Ağır kusurlu satıcı ayıp ihbar süresine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/619 E. 2024/4249 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticari satımda alıcı, açıkça belli olmayan ayıbı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene edip ihbar etmezse kural olarak ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamaz; ancak satıcı ağır kusurluysa veya ayıp satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken türdense, satıcı ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz ve ayıptan doğan haklar için öngörülen kısa zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Alıcının tacir olması bu sonucu değiştirmez. Bildiği açık ayıplı ürünleri satan satıcı, o ürünlerin bedelini talep edemez; itirazın iptali davasında alacak bu ürünlerin bedeli düşülerek hesaplanır.
Ele alınan sorunlar
Davalı vekilinin temyize konu ettiği miktarın kesinlik sınırının altında kalması → ret
Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK 362 uyarınca temyiz edilemez; temyize konu edilen miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa HMK 366 atfıyla 352/1-(b) uyarınca temyiz dilekçesinin reddi gerekir. Hüküm altına alınan ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ağır kusurlu satıcının ayıbın süresinde ihbar edilmediği savunmasına dayanamaması → kısmi kabul
İddia: Davacı satıcı; ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğunu, alıcının teslimden çok sonra ihtar gönderip yasal muayene ve ihbar süresini kaçırdığını, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesine göre ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz; aynı hüküm satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da geçerlidir. Ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması nazara alınmış olup, alıcının meslekten alıcı ya da tacir sıfatına sahip olup olmadığına göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmemiştir. Bilirkişi incelemesinde belirli model yelek ve pantolon gruplarının çoğunun hatalı olması nedeniyle mağaza satışının yapılamayacağı, hatanın telafisinin zaman ve işçilik gerektirdiği, bir kısmında telafi imkânının dahi bulunmadığı, bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığı ve tespit edilen hataların konfeksiyon açısından göze batan bariz hatalar olduğu belirlenmiştir. Bu durumda ağır kusurlu olan satıcı, ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi ayıptan doğan haklar için Kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden de yararlanamaz. Faturalardan birinin konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, diğer faturadaki belirli model pantolonların ise açık ayıplı olduğu, satıcının bildiği açık ayıplı ürünleri sattığı belirlendiğinden bu ürünlerin bedelini isteyemeyeceği; takibe konu faturaların toplam değerinden açık ayıplı ürünlerin değeri ile taraflarca kabul edilen ödeme düşüldüğünde bakiye alacağın kaldığı sonucuna varılmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Ağır kusurlu satıcının 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi karşısında ayıp ihbar süresine ve kısa zamanaşımına dayanamayacağı; bu korumanın alıcının tacir olması hâlinde de geçerli olduğu yönündeki holding, ticari satımdan doğan ayıp uyuşmazlıklarında emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Ağır kusurlu satıcı, ayıptan doğan haklar için Kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
- Hak düşürücü süre
- Ticari satımda teslim anında ayıplı olduğu açıkça belli olmayan malda alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmek veya ettirmek ve ayıbı bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür; aksi hâlde ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamaz. Ancak satıcı ağır kusurluysa bu süreye dayanamaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıba karşı tekeffül↗ muayene ve ihbar külfeti↗ açık ayıp↗ gizli ayıp↗ satıcının ağır kusuru↗ itirazın iptali↗ icra inkâr tazminatı↗ temyiz kesinlik sınırı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:gizli ayıp
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · bildirim yükümlülüğü · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ayıp · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp · yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ihbar · ticari defter · fatura · çek
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3451 E. 2020/4771 K.
Ortak:zamanaşımı var
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · ticari satış · ihbar süresi · ayıp ihbarı · ayıp · satış sözleşmesi · ihbar · fatura
Benzer bu karardaAncak, mahkemece «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı belirtilmiş ise de, ayıbın ihbarı konusunda yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca inceleme yapılarak «ayıp ihbar sürelerine» uyulup uyulmadığı değerlendirilmeden ve tartışılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, süresinde «ayıp ihbarının» yapılmamış olması halinde davanın bu yönden reddi, yoksa süresinde ayıp ihbarı yapılmış ise davanın esasına girilerek inceleme yapmaktan ibaret olmalıdır.
Mahkemece bozmaya uyularak asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında «ticari satış sözleşmesi» bulunduğu, davacının davalıdan satın almış olduğu boya malzemelerini kullandıktan sonra malzemelerde bozulma olması üzerine tespit yaptırdığı, tespit raporu «ibraz» edildikten çok sonra eldeki davayı açtığı, davalının süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, davacının satın almış olduğu ürünlerdeki ayıbı öğrendikten sonra derhal bildirimde bulunmadığı gibi tespit raporu aldıktan çok sonra eldeki d …
23/c hükmü, “Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/619 E. , 2024/4249 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/750 Esas, 2022/1502 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/370 E., 2020/151 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 87.053,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan iki adet faturadan dolayı 290.056,18 TL bakiye alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından yetki ve borca itiraz edildiğini, alacağın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı olması sebebiyle tacir müvekkilin ikametgah adresinin yetkili olduğunu, takibe konu iki adet faturanın içeriğini oluşturan malların 29.02.2018, 30.01.2018 ve 02.02.2018 tarihlerinden üç parti halinde davalıya teslim edildiğini, malların tamamının kargo ile gönderildiğini, mallar teslim alındıktan sonra 48.000,00 TL ve 12.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, bu çeklerin ödenmesiyle müvekkilinin toplamda 60.000,00 TL ödeme aldığını, davalının faturalardan kalan bakiye borcunu ödemediğini, malları teslim aldıktan 54 gün sonra 28.03.2018 tarihinde ihtarname düzenleyip ürünlerde hata bulunduğunun belirttiğini, davalının itiraz dilekçesinde faturaların içeriğini oluşturan malların tamamının ayıplı olduğunu, bu ayıp nedeniyle borçları olmadığını ileri sürdüğünü, hata ve ayıp iddialarını kabul etmediklerini, davalının en son teslim tarihi 02.02.2018 tarihinden itibaren 8 gün içinde malları incelemek ya da inceletmesi, ayıp çıkması halinde de bu süre içinde ihbar etmesi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin toptan ve perakende kamp ve av malzemeleri sattığını, davacıdan deneme amaçlı 60.000,00 TL bedelli mal istediğini, 60.000,00 TL’lik kısım dışındaki malların satın alınmadığını, iade edilmek üzere muhafaza edildiğini fazla gönderilen malın iadesi ile faturaların iptali talep edildiğinde faturaların iptal edileceği söylenmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, 60.000,00 TL’ye alınan malların satışına başlandığında tüketiciler tarafından ayıplı olduğu belirtilmek sureti ile iade edildiklerini, davalıya telefonla ve ihtarname ile durumun bildirildiğini, malların yarısından fazlasının gizli ayıplı olduğunu, alıcıyı iğfal eden satıcının ayıbın vaktinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını savunarak davanın reddini, %20 oranından az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 160.677,57 TL ve 189.378,61TL tutarlı iki adet faturada yer alan malların davalıya teslim edildiği, malların fiyatı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalının sadece 60.000,00 TL tutarında ürün sipariş ettiği, ancak bu meblağın üzerinde fazladan mal gönderildiği yönündeki savunmasının malları teslim alırken sayarak teslim almamasının veya en azından 60.000,00 TL'nin 3 katı kadar olan malların fazla olduğunun teslimde farketmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, malları herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin teslim alması nedeni ile davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediğini, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkemece aldırılan kök ve ek rapor ile dava konusu tekstil ürünlerinin önemli bir bölümünün ayıplı olduğu tespit edilmiş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, teslim anında malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu durumu bu süre içinde satıcıya ihbarda bulunmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu ürünlerdeki ayıbın göze battığı, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığının görüldüğünün tespit edilmesi nedeni ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmasını gerektiren gizli ayıptan söz edilemeyeceği, davalının yasal ihbar süreleri içerisinde muayene ve davacıya ihbar yükümlülüğüne uymadığını, teslim edilen malların ayıplı olduğunu ileri süremeyeceğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamayacağını, davalının teslim aldığı faturalı malların 60.000,00 TL dışındaki bakiye borcunu ödemediğini, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir üründe birden fazla ayıbın olduğunun tespit edildiğini, tüm malların geneli üzerinde yapılan oranlamada hata payının %50’nin üzerinde olduğunun ve bu haliyle mağaza satışı yapılamayacağının vurgulandığını, açık ayıp niteliğinde olmayan yani kullanımla ortaya çıkacak ayıplar yönünden 6098 sayılı Kanun’un ilgili düzenlemelerinin uygulanması gerektiğini, anılan Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu tür bir ayıbın bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde ayıbın hemen satıcıya bildirileceğinin belirtildiğini, ayıp ihbarı için 8 günlük sürenin söz konusu olmadığını, en azından bilirkişi raporunda gösterilen tabloda yer alan hatalı ve hatasız ürünlerin davaya konu faturalardaki bedelinin karşılaştırılması, hatalı ürün toplamının 201.848,57 TL olduğu göz önüne alınarak kabullerinde olmamakla birlikte hatasız olduğu bildirilen ürünler toplamının ise 148.207,62 TL olduğu dikkate alınarak hatasız ürün bedeli 148.207,62 TL’den 60.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 88.207,62 TL alacağı talep etme hakkından bahsedilebileceğini, avans niteliğindeki 60.000,00 TL’nin davacı nezdinde kaldığını, alacağın likit olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine göre ağır kusurlu olan satıcının satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu, ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması nazara alınmışken alıcının meslekten alıcı veya tacir sıfatına sahip olup olmadığına göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmediği, bilirkişi incelemesi neticesinde, PG-202 ve PG-204 kodlu yelek grubu, PG-108 kodlu pantolon gruplarının çoğunun hatalı olmasından kaynaklı modellerin mağaza satışı yapılamayacağı, hatanın telafisinin hem zaman, hem işçilik gerektireceğini, hatta bir kısmının telafi imkanının bile bulunmadığını, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığını, tespit edilen hataların konfeksiyon açısından göze batan bariz hatalar olduğunun belirlendiği, davacı satıcının ağır kusurlu olması sebebiyle ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı, ayıptan doğan haklar için Kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamayacağı, 189.378,61 TL bedelli fatura konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, 160.677,57 TL bedelli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolon toplamı 13.624,57 TL bedelli ürünlerin açık ayıplı olması nedeni ile satıcı bildiği açık ayıplı ürünleri davalıya sattığı belirlendiğinden bu ürünlerin bedelini isteyemeyeceği, takibe konu 2 adet faturanın toplam değerinin 350.056,18 TL’ye ulaştığı, açık ayıplı ürünlerin toplam değerinin 203.003,18 TL olduğu, daha önce ödenen 60.000,00 TL'nin taraflarca kabul edildiği gözetildiğinde 87.053,00 TL alacağın kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, 87.053,00 TL asıl alacağa takip tarihinden değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.410,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 27.01.2018 tarihli fatura muhteviyatı yelekler ile 26.01.2018 tarihli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolonların davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ya da açık ayıp tespitlerini kabul etmediklerini, kabul etmemekle birlikte bilirkişinin göze batan bariz hatalar ifadesini kullandığını, ayıpların açık olduğunu belirlediğini, itiraz etmemekle açık ayıp tespitinin dava hakkında kesinleştiğini, davalının ürün tesliminden 54 gün sonra ihtar gönderdiğini, bu süre zarfında ürünleri kontrol etmediğini, ihbarda bulunmadığını, ürünleri açık ayıpları ile birlikte kabul ettiğini, açık ayıp sebebiyle iki günlük süreyi kaçırdığını, 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin uygulanamayacağını, istinafa cevap dilekçesindeki savunmalara yer verilmeyip savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne dair kararın, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, müvekkilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını, peşin harcın tamamının müvekkiline yükletilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu ve 225 inci maddesi.
4. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
A. Davalı vekilinin Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B.Davacı vekilinin Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132283600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz