Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4017 E. 2025/2473 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelden indirim↗ kredi sigortası poliçesi↗ yazılı ihbar↗ kredi sigortası↗ gümrük beyannamesi↗ ba beyannamesi↗ sigorta ettiren↗ mevduat hesabı↗ ek prim↗ vade↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ kusur↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/227 E., 2020/356 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ... Ankara Bölge Müdürlüğü arasında “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi” imzalandığını, ...'ın, sigorta poliçesi ile müvekkilinin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalının düzenlediği 05.12.2016 tarihli “Alıcı Limiti Onayı” belgesi ile Mısır'da yerleşik ... ...&Industry adına 01.04.2016- 31.03.2017 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 USD tutarında “Alıcı Limiti Onayı” tahsis edildiğini, müvekkilinin Mısır'da yerleşik şirkete gerçekleştirdiği ve primini davalı sigorta firmasına ödediği 18.08.2016 tarih, 91615 Gümrük Beyanname numaralı, 163.963,60 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini, söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı şirkete 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiğini, ancak vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, davalının gerekçelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1446. maddesine aykırılık taşıdığını, poliçenin “Döviz Kuru” başlıklı 16. maddesi hükmü gereğince zarar tazminlerinin, ABD doları karşılığı TL olarak yapılacağını, ödenmesi gereken tazminat tutarının 147.567,24 USD'nin ödeme günündeki TL karşılığı olduğunu ileri sürerek bu miktarın 30.10.2017 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 01.02.2015 tarihli sigorta poliçesinin 36. maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri'ne ait olduğunun ifade edildiğini, kısa vadeli ihracat kredi sigortasındaki sigortalının en önemli yükümlülüğünün alacağını vadesinde tahsis edememesi üzerine bu durumu poliçede yer alan süre içinde sigortacıya bildirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının vade tarihinden 307 gün sonra 19.10.2017 tarihinde davalıya tazminat başvurusunda bulunduğunu, oysa 60 gün içinde bildirmesi gerektiğini, davalının tazmin yükümlülüğünün ortadan kalktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesinin 25. maddesi incelendiğinde tazminatın ödenme tarihi bakımından net bir ifade içermediğinin görüldüğü, maddede ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce sigortalı tarafından kendisine teslim edilmesi gereken evrakın sayıldığı, 25. maddenin “e” bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda ...’a teslim edileceğinin belirtildiği, bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamının çıkarılabileceği, davalının 30.10.2017 tarihli yazısında davacıya tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade ettiği, davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davasının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 147.567,24 ABD dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, poliçenin 16. maddesinde “bu poliçeye göre yapılacak bütün ödemeler Türk lirası olarak yapılacaktır. .. Sevkiyatın brüt fatura tutarı ABD doları cinsinden ifade edildiğinde ise brüt fatura tutarı baz alınır.... b-_ Tazminat ödemelerinde ABD doları yada ABD doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası'na dönüşümü için, bu poliçenin 25. maddesinde belirlenen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslim için ... tarafından sigortalıya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk işgünü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru, esas alınacaktır” düzenlemesine yer verildiği, bu durumda davacıya ödenecek tazminatın, davacının başvuru yapıp talebinin reddedildiği, yani yazılı ihbarın yapıldığı ayın ilk iş gününde geçerli olan TC Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden hesaplama yapılıp TL’ye çevrilmek suretiyle bulunan 527.656,18 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken poliçeye aykırı olacak şekilde yabancı para cinsinden hüküm altına alınmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 527.656,18 TL’nin 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin ödenmesine hükmedilen para birimine ilişkin temyiz itirazının haricindeki itirazlarının reddi gerekir.
2.Somut olayda, taraflar arasında 01.02.2015 tarihinde kısa vadeli ihracat kredisi sigortası genel poliçesi imzalandığı, davacının Mısır’da mukim dava dışı ... ... & ... ihracat yapmak üzere anlaştığı, poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının, davalıya başvurarak 01.04.2016-31.03.2017 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 500.000,00 USD tutarlı “Alıcı Limiti Onayı” aldığı, davacının, sigorta kapsamında Mısır'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği sevkiyat bedelini tahsil edemediği ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiği, bildirimin vade tarihinden itibaren 307 gün sonra yapıldığından geç bildirim gerekçesiyle talebin reddedildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 1446. maddesinde; "Sigorta ettiren, ... gerçekleştiğini öğrenince gecikmeksizin durumu sigortacıya bildirir. ... gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir" düzenlemesi mevcut olup söz konusu maddede sigorta ettirenin ... gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi gerektiği, ... gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olması halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği kabul edilmiştir. Davacının 307 gün sonra gecikmeli bildirimde bulunması ve bu sürenin uzunluğu nazara alındığında yukarıdaki Kanun maddesi uyarınca davacının kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna göre indirim yapılması gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu fıkra değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.Kabule göre de, davacının Amerikan Doları olan talebi yönünden poliçe ile ilgili hükümlere yanlış anlam yüklenmesi sonucu Türk Lirası üzerinden hüküm tesisi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3488 E. 2025/1683 K.
Ortak:bedelden indirim · kredi sigortası poliçesi · kredi sigortası · gümrük beyannamesi · ba beyannamesi · sigorta ettiren · mevduat hesabı · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaAnkara Bölge Müdürlüğü arasında “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi” imzalandığını, ...'ın, «sigorta poliçesi» ile müvekkilinin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalının düzenlediği 05.12.2016 tarihli “Alıcı Limiti Onayı” belgesi ile Mısır'da yerleşik ... ...&Industry adına 01.04.2016- 31.03.2017 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 USD tutarında “Alıcı Limiti Onayı” tahsis edildiğini, müvekkilinin Mısır'da yerleşik şirkete gerçekleştirdiği ve «primini» davalı sigorta firmasına ödediği 18.08.2016 tarih, 91615 Gümrük Beyanname numaralı, 163.963,60 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini, söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı şirkete 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiğini, ancak «vadesi» geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, davalının gerekçelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1446. maddesine aykırılık taşıdığını, poliçenin “Döviz Kuru” başlıklı 16. maddesi hükmü gereğince zarar tazminlerinin, ABD doları karşılığı TL olarak yapılacağını, ödenmesi gereken tazminat tutarının 147.567,24 USD'nin ödeme günündeki TL karşılığı olduğunu ileri sürerek bu miktarın 30.10.2017 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 01.02.2015 tarihli «sigorta poliçesinin» 36. maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama «yetkisinin» İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri'ne ait olduğunun ifade edildiğini, kısa vadeli ihracat «kredi sigortasındaki» sigortalının en önemli yükümlülüğünün alacağını vadesinde tahsis edememesi üzerine bu durumu poliçede yer alan süre içinde sigortacıya bildirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının «vade» tarihinden 307 gün sonra 19.10.2017 tarihinde davalıya tazminat başvurusunda bulunduğunu, oysa 60 gün içinde bildirmesi gerektiğini, davalının tazmin yükümlülüğünü …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kısa vadeli ihracat «kredi sigortası poliçesinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGrupp Ou'ya 188.735,68 USD bedelli «gümrük beyannamesi» ile sevkiyat yaptığını, sevkiyata ilişkin düzenlenen faturada «vade tarihinin» 90 gün olarak gösterildiğini, sevkiyata karşılık yapılması gereken ödemenin vadesinin 03.11.2015 tarihi olduğunu, sigortalı davacının bildirimi yapılması gereken tarihten tam 574 gün sonra yaptığını, müvekkilinin tazminat talebini poliçe hükümlerine aykırılık gerekçesiyle reddettiğini, davacının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olduğunu, bu bildirim yapılmadığı takdirde «sigortalının teminattan» yararlanma hakkını kaybedeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü arasında kısa vadeli ihracat «kredi sigortası poliçesi» imzalandığını, davalının düzenlediği 13.07.2015 tarihli alıcı limiti onayı belgesi ile Estonya'da yerleşik ...
… söz konusu sevkiyat bedelinin ödenmesi talebi ile davalı sigorta şirketine 30.05.2017 tarihinde müracaat ettiğini, sigorta şirketinin 06.06.2017 tarihli yazısı ile «vadesi» geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddettiğini, alacağını tahsil edebilmek için birçok girişimde bulunan müvekkilinin bu hususta başarısız kaldığını, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının zararın %90'ını tazmin etmesi gerektiğini ileri sürerek 135.000,00 ABD dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki «sigorta tazminatı» alacağının, «temerrüt» tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · vade tarihi · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · riziko · geçersizlik · avans faizi · teminat
Benzer bu karardaGrupp Ou'ya 188.735,68 USD bedelli «gümrük beyannamesi» ile sevkiyat yaptığını, sevkiyata ilişkin düzenlenen faturada «vade tarihinin» 90 gün olarak gösterildiğini, sevkiyata karşılık yapılması gereken ödemenin vadesinin 03.11.2015 tarihi olduğunu, sigortalı davacının bildirimi yapılması gereken tarihten tam 574 gün sonra yaptığını, müvekkilinin tazminat talebini poliçe hükümlerine aykırılık gerekçesiyle reddettiğini, davacının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olduğunu, bu bildirim yapılmadığı takdirde «sigortalının teminattan» yararlanma hakkını kaybedeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «vadesi» geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olmasının davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, poliçenin 18. maddesindeki düzenlemenin de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1452/3 hükmü karşısında «geçersiz» olduğu, sigortalının «bildirim yükümlülüğünü» ihlal etmesi nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenlemenin sigortalı aleyhine getirildiği, olayda TTK'nın 1446. maddesinin uygulanması gerektiği, davalının savunmasında yalnızca davacının geç bildirimde bulunmak suretiyle bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirttiği, bu nedenle ödenecek tazminatta bir artış meydana geldiğini, artışın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu ileri sürmediği, salt geç bildirimin tazminat ödeme yükümünü ortadan kaldırmadığı, davalının poliçe hükümlerine göre davacının zararını karşılamakla yükümlü olduğu, davalı vekilinin, davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği 135.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı 517.260,50 TL tutarda talepte bulunmasına bir itirazları olmadığını beyan ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 517.360,50 TL'nin 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
… söz konusu sevkiyat bedelinin ödenmesi talebi ile davalı sigorta şirketine 30.05.2017 tarihinde müracaat ettiğini, sigorta şirketinin 06.06.2017 tarihli yazısı ile «vadesi» geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddettiğini, alacağını tahsil edebilmek için birçok girişimde bulunan müvekkilinin bu hususta başarısız kaldığını, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının zararın %90'ını tazmin etmesi gerektiğini ileri sürerek 135.000,00 ABD dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki «sigorta tazminatı» alacağının, «temerrüt» tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın, kısa vadeli ihracat «kredi sigortası» ile ihracatçıların yapacağı sevkiyatları poliçede belirtilen şartlar kapsamında ve sevkiyatın yapılacağı alıcı için verilen limit onayındaki sınırlamalar dahilinde ticari ve politik risklere karşı sigorta ettiğini, riskin gerçekleşmesi ile birlikte, «sigortalının poliçede» yazılı yükümlülükleri yerine getirmiş olması durumunda zararın belirli bir oranını «sigorta tazminatı» olarak ödediğini, davacının Estonya'da yerleşik ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4017 E. , 2025/2473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2069 Esas, 2024/325 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/227 E., 2020/356 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ... Ankara Bölge Müdürlüğü arasında “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi” imzalandığını, ...'ın, sigorta poliçesi ile müvekkilinin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalının düzenlediği 05.12.2016 tarihli “Alıcı Limiti Onayı” belgesi ile Mısır'da yerleşik ... ...&Industry adına 01.04.2016- 31.03.2017 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 USD tutarında “Alıcı Limiti Onayı” tahsis edildiğini, müvekkilinin Mısır'da yerleşik şirkete gerçekleştirdiği ve primini davalı sigorta firmasına ödediği 18.08.2016 tarih, 91615 Gümrük Beyanname numaralı, 163.963,60 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini, söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı şirkete 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiğini, ancak vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, davalının gerekçelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1446.
maddesine aykırılık taşıdığını, poliçenin “Döviz Kuru” başlıklı 16. maddesi hükmü gereğince zarar tazminlerinin, ABD doları karşılığı TL olarak yapılacağını, ödenmesi gereken tazminat tutarının 147.567,24 USD'nin ödeme günündeki TL karşılığı olduğunu ileri sürerek bu miktarın 30.10.2017 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
01. 02.2015 tarihli sigorta poliçesinin 36. maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri'ne ait olduğunun ifade edildiğini, kısa vadeli ihracat kredi sigortasındaki sigortalının en önemli yükümlülüğünün alacağını vadesinde tahsis edememesi üzerine bu durumu poliçede yer alan süre içinde sigortacıya bildirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının vade tarihinden 307 gün sonra 19.10.2017 tarihinde davalıya tazminat başvurusunda bulunduğunu, oysa 60 gün içinde bildirmesi gerektiğini, davalının tazmin yükümlülüğünün ortadan kalktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesinin 25. maddesi incelendiğinde tazminatın ödenme tarihi bakımından net bir ifade içermediğinin görüldüğü, maddede ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce sigortalı tarafından kendisine teslim edilmesi gereken evrakın sayıldığı, 25. maddenin “e” bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda ...’a teslim edileceğinin belirtildiği, bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamının çıkarılabileceği, davalının 30.10.2017 tarihli yazısında davacıya tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade ettiği, davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davasının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 147.567,24 ABD dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, poliçenin 16. maddesinde “bu poliçeye göre yapılacak bütün ödemeler Türk lirası olarak yapılacaktır. .. Sevkiyatın brüt fatura tutarı ABD doları cinsinden ifade edildiğinde ise brüt fatura tutarı baz alınır.... b-_ Tazminat ödemelerinde ABD doları yada ABD doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası'na dönüşümü için, bu poliçenin 25. maddesinde belirlenen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslim için ... tarafından sigortalıya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk işgünü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru, esas alınacaktır” düzenlemesine yer verildiği, bu durumda davacıya ödenecek tazminatın, davacının başvuru yapıp talebinin reddedildiği, yani yazılı ihbarın yapıldığı ayın ilk iş gününde geçerli olan TC Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden hesaplama yapılıp TL’ye çevrilmek suretiyle bulunan 527.656,18 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken poliçeye aykırı olacak şekilde yabancı para cinsinden hüküm altına alınmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 527.656,18 TL’nin 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin ödenmesine hükmedilen para birimine ilişkin temyiz itirazının haricindeki itirazlarının reddi gerekir.
2.Somut olayda, taraflar arasında 01.02.2015 tarihinde kısa vadeli ihracat kredisi sigortası genel poliçesi imzalandığı, davacının Mısır’da mukim dava dışı ... ... & ... ihracat yapmak üzere anlaştığı, poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının, davalıya başvurarak 01.04.2016-31.03.2017 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 500.000,00 USD tutarlı “Alıcı Limiti Onayı” aldığı, davacının, sigorta kapsamında Mısır'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği sevkiyat bedelini tahsil edemediği ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiği, bildirimin vade tarihinden itibaren 307 gün sonra yapıldığından geç bildirim gerekçesiyle talebin reddedildiği anlaşılmıştır.
TTK'nın 1446. maddesinde; "Sigorta ettiren, ... gerçekleştiğini öğrenince gecikmeksizin durumu sigortacıya bildirir. ... gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir" düzenlemesi mevcut olup söz konusu maddede sigorta ettirenin ... gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi gerektiği, ... gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olması halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği kabul edilmiştir. Davacının 307 gün sonra gecikmeli bildirimde bulunması ve bu sürenin uzunluğu nazara alındığında yukarıdaki Kanun maddesi uyarınca davacının kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna göre indirim yapılması gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu fıkra değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.Kabule göre de, davacının Amerikan Doları olan talebi yönünden poliçe ile ilgili hükümlere yanlış anlam yüklenmesi sonucu Türk Lirası üzerinden hüküm tesisi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının, (3) numaralı bent uyarınca da davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1154400300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz