Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7086 E. 2024/3431 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taleple bağlılık ilkesi↗ ticaret unvanının terkini↗ istinaf sebebi↗ makul süre↗ hükmün kesinleşmesi↗ taleple bağlılık↗ keşif↗ infaz↗ ticaret unvanı↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ usulden reddi↗ haciz↗ fatura↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/98 E., 2018/386 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." esas unsurlu markaları ile toptan satış mağazacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka haline geldiğini, davalının davacının tanınmış markasının esaslı unsuru olan "..." ibaresini izinsiz kullanarak "... ..." adı altında ticari faaliyette bulunduğunu, iltibas yaratacak şekilde ve davacının markalarının tescilli olduğu sınıfta kullandığını belirterek, davalının "... ..." ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "... ..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evraka el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına karar verilmesini, kararın kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, davalı kullanımının ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açma süreleri yönünden hak düşürücü süreler dolduğundan davanın usulden reddini, işyeri tabelasında "..." ibaresini kullanmadığını, tabelada "DÜKKAN SİZİN ...-47 her zaman yanınızda AKMAR" ibaresinin yazdığını, davacının dava açmakta menfaati bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait ... dükkanında "... ... 10" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, davalının cevap dilekçesinde de "... 10" ibaresini kullandığı, her ne kadar yargılama sırasında yapılan keşifte davalının iş yerinde "..." ibaresinin kullanılmadığı belirtilmişse de, bilirkişi raporunda yer alan iki numaralı fotoğrafta iş yerinin camında yer alan afişte "... ..." ibaresinin yazılı olduğunun görüldüğü, ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalının kendi işyerine ait olmadığına dair itirazda bulunmadığı fotoğraflarda "... ...-10" ibaresinin tabelada ve dükkanın içinde yer aldığının tespit edildiği, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde aynen kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli ticaret unvanı bulunmadığından ticaret unvanının terkini ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, "..." ibaresi davacının tanınmış markası olsa dahi bu kez, davacının "..." değil davaya konu "... ..." ibaresinin önlenmesini ve men'ini talep etmiş olması nedeniyle, taleple bağlılık gereği Mahkemece "..." ibaresinin men'ine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının sahibi olduğu "..." değil de hak sahibi olmadığı "... ..." ibaresinin men'ini talep etmesi nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, davacının “... ... ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, horon figürlü "..." ibaresinin bile "BAKKALIM" ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, gerek dava tarihi öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresinin kullanılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların "..." ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, keşif ve talimat bilirkişi delili de dahil olmak üzere birden fazla bilirkişinin kullanım olmadığına, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığına ve dahi iltibas olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çekilmiş bulunan fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tespitlerinin dava tarihinden neredeyse 6 ay ya da 1 yıl önce olduğunu, icra tespitlerinde dahi davacı yanın sürekli bu davalarına maruz kalan müvekkillerinin, 2016 yılındaki haciz/infaz işlemleri sırasında kimi Bakkallardaki tabeladan ... ibaresini sildikleri, yeni tabela siparişi verdikleri ve hatta kiminin devir gibi ve sair işlemler de dahil olmak üzere komple tabelayı değiştirdiğinin tek tarafla tanzim edilen haciz tutanaklarından anlaşıldığını, dava açıldığı sırada tabelada ... ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada davalının, dava aşamasında, ... ifadesini başkalaştırmak suretiyle dahi kullanmamış olduğunu, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, işletmenin tabela dahi başka hiçbir yerinde ... ibaresi bulunmazken, sabit olmayan, takılır çıkarılır bez afişte TRABZON ... ... yazdığı gerekçesiyle, diğer unsurlar birlikte değerlendirilmeksizin iltibasa kanaat etmenin eksik inceleme olduğunu, anılan afişin bakkala ait olmayıp, ürün sağlayan toptancıların ürün tanıtım afişleri olduğunu, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını, şartlı talepte bulunulamayacağından unvan terkini talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde gerek tescil ve gerekse kullanımı sebebiyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı taraf her ne kadar fiilen kullanmadığı iddiasında ise de, dosya içerisindeki tüm fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde ve takılır çıkarılır afiş dahi olsa kullanımın bulunduğu ve bu tür kullanımların da iltibasa sebebiyet verdiği, Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirmede aykırılık bulunmadığı, dosyaya celp edilen marka tescil kayıtlarından, davacı adına 35. sınıfta ... ibareli markaların tescilli olduğu anlaşıldığından ... markasının dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflardan ve talimat raporundan davalı tarafça markanın kullanımının tespitinin yapıldığı anlaşıldığından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitinin yerinde olduğu, ancak bilirkişi raporunda kullanıma dair başkaca tespitin yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları, ambalaj, afiş, fatura ve benzeri ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının ticaret unvanında, ... ibaresini kullanmadığı tespit edildiğinden davacının unvan terkini talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesine, tabeladaki ... ibaresinin silinerek veya üzerinin görünmeyecek şekilde boyanarak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin ilanına, davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; "..." markasının TÜRKPATENT nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, markanın davacıya ait olduğunun tespiti halinde dahi, davacının markasının ... ibaresi olduğunu, davalının "... ..." ibaresini kullanmasının önlenemeyeceğini, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresi kullanılmış olmadığı gibi dava tarihinde davalıya ait işletmenin kapatılmış halde olduğunu, davacının dayandığı bilirkişi delilinin de davacının iddialarını reddeder nitelikte olduğunu, talimat dosyasında bilirkişi tarafından mahallinde yapılan keşifte davalının işletmesini kapatmış olduğu, davalının "..." ibareli markaya eşit ya da benzer bir kullanımı bulunmadığının tespit edildiğini, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, ayırt ediciliği zayıf bir markayı seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, dava tarihinden önce "..." ibaresini sildirdiğini, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29 uncu maddesi,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2495 E. 2024/5041 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · hükmün kesinleşmesi · taleple bağlılık · infaz · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaA.Ş.'ye ait olduğuna yönelik «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflardan ve talimat raporundan davalı tarafça markanın kullanımının tespitinin yapıldığı anlaşıldığından markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespitinin yerinde olduğu, ancak bilirkişi raporunda kullanıma dair başkaca tespitin yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları, ambalaj, afiş, «fatura» ve benzeri ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının ticaret unvanında, ... ibaresini kullanmadığı tespit edildiğinden davacının unvan «terkini» talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak suretiyle «marka hakkına tecavüz» ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesine, tabeladaki ... ibaresinin silinerek veya üzerinin görünmeyecek şekilde boyanarak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin «ilanına», davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından «ticaret unvanının terkini» talebinin reddine karar verilmiştir.
… dığının tespit edildiği, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa «dahil» hizmetlerde aynen kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli «ticaret unvanı» bulunmadığından «ticaret unvanının terkini» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… .." ibaresi davacının tanınmış markası olsa dahi bu kez, davacının "..." değil davaya konu "... ..." ibaresinin önlenmesini ve men'ini talep etmiş olması nedeniyle, «taleple bağlılık» gereği Mahkemece "..." ibaresinin men'ine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının sahibi olduğu "..." değil de hak sahibi olmadığı "... ..." ibaresinin men'ini talep etmesi nedeniyle de davanın «usulden reddi» gerektiğini, davacının “... ... ibaresinin ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya «iltibas» yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, horon figürlü "..." ibaresinin bile "BAKKALIM" ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, gerek dava tarihi öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresinin kullanılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların "..." ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, «keşif» ve talimat bilirkişi delili de «dahil» olmak üzere birden fazla bilirkişinin kullanım olmadığına, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığına ve dahi iltibas olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çekilmiş bulunan fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tespitlerinin dava tarihinden neredeyse 6 ay ya da 1 yıl önce olduğunu, icra tespitlerinde dahi davacı yanın sürekli bu davalarına maruz kalan müvekkillerinin, 2016 yılındaki «haciz»/«infaz» işlemleri sırasında kimi Bakkallardaki tabeladan ... ibaresini sildikleri, yeni tabela siparişi verdikleri ve hatta kiminin devir gibi ve sair işlemler de dahil olmak üzere komple tabelayı değiştirdiğinin tek tarafla tanzim edilen haciz tutanaklarından anlaşıldığını, dava açıldığı sırada tabelada ... ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada davalının, dava aşamasında, ... ifadesini başkalaştırmak suretiyle dahi kullanmamış olduğunu, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, «makul süre» içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından «haksız rekabet» de teşkil etmeyeceğini, işletmenin tabela dahi başka hiçbir yerinde ... ibaresi bulunmazken, sabit olmayan, takılır çıkarılır bez afişte TRABZON ... ... yazdığı gerekçesiyle, diğer unsurlar birlikte değerlendirilmeksizin iltibasa kanaat etmenin «eksik inceleme» olduğunu, anılan afişin bakkala ait olmayıp, ürün sağlayan toptancıların ürün tanıtım afişleri olduğunu, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını, şartlı talepte bulunulamayacağından unvan «terkini» talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ı olmadığını, davacının davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davaya konu "BİZİM BAKKAL" ibaresinin önlenmesinin ve men edilmesinin talep edilmiş olması sebebiyle, «taleple bağlılık» gereği Mahkemece "Bizim" ibaresinin men'ine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının, ''BİZİM BAKKAL ibaresinin ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine'' şeklindeki talebinin yerinde olmadığının kabul edilmesi sebebiyle, bu talebin reddine ve dolayısıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken ''karar «verilmesine yer olmadığı»'' kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının “BİZİM BAKKAL ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin yerinde olmadığını, Mahkemece, davacının diğer talepleri haklı kabul edilmiş olsa dahi, bu talebinin reddedilmesi ve bunun sonucunda da davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, " Davalının ticaret unvanında "Bizim" ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret sicilinden «ticaret unvanının terkini» talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına" şeklindeki hükmünün istinafının gerektiğini, Davacı tarafın ticaret sicilinden kolaylıkla bilgi sahibi olabileceği konudaki talebini şarta bağlamasının hukuk düzeni açısından korunamayacağını, esasa ilişkin olarak; davanın açıldığı tarihte müvekkillerin tabelada veya «iltibas» yaratacak başka şekilde bizim markasını kullandığına dair hiçbir delil bulunmadığını, Horon figürlü ''BZM'' ibaresinin bile ''BAKKALIM'' ifadesi olmadan kullanılmadığını, dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde ne ''BİZİM'' ne de ''BZM'' ibaresinin kullanılmadığını, talimat dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda "...davacıya ait olan "BİZİM" ibareli markanın davalı tarafında işletme tabelasında ve işletme unvanında kullanılmadığı, işletme tabelasında "B Z M BAKKAL-48 GÜLER GIDA" ibaresinin yazılı olduğu ve dans eden insan figürlerinin bulunduğu, işletme içerisinde bulunan ürün fiyat broşüründe ve plastik poşetlerde " B Z M BAKKAL" ibaresinin yazılı olduğu ve dans eden insan figürlerinin bulunduğu..." tespit ve değerlendirmesinde bulunulduğunu, 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda da "...davacının markasının zayıf marka olması «sebebi» ile küçük değişikliklerin dahi karıştırma ihtimalini bertaraf edebileceği, davalının kullanımında "İ" harfi yerine dans eden insan figürlerinin kullanılmasının markayı farklılaştırdığı, tüketicilerin "BİZİM" ibaresini iyelik eki olarak algılayacakları, "BİZİM BAKKAL" şeklindeki markasal kullanımın davacı adına tescilli "BİZİM" esas unsurlu marka haklarıyla karışıklığa yol açmayacağı..." tespit ve değerlendirmesinde bulunulduğunu, davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çektiği fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğini, davacı markasının hem tanınmış marka olmayıp, bir yandan da zayıf marka olduğu ortada olduğuna göre BİZİM BAKKAL ibaresi ile BİZİM ibaresinin karıştırılma ihtimalinin olması da «haksız rekabetin» varlığı da kabul edilebilir olmadığını, hiçbir zaman "BİZİM" markasını tek başına kullanmış olmadığını, Davacının kullandığı “ bizim” esaslı unsurunun, zayıf bir m …
… esinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olduğunu ve ülke çapında 165 adet mağaza ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 35.sınıf da «dahil» olmak üzere "BİZİM" ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaların görsel ve yazılı basın başta olmak üzere ilgili tüm mecralarda yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "BİZİM BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda «haksız rekabet» teşkil ettiğini, Trabzon ili ve bağlı ilçelerinde işletmelere numara vermek suretiyle "BİZİM BAKKAL" ibaresinin kullanıldığını, bu durumun müvekkili tarafından fark edilmesi üzerine iş bu markayı kullanan üç işletmeye karşı Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/231, 2012/232 ve 2012/233 E. sayılı dosyaları ile dava açıldığını ve bu davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, kararların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından kesinleşmesi üzerine 2016 yılında kararın «infaz» edildiğini ancak kesinleşen yargı kararlarına rağmen "BİZİM" markasının kullanılmasına halen devam edildiğini belirterek, davalıların "BİZİM BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, «dağıtımını» yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları «taşıyan» ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "BİZİM BAKKAL" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, «ilan», reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişkin «hükmün kesinleşmesini» müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanun yolu · dosya masrafı
Benzer bu kararda… esinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olduğunu ve ülke çapında 165 adet mağaza ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 35.sınıf da «dahil» olmak üzere "BİZİM" ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaların görsel ve yazılı basın başta olmak üzere ilgili tüm mecralarda yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "BİZİM BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda «haksız rekabet» teşkil ettiğini, Trabzon ili ve bağlı ilçelerinde işletmelere numara vermek suretiyle "BİZİM BAKKAL" ibaresinin kullanıldığını, bu durumun müvekkili tarafından fark edilmesi üzerine iş bu markayı kullanan üç işletmeye karşı Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/231, 2012/232 ve 2012/233 E. sayılı dosyaları ile dava açıldığını ve bu davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, kararların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından kesinleşmesi üzerine 2016 yılında kararın «infaz» edildiğini ancak kesinleşen yargı kararlarına rağmen "BİZİM" markasının kullanılmasına halen devam edildiğini belirterek, davalıların "BİZİM BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, «dağıtımını» yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları «taşıyan» ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "BİZİM BAKKAL" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, «ilan», reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişkin «hükmün kesinleşmesini» müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
… an Sizin (bakkal amca logosu içinde) BAKKAL-48 "her zaman yanınızda" GÜLER GIDA yazdığını, davacının iş bu davayı açmasında menfaatçi olmadığı gibi alakasız şekilde «kanun yolu» ile ticari hayatımızda ve güncel yaşamlarında huzursuzluk yaratıldığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti | Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3699 E. 2023/7742 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · makul süre · hükmün kesinleşmesi · taleple bağlılık · keşif · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · marka hakkına tecavüz · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… .." ibaresi davacının tanınmış markası olsa dahi bu kez, davacının "..." değil davaya konu "... ..." ibaresinin önlenmesini ve men'ini talep etmiş olması nedeniyle, «taleple bağlılık» gereği Mahkemece "..." ibaresinin men'ine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının sahibi olduğu "..." değil de hak sahibi olmadığı "... ..." ibaresinin men'ini talep etmesi nedeniyle de davanın «usulden reddi» gerektiğini, davacının “... ... ibaresinin ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya «iltibas» yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, horon figürlü "..." ibaresinin bile "BAKKALIM" ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, gerek dava tarihi öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresinin kullanılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların "..." ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, «keşif» ve talimat bilirkişi delili de «dahil» olmak üzere birden fazla bilirkişinin kullanım olmadığına, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığına ve dahi iltibas olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çekilmiş bulunan fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tespitlerinin dava tarihinden neredeyse 6 ay ya da 1 yıl önce olduğunu, icra tespitlerinde dahi davacı yanın sürekli bu davalarına maruz kalan müvekkillerinin, 2016 yılındaki «haciz»/«infaz» işlemleri sırasında kimi Bakkallardaki tabeladan ... ibaresini sildikleri, yeni tabela siparişi verdikleri ve hatta kiminin devir gibi ve sair işlemler de dahil olmak üzere komple tabelayı değiştirdiğinin tek tarafla tanzim edilen haciz tutanaklarından anlaşıldığını, dava açıldığı sırada tabelada ... ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada davalının, dava aşamasında, ... ifadesini başkalaştırmak suretiyle dahi kullanmamış olduğunu, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, «makul süre» içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından «haksız rekabet» de teşkil etmeyeceğini, işletmenin tabela dahi başka hiçbir yerinde ... ibaresi bulunmazken, sabit olmayan, takılır çıkarılır bez afişte TRABZON ... ... yazdığı gerekçesiyle, diğer unsurlar birlikte değerlendirilmeksizin iltibasa kanaat etmenin «eksik inceleme» olduğunu, anılan afişin bakkala ait olmayıp, ürün sağlayan toptancıların ürün tanıtım afişleri olduğunu, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını, şartlı talepte bulunulamayacağından unvan «terkini» talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
A.Ş.'ye ait olduğuna yönelik «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflardan ve talimat raporundan davalı tarafça markanın kullanımının tespitinin yapıldığı anlaşıldığından markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespitinin yerinde olduğu, ancak bilirkişi raporunda kullanıma dair başkaca tespitin yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları, ambalaj, afiş, «fatura» ve benzeri ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının ticaret unvanında, ... ibaresini kullanmadığı tespit edildiğinden davacının unvan «terkini» talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak suretiyle «marka hakkına tecavüz» ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesine, tabeladaki ... ibaresinin silinerek veya üzerinin görünmeyecek şekilde boyanarak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin «ilanına», davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından «ticaret unvanının terkini» talebinin reddine karar verilmiştir.
… dığının tespit edildiği, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa «dahil» hizmetlerde aynen kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli «ticaret unvanı» bulunmadığından «ticaret unvanının terkini» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ğerlendirildiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait bakkal dükkanında "B Z M BAKKAL 89" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, «keşif» sırasında iş yeri tabelasında "B Z M" ibaresinin mevcut olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından sunulan fotoğrafta da "B Z M" ibaresinin tabelada mevcut olduğunun görüldüğü, her iki fotoğrafta da "B", "Z" ve "M" harfleri arasındaki kısımların boyanarak kapatıldığının anlaşıldığı, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa «dahil» hizmetlerde davalı tarafından karışıklığa yol açacak şekilde kullanıldığı, bu nedenle markaların «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, markaların benzer olup olmadığı konusunun hukuki nitelikte olması nedeniyle mahkememizce de değerlendirme yapılabileceği, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, haksız rekabet ve tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, el konulmasına, imhasına, davalının davacıya ait markaları esas unsuru olan "BİZİM" ibaresini davacı şirketin tescilli markasının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte «taşıyan» ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, «ilan», reklam, broşür, afiş, tebela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakın ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen, satılan, sağlanan, «dağıtılan», satışa arz edilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan, reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konulmasına, «hükmün kesinleşmesinden» sonra imhasına, davalının ticaret unvanında ''BİZİM'' ibaresini kullanmadığı gerekçesi ile «ticaret unvanının terkini» talebine ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… ilinin BİZİM BAKKAL ibaresini kullanmasının önlenemeyeceğini, bu ibare üzerinde hak ileri süremeyeceğini, davacının “BİZİM BAKKAL ibaresinin ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının aleni olan Ticaret Sicil kayıtlarını inceleyip dava açması gerekirken, kolaylıkla bilgi sahibi olabileceği konudaki taleplerini şarta bağlamasının yerinde olmadığını, dosyada davanın açıldığı tarihte müvekkillerin tabelada veya ürünlerde «iltibas» yaratacak başka şekilde BİZİM markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, gerek dava tarihinin öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde BİZİM ibaresinin kullanılmadığını, talimat dosyasında Marka Vekili bilirkişisi tarafından "...davalının işletme tabelasında "BİZİM" ibaresinin kullanılmadığı, "B Z M BAKKAL-89 NUR GIDA" ibaresinin yazılı olduğu, işletmeye ait vergi levhasında "BİZİM" ibaresinin yer almadığının .." tespit edildiğini, 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda da, davacı markasının zayıf marka olduğu ve küçük değişikliklerin dahi karıştırılma ihtimalini bertaraf edebileceği, davalının "B Z M BAKKAL- NUR GIDA" şeklindeki markasal kullanımın davacı adına tescilli "BİZİM" esas unsurlu marka haklarıyla karışıklığa yol açmayacağının tespit edildiğini, dava açıldığı sırada ve öncesinde de tabelada BİZİM ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, Bizim ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, «makul süre» içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelememekle birlikte müvekkillerinin BAKKAL ibaresinin önünde BİZİM ibaresini kullanıyor olsa dahi her iki marka arasında «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» varlığının söz konusu olmayacağını, BİZİM markasının davacının tanınmış markası olmadığı gibi, müvekkilin kullanımının tabelada "B Z M BAKKAL" şeklinde olduğundan "BİZİM" ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme ünvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin kullanımında BAKKALIM ibaresinin vurucu unsur olduğunu, «ayırt ediciliği» zayıf bir markayı seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak, yani normalde o markanın iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğunu, kimi bakkalların dava tarihinden önce BİZİM ibaresini sildirdiğini, alttan hafif görünüyor olsa dahi silmenin görünen ilişkiyi yok etmek anlamına geldiğinden iltibası yok edecek bir durum olduğunu, üstünü boyatarak silme halinde dahi, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun müvekkilinin savunmalarını doğruladığını beyanla davanın reddine, mahkemenin takdirinde hataya düşmediği kabul edilirse, şartlı talep oluşturulamayacağından unvan «terkini» talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markasının tanınmış marka olmadığını bu nedenle davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, davacının bizim bakkal ibaresinin önlenmesini talep etmişken bizim ibaresinin menini talep etmiş gibi değerlendirme yapılmasının «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olduğunu, davacının bizim değil sahip olmadığı bizim bakkal ibaresinin menini talep etmesi nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, dava açıldığı tarihte müvekkilinin tabelada «iltibas» yaratacak şekilde bizim markasını kullandığına dair hiçbir delil bulunmadığını, davacı tarafından 6 ay-1 yıl öncesine dayanan «haciz» işlemleri sırasında çekilen fotoğrafların kullanıldığını, dava tarihi itibariyle tespit yaptırılmadığını, bilirkişi raporlarında da kimi tabelalarda hiç kullanım olmadığı, kimi tabelalarda bizim ibaresinin silinmek suretiyle yok edildiğinin tespit edildiğini, mahkemece bunun değerlendirilmediğini, bakkal ibaresinin önünde bizim markası kullanılıyor olsaydı dahi her iki marka arasında «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» varlığının söz konusu olmayacağını, bizim ifadesini başkalaştırmak amacıyla dahi kullanmadığını, bizim bakkal ibaresinde esaslı ve belirleyici unsurun bizim olmadığı, bakkal olduğu, «ayırt ediciliği» düşük olan bir markayı seçen kimsenin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · ortalama tüketici · dosya masrafı
Benzer bu kararda… ndığı anlaşılıyorsa da, sesli harfin sonradan görünür şekilde boyanmasının ibarenin BİZİM şeklinde okunmasına engel olmadığı, davalının davacının tescilli markasını «iltibas» yaratacak şekilde kullandığı, davacının tescilli markasının, tescil sınıfında davalı tarafça markasal olarak kullanıldığı tespit edilmekle markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespitinin yerinde olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki BİZİM ibaresinin zayıf marka olduğuna yönelik tespitin isabetli olmadığı, sonradan (İ) harfinin üzerinin boyanması ve B Z M BAKKAL- 89 NUR GIDA" ibaresinin getirilmesi kullanıma «ayırt edicilik» katmadığı, markanın hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesi gözönüne alındığında, iltibas tehlikesi bulunduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davalının kullanımının bulunduğu, işletme tabelasındaki kullanımının önlenmesi, tabeladan "B Z M" ibaresinin silinerek tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanımı, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında ürün, ambalaj, reklam broşür gibi tanıtım evraklarına el konularak imhasına karar verilmesi yerinde olmadığı, ayrıca davalının ticaret unvanında, BİZİM ibaresini kullanmadığı tespit edilmesine rağmen, davacının ünvan «terkini» talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının davacıya ait "BİZİM" esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresine benzer ve iltibas yaratacak şekilde "B Z M" ibaresini işyeri tabelasında kullanarak «marka hakkına tecavüz» ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "B Z M" ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesi ve bu ibarenin tabeladan silinerek tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin «masrafın» davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan bir gazetede «ilan» edilerek kamuya duyurulmasına, davalının ticaret ünvanında "BİZİM" ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın ve davacı tarafın sair talepler …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olduğunu, 35 inci sınıf da «dahil» olmak üzere "BİZİM" ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markanın tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "BİZİM BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda «haksız rekabet» teşkil ettiğini belirterek davalıların "BİZİM BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, «dağıtımını» yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları «taşıyan» ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "BİZİM BAKKAL" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile brilikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaşlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, «ilan», reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan relam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişikin hükmün keisnleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yaın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan «kaydı» bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… ğerlendirildiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait bakkal dükkanında "B Z M BAKKAL 89" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, «keşif» sırasında iş yeri tabelasında "B Z M" ibaresinin mevcut olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından sunulan fotoğrafta da "B Z M" ibaresinin tabelada mevcut olduğunun görüldüğü, her iki fotoğrafta da "B", "Z" ve "M" harfleri arasındaki kısımların boyanarak kapatıldığının anlaşıldığı, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa «dahil» hizmetlerde davalı tarafından karışıklığa yol açacak şekilde kullanıldığı, bu nedenle markaların «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, markaların benzer olup olmadığı konusunun hukuki nitelikte olması nedeniyle mahkememizce de değerlendirme yapılabileceği, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, haksız rekabet ve tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, el konulmasına, imhasına, davalının davacıya ait markaları esas unsuru olan "BİZİM" ibaresini davacı şirketin tescilli markasının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte «taşıyan» ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, «ilan», reklam, broşür, afiş, tebela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakın ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen, satılan, sağlanan, «dağıtılan», satışa arz edilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan, reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konulmasına, «hükmün kesinleşmesinden» sonra imhasına, davalının ticaret unvanında ''BİZİM'' ibaresini kullanmadığı gerekçesi ile «ticaret unvanının terkini» talebine ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markasının tanınmış marka olmadığını bu nedenle davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, davacının bizim bakkal ibaresinin önlenmesini talep etmişken bizim ibaresinin menini talep etmiş gibi değerlendirme yapılmasının «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olduğunu, davacının bizim değil sahip olmadığı bizim bakkal ibaresinin menini talep etmesi nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, dava açıldığı tarihte müvekkilinin tabelada «iltibas» yaratacak şekilde bizim markasını kullandığına dair hiçbir delil bulunmadığını, davacı tarafından 6 ay-1 yıl öncesine dayanan «haciz» işlemleri sırasında çekilen fotoğrafların kullanıldığını, dava tarihi itibariyle tespit yaptırılmadığını, bilirkişi raporlarında da kimi tabelalarda hiç kullanım olmadığı, kimi tabelalarda bizim ibaresinin silinmek suretiyle yok edildiğinin tespit edildiğini, mahkemece bunun değerlendirilmediğini, bakkal ibaresinin önünde bizim markası kullanılıyor olsaydı dahi her iki marka arasında «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» varlığının söz konusu olmayacağını, bizim ifadesini başkalaştırmak amacıyla dahi kullanmadığını, bizim bakkal ibaresinde esaslı ve belirleyici unsurun bizim olmadığı, bakkal olduğu, «ayırt ediciliği» düşük olan bir markayı seçen kimsenin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7086 E. , 2024/3431 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1286 Esas, 2022/1362 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/98 E., 2018/386 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." esas unsurlu markaları ile toptan satış mağazacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka haline geldiğini, davalının davacının tanınmış markasının esaslı unsuru olan "..." ibaresini izinsiz kullanarak "... ..." adı altında ticari faaliyette bulunduğunu, iltibas yaratacak şekilde ve davacının markalarının tescilli olduğu sınıfta kullandığını belirterek, davalının "... ..." ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "...
..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evraka el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına karar verilmesini, kararın kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, davalı kullanımının ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açma süreleri yönünden hak düşürücü süreler dolduğundan davanın usulden reddini, işyeri tabelasında "..." ibaresini kullanmadığını, tabelada "DÜKKAN SİZİN ...-47 her zaman yanınızda AKMAR" ibaresinin yazdığını, davacının dava açmakta menfaati bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait ... dükkanında "... ... 10" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, davalının cevap dilekçesinde de "... 10" ibaresini kullandığı, her ne kadar yargılama sırasında yapılan keşifte davalının iş yerinde "..." ibaresinin kullanılmadığı belirtilmişse de, bilirkişi raporunda yer alan iki numaralı fotoğrafta iş yerinin camında yer alan afişte "... ..." ibaresinin yazılı olduğunun görüldüğü, ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalının kendi işyerine ait olmadığına dair itirazda bulunmadığı fotoğraflarda "...
...-10" ibaresinin tabelada ve dükkanın içinde yer aldığının tespit edildiği, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde aynen kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli ticaret unvanı bulunmadığından ticaret unvanının terkini ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, "..." ibaresi davacının tanınmış markası olsa dahi bu kez, davacının "..." değil davaya konu "... ..." ibaresinin önlenmesini ve men'ini talep etmiş olması nedeniyle, taleple bağlılık gereği Mahkemece "..." ibaresinin men'ine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının sahibi olduğu "..." değil de hak sahibi olmadığı "... ..." ibaresinin men'ini talep etmesi nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, davacının “...
... ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, horon figürlü "..." ibaresinin bile "BAKKALIM" ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, gerek dava tarihi öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresinin kullanılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların "..." ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, keşif ve talimat bilirkişi delili de dahil olmak üzere birden fazla bilirkişinin kullanım olmadığına, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığına ve dahi iltibas olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çekilmiş bulunan fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tespitlerinin dava tarihinden neredeyse 6 ay ya da 1 yıl önce olduğunu, icra tespitlerinde dahi davacı yanın sürekli bu davalarına maruz kalan müvekkillerinin, 2016 yılındaki haciz/infaz işlemleri sırasında kimi Bakkallardaki tabeladan ...
ibaresini sildikleri, yeni tabela siparişi verdikleri ve hatta kiminin devir gibi ve sair işlemler de dahil olmak üzere komple tabelayı değiştirdiğinin tek tarafla tanzim edilen haciz tutanaklarından anlaşıldığını, dava açıldığı sırada tabelada ... ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada davalının, dava aşamasında, ... ifadesini başkalaştırmak suretiyle dahi kullanmamış olduğunu, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, işletmenin tabela dahi başka hiçbir yerinde ...
ibaresi bulunmazken, sabit olmayan, takılır çıkarılır bez afişte TRABZON ... ... yazdığı gerekçesiyle, diğer unsurlar birlikte değerlendirilmeksizin iltibasa kanaat etmenin eksik inceleme olduğunu, anılan afişin bakkala ait olmayıp, ürün sağlayan toptancıların ürün tanıtım afişleri olduğunu, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını, şartlı talepte bulunulamayacağından unvan terkini talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde gerek tescil ve gerekse kullanımı sebebiyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı taraf her ne kadar fiilen kullanmadığı iddiasında ise de, dosya içerisindeki tüm fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde ve takılır çıkarılır afiş dahi olsa kullanımın bulunduğu ve bu tür kullanımların da iltibasa sebebiyet verdiği, Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirmede aykırılık bulunmadığı, dosyaya celp edilen marka tescil kayıtlarından, davacı adına 35. sınıfta ... ibareli markaların tescilli olduğu anlaşıldığından ... markasının dava dışı ... Gıda ve Kimya San.
ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflardan ve talimat raporundan davalı tarafça markanın kullanımının tespitinin yapıldığı anlaşıldığından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitinin yerinde olduğu, ancak bilirkişi raporunda kullanıma dair başkaca tespitin yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları, ambalaj, afiş, fatura ve benzeri ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının ticaret unvanında, ...
ibaresini kullanmadığı tespit edildiğinden davacının unvan terkini talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesine, tabeladaki ...
ibaresinin silinerek veya üzerinin görünmeyecek şekilde boyanarak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin ilanına, davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; "..." markasının TÜRKPATENT nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, markanın davacıya ait olduğunun tespiti halinde dahi, davacının markasının ... ibaresi olduğunu, davalının "... ..." ibaresini kullanmasının önlenemeyeceğini, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresi kullanılmış olmadığı gibi dava tarihinde davalıya ait işletmenin kapatılmış halde olduğunu, davacının dayandığı bilirkişi delilinin de davacının iddialarını reddeder nitelikte olduğunu, talimat dosyasında bilirkişi tarafından mahallinde yapılan keşifte davalının işletmesini kapatmış olduğu, davalının "..." ibareli markaya eşit ya da benzer bir kullanımı bulunmadığının tespit edildiğini, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, ayırt ediciliği zayıf bir markayı seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, dava tarihinden önce "..." ibaresini sildirdiğini, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29 uncu maddesi,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132417200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz