6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/917 E. 2024/4359 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifade özgürlüğü ticari itibarın zedelenmesi kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kişilik haklarına saldırı kötüleme ticari itibar kişilik hakları şikayet dürüstlük kuralı anonim şirket esastan ret yetkisizlik kararı haksız rekabet yükleten (shipper) istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TBK — TBK 57TBK 58 · HMK · TTK — TTK 55

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ:Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2021/72 E., 2021/689 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;.... Şube Başkanı olan davalının müvekkili şirket ile ilgili muhtelif gazetelerde yer aldığı şekli ile "PTT çalışanlarından kuzu postuna girmiş...." vb. yönde basın açıklamaları yaptığını, buna benzer açıklamalar yaparak müvekkili şirketi kötüleyici beyan ve eylemlerde bulunduğunu, anonim şirket olan ve yapılan beyanlarla kişilik hakları zedelenen müvekkili şirketin manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, söz konusu fiillerin müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu sözlerinin davacının ticari itibarını zedelemeyi hedeflemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu sözleri ile ilgili yapılan şikayet üzerine cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının ilgili sendikanın şube başkanı olduğu ve bu sıfatla davaya konu sözleri sarfettiği, hoşa gitmeyen, sarsıcı hatta rahatsız edici olan sözlerin dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, dava konusu sözlerin sert eleştiri sınırlarında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığını ve belli amaçlarla sınırlandırılmasının mümkün olduğunu, nitekim Anayasa'da da hangi hallerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceğinin düzenlendiğini, ifade özgürlüğünün aşılması halinde 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca manevi tazminat istenebileceğini, davalı tarafından edilen davaya konu sözlerin de müvekkilinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinde haksız rekabetin düzenlendiğini, öte yandan müvekkilinin anonim şirket statüsünde olduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasına uyduğunu, dolayısıyla müvekkilinin anılan hükümler kapsamında manevi tazminat talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetten söz edilebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların bulunması gerektiği, somut olayda ise davalının ilgili sendikanın şube başkanı sıfatı ile davaya konu sözleri söylediği, söz konusu sözlerin söylenmesinin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı ve davacıyı ya da ticari faaliyetlerini kötüleyici nitelik de taşımadığı, somut olayda aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi.

3. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi.

4.4721 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi.

5.6098 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.

6. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kötüleme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4662 E. 2012/10462 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/917 E.  ,  2024/4359 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1632 Esas, 2022/1350 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/72 E., 2021/689 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;.... Şube Başkanı olan davalının müvekkili şirket ile ilgili muhtelif gazetelerde yer aldığı şekli ile "PTT çalışanlarından kuzu postuna girmiş...." vb. yönde basın açıklamaları yaptığını, buna benzer açıklamalar yaparak müvekkili şirketi kötüleyici beyan ve eylemlerde bulunduğunu, anonim şirket olan ve yapılan beyanlarla kişilik hakları zedelenen müvekkili şirketin manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, söz konusu fiillerin müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu sözlerinin davacının ticari itibarını zedelemeyi hedeflemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu sözleri ile ilgili yapılan şikayet üzerine cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının ilgili sendikanın şube başkanı olduğu ve bu sıfatla davaya konu sözleri sarfettiği, hoşa gitmeyen, sarsıcı hatta rahatsız edici olan sözlerin dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, dava konusu sözlerin sert eleştiri sınırlarında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığını ve belli amaçlarla sınırlandırılmasının mümkün olduğunu, nitekim Anayasa'da da hangi hallerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceğinin düzenlendiğini, ifade özgürlüğünün aşılması halinde 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca manevi tazminat istenebileceğini, davalı tarafından edilen davaya konu sözlerin de müvekkilinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinde haksız rekabetin düzenlendiğini, öte yandan müvekkilinin anonim şirket statüsünde olduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasına uyduğunu, dolayısıyla müvekkilinin anılan hükümler kapsamında manevi tazminat talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetten söz edilebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların bulunması gerektiği, somut olayda ise davalının ilgili sendikanın şube başkanı sıfatı ile davaya konu sözleri söylediği, söz konusu sözlerin söylenmesinin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı ve davacıyı ya da ticari faaliyetlerini kötüleyici nitelik de taşımadığı, somut olayda aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi.

3. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi.

4.4721 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi.

5.6098 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.

6. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132204900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.