Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8938 E. 2023/3256 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önemli sebep↗ vasiyetname↗ esas sözleşme değişikliği↗ nama yazılı pay↗ aile şirketi↗ nisap↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ esas sözleşme↗ pay devri↗ yokluk↗ pay sahipliği↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ şikayet↗ cy/cy şerhi↗ mirasçılık↗ olumsuz oy↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. ASliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/263 E., 2019/400 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 29.12.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 4 numaralı gündem maddesinin, esas sözleşmenin payların devri tadil tasarısının görüşülmesi ve onayına ilişkin olduğunu, maddenin yönetim kurulunca teklif edilen yeni şeklinin müvekkillerinin toplam 27.468,75 adet olumsuz oyuna karşılık diğer şirket ortaklarının 45.531,75 adet olumlu oyu ve oy çokluğu ile kabul edildiğini, müvekkillerinin alınan karara olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhini toplantı tutanağına yazdıklarını, alınan kararın açıkça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 421 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunu, bu hüküm uyarınca nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının sermayenin en az %75 ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oyu ile alınabileceğini, bu tür bir kararın ancak yasada belirlenen özel nisapla alınabileceğini, şirketin paylarının nama yazılı olduğunu ve genel kurulda da nama yazılı payların devrine sınırlama getirildiğini, kararın yasanın açık hükmüne rağmen yaklaşık % 60 oranındaki sermaye payıyla alındığını ileri sürerek, davalı şirketin 29.12.2017 tarihli toplantının 4 numaralı nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kararın iptali ile 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi gereğince tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu ve şirket kurucusu ...'ın ölümü ile beş ortaklı şirkete dönüştüğünü, mirasçılar arasındaki husumet nedeniyle eldeki davanın açıldığını, davacının şirket ortakları aleyhine açmış olduğu miras hukukundan kaynaklı davalar ile haksız şikayetleri bulunduğunu, genel kurulda alınan kararların usulüne uygun olarak alındığını, muris ortağın vasiyetnamesi hükümleri nazara alınarak karar nisabının hesaplanması gerektiğini, kararla payların rakiplere devrinin önlenmesinin amaçlandığını, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinde de nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasının istisnalarından olduğunu, buna göre uygulama ve doktrinde devrin şirketin rakiplerine yapılmasının sınırlandırılmasının hukuki olduğunu, böyle bir devrin şirketin ekonomik bağımsızlığını zedeleyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep olunan 4 no.lu karar bakımından şirket ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde yaptırılan uzman bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor kapsamına göre davacıların davalı şirketin %36,63 hisselerinin sahibi oldukları, dava konusu genel kurula davet edildikleri, davacıların toplantıya katılarak pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşmenin değiştirilmesi kararına karşı olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini tutanağa yazdırdıkları, üç aylık süre içerisinde bu davayı açtıkları, esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarını düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine göre nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması'na ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini (%75'ini) oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınması gerektiğini, ancak iptali istenen genel kurul kararının hissedarların %67,37 'ni oluşturan payların olumlu oylarıyla alındığının anlaşıldığı ve bu durumda alınan genel kurul kararının kanuna açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 29.12.2017 tarihli genel kurulunun 4 no.lu kararının iptaline, kararın yürütmesinin 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi gereğince kararın kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptali istenen maddenin nama yazılı payların devrine ilşkin 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyumlu olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olup, şirketin kurucusu ...'ın vefatından sonra 5 ortaklı bir şirkete dönüştüğünü, şirket ortaklarından üçünün kardeş birinin de anneleri olduğunu, tüzel kişi ortağın ise aynı ortakların bulunduğu aile şirketlerinden biri olduğunu, kardeşler arasında yargıya intikal eden bir çok husumetin bulunduğunu, eldeki davanın da hiç bir hukuki dayanağı olmaksızın açıldığını, kararla şirketin esas sözleşmesinin 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirildiğini, bu kapsamda nama yazılı payların devrin de yeni 6102 sayılı Kanun'a uyumlu olarak düzenlenerek, yapılan düzenleme ile pay devrinin haklı sebeplere bağlandığını, davacının sözünü ettiği vasiyetin iptali davası sonucunda davacı lehine bir karar verilmediğini, vasiyetin açılıp okunması davasının onanarak kesinleştiğini, geçerli bir vasiyetname varken çoğunluğun vasiyetname hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca önemli sebep kavramının, "pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur" şeklinde açıklandığını, bu kapsamda şirket paylarının rakiplerin eline geçmesinin sınırlandırılmasının haklı neden olarak kabul edileceğini, davalıların miras hukukundan kaynaklı davaları ile haksız şikâyetleri bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin iptali istenen 29.12.2017 tarihli genel kurulunda nama yazılı pay senetlerinin devrinin sınırlandırıldığı, ancak alınan kararın yasada belirlenen nisaplarla alınmadığı anlaşıldığından yoklukla sakat olduğu, İlk derece mahkemesince yoklukla malul olan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte kararın resen düzeltilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlğünün 130148-0 sicil numarasına kayıtlı Tatil Tur Tatil ve Turistik Tesisler A.Ş.'nin 29.12.2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 4 nolu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 29.12.2017 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın 6102 sayılı Kanunun 455 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanunun 455 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8938 E. , 2023/3256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1288 Esas, 2021/1070 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. ASliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/263 E., 2019/400 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 29.12.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 4 numaralı gündem maddesinin, esas sözleşmenin payların devri tadil tasarısının görüşülmesi ve onayına ilişkin olduğunu, maddenin yönetim kurulunca teklif edilen yeni şeklinin müvekkillerinin toplam 27.468,75 adet olumsuz oyuna karşılık diğer şirket ortaklarının 45.531,75 adet olumlu oyu ve oy çokluğu ile kabul edildiğini, müvekkillerinin alınan karara olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhini toplantı tutanağına yazdıklarını, alınan kararın açıkça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 421 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunu, bu hüküm uyarınca nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının sermayenin en az %75 ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oyu ile alınabileceğini, bu tür bir kararın ancak yasada belirlenen özel nisapla alınabileceğini, şirketin paylarının nama yazılı olduğunu ve genel kurulda da nama yazılı payların devrine sınırlama getirildiğini, kararın yasanın açık hükmüne rağmen yaklaşık % 60 oranındaki sermaye payıyla alındığını ileri sürerek, davalı şirketin 29.12.2017 tarihli toplantının 4 numaralı nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kararın iptali ile 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi gereğince tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu ve şirket kurucusu ...'ın ölümü ile beş ortaklı şirkete dönüştüğünü, mirasçılar arasındaki husumet nedeniyle eldeki davanın açıldığını, davacının şirket ortakları aleyhine açmış olduğu miras hukukundan kaynaklı davalar ile haksız şikayetleri bulunduğunu, genel kurulda alınan kararların usulüne uygun olarak alındığını, muris ortağın vasiyetnamesi hükümleri nazara alınarak karar nisabının hesaplanması gerektiğini, kararla payların rakiplere devrinin önlenmesinin amaçlandığını, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinde de nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasının istisnalarından olduğunu, buna göre uygulama ve doktrinde devrin şirketin rakiplerine yapılmasının sınırlandırılmasının hukuki olduğunu, böyle bir devrin şirketin ekonomik bağımsızlığını zedeleyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep olunan 4 no.lu karar bakımından şirket ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde yaptırılan uzman bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor kapsamına göre davacıların davalı şirketin %36,63 hisselerinin sahibi oldukları, dava konusu genel kurula davet edildikleri, davacıların toplantıya katılarak pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşmenin değiştirilmesi kararına karşı olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini tutanağa yazdırdıkları, üç aylık süre içerisinde bu davayı açtıkları, esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarını düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine göre nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması'na ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini (%75'ini) oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınması gerektiğini, ancak iptali istenen genel kurul kararının hissedarların %67,37 'ni oluşturan payların olumlu oylarıyla alındığının anlaşıldığı ve bu durumda alınan genel kurul kararının kanuna açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 29.12.2017 tarihli genel kurulunun 4 no.lu kararının iptaline, kararın yürütmesinin 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi gereğince kararın kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptali istenen maddenin nama yazılı payların devrine ilşkin 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyumlu olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olup, şirketin kurucusu ...'ın vefatından sonra 5 ortaklı bir şirkete dönüştüğünü, şirket ortaklarından üçünün kardeş birinin de anneleri olduğunu, tüzel kişi ortağın ise aynı ortakların bulunduğu aile şirketlerinden biri olduğunu, kardeşler arasında yargıya intikal eden bir çok husumetin bulunduğunu, eldeki davanın da hiç bir hukuki dayanağı olmaksızın açıldığını, kararla şirketin esas sözleşmesinin 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirildiğini, bu kapsamda nama yazılı payların devrin de yeni 6102 sayılı Kanun'a uyumlu olarak düzenlenerek, yapılan düzenleme ile pay devrinin haklı sebeplere bağlandığını, davacının sözünü ettiği vasiyetin iptali davası sonucunda davacı lehine bir karar verilmediğini, vasiyetin açılıp okunması davasının onanarak kesinleştiğini, geçerli bir vasiyetname varken çoğunluğun vasiyetname hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca önemli sebep kavramının, "pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur" şeklinde açıklandığını, bu kapsamda şirket paylarının rakiplerin eline geçmesinin sınırlandırılmasının haklı neden olarak kabul edileceğini, davalıların miras hukukundan kaynaklı davaları ile haksız şikâyetleri bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin iptali istenen 29.12.2017 tarihli genel kurulunda nama yazılı pay senetlerinin devrinin sınırlandırıldığı, ancak alınan kararın yasada belirlenen nisaplarla alınmadığı anlaşıldığından yoklukla sakat olduğu, İlk derece mahkemesince yoklukla malul olan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte kararın resen düzeltilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlğünün 130148-0 sicil numarasına kayıtlı Tatil Tur Tatil ve Turistik Tesisler A.Ş.'nin 29.12.2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 4 nolu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 29.12.2017 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın 6102 sayılı Kanunun 455 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanunun 455 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111053300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz