Objektif iyi niyet kuralı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7029 E. 2024/3138 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyi niyet kuralı↗ kat mülkiyeti↗ işletme devri↗ müşteri portföyü↗ kabul beyanı↗ aldatma (hile)↗ vade tarihi↗ keşif↗ ticari dava niteliği↗ hile↗ basiretli tacir↗ hakkaniyet↗ bono↗ vade↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/625 E., 2017/791 K.
Taraflar arasındaki sözleşmenin ve senetlerin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket temsilcisi ile davalı şirket temsilcilerinin 06.02.2015 tarihinde ..../İstanbul adresinde bulunan davalıların işlettikleri işletmeyi davacı müvekkili şirkete devir ettiklerini, keşif ve inceleme yapıldığında ana binanın bahçesine çatı yapılarak restorantın kullanıma verildiğini, binanın bahçesinin olmaması halinde restorantın işletmesinin asla mümkün olmayacağını, devir yapanların bu bahçenin ruhsatının bulunduğunu defalarca tekrar ederek bu binayı devir edinceye kadar yabancı uyruklu müvekkilinin hileli sözlerle aldattıklarını, müştemilatın ruhsatı olmadığı taktirde müvekkillerinin bu sözleşmeyi asla yapmayacağını, müvekkilinin davacı şirketten davalı tarafların sözleşmede yazılı 175.000,00 TL'yi nakden aldığını, 239.000,00 TL'si için on adet 24'er bin TL ve ilk senet 25.03.2015 tarihinde başlamak üzere her ay sıralanmış senetler verildiğini, 25.12.2015 tarihinde ödenecek senedin ise 23.000,00 TL olduğunu, davalıların alacaklı oldukları senet bedellerinin yasalara ve ahlaka aykırı olan sözleşmede zikredilmese bile hava parası olduğunu, hava parasının yasal olmadığı gibi belki de müvekkilinin mahvına sebep olacağını, davalı tarafın 5-6 ay önce işletmeye başladığı, kârlı olmayacağını anladığı restorantı fahiş fiyatlarla satmasının iyi niyet kaideleri ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığını, davalı tarafların yanlış ve hileli bilgilerle restorantın asıl müşterilerini ağırlayacağı üstü örtülü bahçe müştemilatının ruhsatının olduğunu söylemesi ve bu konuda ikna edici sözlerle müvekkili şirketi yanıltmalarının sözleşmeyi geçersiz kıldığını, müvekkilinin ruhsat için belediyeye başvurduğunda hiçbir zaman bu müştemilata ruhsat verilmediğini müvekkiline izah ettiklerini, bu şartlar altında gerek adı zikredilmese bile hava parası gerekse yanıltıcı sözlerle müvekkilini aldatmanın ahlaka aykırı olduğunu ileri sürerek tanzim tarihi 05.02.2015, vade tarihi 25.03.2015 olan ve her ayın yirmi beşinde ödenecek şekilde ve son 25.12.2015 tarihinde bitecek olan 23.000,00 TL'lik bonoların, sözleşmenin hile sonucu yapılmış olması nedeniyle ve ayrıca adı zikredilmese de hava parası olarak davacı müvekkili firmadan tahsilinin müvekkili firmanın mahvına sebep olacak nitelikte olması nedeniyle, sözleşmenin ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı ... Restoran İşletmeleri ve...Ltd.Şti. ve işlettiği restoranın işletme hakkının devri sözleşmesinden kaynaklandığını, müvekkili gerçek kişilerin dava dışı.... Restoran... Ltd.Şti.'nin ortak müdürleri olduklarını, müvekkillerinin devir sözleşmesini asil sıfatıyla imzalamayıp sadece dava dışı şirketi temsilen imzaladıklarını, restoranın işletme hakkının dava dışı şirkete ait olduğunu, müvekkili davalıların kendilerinde olmayan bir hakkı devretmelerinin hukuken mümkün bulunmadığını, dava konusu işletme devrinin tarafların hür iradeleriyle gerçekleştirildiğini, 06.02.2015 tarihinde yapılan sözleşmeye göre işleyen restoranın işletme hakkının içindeki demirbaşları ile birlikte davacı şirkete devrettiklerini, devir sözleşmesinin ifasının davacı şirket tarafından kabul ve beyan edildiğini, müvekkili davalıların ortağı ve müdürleri olduğu şirketin restoranın tüm demirbaşları ve müşteri portföyü ile birlikte devredildiğini, davacı şirketin 175.000,00 TL nakit bedeli ödediğini, ancak sıralı senetleri ödemekten imtina ettiğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, devir sözleşmesinde devredilen işletmeyle ilgili aldatma veya hile bulunmadığını, restoranın mevcut hali ile işleyen konumunun gayet güzel müşterisi olan ve kazanan bir işletme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde belirtildiği üzere tacirin basiretli olması gerektiğini, sözleşmenin sıhhatinde bir problem bulunmadığını, bahçenin kullanılmasının ruhsata tabi olmadığını, bu hususun 14.04.2014 tarihli Kadıköy Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünün yazısıyla sabit olduğunu, söz konusu yazı ile ruhsata tabi olmamakla birlikte kat maliki açısından sorun oluşması halinde kat mülkiyeti hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, dükkanların ön bahçeyi kullanma yetkisinin bulunduğunu, ön bahçenin kullanımının ruhsata tabi olmadığını, 04.01.2014 tarihli kat malikleri toplantısında dükkanların işleri icabı ön bahçeyi kullandıkları, ... ederlerse belediye müracaatı ve onayıyla kapatabileceklerinin oy çokluğu ile onaylandığı şeklinde karar alındığını ve bu kararda da kat maliklerinin bahçenin kullanılmasına onay verdiklerini savunarak davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari iş niteliğindeki işletme devir sözleşmesinin tarafların hür iradeleri ile imzalandığı, bedelin taraflarca kararlaştırılıp yine ödeme şeklinin de sözleşmede taraflarca belirtilerek senet döküm tutanağı ve tutanak başlıklı belgelerle işletmenin devrinin gerçekleştirildiği, davacının daha önceden kurulmuş ve faal durumda bulunan bir işletmeyi devraldığı, sözleşmenin yapıldığı tarihte halen faal olan bir işletmenin devralınmasında devir alan tarafın basiretli bir tacir gibi hareketle işletmeyi görüp ayrıca gerekli araştırma ve incelemeleri de yapmak suretiyle işletmeyi devralacak olması gerçeği karşısında davacı yanın, yazılı sözleşmenin de varlığı karşısında, hile iddiasının dinlenebilir olmadığı, diğer yandan ön bahçenin kullanımı bakımından da gerek Yapı İşleri Müdürlüğü ve gerekse kat malikleri kurulunun aksine bir karar ve işleminin bulunmadığı, davacının bir işletmeyi devralırken bu hususları da kapsar şekilde araştırma yapmasının kendisinden beklenen bir davranış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların davacıya bu restoranın uzun yıllardan beri çalıştığı ve kazancının çok yüksek olduğu konusunda müvekkiline dolanlı ve yanıltıcı bilgi verdiklerini, her ne kadar basiretli bir tacir karinesine sığınılmakta ise de müvekkilinin yabancı uyruklu olup söylenenleri doğru kabul ettiğini, herkesin haklarını kullanırken objektif iyi niyet ve hüsnüniyet kaidelerine riayet etmesi gerektiğini, davalı tarafın sözleşme ve devir işlemi yapıldığı sıralarda sürekli gerçeğe uygun olmayan bilgilerle müvekkilini inandırdıklarını, hüsnüniyet kaidelerine riayet etmediklerini, hüsnüniyet kaidelerine riayet etmeyen tarafın basiretli tacir kuralına sığınmasının adalet ve hakkaniyet kaidelerine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin bir sermaye şirketi olduğu, sermaye şirketi olan işletmenin kazanç amacı ile kurulduğu göz önünde bulundurulduğunda şirket temsilcilerinin böyle bir devir sözleşmesi gerçekleştirmeden önce devre ilişkin her türlü araştırmayı yaptıklarının kabulü gerektiği, işletmenin devri sözleşmesiyle birlikte devir bedelinin yarısına yakın bir tutarın ödendiği, bu hususların incelenmeksizin peşin ödemenin gerçekleştirilmiş olmasının da basiretli tacir gibi davranışla bağdaşmadığı, davacı tarafça açıklanan nedenlerle aldatma iddiasının yasal ve geçerli delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletmenin devrine dair sözleşmenin hile nedeniyle iptali, bu sözleşme uyarınca verilmiş olan bonolar nedeniyle senetlerin iptali taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3889 E. 2016/1187 K.
Ortak:işletme devri · hile
İncelediğiniz karardaLtd.Şti.'nin ortak müdürleri olduklarını, müvekkillerinin devir sözleşmesini asil sıfatıyla imzalamayıp sadece dava dışı şirketi «temsilen» imzaladıklarını, restoranın işletme hakkının dava dışı şirkete ait olduğunu, müvekkili davalıların kendilerinde olmayan bir hakkı devretmelerinin hukuken mümkün bulunmadığını, dava konusu «işletme devrinin» tarafların hür iradeleriyle gerçekleştirildiğini, 06.02.2015 tarihinde yapılan sözleşmeye göre işleyen restoranın işletme hakkının içindeki demirbaşları ile birlikte davacı şirkete devrettiklerini, devir sözleşmesinin ifasının davacı şirket tarafından kabul ve beyan edildiğini, müvekkili davalıların ortağı ve müdürleri olduğu şirketin restoranın tüm demirbaşları ve «müşteri portföyü» ile birlikte devredildiğini, davacı şirketin 175.000,00 TL nakit bedeli ödediğini, ancak sıralı senetleri ödemekten imtina ettiğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, devir sözleşmesinde devredilen işletmeyle ilgili aldatma veya «hile» bulunmadığını, restoranın mevcut hali ile işleyen konumunun gayet güzel müşterisi olan ve kazanan bir işletme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde belirtildiği üzere «tacirin» basiretli olması gerektiğini, sözleşmenin sıhhatinde bir problem bulunmadığını, bahçenin kullanılmasının ruhsata tabi olmadığını, bu hususun 14.04.2014 tarihli Kadıköy Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünün yazısıyla sabit olduğunu, söz konusu yazı ile ruhsata tabi olmamakla birlikte kat maliki açısından sorun oluşması halinde «kat mülkiyeti» hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, dükkanların ön bahçeyi kullanma «yetkisinin» bulunduğunu, ön bahçenin kullanımının ruhsata tabi olmadığını, 04.01.2014 tarihli kat malikleri toplantısında dükkanların işleri icabı ön bahçeyi kullandıkları, .. …
… ri ile imzalandığı, bedelin taraflarca kararlaştırılıp yine ödeme şeklinin de sözleşmede taraflarca belirtilerek senet döküm tutanağı ve tutanak başlıklı belgelerle «işletmenin devrinin» gerçekleştirildiği, davacının daha önceden kurulmuş ve faal durumda bulunan bir işletmeyi devraldığı, sözleşmenin yapıldığı tarihte halen faal olan bir işletmenin devralınmasında devir alan tarafın basiretli bir «tacir» gibi hareketle işletmeyi görüp ayrıca gerekli araştırma ve incelemeleri de yapmak suretiyle işletmeyi devralacak olması gerçeği karşısında davacı yanın, yazılı sözleşmenin de varlığı karşısında, «hile» iddiasının dinlenebilir olmadığı, diğer yandan ön bahçenin kullanımı bakımından da gerek Yapı İşleri Müdürlüğü ve gerekse kat malikleri kurulunun aksine bir karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «işletmenin devrine» dair sözleşmenin «hile» nedeniyle iptali, bu sözleşme uyarınca verilmiş olan «bonolar» nedeniyle senetlerin iptali taleplerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «işletmenin devrine» ilişkin sözleşmenin 05.08.2010 tarihinde imzalandığı, restoranın üzerinde bulunduğu taşınmazın malikleri ile davacı kiracı tarafından imzalanarak belediyeye verilen 29.04.2003 tarihli «taahhütnamede», söz konusu parselde muvakkat tadilat projesine aykırı olarak yapılacak yapıların yıkımına itiraz edilmeyeceğinin ve belediyenin izni olmadan yapının 3. şahıslara devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahallinde 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte taşınmazın boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla bu tarihten sonra taşınmazın kullanımının fiilen mümkün olmadığı, taşınmazın devir olgusunun dahi davacı tarafça kanıtlanamadığı, davacının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ranması halinde işletmenin davacıya iadesinin sözleşmede öngörüldüğünü ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin kuruluş aşamasında davacının, işletmenin ayıplı olduğunu «hile» ile kendisinden gizlediğini, işletmenin bulunduğu binanın imar durumuna, projelerine ve yapı ruhsatına aykırı bir şekilde inşa edildiği için belediye tarafından yıkım kararı alınarak kendisine tebliğ edildiğini savunmuş, mahkemece de davacı ve işletmenin bulunduğu taşınmazın malikleri tarafından ilgili belediyeye verilen «taahhütname» de, belediyenin izni olmadan taşınmazın üçüncü kişilere devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahkeme aracılığıyla 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte işletmenin boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edilerek 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla işletmenin bu tarihten sonra kullanımının fiilen mümkün bulunmadığı, sözleşme tarihinden sonra işletmenin vergi «kaydının» kim adına olduğunun belli olmaması nedeniyle işletmenin davalıya devredildiğinin de ispatlanamadığı, davacı tarafça yapılan ve sözleşme uyarınca davalıdan tahsili …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · muacceliyet · temlik · kötü niyet · taahhütname · ihtarname · kötüniyet · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «işletmenin devrine» ilişkin sözleşmenin 05.08.2010 tarihinde imzalandığı, restoranın üzerinde bulunduğu taşınmazın malikleri ile davacı kiracı tarafından imzalanarak belediyeye verilen 29.04.2003 tarihli «taahhütnamede», söz konusu parselde muvakkat tadilat projesine aykırı olarak yapılacak yapıların yıkımına itiraz edilmeyeceğinin ve belediyenin izni olmadan yapının 3. şahıslara devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahallinde 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte taşınmazın boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla bu tarihten sonra taşınmazın kullanımının fiilen mümkün olmadığı, taşınmazın devir olgusunun dahi davacı tarafça kanıtlanamadığı, davacının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ranması halinde işletmenin davacıya iadesinin sözleşmede öngörüldüğünü ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin kuruluş aşamasında davacının, işletmenin ayıplı olduğunu «hile» ile kendisinden gizlediğini, işletmenin bulunduğu binanın imar durumuna, projelerine ve yapı ruhsatına aykırı bir şekilde inşa edildiği için belediye tarafından yıkım kararı alınarak kendisine tebliğ edildiğini savunmuş, mahkemece de davacı ve işletmenin bulunduğu taşınmazın malikleri tarafından ilgili belediyeye verilen «taahhütname» de, belediyenin izni olmadan taşınmazın üçüncü kişilere devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahkeme aracılığıyla 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte işletmenin boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edilerek 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla işletmenin bu tarihten sonra kullanımının fiilen mümkün bulunmadığı, sözleşme tarihinden sonra işletmenin vergi «kaydının» kim adına olduğunun belli olmaması nedeniyle işletmenin davalıya devredildiğinin de ispatlanamadığı, davacı tarafça yapılan ve sözleşme uyarınca davalıdan tahsili …
… bulunan 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesi uyarınca hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup somut olayda davalı tarafça, davaya konu işletmenin kendisine «teslim» edilmediği yönünde bir savunmada bulunulmadığı gibi dosyada mevcut davalının davacıya gönderdiği 01.08.2011 tarihli «ihtarnamede» de açıkça işletmenin davalıya devir ve «temlik» edildiği belirtilmesine rağmen işletmenin devir ve teslim edildiğinin kanıtlanamadığı hususunun davanın reddine gerekçe yapılması doğru olmamıştır.
Yine, davacı tarafından sözleşme uyarınca davalının yaptığı ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı ileri sürülerek bu ödemelerin de tahsili istenilmiş ve mahkemece de bu ödemelerin hangi tarihlerde «muaccel» olduğu dahi araştırılmaksızın sırf yıkım kararının tebliğinden sonra yapılmış olmasının davacının «kötü niyetini» gösterdiğine ilişkin gerekçe de yerinde görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7029 E. , 2024/3138 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2480 Esas, 2022/1207 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/625 E., 2017/791 K.
Taraflar arasındaki sözleşmenin ve senetlerin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket temsilcisi ile davalı şirket temsilcilerinin 06.02.2015 tarihinde ..../İstanbul adresinde bulunan davalıların işlettikleri işletmeyi davacı müvekkili şirkete devir ettiklerini, keşif ve inceleme yapıldığında ana binanın bahçesine çatı yapılarak restorantın kullanıma verildiğini, binanın bahçesinin olmaması halinde restorantın işletmesinin asla mümkün olmayacağını, devir yapanların bu bahçenin ruhsatının bulunduğunu defalarca tekrar ederek bu binayı devir edinceye kadar yabancı uyruklu müvekkilinin hileli sözlerle aldattıklarını, müştemilatın ruhsatı olmadığı taktirde müvekkillerinin bu sözleşmeyi asla yapmayacağını, müvekkilinin davacı şirketten davalı tarafların sözleşmede yazılı 175.000,00 TL'yi nakden aldığını, 239.000,00 TL'si için on adet 24'er bin TL ve ilk senet 25.03.2015 tarihinde başlamak üzere her ay sıralanmış senetler verildiğini, 25.12.2015 tarihinde ödenecek senedin ise 23.000,00 TL olduğunu, davalıların alacaklı oldukları senet bedellerinin yasalara ve ahlaka aykırı olan sözleşmede zikredilmese bile hava parası olduğunu, hava parasının yasal olmadığı gibi belki de müvekkilinin mahvına sebep olacağını, davalı tarafın 5-6 ay önce işletmeye başladığı, kârlı olmayacağını anladığı restorantı fahiş fiyatlarla satmasının iyi niyet kaideleri ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığını, davalı tarafların yanlış ve hileli bilgilerle restorantın asıl müşterilerini ağırlayacağı üstü örtülü bahçe müştemilatının ruhsatının olduğunu söylemesi ve bu konuda ikna edici sözlerle müvekkili şirketi yanıltmalarının sözleşmeyi geçersiz kıldığını, müvekkilinin ruhsat için belediyeye başvurduğunda hiçbir zaman bu müştemilata ruhsat verilmediğini müvekkiline izah ettiklerini, bu şartlar altında gerek adı zikredilmese bile hava parası gerekse yanıltıcı sözlerle müvekkilini aldatmanın ahlaka aykırı olduğunu ileri sürerek tanzim tarihi 05.02.2015, vade tarihi 25.03.2015 olan ve her ayın yirmi beşinde ödenecek şekilde ve son 25.12.2015 tarihinde bitecek olan 23.000,00 TL'lik bonoların, sözleşmenin hile sonucu yapılmış olması nedeniyle ve ayrıca adı zikredilmese de hava parası olarak davacı müvekkili firmadan tahsilinin müvekkili firmanın mahvına sebep olacak nitelikte olması nedeniyle, sözleşmenin ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı ... Restoran İşletmeleri ve...Ltd.Şti. ve işlettiği restoranın işletme hakkının devri sözleşmesinden kaynaklandığını, müvekkili gerçek kişilerin dava dışı.... Restoran... Ltd.Şti.'nin ortak müdürleri olduklarını, müvekkillerinin devir sözleşmesini asil sıfatıyla imzalamayıp sadece dava dışı şirketi temsilen imzaladıklarını, restoranın işletme hakkının dava dışı şirkete ait olduğunu, müvekkili davalıların kendilerinde olmayan bir hakkı devretmelerinin hukuken mümkün bulunmadığını, dava konusu işletme devrinin tarafların hür iradeleriyle gerçekleştirildiğini, 06.02.2015 tarihinde yapılan sözleşmeye göre işleyen restoranın işletme hakkının içindeki demirbaşları ile birlikte davacı şirkete devrettiklerini, devir sözleşmesinin ifasının davacı şirket tarafından kabul ve beyan edildiğini, müvekkili davalıların ortağı ve müdürleri olduğu şirketin restoranın tüm demirbaşları ve müşteri portföyü ile birlikte devredildiğini, davacı şirketin 175.000,00 TL nakit bedeli ödediğini, ancak sıralı senetleri ödemekten imtina ettiğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, devir sözleşmesinde devredilen işletmeyle ilgili aldatma veya hile bulunmadığını, restoranın mevcut hali ile işleyen konumunun gayet güzel müşterisi olan ve kazanan bir işletme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde belirtildiği üzere tacirin basiretli olması gerektiğini, sözleşmenin sıhhatinde bir problem bulunmadığını, bahçenin kullanılmasının ruhsata tabi olmadığını, bu hususun 14.04.2014 tarihli Kadıköy Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünün yazısıyla sabit olduğunu, söz konusu yazı ile ruhsata tabi olmamakla birlikte kat maliki açısından sorun oluşması halinde kat mülkiyeti hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, dükkanların ön bahçeyi kullanma yetkisinin bulunduğunu, ön bahçenin kullanımının ruhsata tabi olmadığını, 04.01.2014 tarihli kat malikleri toplantısında dükkanların işleri icabı ön bahçeyi kullandıkları, ...
ederlerse belediye müracaatı ve onayıyla kapatabileceklerinin oy çokluğu ile onaylandığı şeklinde karar alındığını ve bu kararda da kat maliklerinin bahçenin kullanılmasına onay verdiklerini savunarak davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari iş niteliğindeki işletme devir sözleşmesinin tarafların hür iradeleri ile imzalandığı, bedelin taraflarca kararlaştırılıp yine ödeme şeklinin de sözleşmede taraflarca belirtilerek senet döküm tutanağı ve tutanak başlıklı belgelerle işletmenin devrinin gerçekleştirildiği, davacının daha önceden kurulmuş ve faal durumda bulunan bir işletmeyi devraldığı, sözleşmenin yapıldığı tarihte halen faal olan bir işletmenin devralınmasında devir alan tarafın basiretli bir tacir gibi hareketle işletmeyi görüp ayrıca gerekli araştırma ve incelemeleri de yapmak suretiyle işletmeyi devralacak olması gerçeği karşısında davacı yanın, yazılı sözleşmenin de varlığı karşısında, hile iddiasının dinlenebilir olmadığı, diğer yandan ön bahçenin kullanımı bakımından da gerek Yapı İşleri Müdürlüğü ve gerekse kat malikleri kurulunun aksine bir karar ve işleminin bulunmadığı, davacının bir işletmeyi devralırken bu hususları da kapsar şekilde araştırma yapmasının kendisinden beklenen bir davranış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların davacıya bu restoranın uzun yıllardan beri çalıştığı ve kazancının çok yüksek olduğu konusunda müvekkiline dolanlı ve yanıltıcı bilgi verdiklerini, her ne kadar basiretli bir tacir karinesine sığınılmakta ise de müvekkilinin yabancı uyruklu olup söylenenleri doğru kabul ettiğini, herkesin haklarını kullanırken objektif iyi niyet ve hüsnüniyet kaidelerine riayet etmesi gerektiğini, davalı tarafın sözleşme ve devir işlemi yapıldığı sıralarda sürekli gerçeğe uygun olmayan bilgilerle müvekkilini inandırdıklarını, hüsnüniyet kaidelerine riayet etmediklerini, hüsnüniyet kaidelerine riayet etmeyen tarafın basiretli tacir kuralına sığınmasının adalet ve hakkaniyet kaidelerine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin bir sermaye şirketi olduğu, sermaye şirketi olan işletmenin kazanç amacı ile kurulduğu göz önünde bulundurulduğunda şirket temsilcilerinin böyle bir devir sözleşmesi gerçekleştirmeden önce devre ilişkin her türlü araştırmayı yaptıklarının kabulü gerektiği, işletmenin devri sözleşmesiyle birlikte devir bedelinin yarısına yakın bir tutarın ödendiği, bu hususların incelenmeksizin peşin ödemenin gerçekleştirilmiş olmasının da basiretli tacir gibi davranışla bağdaşmadığı, davacı tarafça açıklanan nedenlerle aldatma iddiasının yasal ve geçerli delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletmenin devrine dair sözleşmenin hile nedeniyle iptali, bu sözleşme uyarınca verilmiş olan bonolar nedeniyle senetlerin iptali taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132527400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz