6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8921 E. 2023/3385 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması imza inkârı bilgi alma hakkı temsil yetkisinin kaldırılması yönetim kayyımı tazmin talebi ortaklıktan çıkma kayyım atanması aktif husumet yokluğu ortaklıktan çıkarılma şirket müdürlüğü özen yükümlülüğü rekabet yasağı mutabakat kayyım tasdik kararı illiyet bağı şirket müdürü aktif husumet şikayet ticari faiz oy yasağı husumet yokluğu taraf ehliyeti limited şirket kâr payı ticari defter esastan ret yetki taahhütname dosya masrafı yetkisizlik kararı eksik inceleme haksız rekabet yükleten (shipper) temsil teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 641

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/294 E., 2018/144 K.

Taraflar arasındaki şirketten çıkarılma- tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 2012 yılında Doğu Toplu Konut Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'yi kurduklarını, şirketin kuruluş aşamasındaki bütün masrafların müvekkilince karşılandığını, davalının işten anlaması, işi takip edecek olması ve müvekkiline güven vermesi nedeniyle kendisinden şirketin kuruluşunda sermaye istenmediğini, resmi olarak davalıya %51 hisse ve tek başına yetki verilmek suretiyle işleri daha iyi takip edebilmesi için imkan tanındığını, şirketin kuruluş aşamasında aylık hesap yapılacağı hususunda anlaşma sağlandığını ancak davalının sürekli olarak hesapları ertelediğini ve işleri bu şekilde yürüttüğünü, müvekkilinin denetim ve bilgi alma hakkını kullanmasının engellendiğini, davalının maaş ve ücret olarak herhangi bir ücret belirlenmediği halde keyfi olarak aylık 3.000,00 TL maaş belirlediğini ve aldığını, bu süreçte tamamlanmış ve satılmış olan gayrimenkuller olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir para verilmediğini ve inşaatların yapımları sırasında müvekkilinin sürekli olarak maddi destek sağladığını, bütün bunlara rağmen müvekkiline bilgi ve hesap verilmediğini, müvekkilinin yaptığı incelemeler sonucunda kasa defteriyle hesapların çok farklı olduğunun görüldüğünü, bu süreçte müvekkili ile davalının artık birlikte çalışamayacaklarına karar verdiklerini ve 2014 yılı Nisan ayında hazırlanan bir sözleşme ile müvekkiline hazır bir dairenin teslim edilmesi suretiyle müvekkilinin şirketten ayrılması hususunda tanıklar huzurunda mutabakat sağlandığını, müvekkiline herhangi bir hazır daire/konut tesliminin yapılmadığını, müvekkili tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde davalı hakkında şikayette bulunulduğunu ileri sürerek davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ve bu hususta gerekli tedbirlerin alınmasına, şirketi ve müvekkilini zarara uğratan ve rekabet yasağına aykırı hareket eden davalının Doğu Toplu Konut Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ortaklığından çıkarılmasına, müvekkilinin uğramış olduğu zarar ile müvekkiline ödenmesi gereken kâr payından şimdilik 12.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının doğru olmadığını, şirketin müvekkilinin gayret ve emekleriyle kurulduğunu, davalının şirketle ilgilenmediğini, bütün işlerin müvekkilince yapıldığını, davanın haksız olarak açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ana sözleşmesinde ortaklıkta çıkarılmaya ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, davacı tarafın davalının şirketten çıkarılmasına ilişkin talebi yönünden taraf ehliyeti bulunmadığından ortaklıktan çıkma payına ilişkin hesabın da mümkün olmadığı, davalının şirket müdürü olarak aylık 3.000,00 TL ücrete ilişkin bir genel kurul kararı olmamakla birlikte fiili olarak çalıştığı gözönünde bulundurulduğunda aldığı ücretin fahiş olmadığı, davalının rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davalının kurmuş olduğu yeni şirkette tespit edilen 10.527,62 TL kârın davacı zararına olduğuna ilişkin illiyet bağı kurulamadığından, bu yöndeki talebin de reddi gerektiği, şirket defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği, buna göre şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, sermaye ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve ticari defterlerin zorunlu kapanış tasdiklerinin yapılmaması nedeni ile özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı ve şirkete kayyım atanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ortaklıktan çıkarılma talebinin aktif husumet yokluğundan reddine, haksız rekabetten kaynaklı açılan tazminat ile şirket müdürlüğü nedeni ile ödenen maaşla ilgili alacak talebinin reddine, davacı tarafın özen yükümlülüğü ve şirket işleyişi ile ilgili taleplerinin kabulü ile Erzurum bilirkişilik listesinde kayıtlı mali müşavirin yönetici kayyım olarak atanmasına, kayyım ücreti olarak aylık 500,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin şirket hesabından karşılanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalıya ait defter ve belgelerin bilirkişi marifeti ile incelenerek karara dayanak rapor tanziminin gerektiğini, delillerin incelenmediğini, davalının defterleri sunmadığını, taraflarınca sunulan kayıt, defter ve belgelere de itiraz etmediğini, zararın miktar itibariyle tespitinin yapılmadığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yargılama sırasında alınan 16.