Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/917 E. 2024/4359 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifade özgürlüğü↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ kişilik haklarına saldırı↗ kötüleme↗ ticari itibar↗ kişilik hakları↗ şikayet↗ dürüstlük kuralı↗ anonim şirket↗ esastan ret↗ yetkisizlik kararı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ:Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/72 E., 2021/689 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;.... Şube Başkanı olan davalının müvekkili şirket ile ilgili muhtelif gazetelerde yer aldığı şekli ile "PTT çalışanlarından kuzu postuna girmiş...." vb. yönde basın açıklamaları yaptığını, buna benzer açıklamalar yaparak müvekkili şirketi kötüleyici beyan ve eylemlerde bulunduğunu, anonim şirket olan ve yapılan beyanlarla kişilik hakları zedelenen müvekkili şirketin manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, söz konusu fiillerin müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu sözlerinin davacının ticari itibarını zedelemeyi hedeflemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu sözleri ile ilgili yapılan şikayet üzerine cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının ilgili sendikanın şube başkanı olduğu ve bu sıfatla davaya konu sözleri sarfettiği, hoşa gitmeyen, sarsıcı hatta rahatsız edici olan sözlerin dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, dava konusu sözlerin sert eleştiri sınırlarında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığını ve belli amaçlarla sınırlandırılmasının mümkün olduğunu, nitekim Anayasa'da da hangi hallerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceğinin düzenlendiğini, ifade özgürlüğünün aşılması halinde 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca manevi tazminat istenebileceğini, davalı tarafından edilen davaya konu sözlerin de müvekkilinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinde haksız rekabetin düzenlendiğini, öte yandan müvekkilinin anonim şirket statüsünde olduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasına uyduğunu, dolayısıyla müvekkilinin anılan hükümler kapsamında manevi tazminat talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetten söz edilebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların bulunması gerektiği, somut olayda ise davalının ilgili sendikanın şube başkanı sıfatı ile davaya konu sözleri söylediği, söz konusu sözlerin söylenmesinin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı ve davacıyı ya da ticari faaliyetlerini kötüleyici nitelik de taşımadığı, somut olayda aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi.
3. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi.
4.4721 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi.
5.6098 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
6. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4662 E. 2012/10462 K.
Ortak:kötüleme · ticari itibar · yetkisizlik kararı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… telerde yer aldığı şekli ile "PTT çalışanlarından kuzu postuna girmiş...." vb. yönde basın açıklamaları yaptığını, buna benzer açıklamalar yaparak müvekkili şirketi «kötüleyici» beyan ve eylemlerde bulunduğunu, «anonim şirket» olan ve yapılan beyanlarla «kişilik hakları» zedelenen müvekkili şirketin manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, söz konusu fiillerin müvekkili aleyhine «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL man …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu sözlerinin davacının «ticari itibarını zedelemeyi» hedeflemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «haksız rekabetten» söz edilebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların bulunması gerektiği, somut olayda ise davalının ilgili sendikanın şube başkanı sıfatı ile davaya konu sözleri söylediği, söz konusu sözlerin söylenmesinin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı ve davacıyı ya da ticari faaliyetlerini «kötüleyici» nitelik de taşımadığı, somut olayda aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
Benzer bu karardaDava, davacı şirketin «ticari itibarının» sarsıldığı iddiasıyla, birleşen dava ise asıl davanın davacısı «şirketin müdürü» olan ...’in ...’ya hakaret ettiği iddiasıyla açılmış olup, dinlenen davacı tanıkları ...ve ..., asıl davanın davalısı ...’nın davacı şirketin lisanssız bir şirket olduğunu, «fatura» kesme «yetkisinin» bulunmadığını, pahalı fiyatla mal sattığını söylediğini, birleşen davanın davacısı tanıkları ...ve ...’da birleşen davanın davalısı ...’in, birleşen davanın davacı …
TTK’nun 57/1. maddesi hükmüne göre, gerekmediği halde başkasının itibarını ve iş mahsullerini «kötülemek» «haksız rekabet» teşkil eder.
Davacı tanıkları, yukarıda da belirtildiği üzere davalı ...’nın şirket hakkında gerekmediği halde şirketin «ticari itibarını» sarsacak şekilde sözler söylediğini ifade ettiklerinden ve mahkemece de bu ifadelerin doğru olmadığının gerekçesi açıklanmayıp, üstelik bu beyanların doğru bulunduğu sonucunu doğuracak şekilde tanıkların ifade ettiği sözlerin «haksız rekabet» teşkil etmediği şeklinde bir gerekçeye yer verildiğine göre, mahkemece anılan sözlerin asıl davanın davacısı şirket yönünden haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · geçersizlik · fatura · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava, davacı şirketin «ticari itibarının» sarsıldığı iddiasıyla, birleşen dava ise asıl davanın davacısı «şirketin müdürü» olan ...’in ...’ya hakaret ettiği iddiasıyla açılmış olup, dinlenen davacı tanıkları ...ve ..., asıl davanın davalısı ...’nın davacı şirketin lisanssız bir şirket olduğunu, «fatura» kesme «yetkisinin» bulunmadığını, pahalı fiyatla mal sattığını söylediğini, birleşen davanın davacısı tanıkları ...ve ...’da birleşen davanın davalısı ...’in, birleşen davanın davacı …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan ...'nın davacı şirket ile olan aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı iş akdine «son» verildiği, davalının davacı şirketin faaliyet gösterdiği aynı alanda başka bir firmada çalışmaya başladığı, davacı şirket ile davalı ... arasında aynı alanda faaliyet gösterdiklerinden dolayı rekabet bulunduğu, ancak her iki tarafın dinlenen tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere eylem ve söylemlerinin diğerinin ticari faaliyeti yönünden aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kurallarına aykırı iktisadi rekabetin suistimali niteliğinde olmadığı, her iki tarafın eylem ve söylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, tarafların birbirlerinin şahsiyet haklarına hukuka aykırı bir saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle, her iki tarafın haksız rekabetin tespiti, men …
… ukarıda açıklandığı üzere, birleşen davanın tanıkları da, davalı ...’in ...’ya yönelik hakaret içeren sözler söylediğini bildirdikleri ve mahkemece de bu beyanların «geçersiz» olduğu yönünde bir gerekçeye yer verilmediği halde, birleşen davada davacının TTK’nun 58. maddesi yollamasıyla BK’nun 49. maddesi uyarınca talep ettiği manevi tazm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/917 E. , 2024/4359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1632 Esas, 2022/1350 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/72 E., 2021/689 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;.... Şube Başkanı olan davalının müvekkili şirket ile ilgili muhtelif gazetelerde yer aldığı şekli ile "PTT çalışanlarından kuzu postuna girmiş...." vb. yönde basın açıklamaları yaptığını, buna benzer açıklamalar yaparak müvekkili şirketi kötüleyici beyan ve eylemlerde bulunduğunu, anonim şirket olan ve yapılan beyanlarla kişilik hakları zedelenen müvekkili şirketin manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, söz konusu fiillerin müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu sözlerinin davacının ticari itibarını zedelemeyi hedeflemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu sözleri ile ilgili yapılan şikayet üzerine cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının ilgili sendikanın şube başkanı olduğu ve bu sıfatla davaya konu sözleri sarfettiği, hoşa gitmeyen, sarsıcı hatta rahatsız edici olan sözlerin dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, dava konusu sözlerin sert eleştiri sınırlarında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığını ve belli amaçlarla sınırlandırılmasının mümkün olduğunu, nitekim Anayasa'da da hangi hallerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceğinin düzenlendiğini, ifade özgürlüğünün aşılması halinde 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca manevi tazminat istenebileceğini, davalı tarafından edilen davaya konu sözlerin de müvekkilinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinde haksız rekabetin düzenlendiğini, öte yandan müvekkilinin anonim şirket statüsünde olduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasına uyduğunu, dolayısıyla müvekkilinin anılan hükümler kapsamında manevi tazminat talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetten söz edilebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların bulunması gerektiği, somut olayda ise davalının ilgili sendikanın şube başkanı sıfatı ile davaya konu sözleri söylediği, söz konusu sözlerin söylenmesinin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı ve davacıyı ya da ticari faaliyetlerini kötüleyici nitelik de taşımadığı, somut olayda aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi.
3. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi.
4.4721 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi.
5.6098 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
6. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132204900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz