhalefetini dile getirmiş,sonrasında oylama yapılmış ve her iki davacının da isimleri açıkça zikredilmemiş olsa da sermaye-paylar itibariyle oylamada olumsuz oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Gündem maddesi için davacı ...'ın toplantıya katılan temsilcisi henüz oylama yapılmadan muhalefetini ileri sürdüğü müzakereler sırasında muhalefetini belirtmiş ise de alınan karar sermaye artırımına ilişkindir. Şirketin sermayesinin 2/3 ünü kaybettiği, yapılan sermaye artırımına rağmen halen öz varlığının 2/3 ünü kaybetmiş durumda olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmıştır.
Esasen şirketin devamı için sermaye artırımı yapılmasının zorunlu olduğu savunulmuştur. 6102 sayılı TTK'nin 376/1-2 maddesinde; ''Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. ..Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Yazılı hüküm gereği davalı şirketin sermayenin 1/3 ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamıştır. Öte yandan, Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılmış 6102 sayılı TTKnın 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "- sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), - sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmiştir. Buna göre borca batıklık halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
22/03/1996 tarihli ve 1993/5 E., 1996/1 K. sayılı İBB GK’nda açıklandığı üzere tebliğ hükümleri kanuna aykırı olduğundan uygulanamayacaktır. Görüldüğü üzere, Tebliğ açık bir şekilde (10/b bendinde) 2/3 sermaye kaybı halinde şirketin doğrudan sermaye artırımı yapabileceğini öngörmektedir. Halbuki, bir önceki bölümde açıkladığımız üzere, öğretideki ağırlıklı görüş ve Yargıtay 11. HD’nin yerleşik kararları, TTK 376/2 (eTTK 324/2)’de tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan doğruya sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir. Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığı Tebliği m.10/b hükmünün, TTK 376/2 hükmüne (hükmün öğreti ve Yargıtay’ca kabul edilen anlamına) açıkça aykırılık teşkil ettiği söylenebilir (Bkz.
Turan, Gökçen: "Ticaret Bakanlığı’nın TTK 376 Hükmünün Uygulama Esaslarına İlişkin Tebliğinin Üçte İki Sermaye Kaybı Halinde Doğrudan Sermaye Artırımı Yapılabilmesine İmkan Tanıyan Hükümleri Üzerine Düşünceler", Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Yıl 2020, Cilt:6, Sayı:1, s.142-153.). Yargıtay 11. HD'nin 2016/14027 esas, 2018/7315 karar numaralı ilamında "davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. TTK’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Önce esas sermayeyi 1/3’e indirmeli sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca TTK’nın 376. maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır." denilmiştir.Yine 6762 sayılı TTK yürürlüğünde olmakla birlikte somut olaya emsal olabilecek 2005/4784 esas, 2006/5163 karar sayılı kararında "TTK nın 324.
maddesi mahkemece resen nazara alınacak amir hükümlerdendir. ... Mahkemece genel kurul gündemine getirilen sermaye tezyidi kararının yasa ve ana sözleşme ile iyiniyet kurallarına uygunluğunu denetler iken TTK 324. maddesine uygun olarak yönetim kurulunca düzenlenen ara bilançoyu istemesi ve uzman bilirkişi raporu ile sermayenin 2/3 ünün kaybedilip edilmediğini yada borçların sermaye ile karşılanıp karşılanmadığını ve genel kurul kararının amir hükme aykırı olup olmadığını saptaması gerekmektedir. Somut olayda genel kurul huzuruna getirilen bir ara bilanço olmadığı halde 1/3 sermaye ile yetinilmesine karar verilmesi ve amir hükme aykırı olduğundan ortağın muhalefet şerhi yazdırmasına gerek olmadan dava açma hakkı bulunduğu"na karar verilmiştir.
Anılan ilamda, kararın butlan olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Esasen kamunun menfaatini de ilgilendiren emredici nitelikte TTK'nin 376. maddesine aykırı alınan genel kurul kararının geçersiz olduğundan, muhalefet şerhi aranmadan kararın iptaline karar verilmek gerekirken davanın muhalefet şerhi yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/694 Esas - 2021/275 Karar sayılı 31/03/2021 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalı şirketin 23/10/2019 tarihli olağan üstü genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararının iptaline, "İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 427,60-TL harçtan davacılar tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 383,20-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından yatırılan 88,80-TL peşin harç ile Davacılar tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 215-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.215-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılar lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine," Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine, 65-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/01/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116164 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi