Peşin muhalefet, iptal davasının muhalefet şerhi yerine geçmez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6327 E. 2025/3503 K. · · İlk derece: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 446 uyarınca genel kurul kararının iptali davası açabilmek için toplantıya katılmak, karara olumsuz oy vermek ve muhalefeti tutanağa geçirtmek koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Oylamadan önce öneriye karşı çıkılması (peşin muhalefet) alınan karara muhalefet sayılmaz; karar alındıktan sonra muhalefet şerhi verilmemişse dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararının iptali davasında muhalefetin tutanağa geçirtilmiş olması koşulu → ret
İddia: Davacı azınlık pay sahibi, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin öneriye temsilcisi aracılığıyla itiraz ettiğini, buna rağmen karar alındığını, azınlık hakkının ihlal edildiğini ve kararın şirket menfaatlerine aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurul kararının iptalini istemiştir.
Gerekçe: TTK 446 uyarınca genel kurul kararının iptali davası, toplantıya katılıp alınan karara muhalefet şerhini tutanağa ekleten ortaklarca üç aylık süre içinde açılabilir. Karar alınmadan önce, oylama öncesindeki görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi ya da ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmez; bu nitelikteki beyan öneriye karşı çıkma niteliğindedir ve iptal davası bakımından aranan muhalefet sayılmaz. Somut olayda davacı ortağın temsilcisi ilgili gündem maddesine henüz karar alınmadan önce karşı çıkarak peşin muhalefette bulunmuş, karar alındıktan sonra muhalefet şerhi ya da muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunmamış, muhalefetini yazılı olarak da bildirmemiştir. Bu durumda iptal davası açabilmek için zorunlu olan, alınan karara muhalif kalma koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Oylama öncesi öneriye karşı çıkmanın TTK 446 anlamında muhalefet şerhi yerine geçmeyeceği yönündeki holding, Yargıtay'ca onanmakla bağlayıcı emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TTK 446 uyarınca genel kurul kararının iptali davası, toplantıya katılıp alınan karara muhalefet şerhini tutanağa ekleten ortaklarca üç aylık süre içinde açılabilir.
- Dava şartı
- Genel kurul kararının iptali davasında, karar alındıktan sonra muhalefetin tutanağa geçirtilmiş olması (TTK 446); bu koşul gerçekleşmezse dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ muhalefet şerhi↗ peşin muhalefet↗ dava şartı↗ azınlık hakları↗ usulden ret↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6327 E. , 2025/3503 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/1519 Esas, 2024/1458 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2024/6 E., 2024/158 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyım olarak atandığı davalı şirketin %15 paylı hissedarı olduğunu, yönetim kayyımlarınca yapılan 22.08.2023 tarihli genel kurul toplantısında şirket yönetim kurulu üyelerinin belirlendiğini, bu yönetim kurulu tarafından da 10.10.2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ücret hakkının belirlenmesine yönelik öneriye müvekkili adına temsilen katılan ... ... 'nın itiraz ettiğini, ancak yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerine aylık 22.000,00 TL ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin azınlık hakkının ihlal edildiğini, kararın şirket menfaatlerine aykırı olduğunu ileri sürerek 10.10.2023 tarihli genel kurul kararının 2.
numaralı maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette görev yapan mevcut yönetimin ücret almasının usul ve yasaya uygun olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ücret hakkının yasal düzenlemelere bağlandığını, kararın kanuna, esas sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Şirketin %85 yönetim hakkının TMSF'de olduğu, davalı Şirketin 10.10.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin, üye ücretlerinin görev yapmaya başladıkları tarihten itibaren aylık net 22.000,00 TL olarak belirlenmesini önerdiği, davacı temsilcisinin karara itiraz ettiği, bahsekonu ücretin ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacı tarafın şirkete atanan yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı ücret takdir edilmesinin şirketi zarara uğratacağı ve öz sermayesini bütünüyle tüketecek bir karar olduğundan bahisle genel kurulda bu kararın oylamasından önce beyanda bulunduğu, karar verildikten sonra muhalefet şerhini tutanağa yazdırmadığı, genel kurul toplantılarında alınan kararlardan sonra oylamaya geçilmeden önce yazılan muhalefet şerhinin iptal davası açısından olması gereken muhalefet olarak kabul edilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 446.
maddesi uyarınca toplantıya katılıp muhalefet şerhini tutanağa ekleten ortakların üç aylık süre içerisinde iptal davası açabileceği, davacı tarafından kararın alınmasından sonra yapılmış bir muhalefet bulunmadığı, bu nedenle iptal davası açabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca alınan kararlara muhalif kalma koşulunun davacı tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için, toplantıya katılmak, olumsuz oy vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartlarının birlikte bulunması gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmeyeceği, davacı ortağın temsilcisi aracılığıyla genel kurula katıldığı, davacı temsilcisinin yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin gündemin 2. maddesine yönelik olarak, henüz karar alınmadan önce karşı çıkarak peşin muhalefette bulunduğu, yapılan öneriden sonra oylamadan önce yapılan itirazın, "alınan karara itiraz" edildiği anlamına gelmeyeceği, karar alındıktan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca yazılı olarak da bildirilmediği, bu şekildeki muhalefetin, öneriye karşı çıkma niteliğinde olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma veya muhalefet şerhi bulunmadığından, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan karara muhalif kalma koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı Şirketin 10.10.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin 2 numaralı kararın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1153264500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz