Kur farkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/459 E. 2024/3956 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı↗ teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ banka teminat mektubu↗ istinaf kanun yolu↗ sevk irsaliyesi↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ irsaliye↗ ticari defter ve kayıtlar↗ kamu düzenine aykırılık↗ cari hesap↗ teminat mektubu↗ depo kararı↗ kanun yolu↗ ara karar↗ muacceliyet↗ kamu düzeni↗ vade↗ istirdat↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ havale↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/372 E., 2022/535 K.
Taraflar arasındaki banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete mal alımlarından dolayı doğacak borçların temini için Finansbank A.Ş .... şubesinin 19.01.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun teslim edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete olan mal alımlarından ve ticari alışverişinden kaynaklı tüm borcunu ödediğini, ancak davaya konu teminat mektubunun aslının halen müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalı şirketin işlerinin bozulduğunu ve ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, müvekkili şirketin haklı çıkması durumunda söz konusu teminat mektubu bedelini davalı şirketten istirdatının mümkün olamayacağını, davaya konu teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi ve söz konusu teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında mevcut ticari ilişki sebebiyle mal alım satımlarının olduğunu, bu ödemelerin kimi zaman davacı şirket tarafından verilen şahsi veyahut müşteri çekleri aracılığı ile yapıldığını, çeklerin karşılıksız çıkma ve cari borcunun ödenmemesi ihtimaline binaen alınan teminat mektubunun ise teminat aracı olarak müvekkili şirket nezdinde bulunduğunu, davacının müvekkiline henüz vadesi gelmemiş muaccel çekler tutarı 271.312,92 TL olmak üzere toplam 435.745,19 TL borçlu durumda olduğunu, davaya konu teminat mektubunun süresinin 19.01.2016 tarihinde dolduğunu, borçlu olarak görünen davacı lehine verilen tedbir kararının müvekkilini zor duruma sokacağını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin davaya konu teminat mektubundaki meblağın çok üzerinde borcu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defter kayıt ve belgeleri ile sevk irsaliyelerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan 12.02.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, hesap ekstrelerine göre tespit edilmiş olan cari hesap fark tablosu tutarında belirtilmiş olan bedelin 168.182,27TL tutarında olduğu, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL bedelin yıllar içerisinde oluşan kur farklarından kaynaklı düzeltmeleri ya da kur farkı işlemlerini yapmamalarından kaynaklanmış olduğunun belirtildiği, davalı şirketin kesmiş olduğu 31.12.2015 tarihli 149.922,58 TL tutarlı e-fatura içeriği malların teslimine ilişkin incelemede, taşınmak üzere nakliye firmasına verilmiş olan malların hiçbirisinin taşıma irsaliyelerinin üzerinde malları taşımak üzere teslim alan şoförlerin imzalarının bulunmadığı, ayrıca malları teslim aldığı belirtilen şoförlerin davacı şirkete malları teslim ettiğine ilişkin taşıma irsaliyelerinde teslim alan kısmında hiç kimsenin isminin yazılı olmadığının ve imzasının bulunmadığının belirtildiği, bu durumda sevk irsaliyeleri karşılığında malları teslim ettiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu, 149.922,58 TL tutarlı e-fatura konusu malların davacı tarafa teslim edildiğinin yazılı delille davalı tarafından ispatlanamadığı, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL tutarındaki farkın ise bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kur farklarından kaynaklanan düzeltmelerin yapılmamasından dolayı oluştuğu, tüm bu nedenlerle davacı şirketin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafa borcunun bulunmadığı, bu nedenle ticari ilişkileri kapsamında doğacak borçların teminatı nedeniyle davalı tarafa verilen 150.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun hükümsüz kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine, davalı tarafından teminat mektubunun davacı şirkete iadesine şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik incelemeyle ve hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, karara esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğunu, rapor içerisinde mevcut olan çelişkiler giderilmeden müflis şirket aleyhine karar verildiğini, davacı şirket tarafından müflis şirkete olan borcunu ödediğine dair bir belgenin sunulmadığını, davalı şirketin iflas etmiş olsa bile dava tarihi sırasında faaliyette bulunan ve bu faaliyet kapsamında ticari ilişkinin devam ediyor olmasıyla müflis şirketin alacaklarının o zaman itibari ile halen risk altında olduğunu göstermesine rağmen mahkeme tarafından müflis şirket aleyhine verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 15.12.2015 tarihinde açılması ve teminat mektubunun süresi dolmadan mahkemenin 18.01.2016 tarihli ara karar ile teminat mektubu bedelinin davacıya banka hesabına depo ettirilmesine, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasına ve hukuki yararının devam etmesine, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşan somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacı şirkete iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 207 ve devamı maddeleri, 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10647 E. 2013/15354 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaDairemiz bozma ilamının sonuç bölümünün her iki satırında da “...davacı ”.. yerine «maddi hata» sonucu “... davalı...” yazıldığı anlaşıldığından maddi hata niteliğindeki bu yanlışlığın düzeltilmesine yönelik davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11646 E. 2016/9256 K.
Ortak:kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ekkili şirket tarafından davalı şirkete mal alımlarından dolayı doğacak borçların temini için Finansbank A.Ş .... şubesinin 19.01.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli «kesin» «teminat mektubunun» «teslim» edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete olan mal alımlarından ve ticari alışverişinden kaynaklı tüm borcunu ödediğini, ancak davaya konu teminat mektubunun aslının halen müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalı şirketin işlerinin bozulduğunu ve ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, müvekkili şirketin haklı çıkması durumunda söz konusu teminat mektubu bedelini davalı şirketten «istirdatının» mümkün olamayacağını, davaya konu «teminat mektubunun nakde çevrilmesinin» önlenmesi için tedbir kararı verilmesi ve söz konusu teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespiti» ile müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların «ticari defter kayıt» ve belgeleri ile «sevk irsaliyelerinin» incelenmesi neticesinde hazırlanan 12.02.2019 «havale» tarihli bilirkişi raporunda, hesap ekstrelerine göre tespit edilmiş olan «cari hesap» fark tablosu tutarında belirtilmiş olan bedelin 168.182,27TL tutarında olduğu, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL bedelin yıllar içerisinde oluşan kur farklarından kaynaklı düzeltmeleri ya da «kur farkı» işlemlerini yapmamalarından kaynaklanmış olduğunun belirtildiği, davalı şirketin kesmiş olduğu 31.12.2015 tarihli 149.922,58 TL tutarlı e-«fatura» içeriği malların «teslimine» ilişkin incelemede, taşınmak üzere nakliye firmasına verilmiş olan malların hiçbirisinin taşıma irsaliyelerinin üzerinde malları taşımak üzere teslim alan şoförlerin imzalarının bulunmadığı, ayrıca malları teslim aldığı belirtilen şoförlerin davacı şirkete malları teslim ettiğine ilişkin taşıma irsaliyelerinde teslim alan kısmında hiç kimsenin isminin yazılı olmadığının ve imzasının bulunmadığının belirtildiği, bu durumda sevk irsaliyeleri karşılığında malları teslim ettiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu, 149.922,58 TL tutarlı e-fatura konusu malların davacı tarafa teslim edildiğinin yazılı delille davalı tarafından ispatlanamadığı, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL tutarındaki farkın ise bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kur farklarından kaynaklanan düzeltmelerin yapılmamasından dolayı oluştuğu, tüm bu nedenlerle davacı şirketin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafa borcunun bulunmadığı, bu nedenle ticari ilişkileri kapsamında doğacak borçların «teminatı» nedeniyle davalı tarafa verilen 150.000,00 TL bedelli «kesin» «teminat mektubunun» hükümsüz kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, kesin teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», davalı tarafından teminat mektubunun davacı şirkete iadesine şeklinde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/459 E. , 2024/3956 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/901 Esas, 2022/1542 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/372 E., 2022/535 K.
Taraflar arasındaki banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete mal alımlarından dolayı doğacak borçların temini için Finansbank A.Ş .... şubesinin 19.01.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun teslim edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete olan mal alımlarından ve ticari alışverişinden kaynaklı tüm borcunu ödediğini, ancak davaya konu teminat mektubunun aslının halen müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalı şirketin işlerinin bozulduğunu ve ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, müvekkili şirketin haklı çıkması durumunda söz konusu teminat mektubu bedelini davalı şirketten istirdatının mümkün olamayacağını, davaya konu teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi ve söz konusu teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında mevcut ticari ilişki sebebiyle mal alım satımlarının olduğunu, bu ödemelerin kimi zaman davacı şirket tarafından verilen şahsi veyahut müşteri çekleri aracılığı ile yapıldığını, çeklerin karşılıksız çıkma ve cari borcunun ödenmemesi ihtimaline binaen alınan teminat mektubunun ise teminat aracı olarak müvekkili şirket nezdinde bulunduğunu, davacının müvekkiline henüz vadesi gelmemiş muaccel çekler tutarı 271.312,92 TL olmak üzere toplam 435.745,19 TL borçlu durumda olduğunu, davaya konu teminat mektubunun süresinin 19.01.2016 tarihinde dolduğunu, borçlu olarak görünen davacı lehine verilen tedbir kararının müvekkilini zor duruma sokacağını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin davaya konu teminat mektubundaki meblağın çok üzerinde borcu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defter kayıt ve belgeleri ile sevk irsaliyelerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan 12.02.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, hesap ekstrelerine göre tespit edilmiş olan cari hesap fark tablosu tutarında belirtilmiş olan bedelin 168.182,27TL tutarında olduğu, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL bedelin yıllar içerisinde oluşan kur farklarından kaynaklı düzeltmeleri ya da kur farkı işlemlerini yapmamalarından kaynaklanmış olduğunun belirtildiği, davalı şirketin kesmiş olduğu 31.12.2015 tarihli 149.922,58 TL tutarlı e-fatura içeriği malların teslimine ilişkin incelemede, taşınmak üzere nakliye firmasına verilmiş olan malların hiçbirisinin taşıma irsaliyelerinin üzerinde malları taşımak üzere teslim alan şoförlerin imzalarının bulunmadığı, ayrıca malları teslim aldığı belirtilen şoförlerin davacı şirkete malları teslim ettiğine ilişkin taşıma irsaliyelerinde teslim alan kısmında hiç kimsenin isminin yazılı olmadığının ve imzasının bulunmadığının belirtildiği, bu durumda sevk irsaliyeleri karşılığında malları teslim ettiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu, 149.922,58 TL tutarlı e-fatura konusu malların davacı tarafa teslim edildiğinin yazılı delille davalı tarafından ispatlanamadığı, taraflar arasındaki fark tablosunun 1 no.lu satırındaki 18.259,69 TL tutarındaki farkın ise bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kur farklarından kaynaklanan düzeltmelerin yapılmamasından dolayı oluştuğu, tüm bu nedenlerle davacı şirketin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafa borcunun bulunmadığı, bu nedenle ticari ilişkileri kapsamında doğacak borçların teminatı nedeniyle davalı tarafa verilen 150.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun hükümsüz kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine, davalı tarafından teminat mektubunun davacı şirkete iadesine şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik incelemeyle ve hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, karara esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğunu, rapor içerisinde mevcut olan çelişkiler giderilmeden müflis şirket aleyhine karar verildiğini, davacı şirket tarafından müflis şirkete olan borcunu ödediğine dair bir belgenin sunulmadığını, davalı şirketin iflas etmiş olsa bile dava tarihi sırasında faaliyette bulunan ve bu faaliyet kapsamında ticari ilişkinin devam ediyor olmasıyla müflis şirketin alacaklarının o zaman itibari ile halen risk altında olduğunu göstermesine rağmen mahkeme tarafından müflis şirket aleyhine verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 15.12.2015 tarihinde açılması ve teminat mektubunun süresi dolmadan mahkemenin 18.01.2016 tarihli ara karar ile teminat mektubu bedelinin davacıya banka hesabına depo ettirilmesine, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasına ve hukuki yararının devam etmesine, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşan somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacı şirkete iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 207 ve devamı maddeleri, 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132229500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz