Ön inceleme duruşması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2413 E. 2025/862 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme duruşması↗ tescilsiz tasarım↗ ticari faiz↗ tbk 99↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ hukuki yarar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ zamanaşımı↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/286 E., 2019/471 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/31357 sayılı "... " ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait markayı taklit etmek ve bu markayı müvekkili gibi ıslak mendiller üzerinde aynı renk, resen ve ambalajlarda üretme ve piyasaya sürmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve bu durumun müvekkilini aynı zamanda maddi ve manevi zararlara uğrattığını ileri sürerek müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, bu suretle üretilen ve ithal edilen ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makine ve teçhizata el konularak imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiş, 23.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 50.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve hukuki yarar bulunmadığını, uyuşmazlığa konu davacının herhangi bir tescilli tasarımının bulunmadığını, anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markaları belli olup, davacının tescilli markasıyla ayniyet ya da iltibas içerecek herhangi bir unsur ihtiva etmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "... " markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... Love" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı, yine dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli herhangi bir ambalaj tasarımı bulunmadığı, bu durumda davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin talebinin yerinde görülmediği, diğer taraftan davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımına, davalının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... " adını verdiği ambalaj tasarımı, yine davalının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek-yakınlaştırmak suretiyle kullanımının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54.maddesi anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca davacı tarafın yukarıda değinilen ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karının davalının haksız rekabeti sebebiyle önemli ölçüde düştüğü, ancak zarar miktarının tam olarak tespiti mümkün olmadığı, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50 ve 51. maddeleri uyarınca haksız rekabetin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumları ve davacının satışlarından meydana gelen düşüş miktarı gözetilerek 50.000,00 TL olarak takdir edildiği, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 55.maddesi atfı ile uygulanması gereken TBK'nın 58.maddesi anlamında kabul edilen davalının eylemi manevi tazminat gerektirmediği gerekçesiyle davacının davasının haksız rekabet yönünden kısmen kabulüne, davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaya tecavüz iddiası yönünden; davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "... " markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... Love" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı bu nedenle markaya tecavüz yönündeki istemlerin reddinin gerektiği yönündeki Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet iddiası yönünden; davacının tasarımlarının tescilli olmadığı, davacı tarafın tescilsiz tasarım hakkına dayalı olarak 6102 sayılı TTK 54.maddesine göre haksız rekabet isteminde bulunduğu anlaşılıyorsa da; davacının bu tasarımları ilk kez kendisinin piyasaya sunduğunu, bu tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi, davalı tarafça ürünler üzerinde kendi markasının kullanılarak satış yapıldığı, davalı ürün tasarımlarının ayırt edici hale getirildiği, haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı, kaldı ki davacı tarafça tazminat taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 64.maddesi ve 554 sayılı KHK'nın 50 ve 52.maddelerine dayandırıldığı, İlk Derece Mahkemesince haksız rekabet hükümlerine dayanılarak tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüz ile tescilsiz tasarım nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, ürünleri üzerinde kullandığı kendisine ait markayı, davalının taklit etmek ve aynı renk, desen ve ambalajlarda üretmek ve piyasaya sürmek suretiyle marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüzde bulunduğunu ve bu durumun aynı zamanda maddi ve manevi zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürmüş, davalı ise anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı kullanımlarının davacının kullandığı bir kısım tasarımlar ile benzer/yakın olduğu gerekçesiyle davanın haksız rekabet yönünden kısmen kabulüne, marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle dava konusu tasarımın davacı tarafından ilk kullanımına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 19.12.2016 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında uyuşmazlık konusu, hem marka hakkına tecavüz bulunup bulunmadığı hem de haksız rekabet oluşup oluşmadığı şeklinde saptanmıştır. Davacı da dava dilekçesinde; tescilli markasını kullandığı ürün görselinin tasarım olarak davalı tarafından kullanıldığını ileri sürmüştür. Ürün görselindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava tarihinden önce ve dava tarihi itibariyle davacının tescilli tasarımı bulunmamaktaysa da, kendisine ait olan ambalaj görseli (tasarım) davalı tarafından kullanıldığından mahkemece, davacının tescilsiz tasarım nedeniyle haksız rekabete yönelik talebi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenip, davalının tasarım kullanımının 6102 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3133 E. 2019/4443 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını ve «hukuki yarar» bulunmadığını, uyuşmazlığa konu davacının herhangi bir «tescilli tasarımının» bulunmadığını, anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markaları belli olup, davacının tescilli markasıyla ayniyet ya da «iltibas» içerecek herhangi bir unsur ihtiva etmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Love" ibareli markalar arasında «iltibas» bulunmadığı, yine dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli herhangi bir ambalaj tasarımı bulunmadığı, bu durumda davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin talebinin yerinde görülmediği, diğer taraftan davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "...
Love" ibareli markalar arasında «iltibas» bulunmadığı bu nedenle markaya tecavüz yönündeki istemlerin reddinin gerektiği yönündeki Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, tasarıma tecavüz ve «haksız rekabet» iddiası yönünden; davacının tasarımlarının tescilli olmadığı, davacı tarafın «tescilsiz tasarım» hakkına dayalı olarak 6102 sayılı TTK 54.maddesine göre haksız rekabet isteminde bulunduğu anlaşılıyorsa da; davacının bu tasarımları ilk kez kendisinin piyasaya sunduğunu, bu tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi, davalı tarafça ürünler üzerinde kendi markasının kullanılarak satış yapıldığı, davalı ürün tasarımlarının ayırt edici hale getirildiği, haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı, kaldı ki davacı tarafça tazminat taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 64.maddesi ve 554 sayılı KHK'nın 50 ve 52.maddelerine dayandırıldığı, İlk Derece Mahkemesince haksız rekabet hükümlerine dayanılarak tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaBu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davalı markasındaki “SAADET” ibaresinin davacının «ticaret unvanına» işaret ettiği, ana unsurun “MELLOVE” ibaresi olduğu, “LOVE” ibaresinin de 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde davalı başvuru markasına «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · ortalama tüketici · ayırt edicilik
Benzer bu karardaBu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davalı markasındaki “SAADET” ibaresinin davacının «ticaret unvanına» işaret ettiği, ana unsurun “MELLOVE” ibaresi olduğu, “LOVE” ibaresinin de 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde davalı başvuru markasına «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu anlaşılmaktadır.
İltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gereklidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2413 E. , 2025/862 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2329 Esas, 2024/329 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/286 E., 2019/471 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/31357 sayılı "... " ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait markayı taklit etmek ve bu markayı müvekkili gibi ıslak mendiller üzerinde aynı renk, resen ve ambalajlarda üretme ve piyasaya sürmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve bu durumun müvekkilini aynı zamanda maddi ve manevi zararlara uğrattığını ileri sürerek müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, bu suretle üretilen ve ithal edilen ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makine ve teçhizata el konularak imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiş, 23.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 50.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve hukuki yarar bulunmadığını, uyuşmazlığa konu davacının herhangi bir tescilli tasarımının bulunmadığını, anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markaları belli olup, davacının tescilli markasıyla ayniyet ya da iltibas içerecek herhangi bir unsur ihtiva etmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "... " markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... Love" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı, yine dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli herhangi bir ambalaj tasarımı bulunmadığı, bu durumda davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin talebinin yerinde görülmediği, diğer taraftan davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımına, davalının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... " adını verdiği ambalaj tasarımı, yine davalının "... " ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "...
" ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek-yakınlaştırmak suretiyle kullanımının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54.maddesi anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca davacı tarafın yukarıda değinilen ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karının davalının haksız rekabeti sebebiyle önemli ölçüde düştüğü, ancak zarar miktarının tam olarak tespiti mümkün olmadığı, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50 ve 51. maddeleri uyarınca haksız rekabetin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumları ve davacının satışlarından meydana gelen düşüş miktarı gözetilerek 50.000,00 TL olarak takdir edildiği, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 55.maddesi atfı ile uygulanması gereken TBK'nın 58.maddesi anlamında kabul edilen davalının eylemi manevi tazminat gerektirmediği gerekçesiyle davacının davasının haksız rekabet yönünden kısmen kabulüne, davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaya tecavüz iddiası yönünden; davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "... " markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... Love" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı bu nedenle markaya tecavüz yönündeki istemlerin reddinin gerektiği yönündeki Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet iddiası yönünden; davacının tasarımlarının tescilli olmadığı, davacı tarafın tescilsiz tasarım hakkına dayalı olarak 6102 sayılı TTK 54.maddesine göre haksız rekabet isteminde bulunduğu anlaşılıyorsa da; davacının bu tasarımları ilk kez kendisinin piyasaya sunduğunu, bu tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi, davalı tarafça ürünler üzerinde kendi markasının kullanılarak satış yapıldığı, davalı ürün tasarımlarının ayırt edici hale getirildiği, haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı, kaldı ki davacı tarafça tazminat taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 64.maddesi ve 554 sayılı KHK'nın 50 ve 52.maddelerine dayandırıldığı, İlk Derece Mahkemesince haksız rekabet hükümlerine dayanılarak tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüz ile tescilsiz tasarım nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, ürünleri üzerinde kullandığı kendisine ait markayı, davalının taklit etmek ve aynı renk, desen ve ambalajlarda üretmek ve piyasaya sürmek suretiyle marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüzde bulunduğunu ve bu durumun aynı zamanda maddi ve manevi zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürmüş, davalı ise anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı kullanımlarının davacının kullandığı bir kısım tasarımlar ile benzer/yakın olduğu gerekçesiyle davanın haksız rekabet yönünden kısmen kabulüne, marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle dava konusu tasarımın davacı tarafından ilk kullanımına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 19.12.2016 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında uyuşmazlık konusu, hem marka hakkına tecavüz bulunup bulunmadığı hem de haksız rekabet oluşup oluşmadığı şeklinde saptanmıştır. Davacı da dava dilekçesinde; tescilli markasını kullandığı ürün görselinin tasarım olarak davalı tarafından kullanıldığını ileri sürmüştür. Ürün görselindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava tarihinden önce ve dava tarihi itibariyle davacının tescilli tasarımı bulunmamaktaysa da, kendisine ait olan ambalaj görseli (tasarım) davalı tarafından kullanıldığından mahkemece, davacının tescilsiz tasarım nedeniyle haksız rekabete yönelik talebi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenip, davalının tasarım kullanımının 6102 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1136384700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz