6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefile ihbarsız temerrüt faizi işletilemeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1984 E. 2024/1331 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil bulunması halinde, asıl borçlunun temerrüdü kefile ihbar edilmedikçe kefil temerrüt faizinden sorumlu tutulamaz (TTK 7/1); kefilin temerrüdü, ihbarın ulaştığı tarih yerine icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle kabul edilir. Ayrıca, bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen bir itiraz, sonraki ek raporda kabul edilip hesaplamaya yansıtıldığı ve taraf bu ek rapora karşı yeniden itiraz etmediği hâlde, aynı itirazın istinaf sebebi olarak tekrarlanması dinlenmez.

Ele alınan sorunlar

Müteselsil kefilin temerrüde düşme tarihi ve ihbar zorunluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, kefilin sözleşmede yazılı adresine çıkarılan tebligatın adrese ulaştığı tarihten itibaren kefilin temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle alacağa eksik hükmedildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 7/1 uyarınca kefile, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe, oluşan temerrüt faizinden kefil sorumlu tutulamaz. Bu nedenle davalı kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile takip tarihine kadar akdi faiz hesaplama seçeneğine göre karar verilerek, fazla istenilen temerrüt faizi bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesi yerindedir. Davacı vekilinin ileri sürdüğü gibi İİK 68. madde hükmünün asıl borçlu için uygulanması mümkün ise de, müteselsil kefile uygulanamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Akdi ve temerrüt faiz oranının hatalı hesaplandığı iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporlarında akdi faiz oranının %32, temerrüt faiz oranının takip tarihine kadar %41,60 ve takip tarihinden sonra %37,7 olması gerektiğini, bilirkişinin bu oranları dikkate almadığından alacağın eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı vekili, bilirkişinin kök raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları aynen belirtmiş ve dayanak banka kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Bilirkişi, davacının sunduğu belgeleri dikkate alarak ek raporunda davacının itirazını haklı bularak aynen davacının belirttiği faiz oranlarını esas alarak hesaplama yapmıştır. Bu ek rapor davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı vekili buna karşı itirazlarını sunduğu dilekçesinde ve sonraki hiçbir beyanında bu konuya ilişkin itirazda bulunmamıştır. Mahkemece hüküm altına alınan miktarlar ve takipten sonra işleyecek temerrüt faiz oranı (%37,7) bilirkişi raporunda hesaplamaya aynen esas alınmıştır. İcra takibinde işletilmesi talep edilen %37,7 faiz oranı istinafa konu kararda da aynen kabul edildiğinden bu husustaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı ödemesinin mahsubundaki hataya ilişkin re'sen inceleme → tartışılmadı

Gerekçe: Davalı tarafça 08/04/2019 tarihinde yapılan 265.118,32-TL ödemenin borçlunun borcundan mahsup edilmesi doğru değil ise de, bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 7/1 uyarınca müteselsil kefile temerrüt faizi işletilebilmesi için asıl borçlunun ödememesinin kefile ihbar edilmesi gerektiği, ihbar yapılmadıkça kefilin ancak icra takibi tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet temerrüt faizi ihbar zorunluluğu itirazın iptali bilirkişi raporuna itiraz hesap kat ihtarı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 7/1 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 68

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1984

KARAR NO 2024/1331

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/06/2021

NUMARASI 2018/1195 Esas - 2021/425 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/09/2024

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle kredi hesabının kat edildiğini ve 02/10/2018 tarihli hesap kat ihtarıyla borçlu ve kefilin borcu 1 gün içinde ödemesinin istenildiğini, borcun ödenmemesi sebebiyle 642.633,99-TL asıl alacak, 45.333,36-TL işlemiş faiz, 4.021,113-TL bsmv ve 463,89-TL komisyon olmak üzere toplam 692.452,35-TL'nin tahsili için ... sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını ve davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalıların icra takibine itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, temerrütün şartlarının oluşmadığını, borcun muaccel hale gelmediğini, kefilin sorumluluğunun devam edip etmediğinin belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacıyla davalı şirket arasındaki kredi sözleşmesi kapsamında kredi borçlusu davalı şirketin borcunu ödemediği, hesabın kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalı şirkete tebliğ edildiği ancak diğer davalı kefile tebliğ edilemediği, bu nedenle kefilin borç hususunda ihtarla değil icra takibiyle temerrüte düştüğü, işlemiş hesabında bunun dikkate alındığı, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin asıl borçlu şirket yönünden 637.501,88-TL asıl alacak, 17.809,66-TL işlemiş faiz ve 890,48-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 656.202,02-TL üzerinden, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 637.501,88-TL asıl alacak üzerinden, % 37,70 temerrüt faizi ile bunun % 5'i oranında gider vergisi üzerinden devamına;

diğer davalı müteselsil kefil yönünden 635.130,73-TL asıl alacak 15.896,84-TL işlemiş faiz ve 794,84-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 651.822,41-TL üzerinden, takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 37,70 temerrüt faizi, % 5 gider vergisi işletilerek devamına, fazla istemin reddine; kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranda hesaplanan 131.240,40-TL icra inkâr tazminatının (davalı ...'in 130.364,48-TL'den sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; dava açıldıktan sonra davalı tarafça yapılan (19/02/2019 tarihinde yapılan 293.940,75-TL, 08/04/2019 tarihinde yapılan 265.118,32-TL) ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı kefil ...’in bildirdiği adresine yapılacak tebligatların geçerli olduğunu, bu nedenle kefil için de temerrüt tarihinin 04/10/2018 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini; bilirkişi raporunda akdi ve temerrüt faizi oranı hatalı olduğundan alacak miktarının eksik hesaplandığını, buna göre ekte sundukları müvekkili bankanın Kurumsal Krediler Faiz Arşivindeki "24.04.2017 tarihli Kurumsal Kredilerdeki Temerrüt Faiz Oranının Hesaplanması Kararına" göre; akdi faizin %100 fazlası olarak belirlenen temerrüt faiz oranının yerine %30 fazlası olarak uygulanmasına karar verildiği; bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranının hatalı tespit edildiğini; sunulan faiz değişimine ilişkin yönergelere göre ihtarname tarihindeki akdi faizin %32 olduğunu, raporda kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz olarak %16,26 oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ve %32 akdi faiz oranında hesaplama yapılması gerektiğini;

temerrüt faizi açısından da, ihtarname tarihinde akdi faiz oranının %32 olması nedeniyle, ...'ye göre temerrüt faizinin her ne kadar akdi faizin %100 fazlası olarak hesaplanacağı şeklinde sözleşmede hüküm varsa ve yasal olarak bunu talep hakları varsa da, sundukları 24.04.2017 tarihli Karara göre, bu oranın % 100 fazlası olarak değil, % 30 fazlası olarak uygulanarak hesaplandığında temerrüt faizi oranının (32+(32x30/100)=41,6) %41,6 olduğunu, bu bakımdan takip tarihine kadar temerrüt faizinin %41,6 oranı üzerinden hesaplanması gerektiğini; takip tarihinde ise akdi faizin, sundukları faiz değişimine ilişkin yönergeye göre %29'a düştüğünü, açıkladıkları üzere akdi faiz oranına bağlı temerrüt faiz oranının hesaplamasına göre temerrüt faizinin (29+(29x30/100=37,7) %37,7 olduğunu, bu nedenle takip tarihinden sonraki temerrüt faizinin %37,7 oranı üzerinden işlemeye devam etmesi gerektiğini belirterek, kararın reddedilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı kredi asıl borçlusu şirket ve diğer davalı kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.... sayılı dosyasında davacı alacaklı banka tarafından asıl borçlu şirket ve diğer davalı kefile yönelik 06/11/2018 tarihinde genel kredi sözleşmesi kapsamında 642.633,99-TL asıl alacak, 45.333,36-TL işlemiş faiz, 4.021,113-TL ...ve 463,89-TL komisyon olmak üzere toplam 692.452,35-TL'nin asıl alacak için %37.70 işleyecek faizi ve %5 ... ile birlikte tahsili için ilamsız takip yapıldığı ve borçluların itirazı nedeniyle takibin durduğu, Davacı ile davalı şirket arasında 27/03/2018 tarihinde 730.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kredi sözleşmesini davalı ...in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.

Davacı vekili, müteselsil kefilin sözleşmede yazılı adresine çıkartılan tebligat yapılamadığı halde tebliğin adrese ulaştığı tarihten itibaren davalının temerrüte düştüğünü, bu sebeple alacağına eksik hükmedildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 7/1 maddesine göre; kefile, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Dolayısıyla asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe, oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Buna göre davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile takip tarihine kadar akdi faiz hesaplama seçeneğine göre karar verilerek, davacı banka tarafından hak edilmeden fazla istenilen temerrüt faizi bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesi yerindedir.

Davacı vekilinin ileri sürdüğü gibi İİK'nın 68. madde hükmünün asıl borçlu için uygulanması mümkün ise de, müteselsil kefile uygulanamayacağından aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen ikinci istinaf sebebi, bilirkişi raporlarında akdi ve temerrüt faiz oranının düşük ve hatalı tespit edildiği, akdi faiz oranının yıllık %32 olduğu; temerrüt faiz oranının da takip tarihine kadar yıllık %41,60 ve takip tarihinden sonra ise %37,7 oranı üzerinden işlemeye devam etmesi gerektiği, bilirkişinin bu oranları dikkate almadığından alacağın eksik hesaplandığı şeklindedir. Ancak davacı vekili, bilirkişinin 29/09/2019 tarihli kök raporuna karşı sunduğu 17/10/2019 tarihli itiraz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları aynen belirtmiş ve iddiasının dayanağı olan müvekkili banka kayıtlarını da dosyaya sunmuştur.

Bilirkişiden alınan ek raporda, davacı vekilinin sunduğu belgeler dikkate aldığında bu itirazının haklı olduğunu 31/03/2020 tarihli 1. ek raporunda belirterek, aynen davacı vekilinin belirttiği faiz oranlarını dikkate alarak hesaplama yapmıştır.Bilirkişi 1. ek raporu davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı vekili o rapora karşı itirazlarını sunduğu 06/07/2020 tarihli dilekçesinde ve yargılamanın sonraki aşamalarındaki hiç bir beyanında, bu konuya ilişkin bir itirazda bulunmamıştır. Zaten mahkemece hüküm altına alınmış olan miktarlar ve takipten sonra işleyecek temerrüt faiz oranı (%37,7) da, anılan bilirkişi raporunda hesaplamaya aynen esas alınmıştır. Buna göre; davacı alacaklı banka tarafından icra takibinde işletilmesi talep edilen %37,7 faiz oranı istinafa konu kararda da aynen kabul edildiğinden davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan, davaya konu kredi borcu için ..

tarafından 08/04/2019 tarihinde yapılan 265.118,32-TL ödemenin borçlunun borcundan mahsup edilmesi doğru değil ise de, bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden, kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, MK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/111872 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Temyiz istemi usulden reddedildi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6409 E. 2024/8500 K. · Temyiz istemi usulden reddedildi

Kesinlik sınırının altında kalan miktar için temyiz dilekçesinin reddi

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, bölge adliye mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalıyorsa karar temyiz edilemez ve HMK 366 atfıyla 352(1)(b) uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir.

Emsal değeri

Kesinlik sınırının altında kalan miktarda temyiz dilekçesinin reddi gerektiği yönündeki uygulama Yargıtay'ın kendi gerekçesiyle ortaya konmuştur.

Kavramlar: kesinlik sınırı temyiz edilebilirlik temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6409 E.  ,  2024/8500 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1984 Esas, 2024/1331 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1195 E., 2021/425 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 36.250,33 TL (mahsup işlemine konu edilen ve temyiz dilekçesinde belirtilen 265.118,32 TL de dikkate alındığında) olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.