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı Doğu Toplu Konut Ltd. Şti.’nin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı, davacının şirket işlemlerini inceleme ve denetleme yetkisinin engellendiğini somut olarak ispat edemediği, davalının başka bir şirket kurduğunun sabit olmasına karşılık haksız rekabet nedeniyle davacının zarara uğraması ile illiyet bağı kurulamadığı gibi davacının bu hususta somut delillerini sunmadığının belirtildiği, ayrıca davalının şirket müdürü olarak almış olduğu 3.000,00 TL ücretin çalışmasının karşılığında fahiş olarak değerlendirilemeyeceği, davalı tarafından şirkete ait ticari defterlerin sunulduğu ve bilirkişi tarafından incelendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, taraflar arasındaki imzası inkâr edilmeyen 09.04.2014 tarihli tutanak başlıklı belgede “... ve ... ile aralarında yapılan anlaşma tutanağıdır. Doğu Toplu Konut…Ltd. Şti. ortakları arasında mutabakata varılmıştır. Bu mutabakat neticesinde ... %49 hissesinin tamamını ...’na devredecektir. ... daha önce noter sözleşmesi olan ...’a ait arsanın tapusunu ilgili şahıslarla birlikte yardımcı olmak kaydıyla devir yapacaktır. ... noterde arsanın tapusunu aldığında ...’e hazır bir adet dairenin tapusunu verecektir. İlgili daire ve arsa ile ilgili sözleşme noterde imzalanacaktır. Bunun haricinde taraflardan her hangi birisi hak talebinde bulunmayacaktır. Ortaklar arasında alacak verecek kalmamak şartıyla anlaşılmıştır. Şirket mal varlığı ...’na bırakılmıştır. İş bu sözleşme şahitler huzurda imza altına alınmıştır.” yazılı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda zarara uğrattığını, mahkemeden bu zararın tespitini talep ettiklerini, bilirkişi tarafından kasa defterindeki bilgiler dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunda tespit edilen toplam 16.535,60 TL kazancın haksız kazanç olarak nitelendirilebilmesi için haksız rekabet açısından illiyet bağı kurulması gerektiğinin belirtildiğini, söz konusu illiyet bağının ortaya konulabilmesi için tarafların ellerinde bulunan defter ve belgeleri sunmaları ve akabinde ilgili defter ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenerek bir sonuca ulaşılması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, dosyaya sunulan delillerinin yeterince incelenmediğini, sundukları delillere davalı tarafından itiraz da edilmediğini belirterek ve re'sen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalının limited şirket ortalığından çıkarılması, davacının uğradığı zararın giderilerek ödenmesi gereken kâr payının tahsili ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640, 641 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1862 E. 2012/4591 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8921 E.  ,  2023/3385 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI 2018/2016 Esas, 2021/1083 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/294 E., 2018/144 K.

Taraflar arasındaki şirketten çıkarılma- tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 2012 yılında Doğu Toplu Konut Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'yi kurduklarını, şirketin kuruluş aşamasındaki bütün masrafların müvekkilince karşılandığını, davalının işten anlaması, işi takip edecek olması ve müvekkiline güven vermesi nedeniyle kendisinden şirketin kuruluşunda sermaye istenmediğini, resmi olarak davalıya %51 hisse ve tek başına yetki verilmek suretiyle işleri daha iyi takip edebilmesi için imkan tanındığını, şirketin kuruluş aşamasında aylık hesap yapılacağı hususunda anlaşma sağlandığını ancak davalının sürekli olarak hesapları ertelediğini ve işleri bu şekilde yürüttüğünü, müvekkilinin denetim ve bilgi alma hakkını kullanmasının engellendiğini, davalının maaş ve ücret olarak herhangi bir ücret belirlenmediği halde keyfi olarak aylık 3.000,00 TL maaş belirlediğini ve aldığını, bu süreçte tamamlanmış ve satılmış olan gayrimenkuller olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir para verilmediğini ve inşaatların yapımları sırasında müvekkilinin sürekli olarak maddi destek sağladığını, bütün bunlara rağmen müvekkiline bilgi ve hesap verilmediğini, müvekkilinin yaptığı incelemeler sonucunda kasa defteriyle hesapların çok farklı olduğunun görüldüğünü, bu süreçte müvekkili ile davalının artık birlikte çalışamayacaklarına karar verdiklerini ve 2014 yılı Nisan ayında hazırlanan bir sözleşme ile müvekkiline hazır bir dairenin teslim edilmesi suretiyle müvekkilinin şirketten ayrılması hususunda tanıklar huzurunda mutabakat sağlandığını, müvekkiline herhangi bir hazır daire/konut tesliminin yapılmadığını, müvekkili tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde davalı hakkında şikayette bulunulduğunu ileri sürerek davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ve bu hususta gerekli tedbirlerin alınmasına, şirketi ve müvekkilini zarara uğratan ve rekabet yasağına aykırı hareket eden davalının Doğu Toplu Konut Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti. ortaklığından çıkarılmasına, müvekkilinin uğramış olduğu zarar ile müvekkiline ödenmesi gereken kâr payından şimdilik 12.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının doğru olmadığını, şirketin müvekkilinin gayret ve emekleriyle kurulduğunu, davalının şirketle ilgilenmediğini, bütün işlerin müvekkilince yapıldığını, davanın haksız olarak açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ana sözleşmesinde ortaklıkta çıkarılmaya ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, davacı tarafın davalının şirketten çıkarılmasına ilişkin talebi yönünden taraf ehliyeti bulunmadığından ortaklıktan çıkma payına ilişkin hesabın da mümkün olmadığı, davalının şirket müdürü olarak aylık 3.000,00 TL ücrete ilişkin bir genel kurul kararı olmamakla birlikte fiili olarak çalıştığı gözönünde bulundurulduğunda aldığı ücretin fahiş olmadığı, davalının rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davalının kurmuş olduğu yeni şirkette tespit edilen 10.527,62 TL kârın davacı zararına olduğuna ilişkin illiyet bağı kurulamadığından, bu yöndeki talebin de reddi gerektiği, şirket defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği, buna göre şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, sermaye ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve ticari defterlerin zorunlu kapanış tasdiklerinin yapılmaması nedeni ile özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı ve şirkete kayyım atanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ortaklıktan çıkarılma talebinin aktif husumet yokluğundan reddine, haksız rekabetten kaynaklı açılan tazminat ile şirket müdürlüğü nedeni ile ödenen maaşla ilgili alacak talebinin reddine, davacı tarafın özen yükümlülüğü ve şirket işleyişi ile ilgili taleplerinin kabulü ile Erzurum bilirkişilik listesinde kayıtlı mali müşavirin yönetici kayyım olarak atanmasına, kayyım ücreti olarak aylık 500,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin şirket hesabından karşılanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalıya ait defter ve belgelerin bilirkişi marifeti ile incelenerek karara dayanak rapor tanziminin gerektiğini, delillerin incelenmediğini, davalının defterleri sunmadığını, taraflarınca sunulan kayıt, defter ve belgelere de itiraz etmediğini, zararın miktar itibariyle tespitinin yapılmadığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yargılama sırasında alınan 16.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı Doğu Toplu Konut Ltd. Şti.’nin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı, davacının şirket işlemlerini inceleme ve denetleme yetkisinin engellendiğini somut olarak ispat edemediği, davalının başka bir şirket kurduğunun sabit olmasına karşılık haksız rekabet nedeniyle davacının zarara uğraması ile illiyet bağı kurulamadığı gibi davacının bu hususta somut delillerini sunmadığının belirtildiği, ayrıca davalının şirket müdürü olarak almış olduğu 3.000,00 TL ücretin çalışmasının karşılığında fahiş olarak değerlendirilemeyeceği, davalı tarafından şirkete ait ticari defterlerin sunulduğu ve bilirkişi tarafından incelendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, taraflar arasındaki imzası inkâr edilmeyen 09.04.2014 tarihli tutanak başlıklı belgede “...

ve ... ile aralarında yapılan anlaşma tutanağıdır. Doğu Toplu Konut…Ltd. Şti. ortakları arasında mutabakata varılmıştır. Bu mutabakat neticesinde ... %49 hissesinin tamamını ...’na devredecektir. ... daha önce noter sözleşmesi olan ...’a ait arsanın tapusunu ilgili şahıslarla birlikte yardımcı olmak kaydıyla devir yapacaktır. ... noterde arsanın tapusunu aldığında ...’e hazır bir adet dairenin tapusunu verecektir. İlgili daire ve arsa ile ilgili sözleşme noterde imzalanacaktır. Bunun haricinde taraflardan her hangi birisi hak talebinde bulunmayacaktır. Ortaklar arasında alacak verecek kalmamak şartıyla anlaşılmıştır. Şirket mal varlığı ...’na bırakılmıştır. İş bu sözleşme şahitler huzurda imza altına alınmıştır.” yazılı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda zarara uğrattığını, mahkemeden bu zararın tespitini talep ettiklerini, bilirkişi tarafından kasa defterindeki bilgiler dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunda tespit edilen toplam 16.535,60 TL kazancın haksız kazanç olarak nitelendirilebilmesi için haksız rekabet açısından illiyet bağı kurulması gerektiğinin belirtildiğini, söz konusu illiyet bağının ortaya konulabilmesi için tarafların ellerinde bulunan defter ve belgeleri sunmaları ve akabinde ilgili defter ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenerek bir sonuca ulaşılması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, dosyaya sunulan delillerinin yeterince incelenmediğini, sundukları delillere davalı tarafından itiraz da edilmediğini belirterek ve re'sen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalının limited şirket ortalığından çıkarılması, davacının uğradığı zararın giderilerek ödenmesi gereken kâr payının tahsili ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640, 641 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110999600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.