Ortaklar kurulu kararının iptali | 2, 3, 4, 5, 6 no'lu ortaklar kurulu kararlarının iptalini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6913 E. 2025/593 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sermaye payı↗ rüçhan hakkı↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ usulüne uygun tebligat↗ yoklukla malul karar↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ ticaret sicili tescili↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ kesin süre↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/284 E., 2019/599 K.
Taraflar arasındaki ortaklar kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.02.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin 20 Ekim 2003 tarihinden bu yana %25 pay ile ortağı konumunda olduğunu, davalı şirketin müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadan olağanüstü genel kurul kararı ile toplantı yaptığını ve bu toplantıda sermaya arttırım kararı aldığını, şirketin hakim ortaklarınca alınmış olan bu karar neticesinde, davacı müvekkilinin şirketteki payının %1'e düşürüldüğünü ileri sürerek bu haksız ve mesnetsiz olarak alınan sermaye arttırım kararına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın zamanında açılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, genel kurul kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının 07.01.2016 tarihinde alındığını, 13.01.2016 tarihinde ilan edildiğini, davanın 3 aylık hak düşürücü süreden çok sonra 07.06.2018 tarihinde açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ortaklar kurulu kararında sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmediği, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamının davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından aynı toplantıda taahhüt edildiği, alınan karar sonucunda davacının şirketteki ortaklık payının %25'ten %1'e indirildiği, her ortağın esas sermaye payı oranında, sermayenin artırılmasına katılma hakkına sahip olduğu, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı, davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olmasının yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu, bu durumda 3 aylık hak düşürücü süre sınırlı olunamayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 07.01.2016 tarihli ortaklar kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 07.01.2016 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası, "353. ve 354. maddeler ile 355. maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesini, 353. maddesi ise, "(1)Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır. (2) Eksikliklerin giderilebilmesi, esas sözleşmeye veya kanuna aykırı hususların düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir. (3) Dava dilekçesine deliller ile gerekli bütün bilgiler eklenir. Yargılama aşamasında delil sunulamayacağı gibi bir davanın beklenilmesi ve bilgi getirtmesi de mahkemeden istenemez. Ancak, somut olayın haklı göstermesi hâlinde, mahkeme, kesin süreye bağlayarak, davacının delil sunma ve bilgi getirtme istemini kabul edebilir. Dava, acele işlere ilişkin usule tâbîdir. (4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılması şarttır. (5) Davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi üzerine, derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilanı yapılan hususu, (…) internet sitesine koyar." düzenlemesini içermektedir.
Davalı şirketin 07.01.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımına karar verilmiş olup bu karar, 13.01.2016 tarihinde ilan edilmiştir. Dairemizin 18.10.2022 tarih, 2021/3144 E. ve 2022/7095 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353. maddesi uyarınca sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra bu karar ile ilgili butlan ya da yokluk kararı verilemeyeceği, ancak tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açılması şartıyla iptal kararı verilebileceği gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken sermaye artırımına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Butlan sebepleri resen araştırılmalı; muhalefet şerhi aranmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3162 E. 2025/3128 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · butlan · sermaye artırımı · rüçhan hakkı · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «ortaklar kurulu» kararında sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmediği, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamının davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edildiği, alınan karar sonucunda davacının şirketteki ortaklık «payının» %25'ten %1'e indirildiği, her ortağın «esas sermaye payı» oranında, sermayenin artırılmasına katılma hakkına sahip olduğu, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmadığı, davacının olmadığı bir toplantıda «sermaye artırımının» dışında «rüçhan hakkını» da etkileyecek nitelikte karar alınmış olmasının yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu, bu durumda 3 aylık «hak düşürücü süre» sınırlı olunamayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 07.01.2016 tarihli ortaklar kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe 6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası, "353. ve 354. maddeler ile 355. maddenin birinci fıkrası tüm «sermaye artırımı» türlerine kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesini, 353. maddesi ise, "(1)Anonim şirketin «butlanına» veya yokluğuna karar verilemez.
… ve 2022/7095 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353. maddesi uyarınca «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra bu karar ile ilgili «butlan» ya da «yokluk» kararı verilemeyeceği, ancak tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açılması şartıyla iptal kararı verilebileceği gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken sermaye artırımına ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece resen «butlan» sebeplerinin varlığı araştırılarak «sermaye artırım» kararı ile davacının vazgeçilmez nitelikteki haklarının ve «rüçhan hakkının» etkilenip etkilenmediğinin değerlendirilmesi, İstanbul 19.
… geçerli bir sebep olmadan hissedar ...'ın kararıyla şirketten uzaklaştırıldığını, şirkete girişine izin verilmediğini, 07.10.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait «olağan genel kurul» toplantısında şirketteki ortaklık «payının» düşürülmesi amacıyla şirketin sermayesinin artırılarak 350.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, önceki nakdi «sermaye artırım» bedelleri şirkete ödenmediği halde sermaye artırım kararı bahanesiyle mülkiyet hakkına tecavüz edildiğini, alınan sermaye artırım kararının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu ileri sürerek «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «sermaye artırımına» ilişkin «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi
Benzer bu karardaİSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararı alındıktan sonra davacı tarafından «muhalefet şerhi» veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca bu hususun yazılı olarak da bildirilmediği, «iptal davası» açabilmek için zorunlu olan alınan kararlara muhalif kalma koşulunun yerine getirilmediği, dava «şartı yokluğunda» davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyi …
Butlan halinde, karara usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koyulmamasının da bir önemi bulunmamaktadır.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz kararda… ve 2022/7095 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353. maddesi uyarınca «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra bu karar ile ilgili «butlan» ya da «yokluk» kararı verilemeyeceği, ancak tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açılması şartıyla iptal kararı verilebileceği gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken sermaye artırımına ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02/05/2011 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tesbitine, diğer istemlerin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6913 E. , 2025/593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1157 Esas, 2023/519 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/284 E., 2019/599 K.
Taraflar arasındaki ortaklar kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.02.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin 20 Ekim 2003 tarihinden bu yana %25 pay ile ortağı konumunda olduğunu, davalı şirketin müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadan olağanüstü genel kurul kararı ile toplantı yaptığını ve bu toplantıda sermaya arttırım kararı aldığını, şirketin hakim ortaklarınca alınmış olan bu karar neticesinde, davacı müvekkilinin şirketteki payının %1'e düşürüldüğünü ileri sürerek bu haksız ve mesnetsiz olarak alınan sermaye arttırım kararına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın zamanında açılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, genel kurul kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının 07.01.2016 tarihinde alındığını, 13.01.2016 tarihinde ilan edildiğini, davanın 3 aylık hak düşürücü süreden çok sonra 07.06.2018 tarihinde açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ortaklar kurulu kararında sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmediği, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamının davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından aynı toplantıda taahhüt edildiği, alınan karar sonucunda davacının şirketteki ortaklık payının %25'ten %1'e indirildiği, her ortağın esas sermaye payı oranında, sermayenin artırılmasına katılma hakkına sahip olduğu, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı, davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olmasının yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu, bu durumda 3 aylık hak düşürücü süre sınırlı olunamayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 07.01.2016 tarihli ortaklar kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 07.01.2016 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası, "353. ve 354. maddeler ile 355. maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesini, 353. maddesi ise, "(1)Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır.
(2) Eksikliklerin giderilebilmesi, esas sözleşmeye veya kanuna aykırı hususların düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir. (3) Dava dilekçesine deliller ile gerekli bütün bilgiler eklenir. Yargılama aşamasında delil sunulamayacağı gibi bir davanın beklenilmesi ve bilgi getirtmesi de mahkemeden istenemez. Ancak, somut olayın haklı göstermesi hâlinde, mahkeme, kesin süreye bağlayarak, davacının delil sunma ve bilgi getirtme istemini kabul edebilir. Dava, acele işlere ilişkin usule tâbîdir. (4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılması şarttır. (5) Davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi üzerine, derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilanı yapılan hususu, (…) internet sitesine koyar." düzenlemesini içermektedir.
Davalı şirketin 07.01.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımına karar verilmiş olup bu karar, 13.01.2016 tarihinde ilan edilmiştir. Dairemizin 18.10.2022 tarih, 2021/3144 E. ve 2022/7095 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 456. maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353. maddesi uyarınca sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra bu karar ile ilgili butlan ya da yokluk kararı verilemeyeceği, ancak tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açılması şartıyla iptal kararı verilebileceği gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken sermaye artırımına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1140128900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz