Fesihten önce alternatif çözümler tartışılmadan karar verilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5651 E. 2024/2061 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 636/3 uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi istendiğinde, şirketin devamlılığının sağlanması esas olduğundan mahkeme, feshe karar vermeden önce davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümleri tartışmak zorundadır; bu tartışma yapılmadan verilen fesih kararı eksik incelemeye dayanır.
Ele alınan sorunlar
Haklı sebeple fesih kararından önce alternatif çözümlerin tartışılmasının zorunlu olup olmadığı → kabul
İddia: Davalı, şirketin feshini gerektirecek bir durum bulunmadığını, şirketin faal olduğunu ve feshi hâlinde telafisi imkânsız zararlar doğacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, şartların oluşması hâlinde ise mahkemenin talep yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanması esas olup, bu düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hâkimce değerlendirilmesi zorunludur. Bu hâlde mahkemece, şirketin feshine karar vermeden önce yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümler de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği → kabul
İddia: Davalı, ticari defterlerde usulsüzlük bulunmadığını, şirketin nakit ihtiyacı olmadığını ve faal olduğunu, borca batıklık tutarının olağan sayılacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Eşit paylı iki ortaklı şirkette diğer ortağın münferiden temsile yetkili kılındığı karardaki davacı imzasının ona ait olmaması, ortaklar arasında geçimsizlik bulunması ve ortaklığı sürdürme iradesinin kalmaması, uzun süredir genel kurul yapılmaması, şirket hesaplarının görüşülmemesi, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olması, kâr payı dağıtılmaması, vergi borcu bulunması ve şirketin borca batık olması karşısında, fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmayan davacının fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüştür. Fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekir; şirketin ticari faaliyetinin bulunması tek başına şirketin devamında genel ekonomik menfaat bulunduğunu göstermez ve hiç kâr dağıtmayan, uzun zamandır zarar eden şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaati önemli görülemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay'ın kendi gerekçesiyle kurduğu, haklı sebeple fesih davasında alternatif çözümlerin tartışılmasının zorunlu olduğu yolundaki bozma sebebi bağlayıcı emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin haklı sebeple feshi↗ ortağın şirketten çıkarılması↗ payın gerçek değeri↗ duruma uygun düşen alternatif çözüm↗ şirketin devamlılığı ilkesi↗ borca batıklık↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · ek tasfiye · husumet
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı ortak ... . hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle ret edilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5651 E. , 2024/2061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2443 Esas, 2022/926 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/48 E., 2019/943 K.
Taraflar arasındaki ticari şirket fesih istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin diğer ortağının davacının amcasının oğlu ... olduğunu, 22.03.2004 tarihinde alınan karar gereği 10 süreyle diğer ortak ile birlikte şirketi temsile yetkili müdür olduğunu ancak 15.06.2008 tarihinden sonra şirket idaresinin fiilen diğer ortak tarafından yürütüldüğünü, şirketin tek faaliyetinin tebligat adresinde bulunan ekmek ve unlu mamuller fırını olduğunu, şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğu 2013 tarihinde ve sonrasında şirket ortaklar kurulunun toplanmadığını, davacının bir süre sonra şirketin yeni müdürünün tek başına yetkili olmak üzere diğer ortak ... olduğunu öğrendiğini, bu durumun ticaret sicilinde 10.06.2013 tarihinde karar defteri elde edilerek sahte imzalı toplantı tertiplendiğini ve sahte imza ile karar alındığını, davacının ortağına usulsüzlük ve suiistimalleri Bakırköy 40.
Noterliği’nin 05.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile bildirdiğini, bu durumun açıklanmasının istediğini, diğer ortağın bu ihtarnameye ve şirket kayıtlarında bulunan un stoklarına itiraz ettiğini, şirketin diğer ortağın kötü yönetimi sonucunda vergilerini ve çalışanların SGK primlerini ödeyemediğini, şirket kayıtlarının gerçeğe uygun tutulmadığını, şirketin ekmek üretiminin ortalama 7.000 adet olduğunu ancak kâr payını ortadan kaldırmak için bunun şirket kayıtlarında düşük gösterildiğini, davacıya kâr payı ödenmediğini, diğer ortağın ise aksine zenginleştiğini, ortaklar arasında güven duygusunun ortadan kalktığı için şirket amacının ortadan kalktığını; diğer ortağın işyerine el koyduğunu, davacının hesapları incelemesine izin vermediği gibi işleyişe müdahale ettirmediğini, bu durumun artık limited şirketin varlığını devam ettirmeyi faydasız hale getirdiğini, eşit ortak oldukları Karaismailoğulları İnş.
San. ve Un Mam. Tic. Ltd. Şti.’nin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, şirket malvarlığının bu süreçte ortadan kaldırılmaması için kayyım ataması yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin kuruluşundan itibaren 12 yıl boyunca bilfiil işletmeci ile davacı tarafından işletildiğini, şirket işletmecisinin vefat etmesi ve davacının da ilgilenmemesi üzerine, davalının mecburen yönetimin sağlanması için yönetimi devralmak zorunda kaldığını, 15.08.2008 tarihinden itibaren şirketin tüm gelir - giderlerinin davacıya bildirildiğini, davacının şahsi mali müşaviri ile şirket mali müşavirinin aynı kişi olduğunu bu nedenle de şirketle ilgili bilgi alamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın un stokları ile ilgili delil olarak sunduğu ihtarnameye cevap mahiyetinde keşide ettikleri Beyoğlu 57. Noterliği’nin 23.03.2017 tarih ve 06449 yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirttiklerine göre şirket stoklarında 1.200 torba un bulunmasının mümkün olmadığını, hatta hiçbir fırının bu miktar stok yapamayacağını, şirketin kötü yönetilmediğini aksine bu şartlarda ayakta kaldığı için iyi yönetildiğini, davacının imzasının taklit edilmesinin davalı ile ilgili hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, davacının usulüne uygun şekilde toplantıya çağırıldığını ancak davacının gelmediğini, bu nedenle karar defterinin davacının adresine teslim edildiğini, karar defterinin kimin tarafından imzalandığının bilinmediği gibi 7 - 8 gün sonra imzalı şekilde teslim edildiğini, hatta bu yüzden noter tasdikinin 20.06.2013 olduğunun göz önünde bulundurulmasını ve davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.06.2013 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında 10.06.2013 tarihli karar aslındaki davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, mali durum hakkında alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2013-2018 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığı, bu tarihlerde kâr dağıtımının da yapılmadığı, şirketin ortaklar alacaklar hesabında 930.995,26 TL'nin kayıtlı olduğu ancak dava dışı diğer şirket ortağı ...'na bu hesapta kayıtlı paradan toplam 65.500,00 TL kullandırıldığı, bakiye kısmın ortaklarca kullanılmadığı, bu hesabın muavin kayıtlara göre dengeleyici hesap olarak kullanıldığı, vadesi geçen ve taksitlendirilen 236.833,91 TL vergi borcu bulunduğu, şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosuna göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiş, 10.06.2013 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı ortak imzasının sahte olması, 2013 yılından bu yana şirket genel kurulu toplantısının yapılmaması, şirketin kâr payı dağıtmaması nedenleriyle güven ilişkisinin sarsıldığı, ortaklar alacaklar hesabında kayıtlı 865.495,26 TL'nin (Cemal Karaismailoğlu'na verildiği kaydedilen 65.500,00 TL dışında kalan) nerede olduğunun belli olmayan para kaydı bulunduğu, bu paraya rağmen şirketin 14.183,06 TL borca batık durumda bulunduğu, bu haliyle davacı ortak yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesi ile davacının fesih ve tasfiye isteminin kabulüne, tasfiye memuru atanmasına, şirket menkullerinin karar kesinleşinceye kadar yedi emin olarak şirket müdürüne teslimine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ticari defterlerinin bilirkişi vasıtasıyla incelendiğini, ticari defterlerde bir usulsüzlüğün olmadığını, mali tabloların incelenmesinde davalı şirketin nakit ihtiyacının olmadığı ve şirketin faal olduğunun tespit edildiğini, şirketin iflasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, bilirkişi incelemesi ile davacı yanın günlük ekmek üretiminin 7000 adet olduğu iddiasının mümkün olmayacağına vurgu yapıldığını, müvekkili şirketin depolarının 1200 çuval un miktarını stoklamaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin 14.183,06 TL borca batık olduğunu, bu hususun gayet olağan olduğunu, müvekkili şirketin feshi halinde telafisi imkansız bir çok zararın meydana geleceğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
1-Davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre, davacının ve dava dışı ...'nun %50’şer hisseye sahip oldukları, 2 ortaklı şirket olduğu, dava dışı ...'nun şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olduğu anlaşıldığı,
2-Limited şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın Mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği, Mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerininin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği,
3-Davacı, dava dışı ortağın 10 yıl süre ile şirkete münferit yetkili olduğuna ilişkin 10.06.2013 tarihli alınan kararda kendisine ait görünen imzanın davacıya ait olmadığı, somut olayda tüm dosya kapsamına göre ortakların aralarında geçimsizlik bulunduğu, ortaklığı sürdürmek iradeleri bulunmadığı anlaşılmış olup yine şirketin incelenen defter ve kayıtlarından 2013-2018 tarihleri arasında genel kurul yapılmadığı, şirket hesaplarının görüşülmediği, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olduğu, kâr payı dağıtılmadığı, şirketin vergi borcunun bulunduğu, 31.12.2018 tarihli bilançoya göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda; davacının fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmamakla fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüş, ortakları arasında ciddi anlaşmazlık bulunup bir araya gelmeleri mümkün olmayan, borca batık olan ve müştereken çalışıp kâr elde etme imkanı olmayan şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4-Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekmektedir. Elde davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Şirketin ticari faaliyetinin olması şirketin devamında genel ekonomik menfaatler için yarar bulunduğunu göstermez. Hiç kâr dağıtmayan ve uzun zamandır zarar eden ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığının kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar veren İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinde isabetsizlik bulunmamakla açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari şirket fesih istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Dava, limited şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki haklı sebeplerin varlığında her ortağın Mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, şartların oluşması halinde ise Mahkemenin talep yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir.
3.Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunludur.
4.Bu halde Mahkemece, şirketin feshine karar vermeden önce yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlerin de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124685500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz