Perde kaldırılırken acentelik varmış gibi izafeten hüküm kurulamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4850 E. 2025/3683 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemiyle açılan davada, davacı aynı davalıya hem doğrudan hem de bir başka şirkete izafeten dava yöneltmişse, önce HMK'nın 31. maddesi uyarınca talep açıklattırılmalı, gerekiyorsa temsilde hata hükümleri çerçevesinde dava doğrudan asıl şirkete yöneltilmelidir; acentelik ilişkisinin gerçeği yansıtmadığı kabul edilmişken aynı zamanda acentelik varmış gibi izafeten hüküm kurulması çelişkidir. Yönetim kurulu üyeleri ve pay sahipleri ancak doğrudan verdikleri zarardan haksız fiil hükümleri uyarınca ve her biri kendi fiilinden sorumlu tutulabilir; benzer hukuki ilişkiler hakkında ceza soruşturmaları varsa bunların evrakı getirtilip somut olaya etkisi değerlendirilmeli, gerektiğinde sonuçları beklenmelidir.
Ele alınan sorunlar
Davanın yabancı şirkete izafeten davalı şirkete de yöneltilmesindeki çelişki ve talebin açıklattırılması → kabul
İddia: Davalılar, taşıma ilişkisinin tarafının yabancı şirket olduğunu, davalı şirketin yalnızca onun acentesi olduğunu ve bu davada muhatap tutulamayacağını savunmuştur.
Gerekçe: İddianın ileri sürülüş şekline göre, taşıma sözleşmesinin davalı şirketle kurulduğunu iddia eden davacının ayrıca yabancı şirkete izafeten aynı davalıya da dava yöneltmesi izaha muhtaç bir durumdur. Bu nedenle önce HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacıya talebi açıklattırıldıktan sonra, şayet gerekli ise temsilde hata hükümleri çerçevesinde davanın doğrudan yabancı şirkete yöneltilmesi gerektiği düşünülmelidir. Bu yapılmadan, davanın organik bağ iddiasına dayalı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemine ilişkin olduğu kabul edilip nihayetinde perdenin kaldırılmasına hükmedilmiş ve davalı şirket ile yabancı şirket arasındaki acentelik iddiasının gerçeği yansıtmadığına kanaat getirilmiş olmasına rağmen, acentelik ilişkisi kabul edilmiş gibi sonuç doğuracak şekilde yabancı şirkete izafeten davalı şirket hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi gerçek kişilerin haksız fiile dayalı şahsi sorumluluğunun araştırılması → kabul
İddia: Davalılar, yöneticilerin şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun doğmayacağını, organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına ilişkin iddiaların mesnetsiz olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Yönetim kurulu üyelerinin ancak TBK'nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca doğrudan verdikleri zarardan şahsen sorumlu olacaklarına isabetli şekilde karar verilmiştir. Ancak dosya kapsamından, davacısı ve taşıyıcısı farklı olsa da hukuki ilişkisi çok benzer olaylarda dolandırıcılık suçlamasıyla ceza soruşturmaları açıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ceza soruşturmalarına ilişkin evrak getirtilip somut olaya etkileri üzerinde durulmalı, gerektiğinde soruşturmaların veya ceza yargılamasının sonuçları da beklenmeli ve gerçek kişilerin her birinin kendi haksız fiilinden sorumlu olacağı unutulmadan karar verilmelidir. Bu araştırma yapılmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeyle davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve ortağı tüm gerçek kişilerin navlun alacağından sorumlu tutulmaları doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması davasında talebin açıklattırılması ile acentelik iddiasının reddi ile izafeten hüküm kurulması arasındaki çelişki ve yöneticilerin şahsi sorumluluğunda kişiselleştirme zorunluluğu yönünden bağlayıcı emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- husumet / davanın yöneltileceği taraf (temsilde hata hâlinde davanın doğrudan asıl şirkete yöneltilmesi)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ organik bağ↗ acentelik↗ temsilde hata↗ davayı aydınlatma yükümlülüğü↗ haksız fiil sorumluluğu↗ navlun alacağı↗ eksik inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:acentelik
İncelediğiniz kararda… nı, müvekkilinin de 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda davalı ... ile anlaştığını, taşımanın gerçekleştirildiğini, ...’ın talimatıyla «konişmento» ve «navlun faturalarının» ...’ın «acentesi» olarak Türkiye’deki işlemlerini yürüttüğü İsviçre’de mukim davalı ... .... adına düzenlendiğini, taşıma işi için yapılan görüşmelerinin sadece ... tarafından yapıldığını, ilk taşıma işinin yapıldığı 2019 yılı Mart ayına kadar ...’ın yetkililerinin kendilerinin ... ....’nın vekili veya Türkiye’deki «temsilcisi» olduklarını beyan etmediklerini, müvekkili tarafından verilen navlun teklifleri ... tarafından kabul edildiğinden taşıma anlaşmasının müvekkili ile davalı ... arasında doğduğunu, anılan şirketin bu nedenle davalı olarak gösterildiğini, navlun tekliflerinin ... tarafından kabul edildiğini, ancak buna rağmen «konşimentoda» ...’ın talebi üzerine gönderici olarak İnter....’nın gözüktüğünü, ...’ın mal tedarikçisi/ gönderici olarak konişmentolarda gözükmediğini, tüm taşıma sürecinin ... yetkilileri ..., .... ve .... tarafından yönetildiğini, ... tarafından konişmentoda gönderici olarak .......’nın belirtilmesi gerektiği talimatı verilmesine rağmen taşıma sürecinin hiçbir aşamasında ... ..... ile iletişime geçilmediğini, tüm konşimentoların ... yetkililerine «teslim» edildiğini, konişmentoların yükleme konişmentosu değil teslim konişmentosu olduğunu, yapılan araştırmada ... ...’nın ödeme ve ticari «sorumluluktan kurtulmak» amacıyla kullandığının öğrenilmesi üzerine ... ....'nın daha detaylı araştırıldığını ve hakim ortağının ...
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alım-«satım sözleşmesinin» tarafının ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın ise dava dışı .......’nın Türkiye’deki tekstil «temsilciliğini» yaptığını, «husumet» konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, sadece ... ....’nın «acentesi» olup huzurdaki davada muhatap tutulamayacağını, taraflar arasında bunun ötesinde herhangi bir ilişki de bulunmadığını, müvekkili ... ve ... ... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan «acentelik sözleşmesi» ile ...’ın «acente» olarak hizmet verdiğini, husumet konusu alım-satıma ilişkin müvekkili ...’ın acentelik hizmeti verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz «ifa» ettiğini, acentenin sorumluluğu vekilin sorumluluğu gibi olduğundan şirket borçlarından dolayı «şahsi sorumluluğunun» doğmayacağını, huzurdaki husumetin muhatabının müvekkili şirket ... değil de ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın bir çok yabancı şirketin alım-satım işlerine aracılık ettiğini, e-posta yazışmalarında davacının husumet konusu taşıma işine dair «navlun» bedelleri ve sair hususlarda ... ...'nın verdiği talimatlara göre hareket ettiğinin görüleceğini, ... .... şirketinin İsviçre menşeili olup paylarının «hamiline» senetlere ayrıldığını, .......'nın hisse senetlerinin kimin elinde olduğu bilinmediğinden ... ....'nın hakim ortağının ... olduğunun iddia edilemeyeceğini, ... ... …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «taşıyanı» olduğu «navlun sözleşmesinin» ... ile yapıldığı konusunun ihtilafsız olduğu, İTO kayıtlarında ...’ın iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” şeklinde belirtildiği, benzer şekilde BWK’nın da iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu, ...’ın yönetim kurulunun başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’nın da «yönetim kurulu» başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’ın ortaklarının ..., ..., ... ve ....'ün olduğu, bu kişilerin aynı şekilde...’da da paylarının bulunduğu, yine her iki şirketin adresinin de aynı olduğu, İsviçre menşeili .......'nın sicil «kaydının» Türkçe çevirisindeki ibareye göre ...’nın ... ....'nın %49'luk hisselerinin sahibi olduğu sonucuna varılacağı, %49'luk hisselere karşılık 1.400 «hisse senedinin» tek hissedar olan ...'e verildiği, ... ...’nın bir «anonim şirket» olarak kurularak faaliyet konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlendiği, ... ile ... ... arasındaki bağlantının, ...’nın ... .....'deki paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla, ... ile ... .... arasında bir ticari ilişki mevcut olup ... tarafından ...... adına faturalar düzenlendiği, bu bakımdan ... ve .......'nın birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunun söylenemeyeceği, bu iki şirketin dışardan görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümünde oldukları ve bu şartlarda «tüzel kişilik perdesinin aralanması» şartlarının oluştuğu, davalı ... ile ....... arasında bir ticari ilişi bulunduğu, bunun yanı sıra ayrıca ...’ın pay sahiplerinin tamamının ve ...’ın bizatihi kendisinin BWK’nın pay sahibi olduğu, ...’nın da ... ...'da %49 oranında hissesinin bulunduğu, ... yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ......adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... ...adına düzenlendiği, yine «konşimentolarda» ...’ın talebi doğrultusunda gönderici olarak ... ....’nın düzenlendiği, aralarında sıkı «organik bağ» bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin üçüncü şahıslara karşı «acentelik ilişkisi» görüntüsü vermek amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla «acentelik sözleşmesinin» ... ile ...... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı, dava konusu «navlun alacağından» ... ile ... ...nın birlikte sorumlu olmaları gerektiği, taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemlerin yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmış olmakla birlikte davacı ve davalı ... arasında gerçekleştiği, dolayısıyla davacı ile ...’ın yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 50/3 hükmü uyarınca organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, yönetim kurulu üyesinin organ sıfatını icra ederken işlediği haksız fiilden zarar gören kişinin «haksız fiili» ika eden organa da başvurabileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49/1 hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilkinin yönetim kurulu üyelerinin haksız menfaat elde etmek kastıyla hareket etmeleri ve bunu yaparken ... ..’nın yapılan iş ve işlemlerin muhatabı olduklarını belirtmeleri ancak yurtdışı menşeili bu şirket adına yerine getirilmemiş «taahhütlerde» bulunmaları, ... ....’yı ayrı bağımsız bir şirket olarak göstermeleri ve ... .. adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, bu durumun ortaklık menfaatine aykırı olduğu gibi kanundan kaynaklanan «özen yükümlülüğünün» de ihlali olarak nitelendirileceği, zira tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ...’dan ve ......’dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... ve ... «ticari defter» ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere gerek kendi aralarında gerek diğer davalı ...'e ve gerekse de ......ya mal/ hizmet alım/ satımıyla ilgili Ba/Bs «formu» düzenlendiğinin tespit edildiği, dolayısıyla, ... ile ..., dava dışı ... ve ... .... arasında para transferlerinin yapıldığı, bu durumda ...’ın «malvarlığının» ..., ... ve İnter....'ya aktarıldığı, tüm bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi olmanın yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ... ....'dan bir talepte bulunmanın zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği,...’nın %49 pay sahibi olduğu ... ....'nın devamlı muhatap olarak gösterilme «sebebinin» üçüncü kişilerle yapılacak iş ve işlemler açısından sorumluluğun doğmamasını sağlamak olduğu kanaatinin hasıl olduğu, yine davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... adına yapılan iş ve işlemlerin ...... adına yapılması talep edilerek ...’ın pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, bu şekilde üçüncü kişilerin ... ile yapacağı iş ve işlemlerden dolayı kendi sorumluluklarını ortadan kaldırma gayretinde oldukları, bu sebeple yönetim kurulu üyesi ve «pay sahipleri» olan davalılar ..., ... ve ...'ün davacıya karşı haksız fiil hükümlerince «müteselsilen sorumluluklarının» bulunduğu, ortaklığın malvarlığının pay sahipleri tarafından kendi malvarlıkları gibi yönetildiği, ... ile pay sahiplerinin malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı, buna karşılık, üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ... olarak gösterildiği, nitekim ...’dan davalı ...'e sebepsiz yapılan para transferinin, malvarlıklarının ve organizasyonun birbirine karıştığının muhasip bilirkişi tarafından saptandığı, anonim ortaklığın «muvazaalı» işlemlerde «kötüniyetli» olarak kullanılmasının pay sahiplerinin kendi sorumluluklarını bertaraf etme amacından ileri geldiği, somut olayda ... ....’nın yurtdışı menşeli bir şirket olması durumunun kullanılarak ortaklık mal varlığından ... ....’ya para transferlerinin yapıldığı, bu yönüyle ortaklık malvarlığının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı, bütün işlemlerin muhatabının ... olmasına rağmen ... ....’nın muhatap olarak gösterilmeye çalışılmasının bu durumu desteklediği, ... tarafından yapılan para transferleri sonucunda ...’ın malvarlığının azalması ve hatta bir özkaynak yetersizliği durumunun da olması mümkün bulunduğundan bu yönüyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.350,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi ge …
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · konişmento
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4850 E. , 2025/3683 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2247 Esas, 2024/1023 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/137 E., 2021/404 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. (...) ile dava dışı .... İth. İhr. Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin (....) Çin’den Bursa’ya ithalat konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin de 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda davalı ... ile anlaştığını, taşımanın gerçekleştirildiğini, ...’ın talimatıyla konişmento ve navlun faturalarının ...’ın acentesi olarak Türkiye’deki işlemlerini yürüttüğü İsviçre’de mukim davalı ... .... adına düzenlendiğini, taşıma işi için yapılan görüşmelerinin sadece ... tarafından yapıldığını, ilk taşıma işinin yapıldığı 2019 yılı Mart ayına kadar ...’ın yetkililerinin kendilerinin ... ....’nın vekili veya Türkiye’deki temsilcisi olduklarını beyan etmediklerini, müvekkili tarafından verilen navlun teklifleri ...
tarafından kabul edildiğinden taşıma anlaşmasının müvekkili ile davalı ... arasında doğduğunu, anılan şirketin bu nedenle davalı olarak gösterildiğini, navlun tekliflerinin ... tarafından kabul edildiğini, ancak buna rağmen konşimentoda ...’ın talebi üzerine gönderici olarak İnter....’nın gözüktüğünü, ...’ın mal tedarikçisi/ gönderici olarak konişmentolarda gözükmediğini, tüm taşıma sürecinin ... yetkilileri ..., .... ve .... tarafından yönetildiğini, ... tarafından konişmentoda gönderici olarak .......’nın belirtilmesi gerektiği talimatı verilmesine rağmen taşıma sürecinin hiçbir aşamasında ... ..... ile iletişime geçilmediğini, tüm konşimentoların ... yetkililerine teslim edildiğini, konişmentoların yükleme konişmentosu değil teslim konişmentosu olduğunu, yapılan araştırmada ...
...’nın ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak amacıyla kullandığının öğrenilmesi üzerine ... ....'nın daha detaylı araştırıldığını ve hakim ortağının ... Yün San.ve Tic. A.Ş. (...) aracılığı ile ... olduğunun öğrenildiğini, zira BWK'nın İstanbul merkezli bir şirket olup ortaklarının ..., ..., ... ve ..., yönetim kurulu üyelerinin ise ..., ... ve .... olduğunu, ...’ın da ortağı olan diğer davalıların bu şirketin Türkiye’de yaptığı işlerde para ödememek için ... ....’yı da kurduklarını, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle şahsi sorumluluklarının da bulunduğunu, Nisan-Temmuz 2019 döneminde gerçekleştirilen taşımalar kapsamında müvekkili tarafından navlun alacağı için toplam 56.350,00 USD bedelli 18 fatura tanzim edildiğini, faturaların tamamının ...’ın yetkilisi ...’ün talimatı ile ......
adına düzenlendiğini, navlun alacağı faturalarına itiraz edilmediğini, ancak faturaların davalı yanca ödenmediğini, davalıların navlun alacaklarını ödememesinin haricinde son taşımalarda akreditifleri tahsil ederek müvekkili şirketi dolandırdığını, çok yüklü miktardaki davalarla yüz yüze bıraktıklarını, dolandırıcılık iddiasıyla şikayette de bulunduklarını, davalı şirketler ve şirket ortağı olan diğer davalıların müvekkili şirkete yaptırdığı taşımalara ilişkin navlun bedellerini ödemediklerini, dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunduklarını ileri sürerek şimdilik 56.350,00 USD’nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizini İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafının ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın ise dava dışı .......’nın Türkiye’deki tekstil temsilciliğini yaptığını, husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, sadece ... ....’nın acentesi olup huzurdaki davada muhatap tutulamayacağını, taraflar arasında bunun ötesinde herhangi bir ilişki de bulunmadığını, müvekkili ... ve ... ... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi ile ...’ın acente olarak hizmet verdiğini, husumet konusu alım-satıma ilişkin müvekkili ...’ın acentelik hizmeti verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, acentenin sorumluluğu vekilin sorumluluğu gibi olduğundan şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun doğmayacağını, huzurdaki husumetin muhatabının müvekkili şirket ...
değil de ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın bir çok yabancı şirketin alım-satım işlerine aracılık ettiğini, e-posta yazışmalarında davacının husumet konusu taşıma işine dair navlun bedelleri ve sair hususlarda ... ...'nın verdiği talimatlara göre hareket ettiğinin görüleceğini, ... .... şirketinin İsviçre menşeili olup paylarının hamiline senetlere ayrıldığını, .......'nın hisse senetlerinin kimin elinde olduğu bilinmediğinden ... ....'nın hakim ortağının ... olduğunun iddia edilemeyeceğini, ... ... şirketinin tamamen ticari saiklerle ...’ya ortak olduğunu, davacının dava konusu taşıma işinden kaynaklı tüm faturaları ...... adına düzenlediğini, davacının organik bağa ilişkin beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının taşıyanı olduğu navlun sözleşmesinin ... ile yapıldığı konusunun ihtilafsız olduğu, İTO kayıtlarında ...’ın iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” şeklinde belirtildiği, benzer şekilde BWK’nın da iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu, ...’ın yönetim kurulunun başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’nın da yönetim kurulu başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’ın ortaklarının ..., ..., ... ve ....'ün olduğu, bu kişilerin aynı şekilde...’da da paylarının bulunduğu, yine her iki şirketin adresinin de aynı olduğu, İsviçre menşeili .......'nın sicil kaydının Türkçe çevirisindeki ibareye göre ...’nın ...
....'nın %49'luk hisselerinin sahibi olduğu sonucuna varılacağı, %49'luk hisselere karşılık 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği, ... ...’nın bir anonim şirket olarak kurularak faaliyet konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlendiği, ... ile ... ... arasındaki bağlantının, ...’nın ... .....'deki paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla, ... ile ... .... arasında bir ticari ilişki mevcut olup ... tarafından ...... adına faturalar düzenlendiği, bu bakımdan ... ve .......'nın birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunun söylenemeyeceği, bu iki şirketin dışardan görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümünde oldukları ve bu şartlarda tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluştuğu, davalı ...
ile ....... arasında bir ticari ilişi bulunduğu, bunun yanı sıra ayrıca ...’ın pay sahiplerinin tamamının ve ...’ın bizatihi kendisinin BWK’nın pay sahibi olduğu, ...’nın da ... ...'da %49 oranında hissesinin bulunduğu, ... yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ......adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... ...adına düzenlendiği, yine konşimentolarda ...’ın talebi doğrultusunda gönderici olarak ... ....’nın düzenlendiği, aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü vermek amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmesinin ...
ile ...... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı, dava konusu navlun alacağından ... ile ... ...nın birlikte sorumlu olmaları gerektiği, taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemlerin yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmış olmakla birlikte davacı ve davalı ... arasında gerçekleştiği, dolayısıyla davacı ile ...’ın yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 50/3 hükmü uyarınca organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, yönetim kurulu üyesinin organ sıfatını icra ederken işlediği haksız fiilden zarar gören kişinin haksız fiili ika eden organa da başvurabileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49/1 hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilkinin yönetim kurulu üyelerinin haksız menfaat elde etmek kastıyla hareket etmeleri ve bunu yaparken ...
..’nın yapılan iş ve işlemlerin muhatabı olduklarını belirtmeleri ancak yurtdışı menşeili bu şirket adına yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ... ....’yı ayrı bağımsız bir şirket olarak göstermeleri ve ... .. adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, bu durumun ortaklık menfaatine aykırı olduğu gibi kanundan kaynaklanan özen yükümlülüğünün de ihlali olarak nitelendirileceği, zira tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ...’dan ve ......’dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... ve ... ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere gerek kendi aralarında gerek diğer davalı ...'e ve gerekse de ......ya mal/ hizmet alım/ satımıyla ilgili Ba/Bs formu düzenlendiğinin tespit edildiği, dolayısıyla, ...
ile ..., dava dışı ... ve ... .... arasında para transferlerinin yapıldığı, bu durumda ...’ın malvarlığının ..., ... ve İnter....'ya aktarıldığı, tüm bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi olmanın yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ... ....'dan bir talepte bulunmanın zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği,...’nın %49 pay sahibi olduğu ... ....'nın devamlı muhatap olarak gösterilme sebebinin üçüncü kişilerle yapılacak iş ve işlemler açısından sorumluluğun doğmamasını sağlamak olduğu kanaatinin hasıl olduğu, yine davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ...
adına yapılan iş ve işlemlerin ...... adına yapılması talep edilerek ...’ın pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, bu şekilde üçüncü kişilerin ... ile yapacağı iş ve işlemlerden dolayı kendi sorumluluklarını ortadan kaldırma gayretinde oldukları, bu sebeple yönetim kurulu üyesi ve pay sahipleri olan davalılar ..., ... ve ...'ün davacıya karşı haksız fiil hükümlerince müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu, ortaklığın malvarlığının pay sahipleri tarafından kendi malvarlıkları gibi yönetildiği, ... ile pay sahiplerinin malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı, buna karşılık, üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ...
olarak gösterildiği, nitekim ...’dan davalı ...'e sebepsiz yapılan para transferinin, malvarlıklarının ve organizasyonun birbirine karıştığının muhasip bilirkişi tarafından saptandığı, anonim ortaklığın muvazaalı işlemlerde kötüniyetli olarak kullanılmasının pay sahiplerinin kendi sorumluluklarını bertaraf etme amacından ileri geldiği, somut olayda ... ....’nın yurtdışı menşeli bir şirket olması durumunun kullanılarak ortaklık mal varlığından ... ....’ya para transferlerinin yapıldığı, bu yönüyle ortaklık malvarlığının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı, bütün işlemlerin muhatabının ... olmasına rağmen ... ....’nın muhatap olarak gösterilmeye çalışılmasının bu durumu desteklediği, ...
tarafından yapılan para transferleri sonucunda ...’ın malvarlığının azalması ve hatta bir özkaynak yetersizliği durumunun da olması mümkün bulunduğundan bu yönüyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.350,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ... ile ... .... arasındaki bağlantının BWK’nın ... ....’da %49 pay sahibi olmasından kaynaklandığı, ... ile ... .... arasında ticari ilişki bulunduğunun ... tarafından ... .... adına düzenlenen faturalardan tespit edildiği, sözleşme ilişkisinin kuruluş aşamasının davalı ... ile yürütüldüğü halde faturaların ... .... adına düzenlendiği, davalı ... acente olarak hareket ettiğini ileri sürmekte ise de uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından buna dair bir delil ibraz etmediği, bunun yanı sıra ayrıca ...’ın pay sahiplerinin tamamının ve ...’ın bizzat kendisinin BWK’nın pay sahibi olduğu, BWK’nın da ...
....’nın %49'luk hisselerinin sahibi olduğu, ... yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... .... adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... .... adına düzenlendiği, yine konşimentoların da ...’ın talebi doğrultusunda gönderici olarak ... .... adına düzenlendiği, bu durumda davalı ... ile ... .... arasında organik bağ bulunduğu, iki şirketin dışarıdan tek bir şirket görünümü sağladığı, nitekim ...’ın pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, BWK üzerinden ... ....’daki pay sahipliği ve hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı, bu hususlar karşısında davalı ... ile ... .... için tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğuna gidilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, hakimin bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp delilleri serbestçe değerlendireceği, davalı şirket adına ...
