6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme sona ermesine rağmen fatura tahsilatına devam haksız rekabettir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2210 E. 2024/1153 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir ödeme kuruluşunun, fatura üreten kurum ile arasındaki sözleşme ilişkisi sona ermesine ve mevzuat uyarınca tahsilat yapma yetkisi bulunmamasına rağmen o kurum adına fatura tahsilatına devam etmesi, müşterileri yanıltarak kazanç sağlama niteliğinde olup TTK 54 ve 55/1-a-2 kapsamında haksız rekabet oluşturur; bu eylem aynı zamanda ilgili şirketin ticari itibarını zedeliyorsa manevi tazminat talebinin kabulünü gerektirir. Sonraki tarihli mevzuat değişiklikleri, değişiklik öncesindeki eylemlere uygulanamaz.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmesiz fatura tahsilatının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının müvekkiline ait faturaları sözleşmesel ilişki bulunmamasına rağmen tahsil etmeye devam ettiğini, bunun davalının kendisi tarafından da (12.06.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile) ikrar edildiğini, bu nedenle davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 54/1 ve 54/2 uyarınca haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisi, failin yarar sağlaması, kusur veya zarar şartı aranmaz; bu unsurlar ancak tazminat taleplerinde rol oynar. TTK 55/1-a-2 uyarınca kişinin kendisi, ticari işletmesi, iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak ya da bu yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek haksız rekabet eylemidir. Taraflar arasında 21.01.2017 tarihinde akdedilen bayilik sözleşmesinin 26.05.2017 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiği, dava dışı şirketle akdedilen alt acentelik sözleşmesinin de 31.12.2016'da kendiliğinden sona erdiği sabittir. 6493 sayılı Kanunun 14. maddesi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Ödeme Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/6. maddesi uyarınca, fatura ödemelerine aracılık edilebilmesi için ödeme kuruluşunun fatura üreten kurum ile adına tahsilat yapılabileceğine dair sözleşme akdetmesi şarttır. Davalının 12.06.2017 tarihinde fatura tahsilatı yaptığı tarihte bu tür bir sözleşmesi bulunmamaktadır; sonradan bir ödeme kuruluşuyla akdedildiği ileri sürülen sözleşmeye dair tarihsiz sertifika dışında delil sunulmamıştır. Yönetmeliğin 5/7. maddesindeki, bankadan dış hizmet alınması halinde altıncı fıkranın uygulanmayacağına ilişkin hüküm 12.10.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, davalının fatura tahsilatı yaptığı tarihten sonraki bir düzenleme olduğundan, olay tarihindeki eyleme uygulanamaz. Sözleşme ilişkisi sona ermesine ve tahsil yetkisi bulunmamasına rağmen davacı adına fatura tahsilatı yapılması, müşterileri yanıltarak kazanç sağlama niteliğinde olup haksız rekabet oluşturur. Bu eylem aynı zamanda davacı şirketin ticari itibarını zedelediğinden, somut olayın özelliklerine göre manevi tazminat isteminin de kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ödeme kuruluşlarının, fatura üreten kurumla sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra ya da mevzuata uygun bir tahsilat yetkisi olmadan fatura tahsilatına devam etmesinin haksız rekabet oluşturduğuna ve mevzuat değişikliklerinin geçmişe etkili uygulanamayacağına ilişkin tespit yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet manevi tazminat ödeme kuruluşu fatura tahsilatına aracılık sözleşme ilişkisinin sona ermesi TTK 54 TTK 55/1-a-2

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54/1TTK 54/2TTK 55/1-a-2TTK 56 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 58 · 6493 sayılı Kanun — 6493 sayılı Kanun 14 · Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik — Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik 5/6Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik 5/7

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2210

KARAR NO 2024/1153

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/07/2019

NUMARASI 2017/782 Esas 2019/629 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/07/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının müvekkili ile sözleşmesel ilişkisi bulunmadan müvekkili adına fatura tahsilatı yaparak işlem ücreti aldığının tespit edildiğini, 10.04.2014 tarihinde ilgili adreste noter marifetiyle tutulan tutanak ile davalının “... Ihlamurkuyu Veznesi” tabelası bulundurduğunun tespit edildiğini, tespit üzerine davalıya Kartal ... Noterliğinin 22.04.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek haksız rekabete yol açan ihlallere son verilmesinin ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen tabelayı kaldırmadığı gibi tahsilat yapmaya devam ettiğini, nitekim davalının 12.06.2017 tarihinde fatura tahsilatı yaparak komisyon aldığını, Elektrik Piyasası Kanununun 3. maddesi ile EPDK'nın 12.09.2012 tarihli 4019 sayılı kararı uyarınca elektrik piyasasında dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişiliklerce yürütülmesine karar verildiğini, bu çerçevede ...

tarafından yapılan satış, fatura ve tahsilat süreçlerinin müvekkili ... tarafından devralındığını, fatura tahsil yetkisi münhasıran müvekkiline ait olmakla birlikte, banka ve anlaşmalı tahsilat merkezleri üzerinden de yürütüldüğünü, davalının müvekkili adına tahsilat yapabilmesi için müvekkili ile sözleşme yapmasının şart olduğunu, davalının müvekkili ile bir sözleşmesi bulunmamasına rağmen kendisini yetkili tahsilat merkezi gibi göstererek tahsilat faaliyetine devam etmesinin müvekkilinin kişilik haklarına zarar verdiğini belirterek, davalının hukuka aykırı işlemleri durdurularak müvekkili adına tahsilat yapmamasına karar verilmesini, 3.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı; 2014 yılında davacının ihtarı üzerine tabela ve logoların kaldırıldığını, sonraki süreçte 17.03.2016-25.05.2017 arasındaki dönemde davacı ile sözleşme imzalanarak yetkili ödeme noktası olarak hizmet verildiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin 26.05.2017 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, bundan sonra davacının marka ve unvanının kullanılmadığını, müşterilerinin de kendilerinin davacının veznesi olmadığını bildiğini, müşterilerin fatura ödemek istemeleri halinde anlaşmalı banka kanalları üzerinden işlem ücreti karşılığında aracılık yaptıklarını, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda; davalının 2014 yılında ihtar sonrası logo ve ibareleri kaldırdığı, 17/03/2016-25/05/2017 tarihleri arasındaki dönemde davacı ile sözleşme imzaladığı ve hizmetin bu kapsamda verildiği, dosyaya sunulan fotoğraflarda davalının veznesinde ... logosunun bulunmadığının tespit edildiği, davacının, davalının unvanını ve logosunu kullandığını gösteren tabela, evrak veya tanıtıcı unsurlara ait delil sunmadığı, ihtarname sonrası davalının logoları kaldırdığı, davalının haksız rekabet içeren bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili;

10. 04.2014 tarihinde ilgili adreste noter marifetiyle tutulan tutanak ile davalının müvekkilinin unvanını haksız olarak kullandığının tespit edildiğini, davalı ile sözleşmesel ilişkiyi kabul etmemekle birlikte, dosyaya sundukları tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere davalı tarafından 12.06.2017 tarihinde tahsilat yapılmaya devam edildiğini, davalının da müvekkiline ait tahsilatları yaptığını ikrar ettiğini, bu nedenle davanın haklılığının ispatlandığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır.

Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.

maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK’nın 55/1-a-2 maddesinde; Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", haksız rekabet eylemi olarak düzenlenmiştir. Somut olayda; davalının, davacı şirketin unvanını kullanmak suretiyle davacıya ait fatura tahsilatı yaptığı, davacı tarafça noter aracılığıyla yerinde yapılan tespitte davalının davacıya ait tabela ve logoyu kullandığının tespit edildiği, davacı tarafından keşide edilen 22.04.2014 tarihli ihtar ile davalıya eylemlerine son verilmesinin ihtar edildiği, ihtar üzerine davalı tarafından davacının unvanı bulunan logo ve tabelaların kaldırıldığı, taraflarca düzenlenen 26.05.2017 tarihli fesih protokolünden anlaşılacağı üzere taraflarca 21.01.2017 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi akdedildiği, ancak bu sözleşmenin 26.05.2017 tarihinde karşılıklı feshedildiği, davalının dava dışı ...

şirketiyle akdetmiş olduğu alt acentelik sözleşmesinin de 31.12.2016 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, 12.06.2017 tarihli tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere sözleşmenin feshine rağmen davalının davacı faturalarını tahsil etmeye devam ettiği, bu durumun davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. 6493 sayılı kanunun 14. maddesinde, bu kanun kapsamında ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen ödeme kuruluşunun, TCMB'den izin almak kaydıyla faaliyette bulunabileceği düzenlenmiştir.

27. 06.2014 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 5/6 maddesine göre ise Kanunun 12/1-e bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapması şarttır. Buna göre somut olayda davalının davacı adına fatura tahsilatı yaptığı 12.06.2017 tarihi itibariyle, yönetmelik kapsamında tahsilat yapma yetkisi veren bir sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça daha sonra ... ödeme kuruluşu ile akdedilen sözleşme kapsamında faaliyet yürütüldüğü ileri sürülmüşse de;

fatura tarihi itibariyle bu şekilde bir sözleşme akdedildiği hususunda tarihsiz bir sertifika dışında dosyada herhangi bir delil bulunmamakla birlikte, aynı yönetmeliğin 5/7 maddesinde yapılan ve kanunun 12/e bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkranın uygulanmayacağına dair hüküm, davalının fatura tahsilatı yaptığı tarihten sonra 12.10.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle anılan değişiklik öncesine ilişkin eylem bakımından söz konusu hükmün uygulanması mümkün değildir. Davalı tarafından davacı ile sözleşme ilişkisi sona ermesine ve davacı adına fatura tahsil yetkisi bulunmamasına rağmen, davacı adına fatura tahsilatı yapıldığı sabit olmakla, davalının davacı adına fatura tahsilatı yapmak suretiyle müşterileri yanıltarak kazanç sağlaması eylemi, haksız rekabet oluşturmaktadır.

Yine davalının haksız rekabet eyleminin davacı şirketin ticari itibarını zedelediğinin kabulü gerekmekte olup, somut olayın özelliklerine göre davacının manevi tazminat isteminin de kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/782 Esas 2019/629 Karar sayılı 04/07/2019 tarihli kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,"Davanın kabulüne, davalının sözleşme yapmadan davacı şirket adına fatura tahsilatı yapma eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile söz konusu haksız rekabet eyleminin önlenmesine, 3.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Haksız rekabetin tesbiti ve manevi tazminat istemi yönünden; Alınması gereken 855,20-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 51,24-TL harcın mahsubuna, ile bakiye 803,96-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye ödenmesine, Davacı tarafça yapılan 915-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı vekili için haksız rekabetin tesbiti için takdir olunan 17.900-TL ,manevi tazminat istemi için takdir olunan 3.000- TL olmak üzere toplam 20.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Yatırılan 51,23-TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 48,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/07/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/111416 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.