Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2350 E. 2024/4709 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ gümrük vergisi↗ muavin defter↗ ticari defter incelemesi↗ yemin deliline dayanma↗ eft↗ delil niteliği↗ hizmet bedeli↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ kamu düzenine aykırılık↗ tasdik kararı↗ ticari defter kayıtları↗ vekâlet ücreti↗ yemin↗ ticari faiz↗ ikrar↗ ifa↗ sebepsiz zenginleşme↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ticari defter↗ havale↗ fatura↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/78 E., 2020/100 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Ankara'da mukim ve uluslararası alanda ticaret yapan bir şirket olduğunu, davalı ile müvekkili arasında temsilcilik sözleşmesine istinaden yurt dışından buğday ithalatı gerçekleştirildiğini, 20.05.2016 tarihli faturaların karşılıklı olarak kesildiğini, müvekkiline ait muavin defter hesap kayıtları incelendiğinde davalı şirketten alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin davalı şirkete fazladan ödeme yaptığını ve bunun karşılığının alınmadığını, eksik ifa yapıldığını, müvekkilinin davalıya 441.510,23 TL fazla ödeme yaptığını ileri sürerek 441.510,23 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muhasebe kayıtlarına göre davacının herhangi bir alacağının olmadığını, temsilcilik sözleşmesine istinaden davacı tarafın anlaşılan bedel üzerinden ithalatını yaptığını, hizmet bedeli konusunda da anlaşıldığını, aradaki farkın hizmet bedeli olduğunu, fatura tarihlerine bakıldığında yaklaşık olarak iki sene aradan geçtikten sonra davacı tarafın hizmet bedelini geri talep ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını, davanın kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterleri kapanış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defteri kapanmış tasdikinin ise yaptırılmadığı, bu nedenle davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalı tarafa ait ticari defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyada davacı tarafça alacağın olduğuna ilişkin başkaca delil de sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın fazla ödenen bedeli kabul ettiğini, tarafların karşılıklı kestikleri fatura farkları olan 312.189,78 TL'nin temsilcilik sözleşmesine dayalı olarak davalı firmaya ödenen hizmet bedeli olduğunu, müvekkili şirketin "makarnalık buğday" ithal hakkı olduğunun maddi gerçekle örtüşmediğini, ticari defterlere ilişkin müvekkili lehine delil niteliği taşımamasını kabul etmemekle birlikte sadece ticari defter ve kayıtlara bakılarak karar verilmemesi, havale EFT dekontları ve faturalar incelenerek müvekkili firmanın 441.510,23 TL alacaklı olduğunun tespiti yapılması gerektiğini, davalı firmanın dahilde işleme belgesine sahip bir firma olduğunu, elindeki dahilde işleme belgesi ile yurt dışından gümrük vergisi ödemeden buğday ithal edip, buğdayı yurt içine sunmadan işleyerek (makarna-irmik vb.) dış piyasaya sunabilme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin ise yurt dışı bağlantıları olan ancak dahilde işleme belgesi sahip olmayan firma olduğunu, davalı firmanın dahilde işleme belgesi kullanılarak davacı firma adına yurt dışından buğday ithal edildiğini, dahilde işleme belgesinin kullanımının davada hizmet bedeli olarak geçtiğini, müvekkili firma ve davalı firmanın karşılıklı birbirlerine fatura kestiklerini, somut olarak fazla ödemenin 441.510,23 TL olduğunu, davalı tarafa ödenmeyen hizmet bedeli bulunmamakta olup hizmet bedeline ilişkin dava konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, alacağın ispatlanmadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fazladan ödendiği iddia edilen 441.510,21 TL'lik kısım dahil tamamının davalıya ait dahilde işleme belgesinin kullandırılmasından kaynaklı hizmet bedeli olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının bu ikrarının vasıflı ikrar olduğu, ikrar bölünemeyeceğinden davacının ispat yükünü kaldırmadığı, ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafın defterlerine göre davacının 441.510,21 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usule uygun olarak yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defterinin ise kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın defterlerine göre ise davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığı, davacı defter kayıtları davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacının iddiasını, ticari defterler dışında ispata yarar başkaca delil de sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fazladan yapıldığı iddia edilen ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak geri istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 69 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13781 E. 2012/19570 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1208 E. 2012/7477 K.
Ortak:muavin defter · delil niteliği · tasdik kararı · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait «defterlerin» açılış «tasdikleri» ile 2016 yılı yevmiye defterleri kapanış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defteri kapanmış tasdikinin ise yaptırılmadığı, bu nedenle davacının «ticari defterlerinin» sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalı tarafa ait «ticari defterlerinin incelenmesinde» sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyada davacı tarafça alacağın olduğuna ilişkin başkaca delil de sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın redd …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın fazla ödenen bedeli kabul ettiğini, tarafların karşılıklı kestikleri «fatura» farkları olan 312.189,78 TL'nin «temsilcilik» sözleşmesine dayalı olarak davalı firmaya ödenen «hizmet bedeli» olduğunu, müvekkili şirketin "makarnalık buğday" ithal hakkı olduğunun maddi gerçekle örtüşmediğini, «ticari defterlere» ilişkin müvekkili lehine «delil niteliği» taşımamasını kabul etmemekle birlikte sadece ticari defter ve kayıtlara bakılarak karar verilmemesi, «havale» EFT dekontları ve faturalar incelenerek müvekkili firmanın 441.510,23 TL alacaklı olduğunun tespiti yapılması gerektiğini, davalı firmanın «dahilde» işleme belgesine sahip bir firma olduğunu, elindeki dahilde işleme belgesi ile yurt dışından «gümrük vergisi» ödemeden buğday ithal edip, buğdayı yurt içine sunmadan işleyerek (makarna-irmik vb.) dış piyasaya sunabilme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin ise yurt dışı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fazladan ödendiği iddia edilen 441.510,21 TL'lik kısım «dahil» tamamının davalıya ait dahilde işleme belgesinin kullandırılmasından kaynaklı «hizmet bedeli» olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının bu «ikrarının» «vasıflı ikrar» olduğu, ikrar bölünemeyeceğinden davacının ispat yükünü kaldırmadığı, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacı tarafın «defterlerine» göre davacının 441.510,21 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait defterlerin açılış «tasdikleri» ile 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usule uygun olarak yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defterinin ise kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın defterlerine göre ise davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığı, davacı defter kayıtları davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacının iddiasını, «ticari defterler» dışında ispata yarar başkaca delil de sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, resen görülen «kamu düzenine aykırılık» nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · ticari defter ve kayıtlar · yönetim kurulu kararı · ibraz
Benzer bu kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Dava; davalının, davacı şirketin «yönetim kurulu» başkanlığı döneminde şirketten kullandığı nakit kredinin iadesine ilişkin alacak davasıdır.
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4056 E. 2012/8144 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10749 E. 2010/1689 K.
Ortak:yemin delili · tasdik kararı · ticari defter kayıtları · yemin · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fazladan ödendiği iddia edilen 441.510,21 TL'lik kısım «dahil» tamamının davalıya ait dahilde işleme belgesinin kullandırılmasından kaynaklı «hizmet bedeli» olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının bu «ikrarının» «vasıflı ikrar» olduğu, ikrar bölünemeyeceğinden davacının ispat yükünü kaldırmadığı, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacı tarafın «defterlerine» göre davacının 441.510,21 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait defterlerin açılış «tasdikleri» ile 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usule uygun olarak yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defterinin ise kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın defterlerine göre ise davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığı, davacı defter kayıtları davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacının iddiasını, «ticari defterler» dışında ispata yarar başkaca delil de sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, resen görülen «kamu düzenine aykırılık» nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait «defterlerin» açılış «tasdikleri» ile 2016 yılı yevmiye defterleri kapanış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defteri kapanmış tasdikinin ise yaptırılmadığı, bu nedenle davacının «ticari defterlerinin» sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalı tarafa ait «ticari defterlerinin incelenmesinde» sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyada davacı tarafça alacağın olduğuna ilişkin başkaca delil de sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın redd …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın fazla ödenen bedeli kabul ettiğini, tarafların karşılıklı kestikleri «fatura» farkları olan 312.189,78 TL'nin «temsilcilik» sözleşmesine dayalı olarak davalı firmaya ödenen «hizmet bedeli» olduğunu, müvekkili şirketin "makarnalık buğday" ithal hakkı olduğunun maddi gerçekle örtüşmediğini, «ticari defterlere» ilişkin müvekkili lehine «delil niteliği» taşımamasını kabul etmemekle birlikte sadece ticari defter ve kayıtlara bakılarak karar verilmemesi, «havale» EFT dekontları ve faturalar incelenerek müvekkili firmanın 441.510,23 TL alacaklı olduğunun tespiti yapılması gerektiğini, davalı firmanın «dahilde» işleme belgesine sahip bir firma olduğunu, elindeki dahilde işleme belgesi ile yurt dışından «gümrük vergisi» ödemeden buğday ithal edip, buğdayı yurt içine sunmadan işleyerek (makarna-irmik vb.) dış piyasaya sunabilme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin ise yurt dışı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibin dayanağı olan faturanın davacıya ait «ticari defterlerde kayıtlı» olduğu, ancak bu defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle defterin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, sadece faturaya dayanan iddianın kanıtlanamadığı, «yemin deliline» başvurma hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline de başvurmadığı, sadece davacı tarafça düzenlenmiş açık faturaya dayalı olan iddianın kanıtlanamadı …
Ancak davacı vekili, 08.05.2008 tarihli duruşmadaki beyanında ve temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkiline ait «ticari defterlerin» kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de müvekkiline ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunduğunu ileri sürerek, temyiz dilekçesi ekinde İzmir 31.
Noterliği’nin 18.01.2008 tarih ve 01891 ve 01892 yevmiye nolu kapanış «tasdiki» fotokopilerini «ibraz» etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası uyuşmazlık · tacirler arası dava · tebligat · tacir · ibraz
Benzer bu karardaYine «tacirler arası uyuşmazlıkta» davacı tacir sadece kendi «defterlerine» dayanmış olsa bile, TTK'nun 82. maddesi uyarınca iki tarafın defterleri incelenmeden uyuşmazlık çözümlenemez.
Bu durumda; davalıya açıklamalı «tebligat» yapılarak, «defterinin» «ibrazının» istenmesi ve defterlerin ibrazı halinde her iki taraf defterleri incelenmeli, davalı taraf defter ibraz etmediği takdirde davacı defterleri incelenerek karar verilmesi gerekir.
Noterliği’nin 18.01.2008 tarih ve 01891 ve 01892 yevmiye nolu kapanış «tasdiki» fotokopilerini «ibraz» etmiştir.
Dava konusu olayda davalı da «tacir» olduğuna göre, duruşmalara gelmese bile, sadece davacı «defterleri» incelenerek karar verilemez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2350 E. , 2024/4709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1644 Esas, 2022/1786 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/78 E., 2020/100 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Ankara'da mukim ve uluslararası alanda ticaret yapan bir şirket olduğunu, davalı ile müvekkili arasında temsilcilik sözleşmesine istinaden yurt dışından buğday ithalatı gerçekleştirildiğini, 20.05.2016 tarihli faturaların karşılıklı olarak kesildiğini, müvekkiline ait muavin defter hesap kayıtları incelendiğinde davalı şirketten alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin davalı şirkete fazladan ödeme yaptığını ve bunun karşılığının alınmadığını, eksik ifa yapıldığını, müvekkilinin davalıya 441.510,23 TL fazla ödeme yaptığını ileri sürerek 441.510,23 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muhasebe kayıtlarına göre davacının herhangi bir alacağının olmadığını, temsilcilik sözleşmesine istinaden davacı tarafın anlaşılan bedel üzerinden ithalatını yaptığını, hizmet bedeli konusunda da anlaşıldığını, aradaki farkın hizmet bedeli olduğunu, fatura tarihlerine bakıldığında yaklaşık olarak iki sene aradan geçtikten sonra davacı tarafın hizmet bedelini geri talep ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını, davanın kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterleri kapanış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defteri kapanmış tasdikinin ise yaptırılmadığı, bu nedenle davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalı tarafa ait ticari defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyada davacı tarafça alacağın olduğuna ilişkin başkaca delil de sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın fazla ödenen bedeli kabul ettiğini, tarafların karşılıklı kestikleri fatura farkları olan 312.189,78 TL'nin temsilcilik sözleşmesine dayalı olarak davalı firmaya ödenen hizmet bedeli olduğunu, müvekkili şirketin "makarnalık buğday" ithal hakkı olduğunun maddi gerçekle örtüşmediğini, ticari defterlere ilişkin müvekkili lehine delil niteliği taşımamasını kabul etmemekle birlikte sadece ticari defter ve kayıtlara bakılarak karar verilmemesi, havale EFT dekontları ve faturalar incelenerek müvekkili firmanın 441.510,23 TL alacaklı olduğunun tespiti yapılması gerektiğini, davalı firmanın dahilde işleme belgesine sahip bir firma olduğunu, elindeki dahilde işleme belgesi ile yurt dışından gümrük vergisi ödemeden buğday ithal edip, buğdayı yurt içine sunmadan işleyerek (makarna-irmik vb.) dış piyasaya sunabilme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin ise yurt dışı bağlantıları olan ancak dahilde işleme belgesi sahip olmayan firma olduğunu, davalı firmanın dahilde işleme belgesi kullanılarak davacı firma adına yurt dışından buğday ithal edildiğini, dahilde işleme belgesinin kullanımının davada hizmet bedeli olarak geçtiğini, müvekkili firma ve davalı firmanın karşılıklı birbirlerine fatura kestiklerini, somut olarak fazla ödemenin 441.510,23 TL olduğunu, davalı tarafa ödenmeyen hizmet bedeli bulunmamakta olup hizmet bedeline ilişkin dava konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, alacağın ispatlanmadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fazladan ödendiği iddia edilen 441.510,21 TL'lik kısım dahil tamamının davalıya ait dahilde işleme belgesinin kullandırılmasından kaynaklı hizmet bedeli olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının bu ikrarının vasıflı ikrar olduğu, ikrar bölünemeyeceğinden davacının ispat yükünü kaldırmadığı, ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafın defterlerine göre davacının 441.510,21 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usule uygun olarak yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defterinin ise kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın defterlerine göre ise davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığı, davacı defter kayıtları davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacının iddiasını, ticari defterler dışında ispata yarar başkaca delil de sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fazladan yapıldığı iddia edilen ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak geri istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 69 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130649600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz