6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Geçersiz kefalette icra takibinden vazgeçme hukuki yararı kaldırmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1807 E. 2024/347 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kefaletten Kaynaklı Borçlu Olunmadığının Tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesindeki eş rızası imzasının asıl borçlu tarafından atıldığı tespit edilerek kefaletin geçersiz olduğu davalı bankaca da kabul edilmiş olsa bile, banka vekilinin icra dosyasına sunduğu ve tüm haklarını saklı tutarak takibe devam etmeyeceğine ilişkin beyanı, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan haklardan feragat anlamına gelmez; davacı hakkında yeniden icra takibi başlatılmasının önünde bir engel bulunmadığından, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı devam eder.

Ele alınan sorunlar

Davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davalı, icra takiplerinden davacı yönünden vazgeçtiğini ve harcını yatırdığını, bu nedenle davanın konusunun kalmadığını ve davacının hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı banka vekili tarafından icra dosyalarına sunulan dilekçelerle davacı yönünden takibe devam olunmayacağı bildirilmiş ve tahsil harcı yatırılmış olsa da, bu beyanlarda tüm hakların saklı tutulduğu belirtilmiştir. Haklar saklı tutularak yapılan bu beyan, genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesinden kaynaklanan haklardan feragat edildiği anlamına gelmez; davacı hakkında yeniden icra takibi başlatılmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu açıktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kefalet sözleşmesinin eşin rızası şartı yönünden geçersizliği ve borçlu olunmadığının tespiti → ret

Gerekçe: Davaya konu genel kredi sözleşmesindeki kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK 584/1. maddesi uyarınca eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğerinin sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmiş yazılı rızası şarttır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasında yapılan incelemede, kredi sözleşmesindeki kefilin eşine ait imzanın asıl borçlu tarafından atılmış olduğu tespit edilmiştir. Bu husus davalı bankanın da kabulündedir. Dolayısıyla kredi sözleşmesindeki kefalet geçersizdir ve mahkemece icra takibine dayanak sözleşmeler bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İcra takibinden 'haklar saklı kalmak kaydıyla' vazgeçilmesinin, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan haklardan feragat sayılamayacağı ve bu durumun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı ortadan kaldırmayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit kefalet eşin rızası hukuki yarar icra takibinden vazgeçme feragat

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 584/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1807

KARAR NO 2024/347

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/02/2021

NUMARASI 2020/434 Esas - 2021/35 Karar

DAVA

Menfi Tespit

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin kayınvalidesi ... ile davalı banka arasında hayvansal kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak kredi talebinin reddedildiğini, sonrasında ...'ın teminatı artırarak yaptığı yeni başvurunun kabul edildiğini, müvekkilinin ikinci başvurudan haberinin olmadığını, müvekkilinin ret işleminden sonra yapılan ikinci başvuru için kefillik onayının bulunmadığını, müvekkilinin eski başvuru evraklarına atmış olduğu onay imzasının yeni başvuruda kullanılmasının hukuksuz olduğunu, ayrıca müvekkiline karşı yapılan icra takiplerinde takibe dayanak belgeler kısmında dava konusu edilen hariç olmak üzere iki tane daha yeni kredi sözleşmesi olduğunu, İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyasındaki takip talebinde 57.267,46-TL'lik 15.08.2019 vade tarihli ... nolu Genel Kredi Sözleşmesi, 2019/33146 E. sayılı icra dosyasındaki takip talebinde ise 22.074-TL'lik 15.08.2019 vade tarihli ... nolu Genel Kredi Sözleşmesi yazdığını, tüm sözleşmeler için müvekkilinden kefillik onayı alınması gerektiğini, müvekkilinin bu sözleşmelerden icra takipleriyle birlikte haberdar olduğunu belirterek müvekkilinin kredi kefaletinin iptali ile kefillikten doğan borçtan dolayı tüm ferileriyle birlikte borçlu olmadığının tespitine, her bir dosya için ayrı ayrı %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı yönünden ilgili icra takiplerinden vazgeçildiğini, buna ilişkin ilgili icra dosyalarına talepte bulunulduğunu, vazgeçme nedeniyle tahsil harçlarının da 25.08.2020 ve 26.08.2020 tarihlerinde dosyaya yatırıldığını, dolayısıyla davacı yönünden icra dosyaları devam etmediğini, davacı yönünden devam eden bir icra takibi bulunmadığından davacının ilgili icra dosyalarının müvekkili yönünden iptalini istemesinde ve iş bu davayı açmasında hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmadığını belirterek davanın usulden reddine, haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine, davacının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı ile dava dışı şahıs ... arasında düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının takiplere yasal süresi içerisinde itiraz etmemiş olması nedeniyle takiplerin kesinleştiği, İstanbul CBS'nin 2019/8954 soruşma sayılı dosyasında yapılan inceleme neticesinde kredi sözleşmesindeki kefilin eşine ait imzanın asıl borçlu ... tarafından atılmış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kredi sözleşmesindeki kefaletin geçersiz olduğu ve davacının kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı tarafa borcunun bulunmadığı, her ne kadar davadan önce takip taleplerinden vazgeçildiğine ilişkin olarak icra takibi dosyalarına beyanda bulunmuşsa da bu beyanların kefalete ilişkin haktan vazgeçtikleri anlamına gelmediği, davalının sadece takip talebinden vazgeçtiği, ileride tekrar takip yapılmasının mümkün olduğu, davalı tarafın kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve davacının borçlu olmadığını kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... ve ... E. Sayılı dosyaları kapsamında takiplere dayanak yapılan kefalet sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, koşullar oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin icra takiplerinden davalı yönünden vazgeçtiğini ve harcını yatırdığını, davanın konusunun kalmadığını, savcılık tarafından yapılan tespitte imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, davacının geçerli bir kefaletinin bulunmadığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen icra takibinden dolayı kefaletin geçersizliğine dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu genel kredi sözleşmesindeki kefalet tarihi olan 18/11/2013 tarihinde yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken TBK'nın "Eşin rızası" başlıklı 584/1. maddesi"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır." ve üçüncü fıkrası "(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükümlerini haizdir.Somut olayda;

davalı banka tarafından davalı aleyhinde ... nolu kredi için İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında, ... nolu kredi için ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının takiplere yasal süresi içerisinde itiraz etmemiş olması nedeniyle takiplerin kesinleştiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/8954 soruşma sayılı dosyasında yapılan incelemede kredi sözleşmesindeki kefilin eşine ait imzanın asıl borçlu ... tarafından atılmış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kredi sözleşmesindeki kefaletin geçersiz olduğu, davalı banka vekili tarafından 17/08/2020 tarihinde icra dosyasına sunulan yazı ile takibe davacı yönünden devam olunmayacağının bildirildiği, vazgeçme nedeniyle 26/08/2020 tarihinde tahsil harcı yatırıldığı anlaşılmaktadır.

Kefaletin geçersiz olduğu hususu, davalı bankanın da kabulünde olup istinaf önüne gelen uyuşmazlık davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı banka vekili tarafından her iki icra dosyasına 17/08/2020 tarihinde sunulan dilekçe ile tüm haklar saklı kalmak kaydı ile davacı yönünden takibe devam olunmayacağına dair beyanda bulunulmuştur. Her ne kadar davalı banka vekili tarafından davadan önce davacı hakkında takibe devam olunmayacağına ilişkin icra takibi dosyalarına beyanda bulunulmuşsa da, davalı banka vekilinin bahsi geçen beyanında haklarını saklı tuttuğu da dikkate alındığında bu beyanların genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı olarak kefalet sözleşmesindeki haklarından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, davacı hakkında yeniden icra takibi başlatılmasına engel bir durum bulunmadığı anlaşıldığından davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu açıktır.

Bu nedenle mahkemece icra takibine dayanak sözleşmeler bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 13.153,20-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 3.288,3‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 9.864,9‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/115742 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.