Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4290 E. 2023/3502 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hava yolu taşıma sözleşmesi↗ hava yolu ile taşıma↗ ödeme def'i↗ münhasır yetki↗ genel yetki↗ ticari teamül↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ hava taşıması↗ yetki sözleşmesi↗ navlun bedeli↗ imza inkarı↗ iyiniyet kuralı↗ lehdar↗ teamül↗ tanıma↗ yetki itirazı↗ yazılı delil↗ hakkın kötüye kullanılması↗ navlun↗ lehtar↗ iyiniyet↗ münhasırlık↗ eş rızası↗ taşıma sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ ispat yükü↗ def'i↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ temerrüt faizi↗ yetki↗ taahhütname↗ taşıyan↗ temerrüt↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Birleşik Arap Emirlikleri hukukuna göre kurulan ve hava taşımacılığı alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, taraflar arasında akdedilen 31.03.2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalının müşterisine ait yükü 06.04.2016 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Abu Dhabi’ye taşımayı üstlendiğini, davalı tarafın bu taşıma karşılığında sözleşmenin 10. maddesi uyarınca 65.000,00 USD'yi müvekkili şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin üstlendiği tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin sözleşme bedeli ödemediğini, temerrüde düştüğünü ileri sürerek 65.000,00 USD'nin 04.04.2016 tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme gereği Abu Dhabi mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafından charter ücreti ödenmeden uçağa yükleme yapılamayacağını, eşyanın taşınamayacağını ve alıcısına teslim edilmeyeceğini, taşıma ücretinin davacının bildirdiği hesaba ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2016 tarih, 2016/724 E., ve 2016/954 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca uyuşmazlığın Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına göre çözüleceği, yargı yerinin Abu Dhabi yetkili mahkemesi olduğu, somut olayda Türk Mahkemesinin yargı hakkının bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlık açısından Mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2017 tarih, 2017/44 E., ve 2017/39 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki 31.03.2016 tarihli “Çarter Kiralama Sözleşmesi” isimli hava yolu taşıma sözleşmesinin “Uygulanabilir Hukuk” başlıklı 14. maddesinde "İşbu sözleşme ve onun ifası, Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına tabi olacaktır. İşbu sözleşmeden veya onun ifasından doğan anlaşmazlıklar ile görüş ayrılıkları, tarafların vekilleri arasındaki görüşmeler yoluyla çözülecektir. Ancak bu şekilde anlaşma sağlanamadığı takdirde Abu Dhabi, Birleşik Arap Emirlikleri yetkili mahkemesinde dava açılacaktır" şeklinde düzenleme bulunduğu, genel olarak yetki sözleşmesinin tarafların iradi olarak ihtilafların çözümleneceği mahkemeyi seçebilme imkânlarını ifade ettiği, başka bir ifadeyle yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, böylece bu sözleşmeye hukuki sonuç tanındığında, ihtilafın sözleşme ile yetkisi üzerinde anlaşma yapılan mahkemede çözümleneceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların özgürce oluşmuş iradelerinin karşılıklı beyanı ile kurulduğu, sözleşmedeki milletler arası yetki şartının şekli ve esas yönünden geçerli olduğu, o halde davalı tarafın süresi içinde yetki itirazında bulunmasının sırf davanın davalının kendi ülkesinde ve yerleşim yerinde açılmış olduğu ileri sürülerek hakkın kötü kullanılması olarak görülemeyeceği, mahkemenin yetkisi ile verdiği kararın yabancı bir ülkede tenfiz kabiliyetinin ayrı konular olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.0.1.2019 tarih, 2017/1529 E. ve 2019/487 K. sayılı kararıyla, münhasır yetki ve kamu düzeninin söz konusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1984 tarih, 1982/12-524 E. ve 1984/522 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere iyiniyet kurallarının yetki konusunda da uygulama yeri olduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruk taşıyan davacı, Türk uyruklu olan davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Abu Dhabi Mahkemelerinin yetkili olduğu yolundaki yetki itirazının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi hükümleri ile bağdaşmadığından Mahkemece davalının yetki itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ödemesine dayalı 03.04.2016 faturada, işi yapanın davacı, uçak tedarik edenin davalı, iş tanımının "... 160331" şeklinde bir sefer, bedelinin 65.000,00 USD, ödeme usulünün peşin, lehdarın Biader General Trading LLC ve lehdar bankasının Mashreq Bank Dubai Mall şubesi olduğu, davacının düzenlediği ve alacak mesnedi olarak ileri sürdüğü 04.04.2016 faturada, işi yapanın davacı, uçak tedarik edenin davalı, iş tanımının "...160331" şeklinde bir sefer, bedelinin 65.000,00 USD, ödeme usulünün peşin, lehdarın davacı, ve lehdar bankasının National Bank of Abudhabi Khalidiye şubesi olduğu, her iki faturada Samir Ramadan-Vp Commercial şeklinde kaşe ve imza ile davacı şirketin temsil edildiği, faturaların her ikisinin de doğrudan şüphe uyandırmadığı, ancak davalının ödeme yapmış olduğu faturanın, ödeme yapılacak firma bilgileri ile banka bilgilerinin sözleşmeden farklı olduğu, yanlış olduğu ileri sürülen mail yazışmalarının, taşıma operasyonunda emir ve talimatları veren yazışma adresleri ile aynı adresten yapıldığı, taşıma süreci mail yazışmalarıyla bire bir örtüştüğünü ve yapılan yazışmaların silsile halinde birbiri ile uyumlu olduğunu, sadece mail uzantısında bir harfin değiştirilerek sürecin işletildiği, davalı tarafından 65.000,00 USD'nin 04.04.2016 tarihinde dava dışı Biader General Trading LLC firması hesabına yapılan ödemenin sözleşmede yazılı bankaya dolayısıyla davacıya yapılmadığı, kural olarak 3. kişiye yapılan ödemenin, karışılıklı olarak teyit edilip sözleşme tadil edilmedikten sonra ve yine rızaya dayalı olmadıktan sonra borcu sona erdirmediği, taraflar arasındaki sefer çarter sözleşmesinde ödemenin peşin yapılmasının kararlaştırıldığı, ticari teamüller bakımından da uçak tedarik edenlerin ödemelerini almadan seferlerine başlamadığı, 06.04.2016 tarihli taşıma organizasyonunun tamamlandığı, taşıma işleminin yapıldığı, bu hali ile davalı tarafından 03.04.2016 tarihli faturaya dayalı olarak davacı dışındaki 3. bir kişiye ve farklı bir bankaya yapılan ödemenin davacının rızası, bilgisi dahilinde sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerektiği, ödeme teyidi yapılmadan, taşıma işleminin yapılmaması gerektiği, aksini iddia eden, farklı mail adresinden gönderilen faturaya dayalı yapılan ödemenin borcu sona erdirmediğini belirten davacı tarafın bu iddiasını ispat edemediği, aksine taşıma işlemini gerçekleştirdiği, ispata yarar herhangi bir yazılı delili sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının sözleşme bedelini sözleşmede belirlenen banka hesabına ödemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı navlun bedeline yönelik alacak istemine ilişkin olup, Mahkemece, taşımanın gerçekleştiği ve davalının da sözleşme gereğince navlun bedelini e-mail yazısında belirtilen hesaba ödediği, taşımanın gerçekleşmiş olmasıyla kural olarak ücretin de ödendiğinin kabulü gerektiği, davacının ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taşıma sözleşmesinde edimlerin aynı anda yerine getirilmesi gerektiğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacının dayandığı sözleşme davalı tarafından da imzalanmış ve imza inkar edilmemiştir. Anılan sözleşmede gösterilen ödeme lehtarı National Bank, davalının dayandığı ve davacının imzasını taşımayan sözleşmede ise lehtar Mashreq Bank olup, lehtar farklıdır. Bu durumda davalının ödeme def'ini ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Dosya içindeki evraka göre, navlun bedelinin gönderildiği hesap davacı ile ilgili olmayıp dava dışı 3. kişiye aittir. Bu durumda yapılan ödemenin borcu sona erdiren bir ödeme olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemece, bu nedenle, miktar konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığına göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1529 E. 2019/487 K.
Ortak:hava yolu taşıma sözleşmesi · hava yolu ile taşıma · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · hava taşıması · yetki sözleşmesi · yetki itirazı · yetki/yetkisizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… cak bu şekilde anlaşma sağlanamadığı takdirde Abu Dhabi, Birleşik Arap Emirlikleri yetkili mahkemesinde dava açılacaktır" şeklinde düzenleme bulunduğu, genel olarak «yetki sözleşmesinin» tarafların iradi olarak ihtilafların çözümleneceği mahkemeyi seçebilme imkânlarını ifade ettiği, başka bir ifadeyle yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, böylece bu sözleşmeye hukuki sonuç tanındığında, ihtilafın sözleşme ile yetkisi üzerinde anlaşma yapılan mahkemede çözümleneceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların özgürce oluşmuş iradelerinin karşılıklı beyanı ile kurulduğu, sözleşmedeki milletler arası «yetki şartının» şekli ve esas yönünden geçerli olduğu, o halde davalı tarafın süresi içinde «yetki itirazında» bulunmasının sırf davanın davalının kendi ülkesinde ve yerleşim yerinde açılmış olduğu ileri sürülerek «hakkın kötü kullanılması» olarak görülemeyeceği, mahkemenin yetkisi ile verdiği kararın yabancı bir ülkede «tenfiz» kabiliyetinin ayrı konular olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 17.0.1.2019 tarih, 2017/1529 E. ve 2019/487 K. sayılı kararıyla, «münhasır yetki» ve «kamu düzeninin» söz konusu olmadığı hallerde «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1984 tarih, 1982/12-524 E. ve 1984/522 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere «iyiniyet kurallarının» yetki konusunda da uygulama yeri olduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren «yetki sözleşmesine» rağmen yabancı uyruk taşıyan davacı, Türk uyruklu olan davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Abu Dhabi Mahkemelerinin yetkili olduğu yolundaki «yetki itirazının» 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi hükümleri ile bağdaşmadığından Mahkemece davalının yetki itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmesi gereki …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2017 tarih, 2017/44 E., ve 2017/39 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki 31.03.2016 tarihli “Çarter Kiralama Sözleşmesi” isimli «hava yolu taşıma sözleşmesinin» “Uygulanabilir Hukuk” başlıklı 14. maddesinde "İşbu sözleşme ve onun ifası, Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına tabi olacaktır.
Benzer bu karardaAncak bu şekilde anlaşma sağlanamadığı takdirde ..., Birleşik Arap Emirlikleri yetkili mahkemesinde dava açılacaktır" şeklinde düzenleme bulunduğu, genel olarak «yetki sözleşmesinin» tarafların iradi olarak ihtilafların çözümleneceği mahkemeyi seçebilme imkânlarını ifade ettiği, başka bir ifadeyle yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, böylece bu sözleşmeye hukuki sonuç tanındığında, ihtilafın sözleşme ile yetkisi üzerinde anlaşma yapılan mahkemede çözümleneceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların özgürce oluşmuş iradelerinin karşılıklı beyanı ile kurulduğu, sözleşmedeki milletler arası «yetki şartının» şekli ve esas yönünden geçerli olduğu, o halde davalı tarafın süresi içinde «yetki itirazında» bulunmasının sırf davanın davalının kendi ülkesinde ve yerleşim yerinde açılmış olduğu ileri sürülerek «hakkın kötü kullanılması» olarak görülemeyeceği, öte yandan yabancı mahkemenin vereceği bir kararın Türkiye’de «tenfizi» imkanının bulunmaması kural olarak yetki sözleşmesine etki tanınmasının bir şartı olmadığı, mahkemenin yetkisi ile verdiği kararın yabancı bir ülkede tenfiz kabili …
… den kaynaklı uyuşmazlıkların Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına tabi olduğu, bu kanunlara göre çözüleceği, yargı yerinin ... şehrindeki yetkili mahkeme olduğunun «münhasıran» belirtildiği, somut olayda Türk Mahkemesinin yargı hakkının bulunmadığı ve tarafları şirket olan dava açısından «yetki şartının» bu yönü itibari ile de geçerli olduğu, yapılan açıklamalar karşısında dava şartının da oluşmadığı, davalı tarafın «yetki itirazında» bulunmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olmadığı, zira tarafların gidebilecekleri yetkili devlet mahkemesini hemen akdin başında bilmeleri ve kendilerine uygulanacak hukuk kaidelerini önceden …
Kiralama Sözleşmesi” isimli «hava yolu taşıma sözleşmesinin» “Uygulanabilir Hukuk” başlıklı 14. maddesinde “"İşbu sözleşme ve onun ifası, Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına tabi olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralları · navlun sözleşmesi · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… si dışında Türk Mahkemelerinin yetkili olabileceğini kabul etmenin sözleşmenin amacına ve ruhuna aykırı olacağı, bu değerlendirmelere göre mahkemenin milletlerarası «yetkisizliği» karşısında, diğer hususların değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, dava konusu uyuşmazlık açısından mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle mahkemenin milletlerarası yetkisizliği nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Dava, «hava taşımasından» kaynaklanmakta olup, davacının BAE uyruklu olması nedeniyle sözleşmenin «yabancılık unsuru» taşıdığı ve «navlun sözleşmesinde» «yetki» düzenlemesi yapıldığı yanlar arasında çekişmesizdir.
Dairemizin 2000/3706 E, 2000/4482 K ve 22.05.2000 tarihli kararında belirtildiği üzere «münhasır yetki» ve «kamu düzeninin» söz konusu olmadığı hallerde «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; yine örneği dosya içerisinde bulunan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1982/12-524 E, 1984/522 K ve 09.05.1984 tarihli ilamında da belirtildiği üzere «iyiniyet kuralları» yetki konusunda da uygulama yeri bulur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4290 E. , 2023/3502 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/141 Esas, 2021/236 Karar
DAVA TARİHİ 10.08.2016
HÜKÜM
Dava ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Birleşik Arap Emirlikleri hukukuna göre kurulan ve hava taşımacılığı alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, taraflar arasında akdedilen 31.03.2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalının müşterisine ait yükü 06.04.2016 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Abu Dhabi’ye taşımayı üstlendiğini, davalı tarafın bu taşıma karşılığında sözleşmenin 10. maddesi uyarınca 65.000,00 USD'yi müvekkili şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin üstlendiği tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin sözleşme bedeli ödemediğini, temerrüde düştüğünü ileri sürerek 65.000,00 USD'nin 04.04.2016 tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme gereği Abu Dhabi mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafından charter ücreti ödenmeden uçağa yükleme yapılamayacağını, eşyanın taşınamayacağını ve alıcısına teslim edilmeyeceğini, taşıma ücretinin davacının bildirdiği hesaba ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2016 tarih, 2016/724 E., ve 2016/954 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca uyuşmazlığın Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına göre çözüleceği, yargı yerinin Abu Dhabi yetkili mahkemesi olduğu, somut olayda Türk Mahkemesinin yargı hakkının bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlık açısından Mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2017 tarih, 2017/44 E., ve 2017/39 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki 31.03.2016 tarihli “Çarter Kiralama Sözleşmesi” isimli hava yolu taşıma sözleşmesinin “Uygulanabilir Hukuk” başlıklı 14. maddesinde "İşbu sözleşme ve onun ifası, Birleşik Arap Emirlikleri kanunlarına tabi olacaktır. İşbu sözleşmeden veya onun ifasından doğan anlaşmazlıklar ile görüş ayrılıkları, tarafların vekilleri arasındaki görüşmeler yoluyla çözülecektir. Ancak bu şekilde anlaşma sağlanamadığı takdirde Abu Dhabi, Birleşik Arap Emirlikleri yetkili mahkemesinde dava açılacaktır" şeklinde düzenleme bulunduğu, genel olarak yetki sözleşmesinin tarafların iradi olarak ihtilafların çözümleneceği mahkemeyi seçebilme imkânlarını ifade ettiği, başka bir ifadeyle yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, böylece bu sözleşmeye hukuki sonuç tanındığında, ihtilafın sözleşme ile yetkisi üzerinde anlaşma yapılan mahkemede çözümleneceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların özgürce oluşmuş iradelerinin karşılıklı beyanı ile kurulduğu, sözleşmedeki milletler arası yetki şartının şekli ve esas yönünden geçerli olduğu, o halde davalı tarafın süresi içinde yetki itirazında bulunmasının sırf davanın davalının kendi ülkesinde ve yerleşim yerinde açılmış olduğu ileri sürülerek hakkın kötü kullanılması olarak görülemeyeceği, mahkemenin yetkisi ile verdiği kararın yabancı bir ülkede tenfiz kabiliyetinin ayrı konular olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.0.1.2019 tarih, 2017/1529 E. ve 2019/487 K. sayılı kararıyla, münhasır yetki ve kamu düzeninin söz konusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1984 tarih, 1982/12-524 E. ve 1984/522 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere iyiniyet kurallarının yetki konusunda da uygulama yeri olduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruk taşıyan davacı, Türk uyruklu olan davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Abu Dhabi Mahkemelerinin yetkili olduğu yolundaki yetki itirazının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi hükümleri ile bağdaşmadığından Mahkemece davalının yetki itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ödemesine dayalı 03.04.2016 faturada, işi yapanın davacı, uçak tedarik edenin davalı, iş tanımının "... 160331" şeklinde bir sefer, bedelinin 65.000,00 USD, ödeme usulünün peşin, lehdarın Biader General Trading LLC ve lehdar bankasının Mashreq Bank Dubai Mall şubesi olduğu, davacının düzenlediği ve alacak mesnedi olarak ileri sürdüğü 04.04.2016 faturada, işi yapanın davacı, uçak tedarik edenin davalı, iş tanımının "...160331" şeklinde bir sefer, bedelinin 65.000,00 USD, ödeme usulünün peşin, lehdarın davacı, ve lehdar bankasının National Bank of Abudhabi Khalidiye şubesi olduğu, her iki faturada Samir Ramadan-Vp Commercial şeklinde kaşe ve imza ile davacı şirketin temsil edildiği, faturaların her ikisinin de doğrudan şüphe uyandırmadığı, ancak davalının ödeme yapmış olduğu faturanın, ödeme yapılacak firma bilgileri ile banka bilgilerinin sözleşmeden farklı olduğu, yanlış olduğu ileri sürülen mail yazışmalarının, taşıma operasyonunda emir ve talimatları veren yazışma adresleri ile aynı adresten yapıldığı, taşıma süreci mail yazışmalarıyla bire bir örtüştüğünü ve yapılan yazışmaların silsile halinde birbiri ile uyumlu olduğunu, sadece mail uzantısında bir harfin değiştirilerek sürecin işletildiği, davalı tarafından 65.000,00 USD'nin 04.04.2016 tarihinde dava dışı Biader General Trading LLC firması hesabına yapılan ödemenin sözleşmede yazılı bankaya dolayısıyla davacıya yapılmadığı, kural olarak 3.
kişiye yapılan ödemenin, karışılıklı olarak teyit edilip sözleşme tadil edilmedikten sonra ve yine rızaya dayalı olmadıktan sonra borcu sona erdirmediği, taraflar arasındaki sefer çarter sözleşmesinde ödemenin peşin yapılmasının kararlaştırıldığı, ticari teamüller bakımından da uçak tedarik edenlerin ödemelerini almadan seferlerine başlamadığı, 06.04.2016 tarihli taşıma organizasyonunun tamamlandığı, taşıma işleminin yapıldığı, bu hali ile davalı tarafından 03.04.2016 tarihli faturaya dayalı olarak davacı dışındaki 3. bir kişiye ve farklı bir bankaya yapılan ödemenin davacının rızası, bilgisi dahilinde sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerektiği, ödeme teyidi yapılmadan, taşıma işleminin yapılmaması gerektiği, aksini iddia eden, farklı mail adresinden gönderilen faturaya dayalı yapılan ödemenin borcu sona erdirmediğini belirten davacı tarafın bu iddiasını ispat edemediği, aksine taşıma işlemini gerçekleştirdiği, ispata yarar herhangi bir yazılı delili sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının sözleşme bedelini sözleşmede belirlenen banka hesabına ödemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı navlun bedeline yönelik alacak istemine ilişkin olup, Mahkemece, taşımanın gerçekleştiği ve davalının da sözleşme gereğince navlun bedelini e-mail yazısında belirtilen hesaba ödediği, taşımanın gerçekleşmiş olmasıyla kural olarak ücretin de ödendiğinin kabulü gerektiği, davacının ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taşıma sözleşmesinde edimlerin aynı anda yerine getirilmesi gerektiğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacının dayandığı sözleşme davalı tarafından da imzalanmış ve imza inkar edilmemiştir. Anılan sözleşmede gösterilen ödeme lehtarı National Bank, davalının dayandığı ve davacının imzasını taşımayan sözleşmede ise lehtar Mashreq Bank olup, lehtar farklıdır. Bu durumda davalının ödeme def'ini ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Dosya içindeki evraka göre, navlun bedelinin gönderildiği hesap davacı ile ilgili olmayıp dava dışı 3. kişiye aittir. Bu durumda yapılan ödemenin borcu sona erdiren bir ödeme olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemece, bu nedenle, miktar konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığına göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111878800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz