Uygulanmayan cezai şart, bayide haklı güven yaratırsa istenemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6172 E. 2024/2557 K. · · İlk derece: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bayiye akaryakıt ikmali yapılmaması, bayi bakımından bayilik sözleşmesini haklı sebeple feshetme hakkı doğurur. Sözleşme ilişkisi boyunca asgari alım taahhüdünün altında kalan alımlara rağmen satışa devam ederek cezai şartı işletmeyen dağıtıcının bu tutumu, bayide cezai şartın uygulanmayacağı yönünde haklı güven yarattığından sonradan cezai şart istenemez. Ariyet verilen ekipmanı teslime hazır edip ihtar eden tarafa karşı, ekipmanı teslim almayan taraf ekipman bedelini talep edemez.
Ele alınan sorunlar
Bayilik sözleşmesinin bayi tarafından feshinin haklı olup olmadığı → kabul
İddia: Dağıtıcı şirket, vadeli mal verme zorunluluğu bulunmadığını, mal talepnamesi olmadan akaryakıt tedarikinin mümkün olmayacağını ve tek bir ihtarname ile temerrüde düşürülemeyeceğini, dolayısıyla feshin haksız olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin devamı süresince bayiin vadeli satış istemi bulunmadığı gibi dağıtıcının da vadeli satış yapılmayacağına dair bir bildirimi olmadığından, bayiye akaryakıt verilmemesi sonucunda bayiin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Teminat mektubunun iptali ve borçlu olunmadığının tespiti → kısmi kabul
İddia: Dağıtıcı, bayiin cezai şart ve cari hesap borcu bulunduğunu, bu nedenle teminat mektubunun iptalinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Sözleşme kapsamında teminat olarak verilen mektup bakımından, bilirkişi incelemesiyle saptanan cari hesaptan kaynaklı bakiye borç tutarı teminat tutarından düşülerek kalan kısım yönünden iptal gerekir; bu kapsamda davacının kalan tutar bakımından borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun bu kısım kadar iptaline karar verilmesi doğrudur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Asgari alım taahhüdüne bağlı cezai şartın istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Dağıtıcı, taahhütnamede eksik alım başına cezai şart kararlaştırıldığını, feshin haksız olması nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taahhütnamede cezai şart düzenlenmiş ise de, ilişkinin devamı sırasında taahhüt edilen tutarın altında mal alımına karşılık satış yapmaya devam eden dağıtıcının bu tutumu, bayide cezai şartın uygulanmayacağına dair haklı bir güven oluşturmuştur; bayi bu duruma güvenerek ilişkiye devam ettiğinden cezai şart talebi reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Ariyet olarak verilen malzeme ve ekipman bedelinin istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Dağıtıcı, bayiye verilen ekipmanların kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek bedelini istemiştir.
Gerekçe: Bayi keşide ettiği ihtarnamelerle ekipmanı teslime hazır olduğunu bildirip gelip teslim alınmasını talep etmiş, ekipman karşı tarafça teslim alınmamıştır; teslim alınmaması sonucunda ekipman bedelinin talep edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi, uzun süre işletilmeyen cezai şart hükmünün karşı tarafta yarattığı haklı güven nedeniyle sonradan talep edilemeyeceği yönüyle emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ haklı sebeple fesih↗ cezai şart↗ haklı güven (dürüstlük kuralı)↗ teminat mektubu↗ ariyet↗ menfi tespit↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2273 E. 2010/6180 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulüne, 7 adet makine ve ekipmanın davacıya «teslimine» dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6172 E. , 2024/2557 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2277 Esas, 2022/870 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/478 E., 2019/714 K.
Taraflar arasındaki asıl menfi tespit, birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin akaryakıt istasyonu işletmecisi olduğunu, taraflar arasında 23.02.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin teminat olarak Garanti Bankası'na ait 50.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu davalıya verdiğini, bir süre sonra davalının akaryakıt ikmali yapamadığını, müvekkilinin 21.12.2012 tarihli ihtarname ile talepte bulunduğunu ancak sonuç alamadığını, müvekkilinin yasa gereğince davalı dışında dağıtım firmasından akaryakıt ikmali yapmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin bunun üzerine sözleşmeyi 18.01.2012 tarihli ihtarname ile feshettiğini, davalıya borcu bulunmadığından teminat mektubunun iadesinin talep edildiğini, ancak ihtarlara rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 50.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun iptaline ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde;
23. 02.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin eki taahhütnamede davacının her yıl asgari 500 metreküp beyaz ürün satın almayı, buna uymaması halinde eksik ton başına 80,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğunu, davalının sözleşmeyi 18.01.2012 tarihinde feshettiğini, feshin haksız olduğunu, sözleşmenin bu tarihte sona ermesi nedeniyle davalının 107.966,00 USD tutarında cezai şart borcu oluştuğunu, bu borca ilişkin olarak müvekkili tarafından 189.383,16 TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını ayrıca müvekkili tarafından davalıya verilen ekipmanların müvekkiline teslim edilmediğini, bu kapsamda müvekkilinin 77.284,40 TL alacağı bulunduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya vadeli mal verme zorunluluğunun bulunmadığını, bu nedenle feshin haksız olduğunu, ihtilafın davacının peşin alıma yanaşmamasından kaynaklandığını, sözleşmede vadeli mal verileceğine dair hüküm bulunmadığını, sözleşmeye göre ödemelerin müvekkilinin tercihine göre peşin veya çekle ödenmesinin kararlaştırıldığını, süregelen ticari ilişkide zaman zaman peşin, bazen vadeli satış yapıldığını, müvekkilinin davacıya mal vermediği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının müvekkiline sözleşme kapsamında müvekkiline 127.770.00 USD cezai şart borcu bulunduğunu, bu nedenle teminat mektubunun iptalinin mümkün olmadığını, ayrıca cari hesap borcu bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya verilen ekipmanların müvekkiline teslim edilmediğini, teminat mektubunun iptalinin istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı cevap dilekçesinde; sözleşmenin feshine davacının sebebiyet vermesi nedeniyle cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkiline yakıt ikmali yapmadığını, yasa gereği müvekkilinin başka dağıtıcıdan mal almasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını, müvekkilinin davacıya cari hesap borcunun bulunmadığını ancak davacının kötü niyetli olarak sözleşme kapsamında teslim edilen teminat mektubunu dahi iade etmediğini, asgari mal alım taahhütnamesi ve cezai şart hükmünün hiçbir zaman uygulanmadığını, davacının dönem içerisinde böyle bir talepte bulunmadığını, ancak kendilerince dava açılması üzerine bunun ileri sürüldüğünü, ticari ilişkinin devam ettiği dönemde talep edilmeyen ve bu sebeple bu duruma güvenerek ticari ilişkiye devam eden müvekkilinin söz konusu cezai şarttan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, cezai şart tutarının fahiş olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından 30.01.2012 ve 10.04.2012 tarihli ihtarnameler ile davacının verdiği malzeme ve teçhizatın teslim alınmasının ihtar edildiğini ancak davacının bugüne kadar teslim almadığını, davacının malzeme bedeli talebinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dava da; sözleşme kapsamında teminat olmak üzere davacı tarafından davalıya 50.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının davalıya cari hesaptan kaynaklı bakiye 1.440,56 TL tutarında borcu kaldığı, bu tutarın düşülmesi sonucunda teminat mektubunun bakiye 48.559,44 TL yönünden iptali gerektiği, tazminat talep koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, davacının 48.559,44 TL davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun bu kısım kadar iptaline, fazla talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen davada; davacı tarafından ariyet verilen malzeme ve ekipman bedeli talep edilmiş ise de, davalı bayii tarafından keşide edilen 06.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli ihtarnamelerden anlaşılacağı üzere davalının ekipmanı teslime hazır olduğunu belirterek gelip teslim alınmasının talep edildiği, ekipmanın davacı tarafından teslim alınmaması sonucunda bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmenin devamı süresince bayinin vadeli satış istemi bulunmadığı, Enerji Petrol'ün de vadeli satış yapılmayacağına dair bir bildiriminin olmadığı, bayiye akaryakıt verilmemesi sonucunda bayinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin kabulünün gerektiği, taahhütnamede cezai şart düzenlenmiş ise de ilişkinin devamı sırasında taahhüt edilen tutarın altında mal alımına karşılık satış yapmaya devam eden davacı ...'ün bu tutumunun, birleşen dosya davalısı Ünal Turizm'de cezai şartın uygulanmayacağına dair haklı bir güven oluşturduğu, davalının bu duruma güvenerek ilişkiye devam ettiği gerekçesi ile cezai şart talebinin de reddi gerektiğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, asıl dava yönünden; bilirkişi heyetinin dosya kapsamında tek bir ihtarnameyi baz alarak vadeli mal satımı için sorumluluğu müvekkiline yüklediğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini, emsal yüksek mahkeme kararlarını hiçe saydığını, tek bir ihtarname ile davalı müvekkili şirketin temerrüte düşmesinin mümkün olmadığını, mal talepnamesi bulunmadan bayiye akaryakıt tedarik edilmesinin mümkün olmayacağını, davacının, davalının çekle ödeme karşılığında mal teslim edilmediği gerekçesi ile sözleşmeyi feshetmesinin haksız fesih olduğunu, sözleşme imzalanırken aynı zamanda akaryakıt istasyonuna yapılan yatırımlar nedeniyle erken fesih halinde cezai şartların müvekkiline ödeneceğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, cezai şart bedelini de müvekkiline ödemediğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini ,sunulan emsal kararlarda cezai şartın istenebileceğini ve davacının haksız feshine dayalı alacak iddialarını ortaya koyduğunu, 107.780,37 USD cezai şart alacağını hiçe sayar mahiyetteki kararın kabulünün mümkün olmadığını kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmakla davalı- birleşen dava davacısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, davalı tarafından davacıya akaryakıt verilmemesi nedeniyle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiği ileri sürülerek, davacı bayiinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 50.000,00 TL bedelli teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespitine, birleşen davada birleşen dava davalısının vadeli ödemeli akaryakıt alımı talep etmesi karşısında, birleşen dava davalısına vadeli veya peşin satış yapılmasının taraflar arasındaki sözleşmenin 5 inci maddesi gereğince dağıtıcı şirket tarafından takdir edilebileceği, bu nedenle birleşen bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ileri sürülerek, cezai şart ve ekipman bedelinin şimdilik 10.000,00 TL'nin birleşen dava davalısı bayiiden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124800100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz