Yönetici sorumluluğu davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/885 E. 2025/375 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu davası↗ tamamlanabilir dava şartı↗ limited şirket müdürünün sorumluluğu↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ kesin mehil↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ hmk 115/3↗ yönetici sorumluluğu↗ ek mehil↗ şirket müdürlüğü↗ sorumluluk davası↗ gerçek zarar↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ ifa↗ limited şirket↗ dava sebebi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/688 E., 2019/530 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... Belediye Başkanlığı'na ait bir şirket olduğunu, şirketin ana iştigal konusunun akaryakıt ticareti olup davalının 09.07.2009 tarihli karar ile şirket müdürü seçildiğini, görevini 27.06.2014 tarihinde şirket müdürlüğünden alınıncaya kadar ifa ettiğini, davalının 09.07.2009 - 27.06.2014 tarihleri arasında müvekkilinin müdürü olarak görev yaptığı dönemde müdürlük görevini ifada gerekli özeni göstermediğini, şirket menfaatlerini gözetmediğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, tedbirli bir idareci gibi davranmadığını, akaryakıt istasyonu marketinde ve akaryakıt ürünlerinde büyük stok ve kasa açıkları gerçekleştiğini, envanter açıklarının akaryakıt ürünü alımının şirket kayıtlarında bulunmasına rağmen alım konusu ürünlerin şirketin akaryakıt depolarında bulunmadığını, satışına ilişkin belgelerin de olmadığı anlamına geldiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek şimdilik 396.163,70 TL şirket zararının zararların gerçekleşme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıya usule uygun tebliğ yapılmasına rağmen davaya karşı yazılı beyanda bulunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının müdürlük görevini ifada gerekli özeni göstermemek ve şirket menfaatlerini gözetmemek suretiyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasında bulunulmuş ise de davacı şirket kayıtlarında iddia edilen zararın zarar olarak ya da davalının borcu olarak kaydedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince, gerçek zararın tespitinin mümkün olmaması halinde dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50/2 hükmü gereği tazminat miktarının hakkaniyete göre belirleneceği, zararın ve kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, dosya içerisinde mevcut belgelerden davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde üzerine düşen özen ve bağımlılık yükümlülüğünü yerine getirmemesi, gözetim ve denetim görevini ifa etmemesi nedeniyle davacı şirketin akaryakıt istasyonu marketinde stok ve kasa açıkları oluştuğu, böylelikle davacı şirketin zarara uğradığı, ancak alınan bilirkişi raporlarında uğranılan zarar miktarının tespit edilemediği, 6098 sayılı Kanun'un 50/2 hükmü gereğince olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler gözönünde tutularak davacının akaryakıt istasyonu marketindeki stok ve kasa açıkları nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının 25.000,00 TL olduğunun takdir edildiği, bu zarar kalemi yönünden davacı istinafının yerinde bulunduğu, davalının 27.06.2014 tarihinde şirket müdüründen ayrıldığı, zararın da bu tarih itibariyle oluştuğu, akaryakıt stoklarındaki açık tutarının toplam yıllık stok tutarıyla karşılaştırıldığında fire sayılabilecek oranlarda olduğu, böylelikle davacının bu kalem yönünden zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 25.000,00 TL tazminatın 27.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 644. maddesinin yollaması ile 553 vd. maddeleri kapsamında şirket tarafından şirket yöneticisine sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket ortaklar kurulu tarafından verilen kararın bulunması gerekmektedir. Somut olayda davacı şirket genel kurulunca bu yönde alınmış bir karar mevcut olmayıp, sorumluluk davası için ortaklar kurulu kararının varlığı özel dava şartıdır. O halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2 hükmü gereğince tamamlanabilir dava şartı olan bu hususta davacı şirkete kesin mehil verildikten sonra bu yönde bir ortaklar kurulu kararının ibrazı halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple yerel mahkeme kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/885 E. , 2025/375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1842 Esas, 2023/1605 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/688 E., 2019/530 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... Belediye Başkanlığı'na ait bir şirket olduğunu, şirketin ana iştigal konusunun akaryakıt ticareti olup davalının 09.07.2009 tarihli karar ile şirket müdürü seçildiğini, görevini 27.06.2014 tarihinde şirket müdürlüğünden alınıncaya kadar ifa ettiğini, davalının 09.07.2009 - 27.06.2014 tarihleri arasında müvekkilinin müdürü olarak görev yaptığı dönemde müdürlük görevini ifada gerekli özeni göstermediğini, şirket menfaatlerini gözetmediğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, tedbirli bir idareci gibi davranmadığını, akaryakıt istasyonu marketinde ve akaryakıt ürünlerinde büyük stok ve kasa açıkları gerçekleştiğini, envanter açıklarının akaryakıt ürünü alımının şirket kayıtlarında bulunmasına rağmen alım konusu ürünlerin şirketin akaryakıt depolarında bulunmadığını, satışına ilişkin belgelerin de olmadığı anlamına geldiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek şimdilik 396.163,70 TL şirket zararının zararların gerçekleşme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıya usule uygun tebliğ yapılmasına rağmen davaya karşı yazılı beyanda bulunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının müdürlük görevini ifada gerekli özeni göstermemek ve şirket menfaatlerini gözetmemek suretiyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasında bulunulmuş ise de davacı şirket kayıtlarında iddia edilen zararın zarar olarak ya da davalının borcu olarak kaydedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince, gerçek zararın tespitinin mümkün olmaması halinde dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50/2 hükmü gereği tazminat miktarının hakkaniyete göre belirleneceği, zararın ve kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, dosya içerisinde mevcut belgelerden davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde üzerine düşen özen ve bağımlılık yükümlülüğünü yerine getirmemesi, gözetim ve denetim görevini ifa etmemesi nedeniyle davacı şirketin akaryakıt istasyonu marketinde stok ve kasa açıkları oluştuğu, böylelikle davacı şirketin zarara uğradığı, ancak alınan bilirkişi raporlarında uğranılan zarar miktarının tespit edilemediği, 6098 sayılı Kanun'un 50/2 hükmü gereğince olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler gözönünde tutularak davacının akaryakıt istasyonu marketindeki stok ve kasa açıkları nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının 25.000,00 TL olduğunun takdir edildiği, bu zarar kalemi yönünden davacı istinafının yerinde bulunduğu, davalının 27.06.2014 tarihinde şirket müdüründen ayrıldığı, zararın da bu tarih itibariyle oluştuğu, akaryakıt stoklarındaki açık tutarının toplam yıllık stok tutarıyla karşılaştırıldığında fire sayılabilecek oranlarda olduğu, böylelikle davacının bu kalem yönünden zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 25.000,00 TL tazminatın 27.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 644. maddesinin yollaması ile 553 vd. maddeleri kapsamında şirket tarafından şirket yöneticisine sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket ortaklar kurulu tarafından verilen kararın bulunması gerekmektedir. Somut olayda davacı şirket genel kurulunca bu yönde alınmış bir karar mevcut olmayıp, sorumluluk davası için ortaklar kurulu kararının varlığı özel dava şartıdır. O halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2 hükmü gereğince tamamlanabilir dava şartı olan bu hususta davacı şirkete kesin mehil verildikten sonra bu yönde bir ortaklar kurulu kararının ibrazı halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple yerel mahkeme kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.01.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1129013200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz