Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5885 E. 2023/2826 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulunun görevden alınması↗ organ boşluğu↗ menfaat çatışması↗ temsil kayyımı↗ yönetim kayyımı↗ haciz ihbarnamesi↗ kayyum atanması↗ ortaklık sıfatı↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ kayyım atanması↗ sorumluluk davası↗ aktif husumet ehliyeti↗ kayyım↗ kısıtlılık↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ yetki↗ haciz↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/523 E., 2020/802 K.
Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın müvekkili tarafından kurulduğunu ve çok değerli bir yalının maliki olduğunu, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini, şu an boşanma aşamasında olduğu eşi ...’a ve müşterek çocukları ... ...’a, 2005 ve devamı yıllarda devir ettiğini, davalı şirketin 52/100 hissesi ...’a, 48/100 hissesi de ... ...’a ait olduğunu, ...’ın da davalı şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili tek yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi ... ve müşterek çocuk ... ...’ın, müvekkiline borçlarının olduğunu, bu borçlarıyla ilgili olarak bu kişilere karşı açılmış icra takiplerinin bulunduğunu, bu takip dosyalarından dolayı davalı şirkete haciz müzekkereleri ve birinci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin borçlusu olan ...’ın, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği davalı şirketin imzaya yetkili tek yöneticisi olduğundan, kendisi ve müşterek çocuğun menfaatini ilgilendiren ve davalı şirket ile menfaat çatışması oluşturan, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, temsil ve ilzam yetkisini açıkça kötüye kullandığını davalı şirketin içini boşaltmak ve müvekkile olan borçlarının tahsilini imkansız kılmak için şirketin oldukça değerli olan bu yalısını satılığa çıkardığını, dolayısıyla davalı şirket yönetim kurulu ile şirket arasında menfaat çatışması doğduğunu ileri sürerek davalı şirkete yönetim ve temsil kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, yönetim kayyımı veyahut temsil kayyımı atanması istemli davaları ancak ortaklık sıfatı bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlusu ve davalı firmanın tek başına temsil ve ilzama yetkilisi olan ...’ın şirkete gönderilen haciz müzekkerelerinin ve ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, dolayısıyla temsil yetkisinin kısıtlanmaması halinde davalı firmanın içini boşaltacağı ve müvekkilin alacaklarını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini, alacaklılara yöneticilere karşı sorumluluk davası açma hakkı verilmişken, alacaklıların menfaatlerinin korunması adına şirkete kayyum atanması için dava açabileceklerinin kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemli dava açmakta, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olup, kayyım atanması talebi için şirket ortağı sıfatı olması gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 375, 376 ve 379 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365 inci maddesi ile 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 403, 426 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı yasanın 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11412 E. 2018/3665 K.
Ortak:temsil kayyımı · menfaat çatışması · kayyım atanması · kayyım · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, «yönetim kayyımı» veyahut «temsil kayyımı atanması» istemli davaları ancak «ortaklık sıfatı» bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta «aktif husumet ehliyetleri» bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
… davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» istemli dava açmakta, «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, «anonim şirketlerin yönetim kurulu» tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette «organ boşluğu» bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim «yetkisinin» mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, «yönetim kurulunun görevden alınması», seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir «yetki» olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda «hukuki yararının» da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkin olup, kayyım atanması talebi için şirket ortağı sıfatı olması gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «şirketin tasfiyesi» için dava açtığını, bu davada kendisine «kayyım tayini» için süre verildiğini ileri sürerek «kayyım atanmasını» istediği şirket ile bu şirketin diğer ortakları olan davalı gerçek kişilere karşı dava açmış olup, mahkemece, davanın kabulüyle «temsil kayyımı» tayinine karar verilmiş ise de somut olayda davanın şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, şirket yönünden hüküm kurulduğu gözetildiğinde davalıların işbu davada «pasif husumetlerinin» ve menfaatlerinin bulunmadığı değerlendirilerek temyiz eden davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
Dava «limited şirket» «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkindir.
Mimarlık Turizm İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ni «temsil» etmesi için Av. ....'nin «temsilci kayyım» olarak atanmasına, kayyım için 500,00 TL ücret taktirine, kayyımlık ücretini şirketten tahsil edilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini · şirketin tasfiyesi · pasif husumet · limited şirket
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «şirketin tasfiyesi» için dava açtığını, bu davada kendisine «kayyım tayini» için süre verildiğini ileri sürerek «kayyım atanmasını» istediği şirket ile bu şirketin diğer ortakları olan davalı gerçek kişilere karşı dava açmış olup, mahkemece, davanın kabulüyle «temsil kayyımı» tayinine karar verilmiş ise de somut olayda davanın şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, şirket yönünden hüküm kurulduğu gözetildiğinde davalıların işbu davada «pasif husumetlerinin» ve menfaatlerinin bulunmadığı değerlendirilerek temyiz eden davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/94 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davalı şirkete «kayyım tayini» için süre verildiği, şirket ile davacı arasında «menfaat çatışmasının» doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Dava «limited şirket» «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4621 E. 2019/1294 K.
Ortak:temsil kayyımı · kayyım atanması · kayyım · temsil
İncelediğiniz kararda… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, «yönetim kayyımı» veyahut «temsil kayyımı atanması» istemli davaları ancak «ortaklık sıfatı» bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta «aktif husumet ehliyetleri» bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
… davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» istemli dava açmakta, «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, «anonim şirketlerin yönetim kurulu» tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette «organ boşluğu» bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim «yetkisinin» mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, «yönetim kurulunun görevden alınması», seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir «yetki» olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda «hukuki yararının» da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkin olup, kayyım atanması talebi için şirket ortağı sıfatı olması gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıyla davalı şirket arasında menfaat çıkar çatışması bulunduğundan davalı şirketin bu davada «temsil» edilebilmesi için davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» konusunda ... haftalık «kesin süre» verilmiş, verilen süre içerisinde temsil kayyımı atanması konusunda davacı tarafça dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıyla davalı şirket arasında menfaat çıkar çatışması bulunduğundan davalı şirketin bu davada «temsil» edilebilmesi için davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» konusunda ... haftalık «kesin süre» verilmiş, verilen süre içerisinde temsil kayyımı atanması konusunda davacı tarafça dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «kayyım atanması» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, «yönetim kayyımı» veyahut «temsil kayyımı atanması» istemli davaları ancak «ortaklık sıfatı» bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta «aktif husumet ehliyetleri» bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
… davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» istemli dava açmakta, «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, «anonim şirketlerin yönetim kurulu» tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette «organ boşluğu» bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim «yetkisinin» mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, «yönetim kurulunun görevden alınması», seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir «yetki» olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda «hukuki yararının» da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket «kayyımı» tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 11/10/2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5885 E. , 2023/2826 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/260 Esas, 2021/647 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/523 E., 2020/802 K.
Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın müvekkili tarafından kurulduğunu ve çok değerli bir yalının maliki olduğunu, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini, şu an boşanma aşamasında olduğu eşi ...’a ve müşterek çocukları ... ...’a, 2005 ve devamı yıllarda devir ettiğini, davalı şirketin 52/100 hissesi ...’a, 48/100 hissesi de ... ...’a ait olduğunu, ...’ın da davalı şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili tek yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi ... ve müşterek çocuk ... ...’ın, müvekkiline borçlarının olduğunu, bu borçlarıyla ilgili olarak bu kişilere karşı açılmış icra takiplerinin bulunduğunu, bu takip dosyalarından dolayı davalı şirkete haciz müzekkereleri ve birinci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin borçlusu olan ...’ın, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği davalı şirketin imzaya yetkili tek yöneticisi olduğundan, kendisi ve müşterek çocuğun menfaatini ilgilendiren ve davalı şirket ile menfaat çatışması oluşturan, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, temsil ve ilzam yetkisini açıkça kötüye kullandığını davalı şirketin içini boşaltmak ve müvekkile olan borçlarının tahsilini imkansız kılmak için şirketin oldukça değerli olan bu yalısını satılığa çıkardığını, dolayısıyla davalı şirket yönetim kurulu ile şirket arasında menfaat çatışması doğduğunu ileri sürerek davalı şirkete yönetim ve temsil kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, yönetim kayyımı veyahut temsil kayyımı atanması istemli davaları ancak ortaklık sıfatı bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlusu ve davalı firmanın tek başına temsil ve ilzama yetkilisi olan ...’ın şirkete gönderilen haciz müzekkerelerinin ve ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, dolayısıyla temsil yetkisinin kısıtlanmaması halinde davalı firmanın içini boşaltacağı ve müvekkilin alacaklarını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini, alacaklılara yöneticilere karşı sorumluluk davası açma hakkı verilmişken, alacaklıların menfaatlerinin korunması adına şirkete kayyum atanması için dava açabileceklerinin kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemli dava açmakta, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olup, kayyım atanması talebi için şirket ortağı sıfatı olması gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 375, 376 ve 379 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365 inci maddesi ile 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 403, 426 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı yasanın 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111161100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz