Kefalet imzasının kefile ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6596 E. 2024/2774 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İmzası inkâr edilen genel kredi sözleşmesine dayanılarak kefil aleyhine başlatılan takibe ilişkin itirazın iptali davasında, sözleşmedeki yazı ve imzanın kefile ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır. Sözleşme aslının ibrazı için ihtar şerhi içeren kesin süre verilmesine rağmen asıl ibraz edilmez ve bu nedenle imza üzerinde teknik inceleme yaptırılamazsa, kefilin sorumluluğu ispatlanamamış sayılır ve dava reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının davalıya ait olduğunun ispatlanamaması → ret
İddia: Davacı; sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmediğini, yazılı kredi sözleşmesi bulunmasa dahi kredinin kullandırılması ve borçlunun hesabına aktarılması hâlinde ticari kredi sözleşmesinin varlığının kabulü gerektiğini, kredi ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak aktarımın tespit edilebileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, ait olması hâlinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının ve bu adrese çıkarılan ihtarname tebliğinin usulüne uygunluğunun tespiti gerekir. Takibe dayanak genel kredi sözleşmesinin aslını dosyaya ibraz etmesi için davacı tarafa ihtar şerhi içeren kesin süreler verilmesine rağmen sözleşme aslı ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamamıştır. Sözleşmede yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda ispat yükü davacıda olup davacı bunu ispat edememiştir; davalının kefil sıfatıyla sorumluluğu kanıtlanamadığından davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İmzası inkâr edilen kredi sözleşmesine dayalı kefalet alacaklarında ispat yükünün alacaklıda olduğu ve sözleşme aslının kesin süreye rağmen ibraz edilmemesinin ispatsızlık sonucunu doğurduğu yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Dayanak belgenin aslını ibraz etmesi için tarafa ihtar şerhi içeren kesin süre verilmesine rağmen belge ibraz edilmezse, o belgeye dayanan iddia ispatsız kalır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek borçlu müteselsil kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ imza inkârı↗ ispat yükü↗ kesin süre↗ belge aslının ibrazı↗ alacağın temliki↗ itirazın iptali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Kararın kaldırılması 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6596 E. 2024/2774 K.
Ortak:kesin süre · ispat yükü · genel kredi sözleşmesi · İtirazın iptali, Kararın kaldırılması
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak «genel kredi sözleşmesindeki» yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, davalıya ait olması halinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının, bu adrese çıkartılan «ihtarname» tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi aslını dosyaya «ibraz» etmesi için davacı tarafa «ihtar» «şerhi» içerir «kesin süreler» verilmesine rağmen genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda «ispat yükü» davacı tarafta olup, davacının genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «temlik» alan davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
A.Ş. arasında «genel kredi sözleşmesi» akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığını, «kefalet limitinin» 100.000,00 euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde «temlik» eden banka tarafından «hesap kat ihtarnamesinin» keşide edilerek toplamda 100.000,00 euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmey …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «temlik» eden bankaya sözleşme, «teminat mektubu» ya da «kefalete» dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan «genel kredi sözleşmesindeki» imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan «ihtarname» tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak «genel kredi sözleşmesindeki» yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, davalıya ait olması halinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının, bu adrese çıkartılan «ihtarname» tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi aslını dosyaya «ibraz» etmesi için davacı tarafa «ihtar» «şerhi» içerir «kesin süreler» verilmesine rağmen genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda «ispat yükü» davacı tarafta olup, davacının genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «temlik» alan davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
A.Ş. arasında «genel kredi sözleşmesi» akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığını, «kefalet limitinin» 100.000,00 euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde «temlik» eden banka tarafından «hesap kat ihtarnamesinin» keşide edilerek toplamda 100.000,00 euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmey …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «temlik» eden bankaya sözleşme, «teminat mektubu» ya da «kefalete» dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan «genel kredi sözleşmesindeki» imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan «ihtarname» tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · ticari kredi sözleşmesi · kat ihtarnamesi · kefalet limiti · hesap kat · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · teminat mektubu
Benzer bu karardaA.Ş. arasında «genel kredi sözleşmesi» akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığını, «kefalet limitinin» 100.000,00 euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde «temlik» eden banka tarafından «hesap kat ihtarnamesinin» keşide edilerek toplamda 100.000,00 euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmey …
… nde özetle, sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının taraflarınca ileri sürülen iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmediğini, taraflar arasında yazılı bir «kredi sözleşmesi» bulunmasa dahi banka tarafından kredinin kullandırılması ve borçlunun hesabın aktarılması halinde artık «ticari kredi sözleşmesinin» varlığını kabul etmek gerekeceği, bu yöndeki Yargıtay kararları ile davanın ispatı için sözleşme aslının dosyaya «ibraz» edilmesine gerek olmadığı hususunun ortaya konulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdi halinde kredi ekstrelerine bakılarak bankadan borçlunun hesabına kredi aktarımı …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «temlik» eden bankaya sözleşme, «teminat mektubu» ya da «kefalete» dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan «genel kredi sözleşmesindeki» imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan «ihtarname» tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/864 E. 2019/6424 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 18.000,00 TL «maddi tazminat» ile 8.000,00 TL manevi tazminatın 12/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile Dairemiz bozma ilamında yer verilen 13/01/2009 tarihli “Muvafakatname” başlıklı belgenin aslının davalı tarafça «ibraz» edildiğinin ve incelendiğinin anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6596 E. , 2024/2774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/128 Esas, 2022/1210 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/803 E., 2019/890 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, temlik eden .... Bank A.Ş. ile dava dışı ... Dış Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kefalet limitinin 100.000,00 euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde temlik eden banka tarafından hesap kat ihtarnamesinin keşide edilerek toplamda 100.000,00 euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmeyen borç nedeni ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temlik eden bankaya sözleşme, teminat mektubu ya da kefalete dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan genel kredi sözleşmesindeki imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan ihtarname tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, davalıya ait olması halinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının, bu adrese çıkartılan ihtarname tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi aslını dosyaya ibraz etmesi için davacı tarafa ihtar şerhi içerir kesin süreler verilmesine rağmen genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda ispat yükü davacı tarafta olup, davacının genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, temlik alan davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının taraflarınca ileri sürülen iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmediğini, taraflar arasında yazılı bir kredi sözleşmesi bulunmasa dahi banka tarafından kredinin kullandırılması ve borçlunun hesabın aktarılması halinde artık ticari kredi sözleşmesinin varlığını kabul etmek gerekeceği, bu yöndeki Yargıtay kararları ile davanın ispatı için sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmesine gerek olmadığı hususunun ortaya konulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdi halinde kredi ekstrelerine bakılarak bankadan borçlunun hesabına kredi aktarımı yapılacağının tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla sorumluluğu ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, davalının kefalete dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı ... Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ... Yönetim A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132362500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz