Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/888 E. 2024/9093 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senetlerine özgü takip↗ ticari defter delili↗ teminat bonosu↗ tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ ticari defter ibrazı↗ mal kaçırma↗ mazeret↗ ticari defter incelemesi↗ organik bağ↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ muvazaa↗ hakkın kötüye kullanılması↗ yemin↗ ara karar↗ kesin süre↗ dürüstlük kuralı↗ genel kredi sözleşmesi↗ tüzel kişilik↗ usulden reddi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/557 E., 2020/652 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Bankanın 11.07.2012 tarihinde davalı ...... Ltd. Şti'ne genel kredi sözleşmesi gereğince kredi kullandırdığını ve borcun ödenmemesi üzerine anılan şirket hakkında girişilen Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyasında dosya borcunun tahsil edilemediğini, bu davalının diğer davalı üzerinden işlem yaptığının öğrenildiğini, davalıların bir dönem aynı adresi kullandıklarını, ihalelerin diğer davalı tarafından tamamlandığını, iki davalı arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek tüzel kişilik perdesi aralanarak şimdilik 2.988.242,99 TL nakdi ve 1.303.600,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 4.291.842,99 TL’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığını ve ayrıca 20.000.000 TL bedelli teminat bonosu ile 2.000.000,00 TL alacak talepli olarak Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2016/11245 E. sayılı takip dosyasından kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi yaptığını; davacının takip dosyalarından tahsilatını yapabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesi aralanarak alacağın tahsili, istemiyle açılan davada, davacı bankanın, davalı ... Şirketi hakkında; hem Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasından, toplam 4.374.300,31 TL alacağın tahsili için takip başlatarak davalılara "icra emri' yolladığı hem de akabinde 'tüzel kişilik perdesinin aralanması" istemli eldeki davada ... Şirketinden alacağın tahsilini istediği, davacı vekilinin 17.11.2020 tarihli oturumda, eldeki davanın dayanağının Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyası olduğunu beyan ettiği ve bu beyanını imzaladığı, dolayısıyla, davalı ... Şirketi yönünden, dava konusu alacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu edildiği, takip dosyasından icra emri yollandığı ve kesinleştiği belirlenmekle, aynı alacağın bu kez dava yoluyla ileri sürülmesinde korunması gereken hukukî yararın bulunmadığı, bu sebeple anılan davalı hakkındaki davanın, "hukukî yarar" dava koşulu yokluğundan ötürü usulden reddi gerektiği, diğer davalı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğu ve "tüzel kişilik perdesinin aralanması" istemli iddianın kanıtlanmasının, davacı bankaya ait olduğu, davacı vekilinin talebi üzerine TOKİ'ye 21.02.2019 tarihinde yazılan yazıya
TOKİ tarafından 06.03.2019 tarihinde verilen yanıtta, ... Şirketinden bahsedilmediği, davacı vekili, her ne kadar yeniden aynı konuda yazı yazılmasını istemiş ise de idarenin mevcut yanıtı karşısında istemin yerinde görülmediği, bilirkişi heyeti raporundan; ... Şirketinin 19.07.2006 tarihinde (224876) sicil numarasına kayıtlı olarak "Aşağı ... Mah., 1322. Cad., 29/6 .../Ankara" adresinde faaliyette bulunduğunun, son ortaklarının ... ve ... olduğunun, ... Şirketinin ise 01.11.2011 tarihinde (304763) sicil numarasına kayıtlı olarak "Çetin Emeç Bulvarı, A.... 1322. Cad., No:45/5 .../..." adresinde kurulduğunun; 24/11/2015 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre "Ayaş Yolu, 32.Km., Yakut Mah., No:125 Yenikent Sincan/Ankara" geldiği ve son alarak 16/01/2018 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre "Aşağı ... Mah., 1322. Cad., ... Apt., 29/6 .../..." adresinde faaliyette olduğunun anlaşıldığı, somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden ve bilirkişilerin incelemelerinden; iki şirketin de aynı adresi kullanması dışında herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı; bu hususun yalnız başına iki şirket arasındaki organik bağı kanıtlayamacağı; davalı ... Şirketinin üstlendiği ihalelerin (iş) tamamlanmayıp davalı ... Şirketine devir edildiğine ilişkin iddianın ve davacı bankanın, tüzel kişilik perdesinin aralanması talebini haklı kılacak şekilde muvazaalı işlemlerin davacı banka tarafından kanıtlanmadığı, gerekçesiyle davalı .....Ltd. Şti. hakkındaki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı .....Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketler arasındaki tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılarak kredi alacağının davalılardan müteselsilen tahsili istemine istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 220 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı vekili, müvekkiline borçlu olan davalı .....Ltd. Şti. ile diğer davalı Eramka .. Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğunu, davalı Eramka .. Ltd. Şti.'nin hakim hissedarı ve yetkilisinin diğer davalı Şirket'in hakim hissedarının oğlu olduğunu, davalı Şirketlerin hali hazırda aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, davalıların, .....Ltd. Şti.'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ederek ... firmasının mal varlığını diğer davalıya aktardıklarını, bu kapsamda yapılan işlemlerden birisinin de ... firmasının TOKİ'den üstlendiği ihalelerinin Eramka firmasına devredilmesi olduğunu ileri sürerek tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davacının davalı ... firmasından olan alacağının diğer davalıdan tahsilini istemiştir.
3.Somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturabilmesi için "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden" bahsedilmesinde yarar bulunmaktadır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu kavram, herhangi bir kanuni düzenlemede yer almamakla birlikte doktrin ve Yargıtay kararları ile ortaya çıkmış olup asıl dayanağı 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasında önemli kavramlardan biri organik bağ kavramıdır. Şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı, şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak şirketler arasında organik bağ bulunması yani şirketlerin tüm veya bazı ortaklarının aynı olması, ortakların akraba olması ve benzeri durumlar tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Şirketler arasında organik bağın varlığı ile birlikte tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın aslında hukuki ilişkinin tarafı olmayan başka bir şirketten talep edilebilmesi için alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
4.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, toplanan delillerden, davalı şirketlerin hakim hissedarları arasında davacı yanca iddia edildiği şekilde akrabalık bağı olduğu, davalı Şirketlerin halihazırda aynı adreste faaliyet gösterdikleri her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere tüzel kişilik perdesinin kaldırılabilmesi için sadece organik bağ bulunması yeterli olmayıp alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle tespiti gerekmektedir. Davacı ispat için davalıların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davacının iddialarının araştırılması için davalı Şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 13.02.2018 tarihli celsenin (5) numaralı ara kararıyla, davalı şirketlere verilen kesin süre içerisinde defterlerin sunulmaması halinde defter sunmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve dosya kapsamı ile karar verileceği ihtar edilerek ticari defterlerini sunmalarını kesin süre verilmiş, davalı Eramka firmasının defterlerini sunmaması sebebiyle bu inceleme yapılamamıştır. Hemen belirtmek gerekir ki İlk Derece Mahkemesince, ticari defterlerin sunulması için oluşturulan ara karar ve yapılan ihtar 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine uygun değildir. Zira, bu durumda yapılması gereken ihtar, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve dosya kapsamına göre karar verileceği değil, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği olmalıdır.
5.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalıların ticari defterlerinin ibrazı için 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine göre işlem yapılması, bu kapsamda, anılan hükümde gösterildiği şekilde, davalılara ticari defterlerin ibrazı için, defterlerin verilen süre içerisinde geçerli bir mazeret gösterilmeksizin ibraz edilmemesi veya defterin elinde bulunduğunu inkar etmesi halinde bu hususta teklif edilecek yemini kabul veya icra etmemesi halinde duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği de ihtar edilerek kesin süre verilmesi, davalıların ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, somut olayın özelliklerine göre davalıların ticari defterlerinin içeriği konusunda davacının beyanının kabul edilip edilemeyeceğin takdir edilmesi, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde ise davalıların ticari defterleri incelenerek davalı ... firmasının mal varlığının diğer davalıya aktarılıp aktarılmadığı, davalı şirketlerin mal varlıklarının birbirlerine karışıp karışmadığı, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetle işlemler yapılıp yapılmadığı belirlenip tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6034 E. 2024/9437 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · muvazaa · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaŞirketi arasında «organik bağ» bulunduğu ve "«tüzel kişilik perdesinin aralanması»" istemli iddianın kanıtlanmasının, davacı bankaya ait olduğu, davacı vekilinin talebi üzerine TOKİ'ye 21.02.2019 tarihinde yazılan yazıya TOKİ tarafından 06.03.2019 tarihinde verilen yanıtta, ...
Şirketine devir edildiğine ilişkin iddianın ve davacı bankanın, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» talebini haklı kılacak şekilde «muvazaalı» işlemlerin davacı banka tarafından kanıtlanmadığı, gerekçesiyle davalı .....Ltd.
Şti.'nin alacaklılarından «mal kaçırmak» amacıyla birlikte hareket ederek ... firmasının mal varlığını diğer davalıya aktardıklarını, bu kapsamda yapılan işlemlerden birisinin de ... firmasının TOKİ'den üstlendiği ihalelerinin Eramka firmasına devredilmesi olduğunu ileri sürerek «tüzel kişilik perdesinin aralanması» suretiyle davacının davalı ... firmasından olan alacağının diğer davalıdan tahsilini istemiştir.
Benzer bu karardaGrup Turizm İşletmeleri A.Ş. ile davalı şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu ve alacaklılardan «mal kaçırmak» amacıyla bu şirketlerin iş birliği yaptığı gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» suretiyle davacı alacağının davalı şirketlerden tahsili talebine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca batıklık · iflas erteleme · sermaye artırımı · müteselsil sorumluluk · iflas · dosya masrafı
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «iflas erteleme» sürecinde «sermaye artırımına» gittiğini, şirketler arasında «organik bağ» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/3 E., 2017/103 K. sayılı ilamına dayalı olarak 398.106,63 TL alacaklı olduğunu, borçlu şirket hakkında «iflas erteleme» tedbir kararı bulunduğundan icra takibine geçilemediğini, borçlu şirketin Bakırköy 6.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/888 E. , 2024/9093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/346 Esas, 2023/1716 Karar
DAVALILAR 1.... Hafriyat Nakliyat İnşaat Tarım Hayvancılık Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...
2.... İnşaat Taahhüt Proje Makine ve Jeoloji Müh. Basın Yayıncılık Turizm Kozmetik Tarım Hayvancılık İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/557 E., 2020/652 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Bankanın 11.07.2012 tarihinde davalı ...... Ltd. Şti'ne genel kredi sözleşmesi gereğince kredi kullandırdığını ve borcun ödenmemesi üzerine anılan şirket hakkında girişilen Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyasında dosya borcunun tahsil edilemediğini, bu davalının diğer davalı üzerinden işlem yaptığının öğrenildiğini, davalıların bir dönem aynı adresi kullandıklarını, ihalelerin diğer davalı tarafından tamamlandığını, iki davalı arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek tüzel kişilik perdesi aralanarak şimdilik 2.988.242,99 TL nakdi ve 1.303.600,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 4.291.842,99 TL’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığını ve ayrıca 20.000.000 TL bedelli teminat bonosu ile 2.000.000,00 TL alacak talepli olarak Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2016/11245 E. sayılı takip dosyasından kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi yaptığını; davacının takip dosyalarından tahsilatını yapabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesi aralanarak alacağın tahsili, istemiyle açılan davada, davacı bankanın, davalı ... Şirketi hakkında; hem Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasından, toplam 4.374.300,31 TL alacağın tahsili için takip başlatarak davalılara "icra emri' yolladığı hem de akabinde 'tüzel kişilik perdesinin aralanması" istemli eldeki davada ... Şirketinden alacağın tahsilini istediği, davacı vekilinin 17.11.2020 tarihli oturumda, eldeki davanın dayanağının Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/11962 E. sayılı takip dosyası olduğunu beyan ettiği ve bu beyanını imzaladığı, dolayısıyla, davalı ...
Şirketi yönünden, dava konusu alacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu edildiği, takip dosyasından icra emri yollandığı ve kesinleştiği belirlenmekle, aynı alacağın bu kez dava yoluyla ileri sürülmesinde korunması gereken hukukî yararın bulunmadığı, bu sebeple anılan davalı hakkındaki davanın, "hukukî yarar" dava koşulu yokluğundan ötürü usulden reddi gerektiği, diğer davalı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğu ve "tüzel kişilik perdesinin aralanması" istemli iddianın kanıtlanmasının, davacı bankaya ait olduğu, davacı vekilinin talebi üzerine TOKİ'ye 21.02.2019 tarihinde yazılan yazıya
TOKİ tarafından 06.03.2019 tarihinde verilen yanıtta, ... Şirketinden bahsedilmediği, davacı vekili, her ne kadar yeniden aynı konuda yazı yazılmasını istemiş ise de idarenin mevcut yanıtı karşısında istemin yerinde görülmediği, bilirkişi heyeti raporundan; ... Şirketinin 19.07.2006 tarihinde (224876) sicil numarasına kayıtlı olarak "Aşağı ... Mah., 1322. Cad., 29/6 .../Ankara" adresinde faaliyette bulunduğunun, son ortaklarının ... ve ... olduğunun, ... Şirketinin ise 01.11.2011 tarihinde (304763) sicil numarasına kayıtlı olarak "Çetin Emeç Bulvarı, A.... 1322. Cad., No:45/5 .../..." adresinde kurulduğunun; 24/11/2015 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre "Ayaş Yolu, 32.Km., Yakut Mah., No:125 Yenikent Sincan/Ankara" geldiği ve son alarak 16/01/2018 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre "Aşağı ...
Mah., 1322. Cad., ... Apt., 29/6 .../..." adresinde faaliyette olduğunun anlaşıldığı, somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden ve bilirkişilerin incelemelerinden; iki şirketin de aynı adresi kullanması dışında herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı; bu hususun yalnız başına iki şirket arasındaki organik bağı kanıtlayamacağı; davalı ... Şirketinin üstlendiği ihalelerin (iş) tamamlanmayıp davalı ... Şirketine devir edildiğine ilişkin iddianın ve davacı bankanın, tüzel kişilik perdesinin aralanması talebini haklı kılacak şekilde muvazaalı işlemlerin davacı banka tarafından kanıtlanmadığı, gerekçesiyle davalı .....Ltd. Şti. hakkındaki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı .....Ltd.
Şti. hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketler arasındaki tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılarak kredi alacağının davalılardan müteselsilen tahsili istemine istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 220 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı vekili, müvekkiline borçlu olan davalı .....Ltd. Şti. ile diğer davalı Eramka .. Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğunu, davalı Eramka .. Ltd. Şti.'nin hakim hissedarı ve yetkilisinin diğer davalı Şirket'in hakim hissedarının oğlu olduğunu, davalı Şirketlerin hali hazırda aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, davalıların, .....Ltd. Şti.'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ederek ... firmasının mal varlığını diğer davalıya aktardıklarını, bu kapsamda yapılan işlemlerden birisinin de ... firmasının TOKİ'den üstlendiği ihalelerinin Eramka firmasına devredilmesi olduğunu ileri sürerek tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davacının davalı ... firmasından olan alacağının diğer davalıdan tahsilini istemiştir.
3.Somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturabilmesi için "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden" bahsedilmesinde yarar bulunmaktadır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu kavram, herhangi bir kanuni düzenlemede yer almamakla birlikte doktrin ve Yargıtay kararları ile ortaya çıkmış olup asıl dayanağı 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasında önemli kavramlardan biri organik bağ kavramıdır.
Şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı, şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak şirketler arasında organik bağ bulunması yani şirketlerin tüm veya bazı ortaklarının aynı olması, ortakların akraba olması ve benzeri durumlar tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir.
Şirketler arasında organik bağın varlığı ile birlikte tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın aslında hukuki ilişkinin tarafı olmayan başka bir şirketten talep edilebilmesi için alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
4.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, toplanan delillerden, davalı şirketlerin hakim hissedarları arasında davacı yanca iddia edildiği şekilde akrabalık bağı olduğu, davalı Şirketlerin halihazırda aynı adreste faaliyet gösterdikleri her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere tüzel kişilik perdesinin kaldırılabilmesi için sadece organik bağ bulunması yeterli olmayıp alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle tespiti gerekmektedir. Davacı ispat için davalıların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davacının iddialarının araştırılması için davalı Şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 13.02.2018 tarihli celsenin (5) numaralı ara kararıyla, davalı şirketlere verilen kesin süre içerisinde defterlerin sunulmaması halinde defter sunmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve dosya kapsamı ile karar verileceği ihtar edilerek ticari defterlerini sunmalarını kesin süre verilmiş, davalı Eramka firmasının defterlerini sunmaması sebebiyle bu inceleme yapılamamıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki İlk Derece Mahkemesince, ticari defterlerin sunulması için oluşturulan ara karar ve yapılan ihtar 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine uygun değildir. Zira, bu durumda yapılması gereken ihtar, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve dosya kapsamına göre karar verileceği değil, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği olmalıdır.
5.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalıların ticari defterlerinin ibrazı için 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine göre işlem yapılması, bu kapsamda, anılan hükümde gösterildiği şekilde, davalılara ticari defterlerin ibrazı için, defterlerin verilen süre içerisinde geçerli bir mazeret gösterilmeksizin ibraz edilmemesi veya defterin elinde bulunduğunu inkar etmesi halinde bu hususta teklif edilecek yemini kabul veya icra etmemesi halinde duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği de ihtar edilerek kesin süre verilmesi, davalıların ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, somut olayın özelliklerine göre davalıların ticari defterlerinin içeriği konusunda davacının beyanının kabul edilip edilemeyeceğin takdir edilmesi, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde ise davalıların ticari defterleri incelenerek davalı ...
firmasının mal varlığının diğer davalıya aktarılıp aktarılmadığı, davalı şirketlerin mal varlıklarının birbirlerine karışıp karışmadığı, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetle işlemler yapılıp yapılmadığı belirlenip tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ile (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 17.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112894000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz