6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tespit davasında hukuki yarar yokluğu: eda davası mümkünse tespit davası açılamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1742 E. 2024/374 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Hisse devrinin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Muvazaa nedeniyle zarar gördüğünü ileri süren üçüncü kişinin, muvazaalı işlemin geçersizliğinin tespitini talep edebilmesi için, eda veya inşai dava (örn. İİK 277 vd. uyarınca tasarrufun iptali ya da muvazaa nedeniyle iptal davası) açma imkânı mevcutken, ayrıca bağımsız bir tespit davası açmakta güncel ve hukuken korunmaya değer bir yararı bulunmaz; bu durumda tespit davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Muvazaalı işlemin her iki tarafı da zorunlu dava arkadaşı sayıldığından, istinaf eden davalı yönünden verilen kabul kararı, istinaf etmeyen diğer davalı/mirasçısı yönünden de sonuç doğurur.

Ele alınan sorunlar

Muvazaa iddiasına dayalı hisse devrinin geçersizliğinin tespiti davasında hukuki yarar → kabul

İddia: Davalı vekili, HMK 106 ve 107/3 uyarınca tespit davası açma şartlarının bulunmadığını, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 106. maddesi uyarınca tespit davası açanın, kanunda belirtilen istisnalar dışında hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir; eda ve inşai davalarda hukuki yararın varlığı asıl iken tespit davalarında böyle bir ön kabul yoktur ve davacı bu yararı iddia ve ispat etmekle yükümlüdür. Eda davası açılması mümkün olan hallerde olumlu tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmelidir; hukuki yarar HMK 114 gereği dava şartı olup mahkemece re'sen gözetilir. Muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan üçüncü kişiler danışıklı işlemin geçersizliğini ileri sürebilir; bunun için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın varlığı ve bu alacağın tahsilinin önlenmesi amacıyla işlem yapıldığının bulunması gerekir. Davacının amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaalı işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır; bu durumda İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davası veya muvazaa nedeniyle iptal davası açma hakkı mevcuttur ve genel hükümlere göre muvazaaya dayanarak dava açma bu hakları engellemez. Görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Somut olayda davacının, koşulları oluştuğunda İİK 277 uyarınca tasarrufun iptali veya muvazaa nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunduğundan, devir işleminin muvazaalı olduğunun tespiti için ayrıca tespit davası açılmasında güncel hukuki yararı yoktur. Davacı tarafından açılan ceza davaları nedeniyle hukuki yararın bulunduğu da kabul edilemez. Davacının istemi ancak bir eda davasında ileri sürülebilecek niteliktedir; eda ve inşai dava açma hakkı mevcut olduğundan tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zorunlu dava arkadaşlığı ve mirasçıların davaya dahil edilmeden verilen kabul kararının diğer davalıya sirayeti → tartışılmadı

Gerekçe: İşlemin iki tarafı bulunduğundan, bir işlemin muvazaalı olduğunun tespiti kararı işlemin diğer tarafı için de sonuç doğuracağından, mirasçıları davaya katılmadan kabul kararı verilmesi doğru değildir. Ancak davalı mirasçısı tarafından karar istinaf edilmediğinden bu husus yalnızca değinilmekle yetinilmiştir. Muvazaalı olduğu ileri sürülen işlemin diğer tarafı olan davalılar zorunlu dava arkadaşı olduklarından, istinaf eden davalının istinaf başvurusunun kabulünün, istinaf etmeyen diğer davalı mirasçıya da sirayet edeceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Muvazaa iddiasına dayalı hisse devri işlemlerinde, tasarrufun iptali veya muvazaa nedeniyle iptal davası açma imkânı varken ayrıca bağımsız bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığına ve zorunlu dava arkadaşlığı hâlinde istinaf sonucunun istinaf etmeyen tarafa da sirayet edeceğine ilişkin tespitler bakımından emsal niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tespit davası hukuki yarar muvazaa zorunlu dava arkadaşlığı tasarrufun iptali davası eda davası

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 106HMK 114 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 277

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1742

KARAR NO 2024/374

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2021

NUMARASI 2018/744 Esas - 2021/705 Karar

DAVA

Tespit

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ... 'in müdürü ve ortağı olduğu dava dışı ... San. Ve Tic ltd. Şti. 'nin davacı şirkete muhtelif zamanlarda çekler keşide ettiğini, ödeme tarihlerinde karşılığının çıkmadığını, icra takipleri ile karşılıksız çek keşide etmekten ... aleyhine davalar açıldığını, ...'in müdürü ve tek ortağı olduğu dönemde toplamda 3.000.000-TL ye varan çeklerin keşide edildiğini, davalının ... tekstil adına keşide ettiği çekleri aval olarak da imzaladığını, karşılıksız çekler yönünden yasal sorumluluktan kurtulmak amacıyla 13.4.2018 tarihinde şirkette sahip olduğu 120.000 adet hissesini 3.000.000-TL karşılığında diğer davalı ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müdürlük görevinin de ...'e geçtiğini, fiili ödeme tarihleri 13.4.2018 tarihinden sonra olan karşılıksız çeklerden açılacak takipleri sonuçsuz bırakıp cezalardan kurtulmayı amaçladığını, davalılar arasında yapılan hisse devir işleminin muvazaalı olduğunu, böyle bir para transferinin hiç yapılmadığını, ...

'in tekstil sektöründe hiçbir tecrübe ve deneyimi olmadığını, işlem sonrası ortadan kaybolduğunu, 13.4.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğunun tespitine karar verilmesini,davanın tesbit davası olarak görülmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağını davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının satış ve devrin tarafı olmadığını davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalının zaten çok sayıda çekten yargılanıp tüm menkul ve gayrımenkullerinin haczedildiğini, ticari hayatının fiilen sona erdiğini, davacının ileriye dönük ödenip ödenmeyeceği belli olmayan çekler için hisse devrine itiraz etmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının icra ceza mahkemesine sunacak delile sahip olmak için dava açtığını, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle hisselerini satıp ticari hayattan çekildiğini,satış bedelinin sermaye miktarı dikkate alındığında noter tarafından matbu olarak yazılmış olabileceğini, devralanın şirketin itibarından yararlanabilmek amacıyla çok uygun fiyata sattığını, ancak satış bedelini hatırlayamadığını, paranın eline geçmeden doğrudan alacaklılardan birine ödendiğini, muhasebe kayıtlarına ulaşıldığında bildirileceğini, ...'in tacir olup mücadele ederek şirketi kurtarabileceğini ifade ettiğini,kanunun hükmünü kötüye kullanmak fiili için şirketin faaliyetine devam etmesi, arka planda gizli bir ortak tarafından yönetilmesi ya da gerçekte borca batık olmamasının gerektiğini ancak davacının kendisinin şirketin borca batık olduğunu beyan ettiğini, çek davalarından ceza alması için davayı açmalarının haksız ve kötüniyetli olduğunun savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı ... yönünden taraf tacir olmasına rağmen hisse devir sözleşmesinden elde edilen hisse devir bedelinin doğrudan bir başka alacaklıya ödendiği iddia edilmiş ise de, bu meblağın hangi borçtan ötürü hangi alacaklıya ödendiği hususunda bilgi ve belge verilmediğini, hisse devrinden yaklaşık 3 ay sonra şirketin tasfiyeye girdiğini, bunun hisse devrinden sonra faaliyette bulunma amacının kalmadığını gösterdiğini,hisse devir sözleşmesinin geçerliliği için TTK’nın 595. maddesinde öngörülen şekil şartı göz önüne alındığında davalılar arasında yapılan hisse devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu kanaatine varılarak, yargılama sırasında vefat eden ... mirasçılarının davaya dahil edildiğine ilişkin dilekçenin davacı vekilince dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle ...

hakkında açılan dava hakkında karar verilmediği, davanın kabulü ile; davalı ... tarafından diğer davalı ...'e Bakırköy ... Noterliğinin 12/04/2018 tarih ... yevmiye numaralı senet ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 120.000 adet hissenin devrine ilişkin sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili, HMKnın 105 maddesinde eda davasının tanımlandığını, 106/1 de tespit davasının tanımı yapılarak, 106/2 de kanunlarda belirtilen istisnalar dışında, hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunmasını, tespit davasının şartı olarak ifade ettiğini,107/3 de ise, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir diyerek tespit davasının açılabildiği halleri sınırladığını, dolayısıyla tespit davası açma şartının bulunmadığını, tespiti istenen hususta, bir iptal telebinin bulunmaması da, manidar ve düşündürücü olmakla birlikte, dava açma şartına engel teşkil ettiğini, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağını, hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin hakkın varlığından şüphesi yok ise, hakkın verilmesi yerine tespitini talep etmesi korunacak bir hukuki yararın bulunmadığını gösterdiğini, satış ve devrin, usulüne uygun ve gerçek olduğunu, devir bedelinin davanın esası ile ilgisi bulunmadığını, dava konusu satış ve devrin muvazaalı olduğu tespiti gerçeği yansıtmadığını, devredilen hisseler için sermaye miktarı olarak öngörülen nominal değer üzerinden hesaplama yapılarak satışın gerçekleşmesi, anılan işlemi geçersiz, muvazaalı bir işlem haline getirmeyeceğini, davacının içinde bulunduğu durum dolayısıyla sahip olduğu hisseleri satış yoluyla devretmesinin anlaşılamaz bir tarafı olmadığını, herkes tarafından bilinen bu durumun sanki bir muvazaa gibi kabul edilmesinin soyut tahminler ve yeterli araştırmanın yapılmamasından kaynaklandığını, yasal olarak, ispat yükü iddia sahibi davacıda olmasına rağmen, diğer davalının, devir işleminden 3 ay sonra tasfiye işlemlerini başlattığı tespitinin doğru olmadığını, tasfiye işlemlerinin 7 ay sonra başlatıldığını, satış ve devrin tarafı olmayan davacının, huzurdaki davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davalının zaten çok sayıda çekten dolayı sanık sıfatıyla yargılanmış, tüm menkul ve gayrimenkulleri haczedilmiş, ticari hayatı fiilen sona erdirildiğini, vadesi gelmeyen ve ödenip ödenmeyeceği belli olmayan bir alacak için talepte bulunamayacağını,sadece çek davalarından ceza almasını sağlamak amacıyla mezkur davayı ikame ettiklerini kabul etmesi karşısında kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirket ortağı ...'in diğer davalıya yaptığı limited şirket hisse devrinin muvazalı olduğunun tesbitine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir.

Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Eda davalarında ve inşai davalarda davacının hukuki yararının mevcudiyeti asıl iken, tespit davalarında böyle bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür.

Dolayısıyla tespit davalarında her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, özellikle eda davası açılması mümkün olan hallerde olumlu tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmelidir. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.

3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir.

İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. (Yargıtay kapatılan 17 HD nin 2016-14242 esas,2019/4305 karar sayılı 08.04.2019 tarihli ilamı) Görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur.Somut olayda; davacı tarafından, dava dışı şirkette sahip olduğu hisselerini muvazalı olarak davalı ...'e devir ettiğinin tesbiti,davanın da tesbit davası olarak görülmesi istenilmiştir. Koşulları mevcut olduğunda; davacının İİK nın 277.maddesi uyarınca tasarrufun iptali, ayrıca muvazaa nedeniyle iptal davası açma hakkı var devir işleminin muvazalı olduğunun tesbiti için tesbit davası açılmasında ve işlemin muvazalı olduğunun tespitinde güncel hukuki yararı bulunmamaktadır.

Davacı tarafından açılan ceza davaları nedeniyle hukuki yararı bulunduğu kabul edilemez. Davacının istemi, ancak bir eda davasında ileri sürülebilecek niteliktedir. Davacının davalıya başvuracağı hukuki yollar, eda ve inşai dava açma hakkı var iken tesbit davası açmakta hukuki yararı olmadığından davanın reddi gerekirken, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Öte yandan işlemin iki tarafı bulunduğundan ,bir işlemin muvazalı olduğunun tesbiti kararı işlemin diğer tarafı içinde kabul edildiği halde ,mirasçıları davaya katılmadan kabul kararı verilmesi doğru değildir.Ne var ki davalı mirasçısı tarafından karar istinaf edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, muvazaalı olduğu ileri sürülen işlemin diğer tarafı olan davalılar zorunlu dava arkadaşı durumunda olduklarından davalının istinafı kabul edildiğinden diğer davalı mirasçıya da sirayet edeceği,istinaf nedeni yerinde görülen davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına yapılan hata eksiklik yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden karar verilerek ; hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 Tarih 2018/744 Esas - 2021/705 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90‬-TL peşin harçın mahsubu ile kalan ‬391,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı ... vekili için takdir olunan 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ...'e ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı ...

tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı ... tarafından yapılan 50-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/115290 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.