YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4936 E. 2024/1292 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/293 E., 2020/94 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "MİKORAL", "ENFORAL", FLUCORAL", "FAMORAL", "KETORAL", "LİTORAL" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “MİN-ORAL” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/57929 numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında benzerlik olduğunu, markaların kapsamında yer alan malların da aynı bulunduğunu, davalı Şirketin dava konusu marka başvurusunun tescili halinde müvekkilinin markaları ile ilişkilendirileceğini ve seri marka olarak algılanacağını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-3783 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili başvurusunun çeşitli mineraller içeren suya karıştırılarak içilen ve ağız yoluyla alınan bir ilaç anlamına gelmesi sebebi ile MİN-ORAL olarak tasarlandığını, başvuruda yer alan “min” ibaresinin mineral kelimesinin kısaltması olduğunu, “oral” kelimesinin ise ağız yoluyla içildiğini belirtmek için kullanıldığını, ilaç markalarında içerdiği tedavi edici madde, aktif maddenin adının, kullanıldığı tedavi alanının veya uygulama yolunu anlaşılması amacı ile bu ibarelerin tercih edildiğini, davacının "oral" kelimesinin kendi tekelinde imiş gibi marka başvurusuna itiraz etmesinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı ve dava konusu Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece salt görsel benzerlik incelemesinin esas alındığını, taraf markaları ortak olarak "ORAL" ibaresini barındırmakla birlikte burada sadece ortak ibarenin "ORAL" ibaresi olmadığını, bilhassa müvekkilinin MİKORAL markası ile davalının MİNORAL markası arasındaki benzerliğin önem arz ettiğini, ORAL ibaresinin ortaklığının dikkate alınmasının markaların parçalara bölünerek incelenemeyeceği yönündeki uygulamaya aykırı olduğunu, markalar arasında yer alan diğer ortak harflerin dikkate alınmamasının markalar arasındaki benzerliğin objektif olarak incelenmemesine yol açtığını, taraf markaları arasındaki tek farklılığın “K” harfinin, “N” harfi ile değiştirilmesi olduğunu, mahkemenin işitsel benzerlik yönünden inceleme yapmadığını, davalı markasının müvekkilinin markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, markaların refleksif olarak birbirlerini çağrıştırdığını, telaffuz edildiklerinde hangi markanın kastedildiğinin dahi anlaşılamadığını, markaların aralarında bir bağ olduğu intibasını uyandırdığını, markaların birbirlerinin serisi, bir başka versiyonu niteliğinde olduğunu, markaların geldiği kaynağın aynı bulunduğunu, Mahkemenin salt 5/1. sınıf malların ortalama tüketici kitlesinin ve bu malların niteliğinin esas alındığını, oysa davaya konu emtianın sadece 5/1. sınıf emtia olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Min-oral" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar ve özellikle "MİKORAL" ibareli markası arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, çünkü markalarda ortak olarak yer alan "ORAL" ibaresinin, ağız yoluyla alınan, ağızla ilgili anlamına geldiği ve bu anlamı itibariyle ayırt ediliğinin bulunmadığı, bunun dışında kalan "MİN" ibaresi ile "MİK" ibaresi arasında benzerlik olmadığı, zira bu ibarelerin 3 harften oluşan çok kısa ibareler oldukları ve bir harf farklılığının ayırt ediciliği sağladığı, öte yandan davacı markası bir bütün olarak tertip edilmişken dava konusu başvurunun ise ayrı ayrı konumlandırıldığı, tüm bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekraren kararı bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4258 E. 2023/4855 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · ihya davası · tapu iptali ve tescil · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · yargılama giderleri
Benzer bu karardaAŞ aleyhine 21.10.2016 tarihinde tapu iptali ve tescil istemli dava açıldığı, dava «derdest» olduğundan davacı tarafın şirketin ihyasını istemekte «hukuki menfaatinin» olduğu, şirketin «son» «tasfiye memurlarının» 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca şirkete tasfiye memuru olarak atandığı, davalı ... davada «yasal hasım» olarak yer aldığından «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmadığı, tasfiye anında bu dava derdest olmadığından tasfiyenin kanuna aykırı olarak sonlandırdığından söz edilemeyeceğinden «yargılama giderlerinin» davacı taraf üzerinde bırakıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 54469 sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde Orallar Sağlık H …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin 26.11.2010 tarihinde «tasfiye» sürecine giriği ve 21.12.2011 tarihinde tasfiye edildiği, eldeki davanın 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya davası» değil, 547 nci madde kapsamındaki ek tasfiyeye ilişkin ihya davası olduğu, dolayısıyla «zamanaşımı» veya «hak düşürücü sürenin» söz konusu olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava bakımından «tapu iptal tescil» koşullarının bulunup bulunmadığının ihya davasının konusunun olmadığı, ihya koşullarının bulunduğu, «dahili» davalılar vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle dahili da …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin «tasfiye» sonucu «sicilden terkin» edildiğini, kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» bulunmadığından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5040 E. 2024/1647 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, çünkü markalarda ortak olarak yer alan "ORAL" ibaresinin, ağız yoluyla alınan, ağızla ilgili anlamına geldiği ve bu anlamı itibariyle ayırt ediliğinin bulunmadığı, bunun dışında kalan "MİN" ibaresi ile "MİK" ibaresi arasında benzerlik olmadığı, zira bu ibarelerin 3 harften oluşan çok kısa ibareler oldukları ve bir harf farklılığının «ayırt ediciliği» sağladığı, öte yandan davacı markası bir bütün olarak tertip edilmişken dava konusu başvurunun ise ayrı ayrı konumlandırıldığı, tüm bu nedenlerle markalar arasında …
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibas» tehlikesinin oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı ve dava konusu Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; “germina” ibaresinin reddedilen 5 ... sınıf açısından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, bu durumda ortak unsurun “oro” ibaresinden oluştuğunu, davacı markasının müvekkilinin “oro” ibaresini içeren markaları ile «iltibasa» sebebiyet vereceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… rı arasında, kapsamlarında bulunan 5 ... sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, başvuru konusu markada “ORO” kelimesi ön planda bulunmadığı gibi markada bulunan “GERMİNA” kelimesinin de markada yeterli «ayırt ediciliği» sağladığı, markalar arasında anlamsal farklılık bulunduğu, diğer yandan markaların kapsamında bulunan 5 ... sınıf malların tüketicilerinin bilinçli olduğu gerekçes …
CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; markalar arasında fonetik, okunuş, genel intiba olarak benzerlik bulunduğunu, müşteri kitlesinin iki marka arasında bağlantı kurup karıştırabileceğini, davalı başvurusunda yer ... “germina” ibaresinin reddedilen 5 ... sınıf açısından «ayırt ediciliğinin» olmadığını, işaretlerin asıl unsurunun “oro” ibaresinden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhtıra · kesin süre · harç · kesin hüküm
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince 22.06.2022 tarihli ek kararla; «muhtıraya» rağmen «kesin süre» içinde temyiz «harç» ve gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4936 E. , 2024/1292 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/952 Esas, 2022/360 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/293 E., 2020/94 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "MİKORAL", "ENFORAL", FLUCORAL", "FAMORAL", "KETORAL", "LİTORAL" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “MİN-ORAL” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/57929 numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında benzerlik olduğunu, markaların kapsamında yer alan malların da aynı bulunduğunu, davalı Şirketin dava konusu marka başvurusunun tescili halinde müvekkilinin markaları ile ilişkilendirileceğini ve seri marka olarak algılanacağını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-3783 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili başvurusunun çeşitli mineraller içeren suya karıştırılarak içilen ve ağız yoluyla alınan bir ilaç anlamına gelmesi sebebi ile MİN-ORAL olarak tasarlandığını, başvuruda yer alan “min” ibaresinin mineral kelimesinin kısaltması olduğunu, “oral” kelimesinin ise ağız yoluyla içildiğini belirtmek için kullanıldığını, ilaç markalarında içerdiği tedavi edici madde, aktif maddenin adının, kullanıldığı tedavi alanının veya uygulama yolunu anlaşılması amacı ile bu ibarelerin tercih edildiğini, davacının "oral" kelimesinin kendi tekelinde imiş gibi marka başvurusuna itiraz etmesinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı ve dava konusu Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece salt görsel benzerlik incelemesinin esas alındığını, taraf markaları ortak olarak "ORAL" ibaresini barındırmakla birlikte burada sadece ortak ibarenin "ORAL" ibaresi olmadığını, bilhassa müvekkilinin MİKORAL markası ile davalının MİNORAL markası arasındaki benzerliğin önem arz ettiğini, ORAL ibaresinin ortaklığının dikkate alınmasının markaların parçalara bölünerek incelenemeyeceği yönündeki uygulamaya aykırı olduğunu, markalar arasında yer alan diğer ortak harflerin dikkate alınmamasının markalar arasındaki benzerliğin objektif olarak incelenmemesine yol açtığını, taraf markaları arasındaki tek farklılığın “K” harfinin, “N” harfi ile değiştirilmesi olduğunu, mahkemenin işitsel benzerlik yönünden inceleme yapmadığını, davalı markasının müvekkilinin markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, markaların refleksif olarak birbirlerini çağrıştırdığını, telaffuz edildiklerinde hangi markanın kastedildiğinin dahi anlaşılamadığını, markaların aralarında bir bağ olduğu intibasını uyandırdığını, markaların birbirlerinin serisi, bir başka versiyonu niteliğinde olduğunu, markaların geldiği kaynağın aynı bulunduğunu, Mahkemenin salt 5/1.
sınıf malların ortalama tüketici kitlesinin ve bu malların niteliğinin esas alındığını, oysa davaya konu emtianın sadece 5/1. sınıf emtia olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Min-oral" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar ve özellikle "MİKORAL" ibareli markası arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, çünkü markalarda ortak olarak yer alan "ORAL" ibaresinin, ağız yoluyla alınan, ağızla ilgili anlamına geldiği ve bu anlamı itibariyle ayırt ediliğinin bulunmadığı, bunun dışında kalan "MİN" ibaresi ile "MİK" ibaresi arasında benzerlik olmadığı, zira bu ibarelerin 3 harften oluşan çok kısa ibareler oldukları ve bir harf farklılığının ayırt ediciliği sağladığı, öte yandan davacı markası bir bütün olarak tertip edilmişken dava konusu başvurunun ise ayrı ayrı konumlandırıldığı, tüm bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekraren kararı bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124365800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz