6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Emniyeti suistimal

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6540 E. 2025/637 K. ·

OnandıKesinlik belirsiz

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emniyeti suistimal ttk 309/4 ticari temerrüt faizi anonim şirket yönetim kurulu bozma sonrası karar sorumluluk davası tefrik şahsi sorumluluk tanıma olağanüstü genel kurul ibra müteselsil sorumluluk tazminat davası zamanaşımı def'i mirasçılık hizmet sözleşmesi derdestlik muvafakat ifa def'i anonim şirket temerrüt faizi haksız fiil hukuki yarar görevsizlik kararı yetki ek tasfiye yönetim kurulu kararı maddi tazminat cy/cy kaydı temerrüt zamanaşımı kesin hüküm husumet i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Zamanaşımı
13 yıl
Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 275TTK 309TTK 336 · SMK — SMK 309

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.01.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı ... vekili Avukat ... , birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., asıl davada davalılar ..., ..., ..., ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın müvekkili bankanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdür, genel müdür yardımcısı, yönetim kurulu üyesi vesair 1. derece imza yetkilisi üst düzey görevlerde bulundukları dönemde, Bankaca gerçekleştirilen “Ankara ... I-II-III Etap İnşaatları ile Büyük Alışveriş Merkezi” işinde, ihalenin usul ve kurallara göre yapılmaması, denetimin yeterli olmaması, ticaret merkezi ve III. etaba başlanması, ... I, II, III. etap ve büyük ticaret merkezi inşaatlarında firmaya çok sayıda süre uzatımlarının verilmesi, banka sermayesinin verimlilik ve karlılık esaslarına göre kullanılmaması, değerlendirilmemesi ve bu konuda gerekli gayret ve basiretin gösterilmemesi nedenleriyle müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını, ... Toplu Konut Projesi İnşaat Yapım Sözleşmesi'nin, ... Bankası A.Ş. ile Ceylan İnş. Taah. İth. İhr Ltd. Şti. arasında 20.09.1990 tarihinde imzalanmış olduğunu, sözleşmenin akdedilmesi ve yürütülmesi safhalarında banka aleyhine zarar doğurucu ve banka çıkarları ile bağdaşmayan hususlar bulunduğunu, ... ihalesinin karlı bir proje olup olmadığına dair her hangi bir çalışma yapılmadan sözleşme imzalanmış olmasının, davalıların, Banka kaynaklarının kârlılık ve verimlilik prensiplerine uygun bir şekilde kullanılması sorumluluğunu yerine getirmedikleri sonucunu ortaya koyduğunu, dönemin Yönetim Kurulu'nun ve banka çalışanlarının ... Projesinde bankayı trilyonlarca zarara uğrattığını, Banka Teftiş Kurulu ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporları ile de bu hususların sabit olduğunu, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/82 E. sayılı dosyası ile dava devam etmekte iken 4616 sayılı Yasa gereğince erteleme kararı verildiğini, açılan ceza davasına müdahale edilerek banka zararının tazmini talep edilmişse de erteleme kararı nedeniyle bu talepleri hakkında bir karar verilmediğini, oluşan banka zararının davalılardan talep zorunluluğu nedeniyle iş bu davanın açıldığını iddia ederek 48.900.000,00 TL zararın, 15.01.1999 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddiasının hukuki mesnedi bulunmadığını, 29.09.1990 tarihinde yaklaşık 13 yıl önce yapılmış bir inşaat sözleşmesine dayanılarak açılan davanın zamanaşımına uğradığını, iki müfettişin kişisel tespitlerinden öteye gitmeyen değerlendirmeleri sonucu tazminat davası açılması taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; yönetici durumunda olan davalıların sorumluluklarının hizmet sözleşmesinden kaynaklanmayıp haksız fiile dayalı olduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ...'ın 29.12.1990 tarihli atama kararnamesi ile SSK Genel Müdürü olarak atandığını, raporlu olduğu dönemde banka ile ilişkisi kalmadığını, hiçbir işleme katılımı bulunmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ... ... 1987-01.10.1991 arası görev yaptığını, ödemelere katkısı olmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak 30.11.1989 - 07.02.1992 arası görev yaptığını, bu süre dışında kalan işlerden sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davada zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, genel kurul dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkillerinin görev yaptıkları dönem itibariyle sorumluluklarının olmadığını, varlıklarını toplu konut idaresine devreden bankanın kâra geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıların görev süreci içinde kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, kamu iktisadi teşebbüslerinde yönetim kurulunun yalnızca karar organı olduğunu, yönetim kurulunun icra organı olan genel müdürü yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, davalıların yönetim kurulu üyesi olduklarını, müvekkillerinin bankadaki yönetim kurulu üyeliklerinin Şubat 1992 ayı başı itibariyle sona erdiğini, görev süresinin sona erdiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar her halükarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ibra kararı nedeniyle müvekkillerinin şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ceza dosyasında taraf olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

5.Davalı Aydın Ayaydın vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava konusu zararın mevcudiyetinden Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 15.02.1999 tarih, 14/99-5/5 sayılı rapor ile haberdar olduğunu, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Toplu Konut Projesi'nde Ankara Bölge Uygulama Baş Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, müvekkilinin görev tanımı gereği ihalenin yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamalarında görev ve sorumluluğu olmadığından diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın yasal süre içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

8.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

9.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, genel kurul kararı olmadığından dava şartı eksikliği bulunduğunu, dava açma hakkının tasfiye kuruluna ait olduğunu, davacının davayı açmakta çıkarı bulunamayıp hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

10.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, banka resmi kayıtlarına göre zararın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

11.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarihli ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

12.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarih ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

13.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankada görev yaptığı süre ile üstlendiği sorumluluk döneminin bankanın zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin konularla ilgisi olmadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

14.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankadaki görevinin müdür yardımcılığı olduğunu, görev yaptığı süre dikkate alınmayarak işin başından sonuna kadar sorumlu gösterilerek haksızlık yapıldığını, görevli olduğu dönemde tüm uygulamaların sözleşmelere ve şartnamelere uygun şekilde ifa edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

15.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; maddi tazminat talep edebilme koşullarının mevcut olmadığını, davaya konu işlemlerin gerçekleştiği tarihler dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığının açıkça ortada olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEMESİ KARARI

1.Davacı vekili tarafından açılan davanın, ilk olarak Mahkemenin 2003/319 E. kayıt edildiğini, bu dosyada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere verilen görevsizlik kararının davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2007/9140 E., 2007/11223 K. sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma sonrası davalı ... yönünden dosyanın Mahkemenin 2008/50 E. sayılı numarasını aldığı, diğer davalılar yönünden dosyanın kesinleştiği, asliye ticaret mahkemelerinin ayrılması sonrası Mahkemenin 2008/50 E. sayılı dosyasının İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/64 E. numarasını aldığı, asliye ticaret mahkemelerinin birleştirilmesi neticesinde dosyanın İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/563 E. sırasına kayıt edildiği, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/563 E., 2016/699 K. sayılı ilamı ile dosyanın Mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, ... dışındaki davalılar yönünden verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi nedeniyle dosyanın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/349 E. aldığı, bu dosyada da 2009/26 K. sayısı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, oluşan görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2015/4750 E., 2015/10555 K. sayılı ilamı ile Mahkemenin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği, Yargıtay ilamı doğrultusunda dosyanın Mahkemenin yukarıda belirtilen esasına kayıt edildiği anlaşılmıştır.

2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça 02.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan 31.03.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurul toplantısının gündeminin 9. maddesinde, haklarında mali mesuliyet öngörülen ve ekli listede belirtilen Bankanın eski yönetim kurulu üyeleri, genel müdürleri, icracı müdürleri ve diğer tüm personeli hakkında açılmış olan mali mesuliyet davalarına muvafakat edilmesi ve bundan sonra açılacak mali mali mesuliyet davaları için yönetim kuruluna yetki verilmesi şeklinde karar alındığı, ayrıca yine 23.03.2015 tarihli, o tarihteki denetçiler ... ve ... tarafından imzalanmış denetçi vekaletnamesi ile belirtilen avukatların derdest kurallarının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlendiği, mali sorumluluk davalarının takibi hususunda yetkilendirildiği, davalıların kamu tüzel kişileri tarafından atanmış olmaları nedeniyle 6762 sayılı TTK'nın 275. maddesi uyarınca aralarında müteselsil sorumluluk bulunmadığı kanaatine varıldığından bir kısım davalılar yönünden davanın tefrik edilmesinde bir sakınca görülmediği, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, görevlerinin icrası sırasında yol açtıkları şirket zararları sebebiyle hukuki sorumluluklarına ilişkin temel bu hüküm çerçevesinde açılacak sorumluluk davasında tabi olunan zamanaşımı süresine aynı Kanun'un 309/4 hükmünde yer verildiği, anılan hükmün, “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." düzenlemesini içerdiği, 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesinin düzenleme alanı içerisinde yer alan sorumluluk doğurucu eylem veya işlemler, yönetim kurulu üyeleri tarafından işlendiği takdirde, ilgililerin sorumluluğa yol açan fiilin işlenmesinden itibaren işlemeye başlayacak 5 yıllık süre içerisinde kalmak kaydı ile sorumluluğa yol açan fiilin yol açtığı zararı ve bu zarardan sorumlu olan kişiyi öğrendikleri tarihten itibaren ise 2 yıllık süre içerisinde sorumluluk davasını açmalarının hukuki bir zorunluluk olduğu, buradaki 5 yıllık süre azami süre olup zararın ve bu zarara sebebiyet veren şahsın kimliğinin öğrenilmesi tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 2 yıllık zamanaşımı süresini sınırlayıcı özellik taşıdığı, zarar ve zarara yol açan şahsın kimliğinin bu sürenin geçmesinden sonra öğrenilmesinin herhangi bir anlam ve önemi olmayacağı, dava hakkının herhalde zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise davaya dayanak alınan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli teftiş raporunda, adı geçenlerin görevi kötüye kullanma suçu işledikleri belirtilmiş ise de, bu hususta İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/82 E., 2001/272 K. sayılı, sanıklar hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasa'nın 1/4 maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararı verilen dosyasında, teftiş raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında açılan davanın hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu işledikleri iddiasıyla açıldığı, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davaya konu sorumluluk davasına esas işlemler 1990 ve 1998 yılları olarak belirtilmiş ise de, teftiş raporu içeriğine göre en son 16.11.1995 tarihli yönetim kurulu kararı alındığı, nitekim ceza dosyasında da suç tarihinin 12.04.1995-14.04.1995 ve 16.11.1995 olarak kabul edildiği, 6769 sayılı TTK'nın 309. maddesi gereğince sorumluluk davası 5 yıllık zamanaşımına tabi olup hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun da 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, dolayısıyla ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden ceza davasındaki zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığı, davalıların yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulundukları, davacının gerçekleştiğini ileri sürdüğü zararı ve sorumlu olanı, sorumlu olandan zararın giderilmesini isteme hakkının doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı, ceza dosyasında suç tarihi olarak kabul edilen ve teftiş raporu içeriğinde de en son 16.11.1995 tarihinde yapıldığı belirtilen farklı tarihlerdeki yönetim kurulu kararlarına ve işlemlere ilişkin olayların üzerinden dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, davaya dayanak Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli denetim raporunun davacıya intikal etmesi üzerine zararın ve sorumlu kişilerin öğrenildiği, bu bağlamda 6769 sayılı TTK'nın 309. maddesi hükmüne göre 2 yıllık sürenin dolduğu, sonuç olarak zamanaşımı sürelerinin dolmasından sonra açılan davada davalıların süresi içerisinde yapmış oldukları zamanaşımı def'ilerinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Mazeret

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3121 E. 2019/5073 K.

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6540 E.  ,  2025/637 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/5 Esas, 2023/432 Karar

HÜKÜM

Ret

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.01.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı ... vekili Avukat ... , birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., asıl davada davalılar ..., ..., ..., ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın müvekkili bankanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdür, genel müdür yardımcısı, yönetim kurulu üyesi vesair 1. derece imza yetkilisi üst düzey görevlerde bulundukları dönemde, Bankaca gerçekleştirilen “Ankara ... I-II-III Etap İnşaatları ile Büyük Alışveriş Merkezi” işinde, ihalenin usul ve kurallara göre yapılmaması, denetimin yeterli olmaması, ticaret merkezi ve III. etaba başlanması, ... I, II, III. etap ve büyük ticaret merkezi inşaatlarında firmaya çok sayıda süre uzatımlarının verilmesi, banka sermayesinin verimlilik ve karlılık esaslarına göre kullanılmaması, değerlendirilmemesi ve bu konuda gerekli gayret ve basiretin gösterilmemesi nedenleriyle müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını, ...

Toplu Konut Projesi İnşaat Yapım Sözleşmesi'nin, ... Bankası A.Ş. ile Ceylan İnş. Taah. İth. İhr Ltd. Şti. arasında 20.09.1990 tarihinde imzalanmış olduğunu, sözleşmenin akdedilmesi ve yürütülmesi safhalarında banka aleyhine zarar doğurucu ve banka çıkarları ile bağdaşmayan hususlar bulunduğunu, ... ihalesinin karlı bir proje olup olmadığına dair her hangi bir çalışma yapılmadan sözleşme imzalanmış olmasının, davalıların, Banka kaynaklarının kârlılık ve verimlilik prensiplerine uygun bir şekilde kullanılması sorumluluğunu yerine getirmedikleri sonucunu ortaya koyduğunu, dönemin Yönetim Kurulu'nun ve banka çalışanlarının ... Projesinde bankayı trilyonlarca zarara uğrattığını, Banka Teftiş Kurulu ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporları ile de bu hususların sabit olduğunu, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve Şişli 10.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/82 E. sayılı dosyası ile dava devam etmekte iken 4616 sayılı Yasa gereğince erteleme kararı verildiğini, açılan ceza davasına müdahale edilerek banka zararının tazmini talep edilmişse de erteleme kararı nedeniyle bu talepleri hakkında bir karar verilmediğini, oluşan banka zararının davalılardan talep zorunluluğu nedeniyle iş bu davanın açıldığını iddia ederek 48.900.000,00 TL zararın, 15.01.1999 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddiasının hukuki mesnedi bulunmadığını, 29.09.1990 tarihinde yaklaşık 13 yıl önce yapılmış bir inşaat sözleşmesine dayanılarak açılan davanın zamanaşımına uğradığını, iki müfettişin kişisel tespitlerinden öteye gitmeyen değerlendirmeleri sonucu tazminat davası açılması taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; yönetici durumunda olan davalıların sorumluluklarının hizmet sözleşmesinden kaynaklanmayıp haksız fiile dayalı olduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ...'ın 29.12.1990 tarihli atama kararnamesi ile SSK Genel Müdürü olarak atandığını, raporlu olduğu dönemde banka ile ilişkisi kalmadığını, hiçbir işleme katılımı bulunmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ... ... 1987-01.10.1991 arası görev yaptığını, ödemelere katkısı olmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak 30.11.1989 - 07.02.1992 arası görev yaptığını, bu süre dışında kalan işlerden sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davada zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, genel kurul dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkillerinin görev yaptıkları dönem itibariyle sorumluluklarının olmadığını, varlıklarını toplu konut idaresine devreden bankanın kâra geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıların görev süreci içinde kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, kamu iktisadi teşebbüslerinde yönetim kurulunun yalnızca karar organı olduğunu, yönetim kurulunun icra organı olan genel müdürü yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, davalıların yönetim kurulu üyesi olduklarını, müvekkillerinin bankadaki yönetim kurulu üyeliklerinin Şubat 1992 ayı başı itibariyle sona erdiğini, görev süresinin sona erdiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar her halükarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ibra kararı nedeniyle müvekkillerinin şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ceza dosyasında taraf olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

5.Davalı Aydın Ayaydın vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava konusu zararın mevcudiyetinden Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 15.02.1999 tarih, 14/99-5/5 sayılı rapor ile haberdar olduğunu, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Toplu Konut Projesi'nde Ankara Bölge Uygulama Baş Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, müvekkilinin görev tanımı gereği ihalenin yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamalarında görev ve sorumluluğu olmadığından diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın yasal süre içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

8.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

9.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, genel kurul kararı olmadığından dava şartı eksikliği bulunduğunu, dava açma hakkının tasfiye kuruluna ait olduğunu, davacının davayı açmakta çıkarı bulunamayıp hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

10.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, banka resmi kayıtlarına göre zararın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

11.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarihli ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

12.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarih ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

13.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankada görev yaptığı süre ile üstlendiği sorumluluk döneminin bankanın zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin konularla ilgisi olmadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

14.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankadaki görevinin müdür yardımcılığı olduğunu, görev yaptığı süre dikkate alınmayarak işin başından sonuna kadar sorumlu gösterilerek haksızlık yapıldığını, görevli olduğu dönemde tüm uygulamaların sözleşmelere ve şartnamelere uygun şekilde ifa edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

15.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; maddi tazminat talep edebilme koşullarının mevcut olmadığını, davaya konu işlemlerin gerçekleştiği tarihler dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığının açıkça ortada olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEMESİ KARARI

1.Davacı vekili tarafından açılan davanın, ilk olarak Mahkemenin 2003/319 E. kayıt edildiğini, bu dosyada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere verilen görevsizlik kararının davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2007/9140 E., 2007/11223 K. sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma sonrası davalı ... yönünden dosyanın Mahkemenin 2008/50 E. sayılı numarasını aldığı, diğer davalılar yönünden dosyanın kesinleştiği, asliye ticaret mahkemelerinin ayrılması sonrası Mahkemenin 2008/50 E. sayılı dosyasının İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/64 E. numarasını aldığı, asliye ticaret mahkemelerinin birleştirilmesi neticesinde dosyanın İstanbul 12.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/563 E. sırasına kayıt edildiği, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/563 E., 2016/699 K. sayılı ilamı ile dosyanın Mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, ... dışındaki davalılar yönünden verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi nedeniyle dosyanın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/349 E. aldığı, bu dosyada da 2009/26 K. sayısı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, oluşan görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2015/4750 E., 2015/10555 K. sayılı ilamı ile Mahkemenin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği, Yargıtay ilamı doğrultusunda dosyanın Mahkemenin yukarıda belirtilen esasına kayıt edildiği anlaşılmıştır.

2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça 02.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan 31.03.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurul toplantısının gündeminin 9. maddesinde, haklarında mali mesuliyet öngörülen ve ekli listede belirtilen Bankanın eski yönetim kurulu üyeleri, genel müdürleri, icracı müdürleri ve diğer tüm personeli hakkında açılmış olan mali mesuliyet davalarına muvafakat edilmesi ve bundan sonra açılacak mali mali mesuliyet davaları için yönetim kuruluna yetki verilmesi şeklinde karar alındığı, ayrıca yine 23.03.2015 tarihli, o tarihteki denetçiler ... ve ... tarafından imzalanmış denetçi vekaletnamesi ile belirtilen avukatların derdest kurallarının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336.

maddesinde düzenlendiği, mali sorumluluk davalarının takibi hususunda yetkilendirildiği, davalıların kamu tüzel kişileri tarafından atanmış olmaları nedeniyle 6762 sayılı TTK'nın 275. maddesi uyarınca aralarında müteselsil sorumluluk bulunmadığı kanaatine varıldığından bir kısım davalılar yönünden davanın tefrik edilmesinde bir sakınca görülmediği, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, görevlerinin icrası sırasında yol açtıkları şirket zararları sebebiyle hukuki sorumluluklarına ilişkin temel bu hüküm çerçevesinde açılacak sorumluluk davasında tabi olunan zamanaşımı süresine aynı Kanun'un 309/4 hükmünde yer verildiği, anılan hükmün, “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.

Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." düzenlemesini içerdiği, 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesinin düzenleme alanı içerisinde yer alan sorumluluk doğurucu eylem veya işlemler, yönetim kurulu üyeleri tarafından işlendiği takdirde, ilgililerin sorumluluğa yol açan fiilin işlenmesinden itibaren işlemeye başlayacak 5 yıllık süre içerisinde kalmak kaydı ile sorumluluğa yol açan fiilin yol açtığı zararı ve bu zarardan sorumlu olan kişiyi öğrendikleri tarihten itibaren ise 2 yıllık süre içerisinde sorumluluk davasını açmalarının hukuki bir zorunluluk olduğu, buradaki 5 yıllık süre azami süre olup zararın ve bu zarara sebebiyet veren şahsın kimliğinin öğrenilmesi tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 2 yıllık zamanaşımı süresini sınırlayıcı özellik taşıdığı, zarar ve zarara yol açan şahsın kimliğinin bu sürenin geçmesinden sonra öğrenilmesinin herhangi bir anlam ve önemi olmayacağı, dava hakkının herhalde zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise davaya dayanak alınan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli teftiş raporunda, adı geçenlerin görevi kötüye kullanma suçu işledikleri belirtilmiş ise de, bu hususta İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/82 E., 2001/272 K. sayılı, sanıklar hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasa'nın 1/4 maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararı verilen dosyasında, teftiş raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında açılan davanın hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu işledikleri iddiasıyla açıldığı, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davaya konu sorumluluk davasına esas işlemler 1990 ve 1998 yılları olarak belirtilmiş ise de, teftiş raporu içeriğine göre en son 16.11.1995 tarihli yönetim kurulu kararı alındığı, nitekim ceza dosyasında da suç tarihinin 12.04.1995-14.04.1995 ve 16.11.1995 olarak kabul edildiği, 6769 sayılı TTK'nın 309.

maddesi gereğince sorumluluk davası 5 yıllık zamanaşımına tabi olup hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun da 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, dolayısıyla ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden ceza davasındaki zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığı, davalıların yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulundukları, davacının gerçekleştiğini ileri sürdüğü zararı ve sorumlu olanı, sorumlu olandan zararın giderilmesini isteme hakkının doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı, ceza dosyasında suç tarihi olarak kabul edilen ve teftiş raporu içeriğinde de en son 16.11.1995 tarihinde yapıldığı belirtilen farklı tarihlerdeki yönetim kurulu kararlarına ve işlemlere ilişkin olayların üzerinden dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, davaya dayanak Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli denetim raporunun davacıya intikal etmesi üzerine zararın ve sorumlu kişilerin öğrenildiği, bu bağlamda 6769 sayılı TTK'nın 309.

maddesi hükmüne göre 2 yıllık sürenin dolduğu, sonuç olarak zamanaşımı sürelerinin dolmasından sonra açılan davada davalıların süresi içerisinde yapmış oldukları zamanaşımı def'ilerinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ

Davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'a verilmesine, 28.000,00 TL vekalet ücretinin de davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ten alınarak davacıya verilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1140316200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.