Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/100 E. 2023/3172 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mahkeme dışı ikrar↗ yürütmenin durdurulması↗ ihalenin feshi↗ korkutma↗ ikrah↗ çek ile ödeme↗ sebepten mücerretlik↗ yazılı delil ile ispat↗ talil↗ ticari defter ibrazı↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ mücerretlik↗ istirdat davası↗ takipsizlik kararı↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ vekalet ücreti takdiri↗ ispat külfeti↗ malvarlığına ilişkin dava↗ yazılı delil↗ hile↗ davadan feragat↗ bedelsizlik↗ şikayet↗ ikrar↗ eş rızası↗ kesin süre↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ keşideci↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ istirdat↗ feragat↗ ticari defter↗ havale↗ esastan ret↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ çek↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun dava konusu edilen çeklerden kaynaklanan borcun hiç doğmadığını ve çeklerin davalı tarafından zorla davacıdan alındığını iddia ederek dava ve takip konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini istediği, hile, hata ve ikrah iradeyi bozan haller olup yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre her türlü delille ispat edilebileceği, çek bir ödeme aracı olup, çekin başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bu iddiasını (eldeki davada çeklerin miktarı dikkate alınarak) yazılı delil ile ispatı gerektiği, davacı tarafın bu yönde bir delil ibraz etmediği, davacı tarafça soruşturma dosyaları delil olarak gösterilmiş ise de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, davacı tarafından dava konusu çeklerin tehdit ile alındığına ilişkin ispata yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle ... yönünden açılan davanın reddine, hukukumuzda dahili davalı müessesi bulunmadığı, ... ve ... yönünden harçlandırılarak usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığından dahili davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasında ispat külfetinin yer değiştirdiğini, dava konusu çeklerle ile ilgili davalı ...'in 15.09.2015 tarihinde Ankara Keçiören Kavacık Karakolunda verdiği ifade de çekleri ne için aldığını belirttiğini ve dolayısıyla davalının davacı tarafta alacağı olduğuna ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa geçtiğini, davalının bu beyanında davacının Ahlat Alışveriş Merkezi (AVM) işinin sonunda kazancı paylaşılması noktasında anlaştıklarını belirttiği ve davacı tarafın Ahlat AVM inşaatının %30'unu yaptıklarını bu sebeple işin durdurulması halinde iflas edeceklerini belirtmesi de davalının bu çekleri davacının iradesi dışında aldığını kabul ettiği anlamına geldiğini, dava konusu çeklerle ile ilgili Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/268 soruşturma dosyası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/168891 soruşturma sayılı dosyalarındaki davalının beyanlarında borcun sebebini talil ettiğini ve bu sebeple ispat külfetinin kendilerine geçtiğini, çekin sebepten mücerret olma iddialarından da vazgeçtiklerini, davacı tarafın davalıya herhangi bir borcunun olmadığının davalı tarafça da esasen kabul edilmiş olduğunu, davalının soruşturma evraklarındaki 15.09.2015 ve 07.10.2015 tarihli beyanı ve aynı konu ile alakalı ...'in Van Emniyet Müdürlüğünde alınan beyanı dikkate alındığında davalı tarafın davacının iradesi dışında bu çekleri aldığını kabul ettiklerini, keza ...'in beyan ettiği protokoldeki yani sözleşmedeki 600.000,00 TL değerindeki sözleşmeninde esasında dava konusu çekleri garanti altına almak için olduğunu, bu hususta davalıların resmi makamlar önünde beyanda bulunduklarını, ilk derece mahkemesince davalı tarafın resmi makamlar önündeki beyanlarını dikkate almaması ve delil saymamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı vekilinin de duruşmadaki beyanında davalının bu çekleri Ahlat AVM inşaatı için Aldığını, bu çeklerin tehditle değilde bahsi geçen AVM ihalesi dolayısıyla Ankara da açılan ve müvekkil davalı lehine yürütmeyi durdurma kararı verilen dosyadan feragat karşılığında alınan çekler olduğunu ve ihalenin feshi için açılan davadan vazgeçmeye ilişkin olduğunu beyan ettiği, bu haliyle davalı tarafın alacaklı olduklarını ispat etmeleri gerektiğini, yani davalı ve vekilinin esasında herhangi bir alacağının olmadığını kabul ettiklerini, suç olan ihalenin feshi için bu şekilde çekleri elde etmesinin hukuken korunması mümkün olmadığını, davacının Ahlat ilçesindeki AVM işi sebebiyle yaklaşık 18.000.000,00 TL (on sekiz milyon) değerindeki işin %30'unu yaptığı için davalı tarafından bu işin yapımını durduracakları tehdidi altında kendisinden bu dava konusu çekler alındığını, davalı tarafın mahkeme dışı ikrar ile davacının bu iddiasını doğruladığını, yine davalı vekilinin de mahkemede müvekkili davalının beyanlarını doğrular mahiyette mahkeme içi ikrar ile beyanda bulunduğunu, Yargıtayın bir çok kararında takipsizlik veya beraat kararıyla sonuçlansa dahi hukuk mahkemesindeki dava konusu ile alakalı beyanların tarafları bağladığı kabul edildiğini, bu davada da soruşturma aşamasında davalı tarafın çekleri ne şekilde elde ettiklerini talil ettiklerini, dolayısıyla dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun anlaşıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 38 inci maddesinde belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin korkutmaya dayalı olması halinde korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren taraflardan birisinin sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh edebileceğini, davacı tarafın söz konusu AVM işi için yaklaşık 5-6 milyon ( eski para ile trilyon) masraf yapmışken davacı tarafın işi durdurma tehdidinin çok ciddi bir tehdit olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinde mal varlığına yönelik korkutmanın da taraflardan birinin sözleşmeye bağlı sayılamayacağını kabulü gerektiğini, davalının beyanları ve kabulü bu yönde olmasına rağmen mahkemenin bu hususlardan hiçbirisinin dikkate almayarak davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek bir ödeme aracı olup, çekin başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bu iddiasını (eldeki davada çeklerin miktarı dikkate alınarak) yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın bu yönde bir delil ibraz edemediğini, Yerel Mahkemece verilen kesin süreye rağmen kendi dayandıkları ticari defterlerini ibraz etmediklerini ve taraflar arasındaki ticari ilişki bulunup bulunmadığı hususunu davacının ispatlayamadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, davacı tarafça dava konusu çeklerin tehdit ile alındığına ilişkin ispata yeterli delili hukuk dosyasına sunamadığı gibi savcılık soruşturma dosyasında da bu beyanlara itibar edilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18'inci maaddesi gereğince tacirin gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlü olduğunu ve her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı yanın kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, davacının dava dilekçesinde 6 adet 100.000,00 TL'lik çekleri konu ederek dava değerini 600.000,00 TL olarak belirtiğinden reddedilen miktar 600.000,00 TL olup lehlerine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti tutarının 37.950,00 TL olup düzeltilebilir bir yanılgı olduğu ve yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan protokole göre, davacı şirket ve ... (Dağlı Mühendislik) iş ortaklığı yetkilisi ... ile dava dışı MHS Harfiyat Mak İnş. Ltd. Şti. yetkilisi ... arasında protokolün düzenlendiği, iş ortaklığının değişik tarihlerde 600.000,00TL'yi MHS .. Şti.'den aldığı ve karşılığında dava konusu çeklerin keşide tarihleri ve bedelleri ile aynı olan vade ve miktarlarda ödemelerin yapılacağının kararlaştırıldığı, davaya konu çeklerin incelenmesinde de protokolde belirtilen tarih ve miktarlarda davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edildiklerinin anlaşıldığı, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olduğu, ne var ki davaya konu alacak kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı gerektiği, ancak keşidecinin hata, hile veya tehdit sonucu çekin verildiğini iddia etmesi halinde bu iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davacı davaya konu çeklerin davalının kendisinin malvarlığına zarar vereceği hususunda tehdit ederek çekleri aldığını iddia edip, bu iddiasına yönelik olarakta davalının soruşturma dosyalarındaki beyanlarını delil olarak sunmuş ise de davacının bu iddiasının kabulüne imkan bulunmadığı, sunulan protokolün incelenmesinde davacı şirketin iş ortağı ile birlikte dava konusu çeklerin tutarlarında ve vadelerinde ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, davalı taraf soruşturma dosyasındaki beyanlarında söz konusu çeklerin AVM inşaatı ile ilgili açtıkları davadan vazgeçilmesi karşılığında davacının kendi rızası ile verildiğini ifade ettiği, dava konusu çeklerin keşide tarihleri 30.06.2015 tarihinden başlamak üzere birer aylık vadelerle düzenlenmiş ise de taraflar arasındaki protokolün düzenlendiği 22.01.2015 tarihinde ileri tarihli olarak düzenlendiği, davacının iddiasına göre çeklerin tehdit yolu ile alındığı iddia edilmesine rağmen davacı tarafından şikayetin bu tarihten çok daha sonra (çeklerin vadeleri geldikten sonra) yapılmış olması da ortada gerçek anlamda bir tehditin olmadığı, tarafların davalının AVM inşaatı ile ilgili davadan feragat etmesi karşılığında bunun bedeli olarak bu çeklerin verilmesi hususunda anlaştıkları kanaatine varıldığı, nitekim davacının yapmış olduğu şikayetlerde de ihtilafın hukuki nitelikte olması nedeniyle koğuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, tarafların AVM inşaatı hakkındaki davadan vazgeçilmesi hususunda anlaştıkları ve davacının bunun bedeli olarak çekleri davalıya verdiği, çeklerin tehditle ve rıza dışı alınmasının söz konusu olmadığından davanın reddine yönelik mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı vekilinin istinaf istemi yönünden ise, davanın konusunun 600.000,00 TL'lik çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olup dava değeri üzerinden davalıya vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken eksik ücret takdir edilmesi yasaya aykırı ise de bu eksikliğin düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden açılan davanın reddine, Davalılar ... ve ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6 adet 100.000,00 TL bedelli olmak üzere 600.000,00 TL'lik çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, dava konusu çeklerin tehditle alınıp alınmadığı, çeklerin bedelsiz olup olmadığı ve ispat külfetinin kimde olduğu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 201 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/100 E. , 2023/3172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/2617 Esas, 2021/1006
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ Bitlis Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/286 E., 2018/101 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil davacı şirket yetkilisi ...'ın Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/268 soruşturma sayılı dosyasında şikayet konusu ettiği üzere davalı ..., müvekkilin iradesi dışında aralarında herhangi bir ticari faaliyet veya alacak sebebi olmaksızın 6 adet çeki müvekkilinden aldığını, ceza soruşturması devam eden çekler, davalının müvekkiline tehdit ve şantaj ederek müvekkilin iradesi dışında aldığını, davalı ...'in aldığı çeklere karşılık olası bir dava durumunda alacağı sağlama almak için 22.01.2015 tarihli protokol imzalandığını, protokol ve çeklerin birbiri ile bağlantılı olduğunu, protokol incelendiğinde, taraflar arasında ticari bir faaliyetten bahsedildiğini, taraflar arasında alacak durumunu gerektirir herhangi bir ilişkinin olmadığının ortaya çıkacağını ileri sürerek çeklere karşılık müvekkil şirketin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, davalının müvekkili zor durumda bırakmak için birçok yönlü müvekkili borç altına alma girişimi de davalının açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğinden %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiş, 01.07.2016 havale tarihli dilekçesi ile 30.06.2015 tarihli çek bedelinin dava açıldıktan sonra bankaya ibraz edilip tahsil olması nedeniyle çek miktarı olan 100.000,00 TL'lik kısım için davanın istirdat davası olarak sürüdürülmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 6 adet çekin müvekkil tarafından tehdit ve şantaj yapmak sureti ile davacı yetkilisi ...'dan alındığının iddia ediliği ve bu durumun tespitinin istendiğini, ancak bilindiği üzere çekin görüldüğünde ödenir ve buna aykırı kayıt veya vade yazılmamış sayıldığını, Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/268 sayılı dosyası incelendiğinde iddia edilen tehdit ve şantajın keşide tarihinden çok önceki bir tarihte gerçekleştiğinin görüleceğini savunarak davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun dava konusu edilen çeklerden kaynaklanan borcun hiç doğmadığını ve çeklerin davalı tarafından zorla davacıdan alındığını iddia ederek dava ve takip konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini istediği, hile, hata ve ikrah iradeyi bozan haller olup yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre her türlü delille ispat edilebileceği, çek bir ödeme aracı olup, çekin başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bu iddiasını (eldeki davada çeklerin miktarı dikkate alınarak) yazılı delil ile ispatı gerektiği, davacı tarafın bu yönde bir delil ibraz etmediği, davacı tarafça soruşturma dosyaları delil olarak gösterilmiş ise de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı ...
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, davacı tarafından dava konusu çeklerin tehdit ile alındığına ilişkin ispata yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle ... yönünden açılan davanın reddine, hukukumuzda dahili davalı müessesi bulunmadığı, ... ve ... yönünden harçlandırılarak usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığından dahili davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasında ispat külfetinin yer değiştirdiğini, dava konusu çeklerle ile ilgili davalı ...'in 15.09.2015 tarihinde Ankara Keçiören Kavacık Karakolunda verdiği ifade de çekleri ne için aldığını belirttiğini ve dolayısıyla davalının davacı tarafta alacağı olduğuna ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa geçtiğini, davalının bu beyanında davacının Ahlat Alışveriş Merkezi (AVM) işinin sonunda kazancı paylaşılması noktasında anlaştıklarını belirttiği ve davacı tarafın Ahlat AVM inşaatının %30'unu yaptıklarını bu sebeple işin durdurulması halinde iflas edeceklerini belirtmesi de davalının bu çekleri davacının iradesi dışında aldığını kabul ettiği anlamına geldiğini, dava konusu çeklerle ile ilgili Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/268 soruşturma dosyası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/168891 soruşturma sayılı dosyalarındaki davalının beyanlarında borcun sebebini talil ettiğini ve bu sebeple ispat külfetinin kendilerine geçtiğini, çekin sebepten mücerret olma iddialarından da vazgeçtiklerini, davacı tarafın davalıya herhangi bir borcunun olmadığının davalı tarafça da esasen kabul edilmiş olduğunu, davalının soruşturma evraklarındaki 15.09.2015 ve 07.10.2015 tarihli beyanı ve aynı konu ile alakalı ...'in Van Emniyet Müdürlüğünde alınan beyanı dikkate alındığında davalı tarafın davacının iradesi dışında bu çekleri aldığını kabul ettiklerini, keza ...'in beyan ettiği protokoldeki yani sözleşmedeki 600.000,00 TL değerindeki sözleşmeninde esasında dava konusu çekleri garanti altına almak için olduğunu, bu hususta davalıların resmi makamlar önünde beyanda bulunduklarını, ilk derece mahkemesince davalı tarafın resmi makamlar önündeki beyanlarını dikkate almaması ve delil saymamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı vekilinin de duruşmadaki beyanında davalının bu çekleri Ahlat AVM inşaatı için Aldığını, bu çeklerin tehditle değilde bahsi geçen AVM ihalesi dolayısıyla Ankara da açılan ve müvekkil davalı lehine yürütmeyi durdurma kararı verilen dosyadan feragat karşılığında alınan çekler olduğunu ve ihalenin feshi için açılan davadan vazgeçmeye ilişkin olduğunu beyan ettiği, bu haliyle davalı tarafın alacaklı olduklarını ispat etmeleri gerektiğini, yani davalı ve vekilinin esasında herhangi bir alacağının olmadığını kabul ettiklerini, suç olan ihalenin feshi için bu şekilde çekleri elde etmesinin hukuken korunması mümkün olmadığını, davacının Ahlat ilçesindeki AVM işi sebebiyle yaklaşık 18.000.000,00 TL (on sekiz milyon) değerindeki işin %30'unu yaptığı için davalı tarafından bu işin yapımını durduracakları tehdidi altında kendisinden bu dava konusu çekler alındığını, davalı tarafın mahkeme dışı ikrar ile davacının bu iddiasını doğruladığını, yine davalı vekilinin de mahkemede müvekkili davalının beyanlarını doğrular mahiyette mahkeme içi ikrar ile beyanda bulunduğunu, Yargıtayın bir çok kararında takipsizlik veya beraat kararıyla sonuçlansa dahi hukuk mahkemesindeki dava konusu ile alakalı beyanların tarafları bağladığı kabul edildiğini, bu davada da soruşturma aşamasında davalı tarafın çekleri ne şekilde elde ettiklerini talil ettiklerini, dolayısıyla dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun anlaşıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 38 inci maddesinde belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin korkutmaya dayalı olması halinde korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren taraflardan birisinin sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh edebileceğini, davacı tarafın söz konusu AVM işi için yaklaşık 5-6 milyon ( eski para ile trilyon) masraf yapmışken davacı tarafın işi durdurma tehdidinin çok ciddi bir tehdit olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinde mal varlığına yönelik korkutmanın da taraflardan birinin sözleşmeye bağlı sayılamayacağını kabulü gerektiğini, davalının beyanları ve kabulü bu yönde olmasına rağmen mahkemenin bu hususlardan hiçbirisinin dikkate almayarak davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek bir ödeme aracı olup, çekin başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bu iddiasını (eldeki davada çeklerin miktarı dikkate alınarak) yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın bu yönde bir delil ibraz edemediğini, Yerel Mahkemece verilen kesin süreye rağmen kendi dayandıkları ticari defterlerini ibraz etmediklerini ve taraflar arasındaki ticari ilişki bulunup bulunmadığı hususunu davacının ispatlayamadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, davacı tarafça dava konusu çeklerin tehdit ile alındığına ilişkin ispata yeterli delili hukuk dosyasına sunamadığı gibi savcılık soruşturma dosyasında da bu beyanlara itibar edilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18'inci maaddesi gereğince tacirin gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlü olduğunu ve her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı yanın kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, davacının dava dilekçesinde 6 adet 100.000,00 TL'lik çekleri konu ederek dava değerini 600.000,00 TL olarak belirtiğinden reddedilen miktar 600.000,00 TL olup lehlerine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti tutarının 37.950,00 TL olup düzeltilebilir bir yanılgı olduğu ve yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan protokole göre, davacı şirket ve ... (Dağlı Mühendislik) iş ortaklığı yetkilisi ... ile dava dışı MHS Harfiyat Mak İnş. Ltd. Şti. yetkilisi ... arasında protokolün düzenlendiği, iş ortaklığının değişik tarihlerde 600.000,00TL'yi MHS .. Şti.'den aldığı ve karşılığında dava konusu çeklerin keşide tarihleri ve bedelleri ile aynı olan vade ve miktarlarda ödemelerin yapılacağının kararlaştırıldığı, davaya konu çeklerin incelenmesinde de protokolde belirtilen tarih ve miktarlarda davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edildiklerinin anlaşıldığı, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olduğu, ne var ki davaya konu alacak kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı gerektiği, ancak keşidecinin hata, hile veya tehdit sonucu çekin verildiğini iddia etmesi halinde bu iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davacı davaya konu çeklerin davalının kendisinin malvarlığına zarar vereceği hususunda tehdit ederek çekleri aldığını iddia edip, bu iddiasına yönelik olarakta davalının soruşturma dosyalarındaki beyanlarını delil olarak sunmuş ise de davacının bu iddiasının kabulüne imkan bulunmadığı, sunulan protokolün incelenmesinde davacı şirketin iş ortağı ile birlikte dava konusu çeklerin tutarlarında ve vadelerinde ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, davalı taraf soruşturma dosyasındaki beyanlarında söz konusu çeklerin AVM inşaatı ile ilgili açtıkları davadan vazgeçilmesi karşılığında davacının kendi rızası ile verildiğini ifade ettiği, dava konusu çeklerin keşide tarihleri 30.06.2015 tarihinden başlamak üzere birer aylık vadelerle düzenlenmiş ise de taraflar arasındaki protokolün düzenlendiği 22.01.2015 tarihinde ileri tarihli olarak düzenlendiği, davacının iddiasına göre çeklerin tehdit yolu ile alındığı iddia edilmesine rağmen davacı tarafından şikayetin bu tarihten çok daha sonra (çeklerin vadeleri geldikten sonra) yapılmış olması da ortada gerçek anlamda bir tehditin olmadığı, tarafların davalının AVM inşaatı ile ilgili davadan feragat etmesi karşılığında bunun bedeli olarak bu çeklerin verilmesi hususunda anlaştıkları kanaatine varıldığı, nitekim davacının yapmış olduğu şikayetlerde de ihtilafın hukuki nitelikte olması nedeniyle koğuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, tarafların AVM inşaatı hakkındaki davadan vazgeçilmesi hususunda anlaştıkları ve davacının bunun bedeli olarak çekleri davalıya verdiği, çeklerin tehditle ve rıza dışı alınmasının söz konusu olmadığından davanın reddine yönelik mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı vekilinin istinaf istemi yönünden ise, davanın konusunun 600.000,00 TL'lik çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olup dava değeri üzerinden davalıya vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken eksik ücret takdir edilmesi yasaya aykırı ise de bu eksikliğin düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...
vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden açılan davanın reddine, Davalılar ... ve ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6 adet 100.000,00 TL bedelli olmak üzere 600.000,00 TL'lik çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, dava konusu çeklerin tehditle alınıp alınmadığı, çeklerin bedelsiz olup olmadığı ve ispat külfetinin kimde olduğu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 201 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110997700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz