Iflas tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2452 E. 2024/5097 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas tasfiyesi↗ iddianın genişletilmesi yasağı↗ kambiyo takibi↗ iktisapta ağır kusur↗ kötü niyetli iktisap↗ kambiyo vasfı↗ çek hamili↗ çek iptali davası↗ keşide tarihi↗ ağır kusur↗ yetkili hamil↗ teminat senedi↗ çek iptali↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ zayi↗ oy yasağı↗ tasfiye memuru↗ muvafakat↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ iptal davası↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ geçersizlik↗ ek tasfiye↗ iflas↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/579 E., 2020/706 K.
Taraflar arasındaki çek iptali kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirket lehine tanzim edilmiş 4 adet çeke ilişkin olarak 06.05.2013 tarihinde İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E. sayılı dosyası üzerinden ikame ettiği çek iptali davası sonucunda çeklerin iptal edildiğini, oysa ki dava konusu 4 adet çekin de müvekkili şirketin Avusturya merkezinde mevcut olduğunu ileri sürerek, 4 adet çeke ilişkin olarak verilen iptal kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın söz konusu davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, çeklerin zamanaşımına uğradığını, süresinde bankaya ibraz edilmediklerini ve çek vasfını yitirdiklerini, dolayısıyla davacının kambiyo alacaklısı olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, alacaklı sıfatı olmayan ve yurt dışında verilen iflas kararı ile birlikte dava takip yetkisini de yitirmiş bulunan davacının davasının usul ve esas yönünden de tamamen haksız olduğunu, davacının teminat göstermesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın yasal süresinde verdiği cevap dilekçesinde dava konusu çeklerin yetkili hamili olduğuna ya da çekleri elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisapta ağır kusuru bulunduğuna dair bir iddiası bulunmadığı gibi bu yönde ispata elverişli herhangi bir delil de sunmadığı, bunun yanı sıra davacı vekilinin dava konusu edilen çek asıllarını mahkemeye ibraz ettiği gerekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinde yer alan düzenleme göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E., 2014/26 K. sayılı ilamına konu çeklerle ilgili verilen zayi nedeni ile iptal kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek iptal kararının kambiyo senetlerinin zayine özgü özel bir dava olduğunu, bu davada verilen kararın iptal edilebilmesi için iptal talep edenin kambiyo alacaklısı olması gerektiğini, süresinde ibraz edilmeyen ve üç yıllık zamanaşımı süresini geçen senetlerin kambiyo vasfını yitirdiğini, bu durumda hamilin düzenleyene karşı dahi kambiyo senedine dayalı müracaatta bulunmasının yani kambiyo alacaklısı olabilmesinin mümkün olmadığını, davacının kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası açabilme hak ve yetkisinin de zaman aşımına uğradığını, artık hükmü kalmayan çeklerle ilgili verilen iptal kararının kaldırılmasında davacının hiçbir güncel ve meşru yararının olmadığını, davacının bu açıklamalara cevaben verdiği "cevaba cevap" adı altındaki geçersiz dilekçede, senetlerin teminat senedi olduğunu ve üzerinde ciro edilemez kaydının bulunduğunu beyan ettiğini, bu durumda anılan senetlerin "kambiyo takibine konu edilmesinin" hukuken mümkün olmadığını, yargılama aşamasında davacı müvekkili ile hiçbir ilgisi olmayan bir davaya dair bilirkişi raporu sunulduğunu, süresinde bir delil olarak sunulmayan bu rapora dayanılmasına muvafakatlarının olmadığını, anlaşıldığı kadarıyla davacının, dava dışı keşideciye karşı cari ilişki adı altında çokça dava açtığını, davacının temel ilişkiden dolayı haklarını kullandığını, esasen senedin iptal edilmiş olmasının da temel ilişkiden kaynaklı alacak iddiasını ortadan kaldırmayacağı nazara alındığında, davacının yine güncel ve meşru bir menfaatinin olmadığının görüldüğünü, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, hükmün gerekçesinin yetersiz olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine onaylarının bulunmadığını, iddianın genişletilmesi yasağının, dava dilekçesinin ibrazı ile başladığını ve davacının tüm delillerini dava dilekçesinde sunması gerektiğini, buna göre, davacının, "cevaba cevap dilekçesi" adı altında, dava dilekçesinde değinmediği maddi vakıalara, delillere veya belgelere dayanmasının mümkün olmadığını, davacının yargılamada iddiasını genişletmeye kalkıştığını ve gerçek dışı birtakım olgulara bu dilekçesinde yer verdiğini, yerel mahkemenin incelemesini bu dilekçedeki beyanlara göre gerçekleştirdiğini, davacının taraf sıfatının ve takip yetkisinin bulunmadığını, hukukta tasfiye memuru ile iflas tasfiyesinin mümkün olmadığını, yıllar sonra yapılan talebin zamanlamasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkilinin daha önce davacı şirketin irtibat bürosu yetkilisi olduğunu, uhdesinde olduğu ve kaybolduğu düşüncesi ile basiretli davranarak çeklerin iptalini talep ettiğini ve bu talebin kesinleşen mahkeme kararı ile haklı görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin, çeklerin davacıda olduğunu bilmesinin veyahut çeklerin kötü niyetli olarak iktisap edildiğini tartışabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 792 nci hükmünün yalnızca geçerli bir çek için uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, çeklerin kambiyo senedi vasfında olmadıklarını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu çeklerden dolayı davacının herhangi bir hakkının zayi olması sonucunu doğurmadığını, bu çeklere konu alacak hakkında davacı tarafça dava açıldığının ifade edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin bir yandan davanın "esasına/kötü niyete" itiraz edilmediğini kaydedip, bir yandan müvekkilini yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum etmesinin kendi içerisinde çelişkili ve haksız bir olgu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu çeklerin davacı adına düzenlendiği ve asıllarının dosyaya sunulduğu, çeklerde keşide tarihinin bulunmadığı, bankalarca gönderilen yazı cevaplarına göre ibraz edilmedikleri, zayi olmadıkları, davalının çeklerde cirosunun bulunmadığı ve çeklerin son yetkili hamili olduğunu gösterir başkaca bir delil sunmadığı, dolayısıyla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E. sayılı dosyasında verilen kararın hatalı olduğu, davacının çek hamili olarak anılan kararın kaldırılmasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu, kaldı ki somut dava, davalıdan çeke dayalı olarak alacak talebi ile açılmış bir dava olmadığından, davalının çekin zamanşımına uğradığına ve kambiyo vasfını yitirdiğine yönelik iddiasının bu davada ileri sürülebilecek bir savunma sebebi olmadığı, davacı şirketin tasfiye (aciz) halinde olduğu, sicil kaydının silinmediği, resmi tasfiye memuru olan Avukat .... Dr. ....'ın dava açma yetkisinin bulunduğu, davacı tarafından 01.12.2020 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki maddi vakıaların genişletilmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zayi nedeniyle verilen çek iptali kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5718 E. 2016/5497 K.
Ortak:kambiyo vasfı · ibraz
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «çek iptal» kararının kambiyo senetlerinin zayine özgü özel bir dava olduğunu, bu davada verilen kararın iptal edilebilmesi için iptal talep edenin kambiyo alacaklısı olması gerektiğini, süresinde «ibraz» edilmeyen ve üç yıllık «zamanaşımı» süresini geçen senetlerin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, bu durumda «hamilin» düzenleyene karşı dahi «kambiyo senedine» dayalı müracaatta bulunmasının yani kambiyo alacaklısı olabilmesinin mümkün olmadığını, davacının kambiyo hukukuna özgü «sebepsiz zenginleşme» davası açabilme hak ve «yetkisinin» de zaman aşımına uğradığını, artık hükmü kalmayan çeklerle ilgili verilen iptal kararının kaldırılmasında davacının hiçbir güncel ve meşru yararının olmadığını, davacının bu açıklamalara cevaben verdiği "cevaba cevap" adı altındaki «geçersiz» dilekçede, senetlerin «teminat senedi» olduğunu ve üzerinde «ciro» edilemez «kaydının» bulunduğunu beyan ettiğini, bu durumda anılan senetlerin "«kambiyo takibine» konu edilmesinin" hukuken mümkün olmadığını, yargılama aşamasında davacı müvekkili ile hiçbir ilgisi olmayan bir davaya dair bilirkişi raporu sunulduğunu, süresinde bir delil olarak sunulmayan bu rapora dayanılmasına «muvafakatlarının» olmadığını, anlaşıldığı kadarıyla davacının, dava dışı «keşideciye» karşı cari ilişki adı altında çokça dava açtığını, davacının temel ilişkiden dolayı haklarını kullandığını, esasen senedin iptal edilmiş olmasının da temel ilişkiden kaynaklı alacak iddiasını ortadan kaldırmayacağı nazara alındığında, davacının yine güncel ve meşru bir menfaatinin olmadığının görüldüğünü, davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddinin gerektiğini, hükmün gerekçesinin yetersiz olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine onaylarının bulunmadığını, «iddianın genişletilmesi yasağının», dava dilekçesinin ibrazı ile başladığını ve davacının tüm delillerini dava dilekçesinde sunması gerektiğini, buna göre, davacının, "cevaba cevap dilekçesi" adı altında, dava dilekçesinde değinmediği maddi vakıalara, delillere veya belgelere dayanmasının mümkün olmadığını, davacının yargılamada iddiasını genişletmeye kalkıştığını ve gerçek dışı birtakım olgulara bu dilekçesinde yer verdiğini, yerel mahkemenin incelemesini bu dilekçedeki beyanlara göre gerçekleştirdiğini, davacının taraf sıfatının ve takip yetkisinin bulunmadığını, hukukta «tasfiye memuru» ile «iflas tasfiyesinin» mümkün olmadığını, yıllar sonra yapılan talebin zamanlamasının davacının «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, müvekkilinin daha önce davacı şirketin irtibat bürosu yetkilisi olduğunu, uhdesinde olduğu ve kaybolduğu düşüncesi ile basiretli davranarak çeklerin iptalini talep ettiğini ve bu talebin kesinleşen mahkeme kararı ile haklı görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin, çeklerin davacıda olduğunu bilmesinin veyahut çeklerin kötü niyetli olarak iktisap edildiğini tartışabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 792 nci hükmünün yalnızca geçerli bir çek için uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, çeklerin kambiyo senedi vasfında olmadıklarını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu çeklerden dolayı davacının herhangi bir hakkının «zayi» olması sonucunu doğurmadığını, bu çeklere konu alacak hakkında davacı tarafça dava açıldığının ifade edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin bir yandan davanın "esasına/kötü niyete" itiraz edilmediğini kaydedip, bir yandan müvekkilini «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» mahkum etmesinin kendi içerisinde çelişkili ve haksız bir olgu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın söz konusu davayı ikame etmekte «hukuki yararının» bulunmadığını, çeklerin «zamanaşımına» uğradığını, süresinde bankaya «ibraz» edilmediklerini ve «çek» vasfını yitirdiklerini, dolayısıyla davacının kambiyo alacaklısı olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, alacaklı sıfatı olmayan ve yurt dışında verilen «iflas» kararı ile birlikte dava takip «yetkisini» de yitirmiş bulunan davacının davasının usul ve esas yönünden de tamamen haksız olduğunu, davacının «teminat» göstermesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın yasal süresinde verdiği cevap dilekçesinde dava konusu çeklerin «yetkili hamili» olduğuna ya da çekleri elinde bulunduran yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» ettiğine veya «iktisapta ağır kusuru» bulunduğuna dair bir iddiası bulunmadığı gibi bu yönde ispata elverişli herhangi bir delil de sunmadığı, bunun yanı sıra davacı vekilinin dava konusu edilen «çek» asıllarını mahkemeye «ibraz» ettiği gerekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinde yer alan düzenleme göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E., 2014/26 K. sayılı ilamına konu çeklerle ilgili verilen «zayi» nedeni ile iptal kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati hacze konu çekin bankaya «ibraz» süresinin geçmiş olduğu ve bu nedenle «kambiyo vasfını» yitirdiği, çekin bu haliyle «yazılı delil başlangıcı» özelliğine sahip olduğu, yazılı delil başlangıcı olan evrak ile «ihtiyati haciz» kararı verilemeyeceği, alacağın bulunup bulunmadığının ancak yargılama sonucu belli olacağı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, İİK’nun «257». maddesinde gösterilen şartlar çerçevesinde talebin ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken, çekin bankaya «ibraz» süresinin geçirildiği gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yaklaşık ispat · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · i̇i̇k 257 · yazılı delil · ihtiyati haciz · vade · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati hacze konu çekin bankaya «ibraz» süresinin geçmiş olduğu ve bu nedenle «kambiyo vasfını» yitirdiği, çekin bu haliyle «yazılı delil başlangıcı» özelliğine sahip olduğu, yazılı delil başlangıcı olan evrak ile «ihtiyati haciz» kararı verilemeyeceği, alacağın bulunup bulunmadığının ancak yargılama sonucu belli olacağı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, İİK.’nun «257»/1. maddesi gereğince, «vadesi» gelmiş para borcunun alacaklısı «ihtiyati haciz» talep edebilir.
Bu durumda, mahkemece, İİK’nun «257». maddesinde gösterilen şartlar çerçevesinde talebin ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken, çekin bankaya «ibraz» süresinin geçirildiği gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2452 E. , 2024/5097 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/324 Esas, 2023/360 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/579 E., 2020/706 K.
Taraflar arasındaki çek iptali kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirket lehine tanzim edilmiş 4 adet çeke ilişkin olarak 06.05.2013 tarihinde İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E. sayılı dosyası üzerinden ikame ettiği çek iptali davası sonucunda çeklerin iptal edildiğini, oysa ki dava konusu 4 adet çekin de müvekkili şirketin Avusturya merkezinde mevcut olduğunu ileri sürerek, 4 adet çeke ilişkin olarak verilen iptal kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın söz konusu davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, çeklerin zamanaşımına uğradığını, süresinde bankaya ibraz edilmediklerini ve çek vasfını yitirdiklerini, dolayısıyla davacının kambiyo alacaklısı olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, alacaklı sıfatı olmayan ve yurt dışında verilen iflas kararı ile birlikte dava takip yetkisini de yitirmiş bulunan davacının davasının usul ve esas yönünden de tamamen haksız olduğunu, davacının teminat göstermesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın yasal süresinde verdiği cevap dilekçesinde dava konusu çeklerin yetkili hamili olduğuna ya da çekleri elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisapta ağır kusuru bulunduğuna dair bir iddiası bulunmadığı gibi bu yönde ispata elverişli herhangi bir delil de sunmadığı, bunun yanı sıra davacı vekilinin dava konusu edilen çek asıllarını mahkemeye ibraz ettiği gerekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinde yer alan düzenleme göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E., 2014/26 K.
sayılı ilamına konu çeklerle ilgili verilen zayi nedeni ile iptal kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek iptal kararının kambiyo senetlerinin zayine özgü özel bir dava olduğunu, bu davada verilen kararın iptal edilebilmesi için iptal talep edenin kambiyo alacaklısı olması gerektiğini, süresinde ibraz edilmeyen ve üç yıllık zamanaşımı süresini geçen senetlerin kambiyo vasfını yitirdiğini, bu durumda hamilin düzenleyene karşı dahi kambiyo senedine dayalı müracaatta bulunmasının yani kambiyo alacaklısı olabilmesinin mümkün olmadığını, davacının kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası açabilme hak ve yetkisinin de zaman aşımına uğradığını, artık hükmü kalmayan çeklerle ilgili verilen iptal kararının kaldırılmasında davacının hiçbir güncel ve meşru yararının olmadığını, davacının bu açıklamalara cevaben verdiği "cevaba cevap" adı altındaki geçersiz dilekçede, senetlerin teminat senedi olduğunu ve üzerinde ciro edilemez kaydının bulunduğunu beyan ettiğini, bu durumda anılan senetlerin "kambiyo takibine konu edilmesinin" hukuken mümkün olmadığını, yargılama aşamasında davacı müvekkili ile hiçbir ilgisi olmayan bir davaya dair bilirkişi raporu sunulduğunu, süresinde bir delil olarak sunulmayan bu rapora dayanılmasına muvafakatlarının olmadığını, anlaşıldığı kadarıyla davacının, dava dışı keşideciye karşı cari ilişki adı altında çokça dava açtığını, davacının temel ilişkiden dolayı haklarını kullandığını, esasen senedin iptal edilmiş olmasının da temel ilişkiden kaynaklı alacak iddiasını ortadan kaldırmayacağı nazara alındığında, davacının yine güncel ve meşru bir menfaatinin olmadığının görüldüğünü, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, hükmün gerekçesinin yetersiz olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine onaylarının bulunmadığını, iddianın genişletilmesi yasağının, dava dilekçesinin ibrazı ile başladığını ve davacının tüm delillerini dava dilekçesinde sunması gerektiğini, buna göre, davacının, "cevaba cevap dilekçesi" adı altında, dava dilekçesinde değinmediği maddi vakıalara, delillere veya belgelere dayanmasının mümkün olmadığını, davacının yargılamada iddiasını genişletmeye kalkıştığını ve gerçek dışı birtakım olgulara bu dilekçesinde yer verdiğini, yerel mahkemenin incelemesini bu dilekçedeki beyanlara göre gerçekleştirdiğini, davacının taraf sıfatının ve takip yetkisinin bulunmadığını, hukukta tasfiye memuru ile iflas tasfiyesinin mümkün olmadığını, yıllar sonra yapılan talebin zamanlamasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkilinin daha önce davacı şirketin irtibat bürosu yetkilisi olduğunu, uhdesinde olduğu ve kaybolduğu düşüncesi ile basiretli davranarak çeklerin iptalini talep ettiğini ve bu talebin kesinleşen mahkeme kararı ile haklı görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin, çeklerin davacıda olduğunu bilmesinin veyahut çeklerin kötü niyetli olarak iktisap edildiğini tartışabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 792 nci hükmünün yalnızca geçerli bir çek için uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, çeklerin kambiyo senedi vasfında olmadıklarını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu çeklerden dolayı davacının herhangi bir hakkının zayi olması sonucunu doğurmadığını, bu çeklere konu alacak hakkında davacı tarafça dava açıldığının ifade edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin bir yandan davanın "esasına/kötü niyete" itiraz edilmediğini kaydedip, bir yandan müvekkilini yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum etmesinin kendi içerisinde çelişkili ve haksız bir olgu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu çeklerin davacı adına düzenlendiği ve asıllarının dosyaya sunulduğu, çeklerde keşide tarihinin bulunmadığı, bankalarca gönderilen yazı cevaplarına göre ibraz edilmedikleri, zayi olmadıkları, davalının çeklerde cirosunun bulunmadığı ve çeklerin son yetkili hamili olduğunu gösterir başkaca bir delil sunmadığı, dolayısıyla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/865 E. sayılı dosyasında verilen kararın hatalı olduğu, davacının çek hamili olarak anılan kararın kaldırılmasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu, kaldı ki somut dava, davalıdan çeke dayalı olarak alacak talebi ile açılmış bir dava olmadığından, davalının çekin zamanşımına uğradığına ve kambiyo vasfını yitirdiğine yönelik iddiasının bu davada ileri sürülebilecek bir savunma sebebi olmadığı, davacı şirketin tasfiye (aciz) halinde olduğu, sicil kaydının silinmediği, resmi tasfiye memuru olan Avukat ....
Dr. ....'ın dava açma yetkisinin bulunduğu, davacı tarafından 01.12.2020 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki maddi vakıaların genişletilmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zayi nedeniyle verilen çek iptali kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130847700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz