Şirketten taşınmazı devralan müdür satış bedelinden sorumludur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5431 E. 2024/1804 K. · · İlk derece: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirkete ait taşınmazı, şirketi temsil eden sıfatıyla kendisine (veya kendi adına hareket eden kişiye) devreden kişi, ortaklar kurulu kararında ve tapuda gösterilen satış bedelini şirkete ödemekle yükümlüdür; bedelsiz devir kararlaştırıldığına dair belge yoksa ve devralan, kendi teklif ettiği yeminin karşı tarafça eda edilmesiyle inançlı işlem (nam-ı müstear) savunmasını kanıtlayamamışsa, bedele ilişkin takibe yönelik itirazın iptali gerekir.
Ele alınan sorunlar
Şirketi temsilen yapılan satışta alıcı konumundaki müdürün satış bedelinden sorumluluğu → kabul
İddia: Davalı, taşınmazın gerçekte kendisine ait olduğunu, bu nedenle şirkete bir bedel ödemesinin söz konusu olamayacağını, devrin hisseleri karşılığında gerçekleştiğini savunmuştur.
Gerekçe: Taşınmazın bedelsiz olarak davalıya devredileceğine dair bir sözleşme bulunmadığı gibi, davalının imzasını taşıyan ortaklar kurulu kararı ile taşınmazın belirli bir bedelle davalıya satışı kararlaştırılmıştır. Davalı, şirket adına temsilci sıfatıyla, alıcı olarak ise oğluna vekâletname vererek işlemi tamamlamış; satış bedelinin ödenmediği sabit olmuştur. Tapuda devraldığı taşınmazın bedelini ödemekle yükümlü olan davalı bakımından davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
İnançlı işlem (nam-ı müstear) savunmasının ispatı ve yeminin eda edilmesinin sonucu → ret
İddia: Davalı, taşınmazın nam-ı müstear sıfatıyla kendisine ait olduğunu, yemin edasının usule aykırı gerçekleştiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İnançlı işlem iddiası yönünden davalı tarafça davacı şirket yetkilisine teklif edilen yemin eda edilmekle davalı savunmasını kanıtlayamamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi, hem alıcı hem de şirketi temsilci sıfatıyla işleme taraf olan müdürün bedel ödeme yükümlülüğü ile inançlı işlem savunmasının yemin yoluyla ispatı bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ inançlı işlem↗ nam-ı müstear↗ yemin delili↗ şirket müdürünün temsil yetkisi↗ icra inkâr tazminatı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5591 E. 2015/12745 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · avans faizi
Benzer bu kararda… ...'nin devir yolu ile kendisine intikal eden ...'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.900,00 TL alacağın 21.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1785 E. 2021/216 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 20.900.- TL’nin 08.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müteselsilen tahsiline dair verilen kararın asıl davanın davacısı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3576 E. 2017/2309 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, itirazın 75.900 TL üzerinden iptaline, «icra inkar tazminatının» tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5431 E. , 2024/1804 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1339 Esas, 2022/1065 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/613 E., 2022/346 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından kagir mağaza niteliğindeki taşınmazın 29.08.2012 tarihinde satın alındığı, taşınmaz alınırken banka kredisi kullanıldığı, davalının, müvekkili şirkette 05.05.2016 tarihine kadar %30 pay sahibi ortak olduğunu, 10.05.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdürlük yetkisi kaldırılıncaya kadar şirkette münferit imza yetkilisi olarak görev yaptığını, davalının şirkette sahip olduğu hisselerini 05.05.2016 tarihinde devrettiğini, davalının hisselerini devrettikten sonra sadece müdürlük sıfatının kendisine verdiği yetkiyi kullanarak şirket ortaklar kurulu kararına aykırı olarak 09.05.2016 tarihinde söz konusu taşınmazı tapuda 2.900.000,00 TL bedel ile kendi adına tescil ettirdiğini, ancak davalının 2.900.000,00 TL satış bedelini şirkete ödemediğini, davalının hem alıcı hem de satıcı (şirket müdürü) olarak işbu taşınmazın satış bedelini şirkete ödenmemesinden sorumlu olduğunu, taşınmazın bedeli olan 2.900.000,00 TL'nin şirkete ödenmesi için icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın ilk satın alındığı 2012 yılında asıl olarak davalı adına alındığını, zaten davalıya ait taşınmazın devri için davalının davacı şirkete herhangi bir bedel ödemesinin söz konusu olamayacağını, taşınmaz her ne kadar tapuda davacı şirket adına kayıtlı olsa da gerçek malikin her zaman davalı olduğunu, davacı şirketin diğer ortaklarının, taşınmazın davalıya devri hususunda ortaklar kurulu kararı bulunduğunu, kredi taksitlerinin ilk andan itibaren aslında davalı tarafından ödendiğini, bu kredinin kalan son taksitlerinin davacı şirket tarafından hisse devir bedeline mahsuben yapılması hususunda anlaştıklarını, davacı şirket tarafından yapılan bu kredi ödemelerinin de hisse devrine ilişkin bedelin bir parçası olduğunu savunarak davanın reddi ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 10.05.2016 tarihli Genel Kurul Kararında davalının hisselerinin tamamını 05.05.2016 tarihinde devrederek şirket ortaklığından ayrılmış olduğu, davacı tarafın, icra takibine dayanak faturaya konu olan taşınmaz satışının 05.05.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ve tapu devrinde de belirtilen 2.900.000,00 TL bedelle davalıya intikalinden doğan bedelin davalıdan tahsilini talep ettiği, davacı şirketin ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 2.900.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının davacı şirketi temsilen 09.05.2016 tarihinde, davacı şirket adına kayıtlı taşınmazı davalı ... adına oğlu ...
vekâleti ile dava konusu gayrimenkulu davacı şirketten 2.900.000,00 TL bedelle satın almış olduğu, tapuda satış bedelinin nakden alındığını beyan eden davacı şirket yetkilisi davalının satış bedelini davacı şirkete aktarmamış olduğu, dava konusu taşınmazın bedelsiz olarak davalıya intikal ettirileceğine dair herhangi bir evrak-karar bulunmadığı gibi taşınmazın davalıya 2.900.000,00 TL bedelle satılacağına ilişkin davalının da imzasının bulunduğu Ortaklar Kurulu Kararı ve davalının tapudaki beyanının bulunduğu, dava konusu gayrimenkulun 05.05.2016 tarihli Ortaklar Kurulu Kararında 2.900.000 TL bedelle şirket ortağı ...'ya satılmasına karar verildiği ve bu kararda davalının da imzasının bulunduğu, davacı şirketi temsilen davalı tarafından satış bedelinin nakden alınmış olduğu beyan edilmekle birlikte satış bedelinin davalı tarafından davacı şirkete aktarılmadığının davalının da kabulünde olduğu, davacı şirket yetkilisine yaptırılan yemin dikkate alınarak takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 2.900.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız ve takibi uzatmaya yönelik olduğu anlaşıldığından icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yemin teklifinin hukuka aykırı bir şekilde eda edildiğini, her iki taraf da tacir olmadığı halde davacının ticari defterlerine dayanılarak karar verildiğini, tapu senedinin varlığı karşısında işbu ticari defterlerin dikkate alınamayacağını, tanıklarının dinletilmesine izin verilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, hukuka aykırı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın bedelsiz olarak davalıya devredileceğine dair sözleşme bulunmadığı gibi davalının imzasını taşıyan ortaklar kurulu kararı ile taşınmazın 2.900.000,00 TL bedelle davalıya satışının kararlaştırıldığı, satış bedelinin ödenmediğinin sabit olduğu, davalının taşınmazın kendisine ait olduğundan davacı şirkete taşınmaz için bir bedel ödemesi gerekmediğini savunduğu, davalının, şirket adına temsilci sıfatıyla, alıcı olarak ise oğluna vekâletname vererek işlemi tamamladığını, inançlı işlem iddiası yönünden davacı şirket yetkilisine davalı tarafça teklif edilen yemini eda etmekle davalının savunmasını kanıtlayamadığı, davalının tapuda devir aldığı taşınmazın bedelini ödemekle yükümlü olduğu gözetildiğinde davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın davacı şirketin ortaklar kurulu kararına istinaden müvekkili davalıya devredildiğini, söz konusu taşınmazın nam-ı müstear sıfatıyla müvekkiline ait olduğunu, davacının ticari defterlerine dayanamayacağını, taşınmaz bedeline dair davacı tarafından düzenlenen faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, tanık dinletilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirmede bulunulduğunu, taşınmaz devrinin müvekkilinin hisseleri karşılığında gerçekleşmiş olduğunu ve şirket ile müvekkil arasında yapılan hisse devir sözleşmesinde hisselerini ederinin çok altında devrettiğinin açık olduğunu, tapuda taşınmazın bedelinin nakden alındığının yazılı olduğunu, yemin edasının usule aykırı olduğunu, mahkemece yokluklarında karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı şirkete ait dükkanın satış bedelinin davalıdan tahsili amacıyla yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124624900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz