6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yarışma programı formatının TTK 55/1-c kapsamında iş ürünü sayılması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1078 E. 2024/168 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir televizyon yarışma programı formatının TTK 55/1-c kapsamında haksız rekabet yoluyla korunabilmesi için, formatın yenilik ve özgünlük unsuru taşıması, diğer benzer programlardan ayırt edici nitelikte olması gerekir. İki format arasında bazı unsurlar bakımından benzerlik bulunması, formatların içerik ve uygulama biçimi (katılımcı sayısı, süre, puanlama, görsel/işitsel unsurlar vb.) itibarıyla belirgin farklılıklar göstermesi halinde, başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma niteliğinde haksız rekabetin varlığı kabul edilmez.

Ele alınan sorunlar

Davacıya ait TV yarışma programı formatının davalı tarafından haksız rekabet yoluyla kullanılıp kullanılmadığı → ret

İddia: Davacı, kendisinin geliştirip davalıya teklif ettiği yarışma program formatının davalı tarafından küçük ilaveler yapılarak kullanıldığını, bu durumun TTK 55/1-c kapsamında başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma niteliğinde haksız rekabet oluşturduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabetin amacı, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK 55/1-c maddesinde sayılan başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma hallerinde geçen 'iş ürünü' terimi, fikri mülkiyet haklarından sayılmayan, işletme açısından iş, faaliyet veya üretim için önem taşıyan, belli bir fikri veya maddi çaba gerektiren teklif, hesap, plan gibi ürünleri kapsar; herkesçe bilinen veya serbestçe arz edilebilen iş ürünleri bu kapsamda değildir. Yararlanma, başkasının emeğiyle hakkı olmadığı halde ekonomik sonuç almayı ifade eder. Alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, davacının programının yenilik ve özgünlük unsuru taşımadığı, ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, diğer televizyon yarışma programlarıyla benzer formatta olduğu tespit edilmiştir. İki format arasında bazı benzerlikler bulunmakla birlikte, davalının programının sadece futbola özgü olması, davacınınkinin farklı spor branşlarına uygulanabilir olması, masa grubu sayısı ve kişi sayısı, yarışma hafta sayısı, soru sayısı, pano ve tribün düzenlemeleri, sunucu kıyafeti, soru sorma biçimi, puanlama sistemi ve kart uygulamaları gibi unsurlar bakımından içerik ve uygulama biçimi olarak birbirinden farklılaştığı belirlenmiştir. Bu tespitler doğrultusunda, davacıya ait program formatının yenilik ve özgünlük unsuru taşımadığı, ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı, programlar arasında içerik ve uygulama bakımından farklılık bulunduğu sonucuna varılmış olup, TTK 55/1-c maddesi kapsamında başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanmadan söz edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TV yarışma programı formatlarının TTK 55/1-c kapsamında 'iş ürünü' olarak korunabilmesi için aranan yenilik, özgünlük ve ayırt edicilik kriterlerinin nasıl değerlendirileceğine dair somut ölçütler (içerik, uygulama biçimi, teknik unsurlar) sunması nedeniyle bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet iş ürününden yetkisiz yararlanma TV program formatı özgünlük ayırt edici özellik manevi tazminat

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54TTK 54/1TTK 54/2TTK 55TTK 55/1-c

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1078

KARAR NO 2024/168

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/02/2021

NUMARASI 2019/264 Esas 2021/123 Karar

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı; tamamen kendisinin geliştirdiği "..." adlı yarışma program formatını 18.08.2010 tarihinde davalıya teklif ederek başvuru yaptığını, davalının yıllarca sessiz kaldıktan sonra kendisinin programına küçük ilaveler yaparak ... Yapım'a yaptırıldığı gerekçesiyle "..." adı altında 23.12.2015 tarihinde yayınlamaya başladığını, dava önce Bakırköy 2. FSH Hukuk Mahkemesinde programın eser niteliğinde olduğu doğrultusunda açtığı davada alınan bilirkişi raporlarında, programın eser niteliğinde olmadığı, ancak haksız rekabet hükümlerince korunabileceğinin vurgulandığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalının, kendisinin yaptığı yapım teklifini uzun süre sonra ... Yapım'a yaptırarak 6102 sayılı TTK'nın 55/c bendindeki başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma hükmünü ihlal ederek haksız rekabete neden olduğunu, olay nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek, programın ref'i ile tekrar yayına başlanmasının önlenmesine, yayınlanan bölümlerin imhasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 60.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının iddia ettiği formatın mevcut pek çok televizyon yapımında bulunabilecek nitelikte olması nedeniyle ayırt edici bir özellik arz etmediğini, telif hukuku ile korunan eser olup, bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için ise hususiyet özelliğinin arandığını, bu şartın, fikri mahsulün diğer fikri ürünlerden ayırt edilebilmesini sağladığını, iddianın aksine müvekkilince yayınlanan "..." programı ile davacının program isimlerinde benzerlik bulunmadığını, programlar arasında içerik olarak benzerlik bulunmadığından tecavüzden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin kendi imkanları ile program hazırlamadığını, ... yapım'dan 3 pilot bölüm satın aldığını, bu bağlamda davacıya karşı hak ihlalinden söz edilemeyeceğini, davacıya karşı haksız, hukuka aykırı ve kişilik haklarını muhtel kılacak bir eylem sözkonusu olmadığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla, davacıya ait "..." adlı format ile "..." isimli program arasında özgünlük bakımından herhangi bir ayırt edici özellik bulunmadığı, genel anlamlı olması nedeni ile bir yenilik sunmadığı, diğer televizyon programlarıyla benzer formatlar içerdiği, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacının formatı ile "..." isimli programın içerik ve uygulama farklılığı olduğu, benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı ve aynı kategoride bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı; "..." formatından oluşturduğu "..." adlı televizyon yarışma programını 18.08.2010 tarihinde davalıya teklif ettiğini, teklifine cevap vermeyen davalının 2015 yılında programı yayınladığını, Bakırköy 2. FSH Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında programın eser olmadığı, ancak haksız rekabet hükümlerine göre koruma görmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı tarafından yarışmanın Türkiye'nin ilk ve tek programı diye duyuru yapıldığını, bilirkişilerce yayınlanan programın, kendi programına ekleme veya çıkarma yapılarak oluşturulup oluşturulmadığı, ... Yapım'ın programın sahibi olup olmadığı yönünde inceleme yapılmadığını,davalı kurumca kendi programı üzerinden fikir hırsızlığı yapıldığını, bilirkişilerce kendi programının özgün olmadığı, yenilik arz etmediği belirtilmesine rağmen, benzer programların varlığının kanıtlanamadığını, davalının yayınladığı programın sadece futbol branşında olduğunu, ancak kendisinin sunduğu programın da bir futbol yarışma programı olduğunu, mahkemece eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının yayınladığı "..." programının, kendisine ait "..." adlı yarışma program formatına küçük ilaveler yapılarak oluşturulduğu iddiasına dayalı olarak, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça; kendisinin geliştirdiği "..." adlı yarışma program formatının davalı tarafından kullanılarak "..." adı altında yayınlanmak suretiyle haksız rekabete neden olunduğu ileri sürülmüştür. Haksız rekabet, TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir.

Haksız rekabet sayılan bazı haller TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 55/1-c maddesinde; “Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, özellikle; (1) Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, (2) Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği halde yararlanmak, (3) Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak,” haksız rekabet halleri arasında sayılmıştır.Söz konusu hükümde geçen iş ürünü; iş, faaliyet ve üretim açısından önem taşıyan, fikri mülkiyet haklarından sayılmayan ve belli bir fikri veya maddi çaba gerektiren teklif, hesap, plan gibi ürünleri kapsar.

Herkesçe bilinen veya serbestçe arz edilebilen iş ürünlerinin, TTK'nın 55/1-c kapsamında olmadığı doktrinde ifade edilmektedir. Bentte sayılan iş ürünleri örnek kabilinden sayılmış olup, bunlar dışında kalan, fikri mülkiyet haklarından olmayan ve işletme açısından iş, faaliyet veya üretim için önem taşıyan tüm ürünler, iş ürünü teriminin kapsamına dahildir. Dolayısıyla fikri mülkiyet hakları kapsamında değerlendirilmeyen ve işletme açısından iş, faaliyet veya üretim kapsamında değerlendirilen her türlü ürün TTK'nın 55/1-c hükmündeki korumadan faydalanabilecektir.Yararlanma kavramı, ekonomik yarar elde etmeyi ve başkasının emeğiyle, hakkı olmadığı halde sonuç almayı ifade etmektedir. Bir kimse, kendisine tevdi edilen teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz olarak yararlanırsa, dürüst ve bozulmamış rekabeti engeller ve haksız rekabete sebebiyet verir (Haksız Rekabet Hukukunda Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma Arş.

Gör. M. Sadık Çapa). Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacının programının yenilik içermediği, ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, diğer televizyon yarışma programlarıyla benzer olduğu,sahibinin hususiyetlerini taşımadığı, eser ya da işleme eser olmadığı, davacının formatı ile davalının yayınladığı yarışma programı arasında benzerlikler bulunmasına rağmen, davacıya ait formatın detaylandırılmadığı, özgünlük bakımından ayırt edici özellik bulunmadığı, program akışının belirsiz olduğu, yarışma akışındaki farklılıklar, sorulan soru kategorilerinin uygulama şekillerinin cevap süreleri gibi içeriklerin bulunmadığı, stüdyo tasarımı ve benzer unsurların genel olarak anlatıldığı görülmekte olup, iki format arasında benzerlikler bulunmasına rağmen, içerik ve uygulama biçimi olarak birbirine benzerlik göstermediği, davalının yayınladığı programın sadece futbola özgü olduğu, davacının programının ise değişik spor branşlarında da uygulanabileceği, davacının teklifinde 9 adet çift kişilik masa grubu olmasına karşın davalının programında 6 adet tek kişilik masa grubu bulunduğu, davacı programının kaç haftada biteceği ile ilgili sunumu bulunmazken, davalının programının 6 yarışmacı 3 haftada tüm yarışmacıların katılımı ile devam eden formatta gerçekleştiği, davacı 36 soru ile yarışmanın tamamını belirlerken, davalının 30 soru ile ilk aşamayı bitirdiği, davacının gönderdiği e-postada belirtilen takım amblemlerinin bulunacağı 18 kutulu pano, seyircinin yer alacağı 100 kişilik tribün, yarışmacı güncel puan ve averaj durumunu gösteren panonun davalının yayınladığı programda mevcut olmadığı, ayrıca sunucunun kıyafeti, soruların sorulma biçimi ve yarışmaya başlama şekli, puanlamanın numerik olarak değişikliği,sarı ve kırmızı kart uygulamaları farklılık göstermekte olup, benzerlikler bulunmasına rağmen programların içerik olarak farklı olduğu benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı ve aynı kategoride bulunmadığı belirtilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, toplanan delillerle, davacıya ait program formatının yenilik ve özgünlük unsuru taşımadığı, ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, diğer televizyon yarışma programlarıyla benzer formatta olduğu, programlar arasında içerik ve uygulama bakımından farklılık bulunduğu tespit edilmiş olmakla, TTK'nın 55/1-c maddesi kapsamında başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmadan söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş,istinaf nedeni yerinde olmayan davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116163 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1721 E. 2025/150 K. · Onandı

Özgün olmayan TV program formatı haksız rekabetle korunmaz

Gerekçe özeti

Bir televizyon program formatının haksız rekabet hükümleriyle korunabilmesi için formatın yenilik ve özgünlük unsuru taşıyıp ayırt edici olması gerekir; genel nitelikte olan, başka programlarla benzer öğeler içeren ve karşılaştırılan yapımdan içerik ve uygulama bakımından farklılık gösteren bir formatta, başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanmadan söz edilemez.

Emsal değeri

Onanan gerekçe, TV program formatlarının haksız rekabet hükümleri kapsamında korunabilmesi için özgünlük ve ayırt edicilik arandığını göstermesi bakımından emsal değer taşır; karar oy çokluğuyla verilmiş, muhalefet şerhinde uzman bilirkişi kurulu ve FSEK korumasının değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur.

Kavramlar: haksız rekabet TV program formatı başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma özgünlük ayırt edicilik manevi tazminat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/1721 E.  ,  2025/150 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1078 Esas, 2024/168 Karar

KARAR Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/264 Esas, 2021/123 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; tamamen kendisinin tasarlayıp hazırladığı "... Güncel" adlı yarışma program formatını 18.08.2010 tarihinde davalıya teklif ederek başvuru yaptığını, davalının yıllarca sessiz kaldıktan sonra kendisinin programına küçük ilaveler yaparak ... Yapım'a yaptırıldığı gerekçesiyle "... Yarışıyor" adı altında 23.12.2015 tarihinde yayınlamaya başladığını, daha önce programın eser niteliğinde olduğu doğrultusunda açtığı davada alınan bilirkişi raporlarında, programın eser niteliğinde olmadığı, ancak haksız rekabet hükümlerince korunabileceğinin vurgulandığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalının, kendisinin yaptığı yapım teklifini uzun süre sonra ... Yapım'a yaptırarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 55/c hükmündeki başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma hükmünü ihlal ederek haksız rekabete neden olduğunu, olay nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, programın ref'i ile tekrar yayına başlanmasının önlenmesine, yayınlanan bölümlerin imhasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği formatın mevcut pek çok televizyon yapımında bulunabilecek nitelikte olması nedeniyle ayırt edici bir özellik arz etmediğini, telif hukuku ile korunan eser olup, bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için ise hususiyet özelliğinin arandığını, bu şartın, fikri mahsulün diğer fikri ürünlerden ayırt edilebilmesini sağladığını, iddianın aksine müvekkilince yayınlanan "... yarışıyor" programı ile davacının program isimlerinde benzerlik bulunmadığını, programlar arasında içerik olarak benzerlik bulunmadığından tecavüzden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin kendi imkanları ile program hazırlamadığını, ... Yapım'dan 3 pilot bölüm satın aldığını, bu bağlamda davacıya karşı hak ihlalinden söz edilemeyeceğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait "... Güncel" adlı format ile "... Yarışıyor" isimli program arasında özgünlük bakımından herhangi bir ayırt edici özellik bulunmadığı, genel anlamlı olması nedeni ile bir yenilik sunmadığı, diğer televizyon programlarıyla benzer formatlar içerdiği, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacının formatı ile "... Yarışıyor" isimli programın içerik ve uygulama farklılığı olduğu, benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı ve aynı kategoride bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait program formatının yenilik ve özgünlük unsuru taşımadığı, ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, diğer televizyon yarışma programlarıyla benzer formatta olduğu, programlar arasında içerik ve uygulama bakımından farklılık bulunduğu tespit edilmiş olmakla, 6102 sayılı TTK'nın 55/1-c hükmü kapsamında başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmadan söz edilemeyeceği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, TV program formatına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı taraf, kendisine ait “... Güncel” adlı yarışma program formatını davalıya verip teklifte bulunduğunu, davalının ise küçük ilaveler yaparak “Taraflar Yarışıyor” adı ile izinsiz olarak yayın yapmak suretiyle haksız rekabete sebep olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi (İDM)’nce, biri hukukçu diğeri pazarlama ve reklamcı olan iki öğretim üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek rapordaki tespit ve değerlendirmelere doğrultusunda davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Dairesi (HD)’de istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

Kararı, davacı taraf temyiz etmiştir.

Bir TV program formatının sinema, ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesi ve korunması için hiç şüphesiz ki hususiyet unsurunu haiz olması gerekli ve zorunludur. Bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıyan eser olup olmadığının tespiti ise, hakimin hukuki bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu hususta konunun uzmanı ya da uzmanlarından oluşan bilirkişi görüşü alınmalıdır. Nitekim Dairemizin 28.06.2013 tarih, E. 2011/12577, K. 2013/13823 sayılı, 21.12.2004 tarih, 2772/12672 sayılı ve 05.03.2007 tarih, 927/3892 sayılı kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.05.2011 tarih ve 205/305 sayılı kararları da bu yöndedir.

Bu bağlamda, bir TV program formatının eser olup olmadığının belirlenmesi için, TV formatında yer alan ve program yayını ve akışına ilişkin olduğu ifade edilen detaylı açıklamaların esasen bir yöntem, iş yapma metodu veya benzeri bir usule ilişkin açıklama mahiyetinde olup olmadığı ya da bu açıklamalar da dahil olmak üzere anılan TV program formatı metninin bir bütün halinde FSEK 1/B-(a) ve 2/2 maddeleri anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan bir ilim ve edebiyat eseri ya da sinema eseri olup olmadığı hususlarında, içlerinde TV program yapımcılığı alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu en az üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir. Dairemizin görüşü de bu yöndedir (bkz.

Yargıtay 11. HD, T.

28. 06.2023, S. 2011/12577-13823).

Diğer taraftan eser niteliğinde olmayan koruma konuları ise FSEK m. 83 ve m. 84 vd. hükümleriyle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerden 84 üncü madde uyarınca, eser niteliği olmayan işaret, resim veya ses ya da her nevi fotoğraf, benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema ürünleri üzerinde hak sahibi olanlar, bu konuların izinsiz çoğaltılmasını veya yayımlanmasının men ve ref’ni isteyebilir. Mütecavizin kusuru varsa uğranılan zararın giderilmesi de istenebilir. Nitekim davacıda haksız rekabete ve dolayısıyla bu hükümlere dayanmış bulunmaktadır. FSEK m. 84/2 ile yapılan atıf uyarınca m. 83 ve 84 hükümleri kapsamındaki hakların ihlali halinde, haksız rekabete ilişkin TTK’nın 54 vd hükümleri uygulama imkanı bulacaktır.

Belirtmeliyim ki madde de sayılan koruma konuları tahdidi olmayıp örnek mahiyetindedir.

Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı taraf, kendisinin geliştirdiği TV program formatının davalı tarafından kullanılarak başka bir adla yayın yapılmak suretiyle haksız rekabete neden olunduğu ileri sürülmüş, Mahkemece TV program yapımcısı uzmanı dahil edilmeden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporda program formatının eser olarak nitelendirilemeyeceği ve dolayısıyla haksız rekabet halinden söz edilemeyeceği belirtilmiş, ancak haksız rekabet yönünden tespitte bulunulurken FSEK m. 83 ve m. 84 hükümleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece ise davaların tümden reddine karar verilmiştir.

Özetle Belirtmek gerekir ki, TV program formatı eser olmasa bile FSEK m. 83 ve m. 84 kapsamında korunması gerekmektedir. Bunun aksine bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer taraftan yayın akışı, iş yapma yöntemi vs. yönünden davalının davacı program formatından esinlenip esinlenmediği hususu da tespit edilmemiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece, biri TV program yapımcısı uzmanı olmak üzere oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmadan ve içlerinde TV programcısı uzmanı bulunmadığı için yetersiz kök ve ek raporlara dayanılarak ve de FSEK m. 83 ve m 84 hükümleri de göz ardı edilerek, davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle, kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönünde ki görüşüne katılmamaktayım.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.