.... adına taahhütlerde bulunulduğu, ... ....’nın bağımsız bir şirket olarak gösterildiği, ... .... adına tahsilat yapılmasının sağlandığı, bu şekilde ortaklık menfaatine hareket edildiği gibi ortaklık alacaklılarının davalı ...’dan alacağın tahsilini talep etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... ile ..., dava dışı .... ve ... .... arasında para transferlerinin yapıldığı, ...’ın malvarlığının ..., ... ve .... ...'ya aktarıldığının bilirkişi incelemesinde tespit edildiği, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... adına yapılan iş ve işlemlerin ... .... adına yapılması talep edilerek, ...’ın pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, şirketlerin ortak ve yönetimlerinin büyük ölçüde aynı kişilerden oluştuğu gibi aynı alanda faaliyet göstererek ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettikleri, şirketler arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden para transferlerinin yapıldığı, davalı şirketlerin faaliyetlerine devam etmesine karşın ...
....’nın yurt dışı menşeli bir şirket olma durumunun kullanıldığı, dolayısıyla ... ile ... .... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, dava konusu navlun alacağından dolayı davalılardan ..., ... ve ...'ün de haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının doğduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tüzel kişilik perdesi de kaldırılmak suretiyle navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle ve doğrudan navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup davacı, ... ile kurduğu taşıma sözleşmesinde ... yetkililerinin talebi üzerine navlun ve konişmentoların yabancı bir şirket olan ... .... adına düzenlendiğini ve şeklen ... .... ile taşıma ilişkisi kurulmuş gibi göründüğünü, bu iki şirket arasında her ne kadar acentelik ilişkisi olduğu ileri sürülmüşse de bunun gerçeği yansıtmadığını, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, navlun ödemelerinin talebini zorlaştırmak için böyle bir yol seçildiğini ve tüzel kişilik perdesi kaldırılmak suretiyle navlun alacağından hem ..., hem ... ....'ya izafeten ..., hem de ... ile birlikte ...
....’ya ortak olan dava dışı BWK’nın da ortağı olan gerçek kişi davalıların sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürmüş, Mahkemece de gerçek kişilerin TBK’nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiilleri nedeniyle; ... ve ... ....’nın ise aralarında organik bağ bulunması, sunulan acentelik sözleşmesinin gerçeği yansıtmaması nedenleriyle navlun alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüyle talep edilen navlun bedelinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince karar yerinde görülmekle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Mahkemece iddianın ileri sürüş şekline göre taşıma sözleşmesinin davalılardan ... ile aralarında kurulduğunu iddia eden davacının, ... ....'ya izafeten ...'a da dava yöneltmesinin izaha muhtaç bir durum olduğu dikkate alınarak ilk önce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesi uyarınca davacı yana talebi açıklattırıldıktan sonra şayet gerekli ise temsilde hata hükümleri çerçevesinde davanın doğrudan ... ....’ya yöneltilmesi gerektiği düşünülmeden, davanın organik bağ iddiasına dayalı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemine ilişkin olduğu kabul edilip nihayetinde de tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğine hükmedilmiş de olmasına ve ... ile ... .... arasında acentelik iddiasının da gerçeği yansıtmadığına kanaat edilmiş olmasına rağmen acentelik ilişkisi kabul edilmiş gibi sonuç doğuracak şekilde ...
....’ya izafeten ...'a yönelik davanın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2.Davalı yönetici ve şirket ortağı gerçek kişilerin de sorumlu tutulmalarına dair hükme gelince, her ne kadar isabetli şekilde yönetim kurulu üyelerinin ancak TBK’nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca doğrudan verdikleri zarardan şahsi olarak sorumlu olacaklarına karar verilmişse de, dosya muhteviyatından anlaşıldığı üzere, dolandırıcılık suçlamasıyla gerek davacısı ve gerekse de taşıyıcısı farklı olsa da hukuki ilişkisi çok benzer olaylarda ceza soruşturmaları açıldığı anlaşılmakla, ceza soruşturmalarına ilişkin ilgili evraklar getirtilip somut olaya etkileri üzerinde durularak ve gerektiğinde soruşturmaların veyahut ceza yargılamasının sonuçları da beklenilerek, gerçek kişilerin her birinin kendi haksız fiilinden sorumlu olacağı da unutulmadan bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirmeyle davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi ve ortağı tüm gerçek kişilerin navlun alacağından sorumlu tutulmaları da doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tüzel kişiler hakkındaki; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı gerçek kişiler hakkındaki davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1157233600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz