Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4747 E. 2024/9398 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uzamış ceza zamanaşımı↗ ceza zamanaşımı↗ vekâlet ücreti↗ ticari faiz↗ mirasçılık↗ dolandırıcılık↗ vade↗ protokol↗ kâr payı↗ haciz↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği; uzamış ceza zamanaşımı süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan ...'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza yetkisini kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400,00 USD'lik 10 adet senedi kayınpederi olan ...'a verdiği, vadesi geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete teslim edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli protokol düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin Hazine Müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı teminata haciz konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafın, tazminat istemine dayanak yapılan zarar sebeplerini 13.12.2007 ve 25.09.2014 tarihli dilekçeleri ile açıkladığı, buna göre döviz bürosu faaliyet izin belgesinin iptali ile oluşan zarar, zamanında ödenmeyen vergi borçlarına uygulanan gecikme zammı, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyasına yapılan ödeme, davalının murisinin şahsi borçlarından ve şirketi dolandırmaya yönelik fiillerinden dolayı şirketi temsil eden avukatlara ödenen vekalet ücretleri nedeniyle uğranılan maddi zarar olarak belirtildiği, davalının murisi olan ...'nin, şirketi borca sokan ve protokole aykırı olan borçlandırıcı işlemleri sebebiyle 92.993,25 TL vergi borcu ve gecikme zammı zararı, 73.813,12 TL İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyası sebebiyle doğan zarar, 3.658,80 TL vekâlet ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek mirasçısı olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden, 220.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki payının şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 09.10.2023 tarihli, 2022/5015E. ve 2023/5695K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ...’nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5015 E. 2023/5695 K.
Ortak:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · ticari faiz · mirasçılık · dolandırıcılık · vade · protokol · kâr payı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği; «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan ...'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza «yetkisini» kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400,00 USD'lik 10 adet senedi kayınpederi olan ...'a verdiği, «vadesi» geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete «teslim» edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli «protokol» düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin Hazine Müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı «teminata» «haciz» konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğ …
… let ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek «mirasçısı» olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden, 220.000,00 TL'nin «ıslah» tarihi olan 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki «payının» şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak «ticari faiz» ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 09.10.2023 tarihli, 2022/5015E. ve 2023/5695 …
İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyasına yapılan ödeme, davalının murisinin şahsi borçlarından ve şirketi «dolandırmaya» yönelik fiillerinden dolayı şirketi «temsil» eden avukatlara ödenen vekalet ücretleri nedeniyle uğranılan maddi zarar olarak belirtildiği, davalının murisi olan ...'nin, şirketi borca sokan ve «protokole» aykırı olan borçlandırıcı işlemleri sebebiyle 92.993,25 TL vergi borcu ve gecikme zammı zararı, 73.813,12 TL İzmir 13.
Benzer bu kararda… let ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek «mirasçısı» olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 09.10.2007, 220.000,00 TL'nin «ıslah» tarihi olan 10.10.2014 tarihine itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki «payının» şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar ver …
… n dava dosyaları, bilirkişi raporları dikkate alındığında, zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği; «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla, davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan Mustafa Muhsin Karse'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza «yetkisini» kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400 $’lık 10 adet senedi kayınpederi olan M.
Necati Ersoy isminde bir şahsa düzenleyip verdiği, «vadesi» geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete «teslim» edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli «protokol» düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin hazine müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı «teminata» «haciz» konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr mahrumiyeti · müteselsil sorumluluk · tazminat davası · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · iptal davası · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilmiş olan dava reddedilmişken, reddedilen davaya dayanılarak ikame edilmiş işbu davanın yasal dayanağı bulunmadığını, «zamanaşımı» itirazının reddine karar verilmişse de bu hususta açık bir hataya düşüldüğünün, olayın 2000 yılında vuku bulduğu, davanın ise 2007 yılında ikame edildiği, zamanışımı süresinin dolduğu ortada olup, yerel mahkeme tarafından zamanaşımı süresi hatalı değerlendirildiğini, şirketin müvekkil aleyhine dava açabilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun toplanıp, dava açmaya karar vermesi gerektiği ve bu davanın da genel kurul kararından sonra bir ay içinde şirket denetçileri tarafından açılması gerektiğini, dosya kapsamında alınmış olan raporlarda vergi asıllarının ve faizlerinin ödenmemesinde 2001 ve 2002 tarihlerinde görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu belirtilmişse de; davanın sadece müteveffanın «mirasçısı» sıfatı ile müvekkile yönetildiğini, bilirkişi raporları doğrultusunda da davanın sadece müvekkile yöneltilemeyeceğinin sabit olduğu fakat yerel mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, «ıslah» tarihinde ıslah edilmiş miktarın da zamanaşımına uğradığını, davacının kendisini bir avukat aracılığı ile «temsil» etmemesi sebebiyle yerel mahkeme tarafından verilmiş olan nispi vekâlet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan Mustafa Muhsin Karse'nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
2011/244 K. sayılı «tazminat davası» ikame edildiği, dava reddedildiği ve kararın kesinleştğini, işbu dava ise müteveffanın düzenlediği iddia olunan senetlerin davacı şirket tarafından ödenmesi sebebiyle meydana getirdiği zarar talebi olduğunu, bu hususa ilişkin itirazlarının ise; zararın meydana geldiği iddia edilen İstanbul 19.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5015 E. 2023/5695 K.
Ortak:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · ticari faiz · mirasçılık · dolandırıcılık · vade · protokol · kâr payı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği; «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan ...'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza «yetkisini» kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400,00 USD'lik 10 adet senedi kayınpederi olan ...'a verdiği, «vadesi» geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete «teslim» edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli «protokol» düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin Hazine Müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı «teminata» «haciz» konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğ …
… let ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek «mirasçısı» olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden, 220.000,00 TL'nin «ıslah» tarihi olan 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki «payının» şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak «ticari faiz» ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 09.10.2023 tarihli, 2022/5015E. ve 2023/5695 …
İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyasına yapılan ödeme, davalının murisinin şahsi borçlarından ve şirketi «dolandırmaya» yönelik fiillerinden dolayı şirketi «temsil» eden avukatlara ödenen vekalet ücretleri nedeniyle uğranılan maddi zarar olarak belirtildiği, davalının murisi olan ...'nin, şirketi borca sokan ve «protokole» aykırı olan borçlandırıcı işlemleri sebebiyle 92.993,25 TL vergi borcu ve gecikme zammı zararı, 73.813,12 TL İzmir 13.
Benzer bu kararda… let ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek «mirasçısı» olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 09.10.2007, 220.000,00 TL'nin «ıslah» tarihi olan 10.10.2014 tarihine itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki «payının» şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar ver …
… n dava dosyaları, bilirkişi raporları dikkate alındığında, zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği; «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla, davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan Mustafa Muhsin Karse'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza «yetkisini» kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400 $’lık 10 adet senedi kayınpederi olan M.
Necati Ersoy isminde bir şahsa düzenleyip verdiği, «vadesi» geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete «teslim» edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli «protokol» düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin hazine müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı «teminata» «haciz» konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr mahrumiyeti · müteselsil sorumluluk · tazminat davası · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · iptal davası · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilmiş olan dava reddedilmişken, reddedilen davaya dayanılarak ikame edilmiş işbu davanın yasal dayanağı bulunmadığını, «zamanaşımı» itirazının reddine karar verilmişse de bu hususta açık bir hataya düşüldüğünün, olayın 2000 yılında vuku bulduğu, davanın ise 2007 yılında ikame edildiği, zamanışımı süresinin dolduğu ortada olup, yerel mahkeme tarafından zamanaşımı süresi hatalı değerlendirildiğini, şirketin müvekkil aleyhine dava açabilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun toplanıp, dava açmaya karar vermesi gerektiği ve bu davanın da genel kurul kararından sonra bir ay içinde şirket denetçileri tarafından açılması gerektiğini, dosya kapsamında alınmış olan raporlarda vergi asıllarının ve faizlerinin ödenmemesinde 2001 ve 2002 tarihlerinde görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu belirtilmişse de; davanın sadece müteveffanın «mirasçısı» sıfatı ile müvekkile yönetildiğini, bilirkişi raporları doğrultusunda da davanın sadece müvekkile yöneltilemeyeceğinin sabit olduğu fakat yerel mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, «ıslah» tarihinde ıslah edilmiş miktarın da zamanaşımına uğradığını, davacının kendisini bir avukat aracılığı ile «temsil» etmemesi sebebiyle yerel mahkeme tarafından verilmiş olan nispi vekâlet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan Mustafa Muhsin Karse'nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
2011/244 K. sayılı «tazminat davası» ikame edildiği, dava reddedildiği ve kararın kesinleştğini, işbu dava ise müteveffanın düzenlediği iddia olunan senetlerin davacı şirket tarafından ödenmesi sebebiyle meydana getirdiği zarar talebi olduğunu, bu hususa ilişkin itirazlarının ise; zararın meydana geldiği iddia edilen İstanbul 19.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11746 E. 2014/17362 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece, «şirketi zarara» sokan işlemlerin davalı ...'ın denetçi olduğu dönemde gerçekleşmediği gerekçesiyle bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılara aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karar davacı vekili, davalılar ..., ..., ...‘nın temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4747 E. , 2024/9398 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2021/184 Esas, 2022/151 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı bozan Dairenin kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin döviz alım ve satım işleri yapan bir şirket olduğunu, döviz alım ve satım faaliyet izninin iptal edilmesi sebebiyle ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. olan unvanının ... Gümüş Altın ve Kuyumculuk Tic. A.Ş olarak değiştirildiğini, davalının murisi ...’in müvekkili şirketin %48 hissedarı iken şirketteki imza yetkisini kullanarak şirketin borçlu olduğu toplam 28.400,00 USD'lik 10 adet senedi kayınpederi olan ...'a verdiğini, bu şahsın senetlerin gününde ödenmemesi sebebiyle icra takibine başvurduğunu ve müvekkili şirketin Hazine Müsteşarlığından döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı teminata haciz koydurduğunu, şirketin faaliyet izninin durdurulmasının da bu sebeple olduğunu, Hazine Müsteşarlığınca şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğini, şirketin döviz alım satım işleminin iptal edilmesinde davalının murisinin kusurlu olduğunu ve mirası red etmeyen davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 230.000,00 TL 'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamaşımından ve esastan reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği; uzamış ceza zamanaşımı süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan ...'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza yetkisini kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400,00 USD'lik 10 adet senedi kayınpederi olan ...'a verdiği, vadesi geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete teslim edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli protokol düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin Hazine Müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı teminata haciz konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafın, tazminat istemine dayanak yapılan zarar sebeplerini 13.12.2007 ve 25.09.2014 tarihli dilekçeleri ile açıkladığı, buna göre döviz bürosu faaliyet izin belgesinin iptali ile oluşan zarar, zamanında ödenmeyen vergi borçlarına uygulanan gecikme zammı, İzmir 13.
İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyasına yapılan ödeme, davalının murisinin şahsi borçlarından ve şirketi dolandırmaya yönelik fiillerinden dolayı şirketi temsil eden avukatlara ödenen vekalet ücretleri nedeniyle uğranılan maddi zarar olarak belirtildiği, davalının murisi olan ...'nin, şirketi borca sokan ve protokole aykırı olan borçlandırıcı işlemleri sebebiyle 92.993,25 TL vergi borcu ve gecikme zammı zararı, 73.813,12 TL İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyası sebebiyle doğan zarar, 3.658,80 TL vekâlet ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek mirasçısı olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden, 220.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki payının şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 09.10.2023 tarihli, 2022/5015E.
ve 2023/5695K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ...’nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
V. SONUÇ
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE, davacıdan alınması gereken karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112863000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz