6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sona erince alt kiracının kullanımı haksız müdahaleye dönüşür

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1224 E. 2024/4696 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Alt kira sözleşmesinde, bayilik anlaşmasının her ne sebeple olursa olsun sona ermesi hâlinde kiracının mecuru derhal tahliye edeceği taahhüt edilmişse, bayilik sözleşmesi bayi tarafından feshedilerek sona erdikten sonra bayiin alt kiraya dayanarak istasyonu kullanmaya devam etmesi haksız müdahale oluşturur; bayiin bu durumda bağımsız kiracı olduğu ve işgalci olmadığı savunması ticari hayatın gereklerine ve dürüstlük kuralına uygun sayılmaz. Böyle bir dava, müdahalenin önlenmesi olarak nitelense de özü itibarıyla kiralananın tahliyesi sayılarak taşınmazın bir yıllık kira bedeli üzerinden harca ve dava değerine göre basit yargılama usulüne tabidir.

Ele alınan sorunlar

Bayilik sözleşmesinin sona ermesinden sonra alt kira sözleşmesine dayanılarak istasyonun kullanılmaya devam edilmesinin haksız müdahale oluşturması → ret

İddia: Davalı, taşınmazı alt kira sözleşmesiyle kullandığını, kira bedelini düzenli ödediğini, bağımsız kiracı konumunda bulunduğunu ve işgalci olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli alt kira sözleşmesiyle istasyon, dağıtıcının markası altında işletilmek üzere bayinin kullanımına bırakılmıştır. Alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesinde, taraflar arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi hâlinde kiracının mecuru ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye ederek tüm ekipman ve teferruatıyla kiralayana teslim etmeyi taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Bayilik sözleşmesi bitimine kısa süre kala bayi tarafından feshedilmiş; bayi bu tarihten itibaren haklı bir sebebi olmadan taahhüdüne aykırı şekilde istasyonu çalıştırmış, başka bir dağıtıcı şirketle anlaşarak taşınmazda haksız şekilde bulunmuştur. Dağıtıcının kendi markalı ürünlerinin satışını sağlamak üzere kiraladığı taşınmazda bayiin alt kira sözleşmesine dayanarak bağımsız kiracı konumunda olduğunu ve haksız işgalci olmadığını ileri sürmesi, ticari hayatın gereklerine uygun ve iyiniyetli kabul edilemez; ekonomik külfetine dağıtıcının katlandığı istasyonda başka bir şirketin dağıtıcılığını yaparak haksız kazanç elde etme yoluna gidilmiştir. Sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan ve sona eren bayilik sözleşmesinin 13 üncü maddesi ile alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi uyarınca, bayiliğin icra edildiği taşınmaza yapılan haksız müdahalenin önlenmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Müdahalenin önlenmesi olarak nitelenen davada harcın ve yargılama usulünün belirlenmesinde esas alınacak değer → ret

İddia: Davalı, eksik harç ikmalinin yanlış harç üzerinden tamamlattırıldığını, davanın nitelik ve miktar itibarıyla heyetçe görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava her ne kadar müdahalenin önlenmesi olarak nitelendirilmişse de kiralananın tahliyesi olarak değerlendirilip Harçlar Kanunu'nun 17 nci maddesi gereği taşınmazın bir yıllık kira bedeli toplamı üzerinden harç ikmali yapılarak basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılmıştır. Taşınmazın mülkiyeti ihtilaf konusu olmadığı gibi davacı şirket taşınmazın maliki de değildir; bu nedenle taşınmazın değeri kadar harç alınması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Kira akdine kıyasen, taşınmaz için davalı tarafça kira bedeli olarak kayıt düşülen ve davacı tarafça işletme bedeli olarak faturalandırılan yıllık bedel karşılığı harç alınmasında ve dava değerine göre basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılmasında isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Basit yargılama usulünde sözlü yargılama için ayrıca gün tayin edilmemesi → ret

İddia: Davalı, sözlü yargılama için gün talep ettiklerini, ayrıca süre verilmeden hüküm kurulduğunu ve bunun usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava, dava değerine göre basit yargılama usulüne göre yürütülüp sonuçlandırılmıştır; bu itibarla dava harcının eksik alındığına ve 6100 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sözlü yargılama için gün tayin edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Reddi hâkim talebinin yargılamayı uzatma amacı taşıdığının kabulü → ret

İddia: Davalı, reddi hâkim talebinin gerekçeli kararda açıklandığının aksine davayı uzatmak için olmadığını, hâkimin yanlış tedbir kararı vermesi üzerine şikâyet edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İhtiyati tedbir kararının kaldırılması sonucunda, işletme hakkı olmayan taşınmazda ekonomik faaliyetlerine devam etmek üzere davanın sonuçlanmamasında menfaati bulunan tarafın 6100 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca ileri sürdüğü reddi hâkim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan müdahalenin önlenmesi davasında görevli mahkeme → ret

İddia: Davalı, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığını, bu nedenle sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık bayilik sözleşmesinden kaynaklanmakta ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmektedir; bu nedenle sulh hukuk mahkemesi değil ticaret mahkemesi görevlidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Bayilik sözleşmesinin sona ermesine bağlı tahliye taahhüdü içeren alt kira ilişkilerinde bayiin kullanımının haksız müdahaleye dönüşeceği ve bu tür davada harcın bir yıllık kira bedeli üzerinden alınacağı yönündeki holding, akaryakıt bayiliği uyuşmazlıkları bakımından emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren müdahalenin önlenmesi davalarında sulh hukuk mahkemesi değil, ticaret mahkemesi görevlidir.
Dava şartı
Görev: uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinden kaynaklanması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hâlinde görevli mahkeme ticaret mahkemesidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi alt kira tahliye taahhüdü haksız müdahale (müdahalenin men'i) dürüstlük kuralı basit yargılama usulü harca esas değer reddi hâkim

Atıf yapılan mevzuat: 492 sayılı Harçlar Kanunu — 492 sayılı Harçlar Kanunu 17 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 321/16100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 41

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • El atmanın önlenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/749 E. 2023/4153 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1224 E.  ,  2024/4696 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2191 Esas, 2022/1876 Karar

HÜKÜM/KARAR Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/499 E., 2019/747 K.

Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, ... mevkii 484 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde taşınmaz maliki ile 23.01.2013 tarihli ve -kira şerhinin tapuya tescil tarihinden başlamak üzere- 7 yıl süreli kira sözleşmesini akdettiğini, işbu kira sözleşmesinin 12.02.2013 tarih ve 2343 yevmiye sayılı işlemle tapuya şerh edildiğini, müvekkili şirketin kiralamış olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunu Lukoil markası altında işletmek üzere davalı ile 09.04.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Üsküdar 27. Noterliğinin 04.04.2018 tarih ve 2696 yevmiye numarası ile feshedildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından Beşiktaş 26.

Noterliğinin 09.04.2018 tarih ve 2248 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davaya konu istasyonun kullanım hakkının taşınmaz maliki ile akdedilen tapuya şerh edilmiş kira sözleşmesi ile münhasıran Lukoil'e ait olduğunun, bayilik sözleşmesinin feshi ile halihazırda davalının işgalci konumunda olduğunun, taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolde de bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi halinde istasyonu ve müştemilatını tahliye etmeyi ve anılan istasyona ilişkin adına tanzim olunan işyeri açma ve çalışma ruhsatını müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt ettiğinin, bu nedenle istasyona ait GSM ruhsatı ile birlikte istasyonun ve tüm demirbaşların müvekkil Lukoil'e tesliminin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen dava konusu taşınmazın teslim edilmediğini, müvekkili şirketin malik ile akdettiği kira sözleşmesi ile dava konusu istasyonu malikten sınırlı bir süreliğine kiraladığını, bu istasyonda müvekkili şirket ürünlerinin satılması ve müvekkil şirket markası altında faaliyet gösterilmesi konusunda bayilik sözleşmesinin yapıldığını, dava konusu istasyonda müvekkili şirkete ait olan ancak davalıya ariyet olarak verilmiş malzemeler ve kurumsal kimlik bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin feshi ile davalının istasyonda işgalci konumuna düştüğünü, davalının başka bir dağıtıcı şirketin ürünlerini satarak haksız kazanç elde ettiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin dava konusu istasyona yapmış olduğu haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Fer'i müdahil vekili sunduğu müdahale dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazın maliki olduğunu, davacıyla aralarındaki kira akdinde aynen "Lukoil'in iş bu kira sözleşmesini bütün hukuk ve vecibeleri ile birlikte kısmen veya tamamen hissedarlarına, kendi sermaye iştiraki olan ortak girişim ya da sair şekilde ortaklık tesis edeceği kişi, şirket, ortaklıklar veya firmalar ile bunların hissedarları veya üçüncü kişilere devretmek hakkı olduğunu kiralayan peşinen kabul etmiş sayılı" hükmüne yer verildiğini, taraflar arasındaki alt kiranın bayilik sözleşmesinin feshiyle sona erdiğini, alt kira sözleşmesinin konu ve kullanım amacı kısımlarında da sadece Lukoil marka ve logosu altında akaryakıt satış faaliyeti yapılması hususunun belirtildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 322 nci maddesinin üçüncü fıkrasında alt kiracının kullanım hakkının ancak üst kiracının haklarıyla sınırlı olduğunun düzenlendiğini, davalının Hypco marka ve logosu altında müvekkiline ait taşınmazda satış yapmasının üst kira sözleşmesine de aykırı olduğunu ve müvekkilinin itibarını zedelediğini ileri sürerek müvekkilinin davacı yanında fer'i müdahalesinin kabulüyle davalının haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığını dolayısıyla Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin müdahalenin önlenmesi istenilen taşınmazda kiracı sıfatıyla ticari faaliyet sürdürdüğünü, işgalci olmadığını, müvekkilinin 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı kiraladığını ve kira parasının her ay ödendiğini, müvekkilinin davaya konu edilen taşınmazı kullanımı tarafların ortak iradeleri ile akdedilen 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesine dayandığından müvekkilin bu taşınmazda işgalci olduğunu iddia etmenin kötü niyetli olduğunu, davacı ile müvekkili arasında 3 adet bayilik sözleşmesi ve 2 adet kira sözleşmesi bulunduğunu, davaya konu edilen taşınmazda müvekkili tarafından 200.000 USD civarında faydalı ve zorunlu gider yapıldığını, bayiilik sözleşmesinin haklı nedenlerle fesih edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzaladıktan sonra harabe şeklinde olan istasyonun iyileşmesi ve faaliyete geçmesi için tespit edebildikleri kadarıyla 200.000 USD masraf yaptığını, davacı şirketin müvekkilini istasyonu işletmesi halinde aşırı kar edeceği şeklinde kandırdığını, faaliyete geçtikten sonra ise söylenenlerin aksine müvekkilinin zarar etmeye başladığını, diğer istasyonda olduğu gibi bu istasyonda da aşırı derecede kar ettiğini beyan ederek bu istasyonun da müvekkiline kiraladığını, müvekkilinin her iki istasyonda da zarar etmeye başladığını, bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının ise kendilerine prim desteği sağlanacağını, LPG satışını ruhsata işletip gaz satımının sağlanacağını, yakıtı müvekkile daha ucuz temin edeceğini beyan ederek müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde 3 istasyon nedeniyle yaklaşık olarak 2.000.000 TL zarar ettiğini, bu zararın tazmini için İstanbul Anadolu 8.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/855 E. sayılı dosyası ile alacak davası açtıklarını ve davanın derdest olduğunu, davacının davaya konu taşınmaza yapılan masrafları ve sözleşmeden kaynaklı zararı karşılamadan huzurdaki davayı açmasının yasal dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davanın bayilik ve kira sözleşmesi nedeniyle davalının kullanımında olan istasyondan, davalının baylik sözleşmesini feshi sonucunda sözleşme ilişkisi kalmadığı nedeniyle haksız müdahalesinin önlemesine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı ve iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği gerekçesi ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fesih edildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinin fesih edilmesi nedeniyle davalının akaryakıt istasyonunu alt kira sözleşmesine dayanarak kullanmaya devam edip edemeyeceği noktasında toplandığı, Beyoğlu 4.

Noterliği'nce düzenlenen 15.03.2013 tarih ve 13613 yevmiye numaralı alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi ile "Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı; işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir" hükmü gereğince davalı her ne kadar alt kira sözleşmesine dayanarak dava konusu akaryakıt istasyonunu kullanmaya hakları olduğunu iddia etmiş ise de alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesinde bayilik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun fesih edilmesi halinde dava konusu yerin tahliye edileceğinin taahhüt edildiği, dava konusu akaryakıt istasyonunun davacıya tahliye ve tesliminin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalının, davacı şirketin kiralayan sıfatına sahip olduğu İstanbul İli, ....

İlçesi, .... mahallesi, .... mevkii, 484 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmaza ve üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözlü yargılama için gün talep ettiklerini ayrıca süre verilmeden hüküm kurulduğunu, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davanın nitelik ve miktar itibariyle heyet tarafından görülmesi gereken bir dava olduğunu, Mahkemece davanın yanlış değerlendirildiğini, eksik harç ikmalinin yanlış harç üzerinden tamamlattırıldığını, müvekkili şirketin davaya konu taşınmazı davalıyla yapılan alt kira sözleşmesi ile kullandığını, davacıya her ay kira bedelini düzenli olarak ödediğini, reddi hakim talebinin gerekçeli kararda açıklandığının aksine davayı uzatmak için olmadığını, hakimin yanlış tedbir kararı vermesi üzerine şikayet edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece dava her ne kadar müdahalenin önlenmesi olarak nitelendirilmiş ise de kiralananın tahliyesi olarak değerlendirilip 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereği taşınmazın 1 yıllık kira bedeli toplamı olan 244.200 TL üzerinden harç ikmali ile basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak sonuçlandırıldığı, taşınmazın mülkiyetinin ihtilaf konusu olmadığı, keza davacı şirketin de taşınmaz maliki olmadığı gözetildiğinde taşınmazın değeri kadar harç alınmasına yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, Mahkemece kira akdine kıyasen taşınmazın davalı tarafça kira bedeli olarak kayıt düşülen, davacı tarafça işletme bedeli olarak faturalandırılan 244.200 TL yıllık bedel karşılığı harç alınmasında ve dava değerine göre basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin dava harcının eksik alındığına ve 6100 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sözlü yargılama için gün tayin edilmediğine yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen 09.04.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli alt kira sözleşmesi ile istasyonun Lukoil markası altında işletilmek üzere davalının kullanımına bırakıldığı, davalı bayii tarafından sözleşmenin bitimine 5 gün kala 04.04.2018 tarihli ihtarname ile davalı tarafından fesedildiği, alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi ile "Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı;

işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000-USD (onbinamerikandolar) cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." denildiği, bayilik sözleşmesinin sona ermesinden hemen evvel davalı tarafından 04.04.2018 tarihinde fesih bildirimi yapıldığı, 09.04.2018 tarihinden itibaren davalı bayiin haklı bir sebebi olmadan taahhüdüne aykırı şekilde istasyonu çalıştırdığı, başka bir dağıtıcı şirketiyle anlaşarak taşınmazda haksız şekilde bulunduğu, davacının markası ürünlerinin satışını sağlamak üzere kiraladığı taşınmazın alt kira sözleşmesine dayanılarak, bağımsız kiracı konumunda olduğu, haksız işgalci olmadığının ileri sürülmesinin ticari hayatın gereklerine uygun iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği, davalının ekonomik külfetine davacının katlandığı bir istasyonu bir başka şirketin dağıtıcılığını yaparak haksız kazanç elde etme yoluna gittiği, bu sebeble ihtiyati tedbir kararının da kaldırılması sonucunda işletme hakkı olmayan taşınmazda ekonomik faaliyetlerine devam etmek üzere davanın sonuçlanmamasında menfaati bulunan davalının 6100 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sözleşme serbestisi çerçevesinde taraflar arasında imzalanan ve sona eren bayilik sözleşmesinin sona ermesi neticesinde bu sözleşmenin 13 üncü maddesi uyarınca ve alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi uyarınca, sözleşmeye bağlı bayiliğin icra edildiği taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesi gerektiği, davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davalının kiracısı olduğu akaryakıt istasyonunu kullanımının haksız olup olmadığı ve haksızsa bu müdahalenin önlenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130551500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2191 E. 2022/1876 K.

Bayilik sözleşmesinin feshi sonrası alt kiracının işgalci konumu

Gerekçe özeti

Bir taşınmazda bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde akdedilen alt kira sözleşmesinde, bayilik ilişkisinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracının mecuru derhal tahliye etme taahhüdü bulunuyorsa, bayilik sözleşmesinin feshi ile birlikte alt kiracının taşınmazda kalması ve bağımsız kiracı sıfatıyla kullanmaya devam etmesi haksız işgal niteliğindedir; taşınmazı kiralayan (asıl kiracı/bayilik verenin karşı tarafı) taşınmazın maliki olmasa da, bu ilişkiye dayanarak haksız müdahalenin önlenmesini talep edebilir.

Emsal değeri

Bayilik sözleşmesinin feshi ile bu sözleşmeye bağlı/eklenmiş alt kira sözleşmesindeki tahliye taahhüdünün birlikte değerlendirilerek, alt kiracının bağımsız kiracılık iddiasının haksız işgali ortadan kaldırmayacağı yönündeki değerlendirme, akaryakıt bayilik-kira ilişkilerinde emsal niteliğindedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.

Kavramlar: elatmanın önlenmesi bayilik sözleşmesi alt kira sözleşmesi tahliye taahhüdü haksız işgal sözleşme serbestisi basit yargılama usulü hakim reddi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2191

KARAR NO 2022/1876

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/07/2019

NUMARASI 2018/499 Esas - 2019/747 Karar

DAVA

Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı)

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirketin dava konusu İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde malik ile 23.01.2013 tarihli ve - kira şerhinin tapuya tescil tarihinden başlamak üzere - 7 yıl süreli kira sözleşmesini akdettiğini, işbu kira sözleşmesinin 12.02.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı işlemle tapuya şerh edildiğini, müvekkili şirketin kiralamış olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunu ... markası altında işletmek üzere davalı ile 09.04.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Üsküdar ... Noterliğinin 04.04.2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile feshedildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından Beşiktaş ...

Noterliğinin 09.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile davaya konu istasyonun kullanım hakkının taşınmaz maliki ile akdedilen tapuya şerh edilmiş kira sözleşmesi ile münhasıran ...'e ait olduğunun, bayilik sözleşmesinin feshi ile halihazırda davalının işgalci konumunda olduğunun, taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolde de bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi halinde istasyonu ve müştemilatını tahliye etmeyi ve anılan istasyona ilişkin adına tanzim olunan işyeri açma ve çalışma ruhsatının müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt ettiğinin, bu nedenle istasyona ait GSM ruhsatı ile birlikte istasyonun ve tüm demirbaşların müvekkil ...'e tesliminin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen dava konusu taşınmazın teslim edilmediğini, müvekkili şirketin malik ile akdettiği kira sözleşmesi ile dava konusu istasyonu malikten sınırlı bir süreliğine kiraladığını, bu istasyonda müvekkil şirket ürünlerinin satılması ve müvekkil şirket markası altında faaliyet gösterilmesi konusunda bayilik sözleşmesinin yapıldığını, dava konusu istasyonda müvekkili şirkete ait olan ancak davalıya ariyet olarak verilmiş malzemeler ve kurumsal kimlik bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin feshi ile davalının istasyonda işgalci konumuna düştüğünü, davalının başka bir dağıtıcı firmanın ürünlerini satarak haksız kazanç elde ettiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin dava konusu istasyona yapmış olduğu haksız müdahalenin önlenmesi, akaryakıt istasyonunun dava sonuna kadar tedbiren işletilmek işlettirmek üzere kendilerine (...'e) yed-i emin olarak teslimi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişdir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının davasını görevsiz mahkemede açtığını, müvekkili ile davacı şirket arasında 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığını dolayısıyla Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkili firmanın müdahalenin önlenmesi istenilen taşınmazda kiracı sıfatıyla ticari faaliyet sürdürdüğünü, işgalci olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde mahkemeyi yanıltıp tedbir kararı almak amacıyla sadece taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinden bahsettiğini, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinden bahsetmediğini, müvekkilinin 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı kiraladığını ve kira parasının her ay ödendiğini, müvekkilinin davaya konu edilen taşınmazı kullanımı tarafların ortak iradeleri ile akdedilen 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesine dayandığından müvekkilin bu taşınmazda işgalci olduğunu iddia etmenin kötü niyetli olduğunu ve yalan beyan olduğunu, uyuşmazlıkla ilgili olarak uyuşmazlığı çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuken mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında 3 adet bayilik sözleşmesi, 2 adet kira sözleşmesi bulunduğunu, davaya konu edilen taşınmazda müvekkili tarafından 200.000- USD civarında faydalı ve zorunlu gider yapıldığını, bayiilik sözleşmesinin haklı nedenlerle fesih edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzaladıktan sonra harabe şeklinde olan istasyonu iyileşmesi ve faaliyete geçmesi için tespit edebildikleri kadarıyla 200.000-USD masraf yaptığını, davacı şirketin, müvekkilini istasyonu alıp işletmesi için aşırı kar ettiğini ve edeceğini beyan ederek kandırdığını, faaliyete geçtikten sonra ise söylenenlerin aksine müvekkilinin zarar etmeye başladığını,diğer istasyonda olduğu gibi bu istasyonda da aşırı derecede kar ettiğini beyan ederek bu istasyonun da müvekkile kiralandığını, müvekkilinin her iki istasyonda da zara etmeye başladığını, bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının ise kendilerine prim desteği sağlanacağını, LPG satışını ruhsata işletip gaz satımının sağlanacağını, yakıtı müvekkile daha ucuz temin edeceğini beyan ederek müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde 3 istasyon nedeniyle yaklaşık olarak 2.000.000-TL zarar ettiklerini, bu zararın tazmini için İstanbul Anadolu 8.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/855 E. Sayılı dosyası ile alacak davası açtıklarını ve davanın derdest olduğunu, davacının davaya konu taşınmaza yapılan masrafları ve sözleşmeden kaynaklı zararı karşılamadan huzurdaki davayı açmasının yasal dayanağı olmadığını belirtmek suretiyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın bayilik ve kira sözleşmesi nedeniyle davalının kullanımında olan istasyondan, davalının baylik sözleşmesini feshi sonucunda sözleşme ilişkisi kalmadığı nedeniyle haksız müdahalesinin önlemesine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı ve iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği gerekçesi ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fesih edildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinin fesih edilmesi nedeniyle davalının akaryakıt istasyonunu alt kira sözleşmesine dayanarak kullanmaya devam edip edemeyeceği noktasında toplandığı, Beyoğlu ...

Noterliği'nce düzenlenen 15.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı alt kira sözleşmesinin 6.maddesi ile 'Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı; işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000- USD (onbinamerikandolar) cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir' hükmü gereğince davalı her ne kadar alt kira sözleşmesine dayanarak dava konusu akaryakıt istasyonunu kullanmaya hakları olduğunu iddia etmiş ise de alt kira sözleşmesinin 6. maddesinde bayilik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun fesih edilmesi halinde dava konusu yerin tahliye edileceğinin taahhüt edildiği gerekçesi ile dava konusu akaryakıt istasyonunun davacıya tahliye ve tesliminin gerektiğine bu nedenle davalı müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; mahkemece sözlü yargılama için gün talep ettiklerini ayrıca süre verilmeden hüküm kurulduğunu, bu durumun HMK' ya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davanın nitelik ve miktar itibariyle heyet tarafından görülmesi gereken bir dava olduğunu, mahkemece davanın yanlış olarak değerlendirildiğini, eksik harç ikmalinin yanlış harç üzerinden tamamlattırıldığını, müvekkil firmanın davaya konu taşınmazı davalı yapılan alt kira sözleşmesi ile kullandığını, davacıya her ay kira bedelini düzenli olarak ödediğini, reddi hakim talebinin gerekçeli kararda açıklandığının aksine davayı uzatmak için olmadığını, hakimin yanlış tedbir kararı vermesi üzerine HSK'ya şikayet edildiğini, mahkemenin hakimin tarafsız olmaması nedeniyle yapıldığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davacı akaryakıt dağıtım şirketi tarafından üçüncü şahıs taşınmaz malikinden kiraladığı,tapu kaydına konulan kira şerhi ile kiraladığı taşınmazda bulunan istasyondan ,bayilik sözleşmesinin eki protokol ile işletilmek üzere alt kira sözleşmesi akdettiği bayii tarafından bayilik sözleşmesinin feshi sonrası ; davalının kullanımında olan istasyondan, davalının baylik sözleşmesini feshi sonucunda sözleşme ilişkisi kalmadığı nedeniyle haksız müdahalesinin önlemesine ilişkindir. Dava, 26.04.2018 tarihinde açılmış olup 15.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı yasa m.61 ile değişik TTK m.4 gereğince basit yargılama usulüne tabidir. Eldeki dava ilk derece mahkemesince her ne kadar müdahalenin önlenmesi olarak nitelendirilmiş ise de kiralananın tahliyesi olarak değerlendirilerek Harçlar Kanunu m.17 gereği taşınmazın 1 yıllık kira bedeli toplamı olan 244.200-TL üzerinden harç ikmali ile basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak sonuçlandırılmıştır.

Taşınmazın ,mülkiyetinin ihtilaf konusu olmadığı keza davacı şirketin de taşınmaz maliki olmadığı gözetildiğinde taşınmazın değeri kadar harç alınmasına yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Bu sebeble mahkemece ; kira akdine kıyasen taşınmazın davalı tarafça kira bedeli olarak kayıt düşülen ,davacı tarafça işletme bedeli olarak faturalandırılan 244.200-TL yıllık bedel karşılığı harç alınmasında ve dava değerine göre basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin dava harcının eksik alındığına ve HMK 321(1)gereği sözlü yargılama için gün tayin edilmediğine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Taraflar arasında düzenlenen 9.4.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli alt kira sözleşmesi ile istasyon ...

markası altında işletilmek üzere davalının kullanımına bırakılmış, davalı bayii tarafından sözleşmenin bitimine 5 gün kala 4.4.2018 tarihli ihtarname ile davalı tarafından fesih edilmiştir.Alt kira sözleşmesinin 6.maddesi ile "Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı; işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000-USD (onbinamerikandolar) cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." denilmektedir. Bayilik sözleşmesinin sona ermesinden hemen evvel davalı tarafından 4.4.2018 tarihinde fesih bildirimi yapılmıştır.

9. 4.2018 tarihinden itibaren davalı bayii haklı bir sebebi olmadan taahhüdüne aykırı şekilde istasyonu çalıştırdığı başka bir dağıtıcı şirketiyle anlaşarak taşınmazda haksız şekilde bulunmaktadır. Davacının markası ürünlerinin satışını sağlamak üzere kiraladığı taşınmazın alt kira sözleşmesine dayanılarak ,bağımsız kiracı konumunda olduğu,haksız işgalci olmadığının ileri sürülmesi ticari hayatın gereklerine uygun iyiniyetli olarak kabul edilemez. Davalı; ekonomik külfetine davacının katlandığı bir istasyonu bir başka şirketin dağıtıcılığını yaparak haksız kazanç elde etme yoluna gittiği anlaşılmaktadır.Bu sebeble ihtiyati tedbir kararının da kaldırılması sonucunda işletme hakkı olmayan taşınmazda ekonomik faaliyetlerine devam etmek üzere davanın sonuçlanmamasında menfaati bulunan davalının HMK 41.madde uyarınca reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunun kabulü ile geri çevrilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Somut olayda; sözleşme serbestisi çerçevesinde taraflar arasında imzalanan ve sona eren bayilik sözleşmesinin sona ermesi neticesinde bu sözleşmenin 13. maddesi uyarınca ve alt kira sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca, sözleşmeye bağlı bayiliğin icra edildiği taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 16,681,30-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.170,32-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.510,98‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 46,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

30/12/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.