Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1023 E. 2024/9008 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esnaf↗ aaüt↗ istinaf incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ iltibas↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/82 E., 2020/107 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin uzun yıllar "... LOKANTASI" olarak bilinen restoranlar zincirini işlettiğini, İstanbul’un en yoğun semtlerinde yer alan şubeleri ile ... Lokantaları yıllar içinde tanınmışlığının arttırdığını ve haklı bir itibar sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın 25.08.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35530 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, ...'ın daha önce de 28.08.2013 tarihinde, "..." ibaresini marka olarak 2012 11000 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili ...'ın ise, 10.07.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35552 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini ve bu markaları iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında "... Lokantası" olarak kullandıklarını, davalının ... LOKANTASI ibaresi ile bir lokanta açtığını ve müvekkilleri ile aynı alanda hizmet sunduklarını, müvekkillerinin tescilli markası ile aynı ibare olan ... LOKANTASI ibaresini öne çıkararak kendi hizmetlerinde kullandıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile iltibasa yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik maddi tazminat olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilini talep ettiği markanın "şarbalkanlokantası" olduğunu, müvekkilin tescil ettirmek istediği marka ile davacıların markası birbirinden farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimali olmadığını, davacılar tarafından markaya tecavüz iddiası ile farklı kişilere davalar açıldığını, davacıların sanki tescilli markaları "... Lokantası"ymış gibi hareket ettiklerini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, müvekkilinin haksız rekabete neden olmak gibi kasti bir davranışı olmadığı gibi dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkiline ait markanın "ŞAR" ibaresini taşıdığından davacıların markasından farklı olduğunu, aynı olduğu iddiasının asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın marka tescillerinin de "... Lokantası" şeklinde olmadığını, hatta TPMK nezdinde "... Lokantası" markasıyla yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, buradan hareketle, davacının tescile aykırı kullanımla iltibasa neden olduğunu ve haksız rakabet yarattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, alınan son heyet raporunda da tespit olunduğu üzere davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, 3. kişilerin bu ibareyi içerir kullanımlarının öncelenemeyeceği gibi davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı gibi markaların ayırt edici unsurlar kullanım dışı bırakılarak BL logosu ile birlikte "... LOKANTASI" şeklinde kullanıldıkları, markanın ayırt edici unsurunun terk edilerek farklı şekilde kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının Şar ve ... Lokantası kelimelerinin birlikte kullanımla markasal olarak zayıf ve çok ayırtedici olmamakla beraber "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, herkesin kullanımına müsait markasal kullanımların markaya tecavüz ya da haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, bunlara dayalı hak sahipliği iddiasına ilişkin değerlendirmelerin ayrıca bir davanın konusunu teşkil edebileceği, sektör bilirkişi tespitlerinde de yer aldığı üzere davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ... LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği, tüm işletmelerin bu konsepti ve adı kullanabilecekleri, markalarında kendilerini diğer işletmelerden ayrıştıracak ibareler olduğu sürece geniş bir coğrafi bölge ve gastronomik kültürü ifade eden bu ibareyi sadece bir işletmenin kullanımına vermenin yiyecek-içecek ve gastronomi sektörü açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı ve bu durumun sektörün normal durumuna aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka tecavüzünün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebi davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1) İlk derece mahkemesince, somut olayda davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ... LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, davacılar vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yeni ve farklı bir gerekçe ile reddedilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6764 E. 2024/2755 K.
Ortak:ortalama tüketici · yasal faiz · haksız rekabet · temsil · iltibas
İncelediğiniz kararda… landıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile «iltibasa» yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik «maddi tazminat» olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen «vekalet ücretinin» de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
… ce bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.
Benzer bu karardaLOKANTASI" ibaresinin kullanmasının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığını ileri sürerek «belirsiz alacak davası» açtıklarını bu nedenle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... aklına geleceği, TürkPatent nezdinde 43. sınıfta tescilli ... ibareli birçok marka bulunduğu, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresinin coğrafi bir …
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · belirsiz alacak davası · delillerin toplanmaması · karine · hakkın kötüye kullanılması · eş rızası · dürüstlük kuralı · alacak davası
Benzer bu karardaLOKANTASI" ibaresinin kullanmasının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığını ileri sürerek «belirsiz alacak davası» açtıklarını bu nedenle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Lokantası"sının tescilli olduğunu, müvekkillerinin bu marka ile halen hizmet vermeye devam ettiklerini ve iyi bir «müşteri çevresi» kazandıklarını, davalı yanın müvekkillerinin iş yerinde işçi olarak çalışırken işten ayrılarak "...
Lokantası" markasının tescilli olduğunu, davacıların marka kullanımından haberdar olduklarını ve «rızalarının» olduğunu, davacıların markası ile müvekkili markasının farklı olduğunu, "..." ibaresinin tek başına marka tescili olmaya müsait olmadığını, olsa dahi zayıf marka niteliğinde olduğunu, davalı adına 43. sınıfta tescilli 2013/107241 numaralı "... ...
… öz konusu kullanımlarından haber olduğunu ve kullanımlara sessiz kalarak zımnen kabul ettiğini, tescilli markalarının mevcudiyeti halinde söz konusu kullanımlarının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabete» sebebiyet vermeyeceğini, davacıların davalının marka kullanımından haberdar olup, «rızalarının» bulunduğunu, taraf markalarının farklı olduğunu, "..." ibaresi tek başına marka tescili olmaya müsait olmayıp, tescil edilmiş bile olsa zayıf marka olduğunu, "..." …
-
Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7028 E. 2024/2905 K.
Ortak:esnaf · maddi ve manevi tazminat · ortalama tüketici · maddi tazminat · haksız rekabet · temsil · iltibas
İncelediğiniz kararda… landıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile «iltibasa» yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik «maddi tazminat» olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen «vekalet ücretinin» de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
… ce bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.
Benzer bu karardaLOKANTASI" ibaresini öne çıkararak kullanmasının «iltibasa» yol açtığını, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek öncelikle davalıya ait iş yerinde «delil tespiti» yapılmasını, tecavüzün durdurulması için «ihtiyati tedbire» karar verilmesini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat», 10.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… r anlamına geldiğini, 43. sınıfta ''...'' markasının ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, davalının markasında ... ibaresi olup bu durumun davacıların markaları ile «iltibas» oluşturacağını ileri sürmüş ise de, «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde kültürü yemekleri ve tarihi yerleri ile meşhur olan coğrafi yeri «temsil» eden ... aklına geleceği, TÜRKPATENT nezdinde 43. sınıfta tescilli ''...'' ibareli birçok marka bulunduğu, her iki taraf markasında yer alan ''...'' ibaresi coğraf …
Lokantası ibaresindeki ayırt edici unsurun ... olduğunun ve «iltibasa» yol açacağına karar verildiğini, ayrıca iltibas açısından bütünsel bir değerlendirme yapıldığında markaların benzer olduğunu dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkillerinin ... markası ile davalının ... «esnaf» lokantası markasındaki esas unsurun ... ibaresi olduğunu, dolayısıyla iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarında 2012/11000 numaralı ... markasını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz alacak davası · delil değerlendirmesi · delil tespiti · adi ortaklık · ticari işletme · kira sözleşmesi · ihtiyati tedbir · alacak davası
Benzer bu karardaLOKANTASI" ibaresini öne çıkararak kullanmasının «iltibasa» yol açtığını, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek öncelikle davalıya ait iş yerinde «delil tespiti» yapılmasını, tecavüzün durdurulması için «ihtiyati tedbire» karar verilmesini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat», 10.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ESNAF LOKANTASI" ibaresinin «ticari/işletme» unvanı olarak da davalı adına tescilli olduğunu, tescilli bir marka veya unvanın kullanılmasının engellenemeyeceğini, korunan hakkın davalı müvekkiline ait olduğunu, taraflar arasında «adi ortaklık ilişkisi» bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamiyle güvene ve söze bağlı olup resmi bir kayıt bulunmadığını, Beşiktaş'taki 2, Mecidiyeköy'deki 1 dükkânın d …
ESNAF LOKANTASI" şeklinde olup, davacıların daha ilk andan itibaren kullanılan markadan ve marka tescilinden haberdar olduklarını, SGK, «kira sözleşmeleri» ve işyeri açılışları incelendiğinde hangi tarafın doğruyu beyan ettiğinin aşikâr olduğunu, resmi kayıtlarda davalının 31.03.2016 tarihinde kadar davacının yanında çalışıyor gözüktüğünü, Mecidiyeköy'deki dükkanın açılış tarihinin 04.02.2015 olduğunu, haliyle davalı müvekkilinin daha resmi olarak davacı yanında çalışıyorken 1 yıl önce Mecidiyeköy'deki lokantanın açıldığını ve çalışmaya başladığını, davacıların bu durumdan haberdar olmamalarının mümkün olmadığını, kaldı ki Mecidiyeköy'deki lokantanın 18.12.2014 tarihli kira sözleşmesinin «kefilinin» davacı ... olduğunu, davacıların yaşanan ticari süreç içerisindeki tutumları dikkate alındığında basiretli bir «tacir» gibi davranmadıkları, sessiz kalma ve zımni / açık rızayla olsa dahi hukuksal haklarını kaybettiklerini, davacıların var olduğunu iddia ettikleri sözde hakların «zamanaşımına» uğradığını, tek başına ... ibaresinin zayıf marka olduğunu zira "..." kelimesinde yer adı olması ve ...
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçesinde davacıların markasının zayıf olduğunu belirttiğini, oysa müvekkilinin markalarının zayıf olmadığını, kaldı ki davalı markasındaki eklentilerin de ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, mahkemenin «delil değerlendirmesinde» objektif davranmadığını, İstanbul 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10271 E. 2013/9104 K.
Ortak:maddi tazminat · haksız rekabet · temsil · iltibas
İncelediğiniz kararda… landıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile «iltibasa» yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik «maddi tazminat» olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen «vekalet ücretinin» de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
… ce bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; «ortalama tüketici» kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri «temsil» eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve «haksız rekabet» koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.
Benzer bu kararda… işaretlerin aynı olmadığı, davacı markası kapsamında 29, 30 ve 32. sınıftaki mallar varken, davalının davaya konu işareti mallar için değil 43/01 sınıf ve alt gruba «dahil» "yiyecek içecek sağlanması" yani lokantacılık hizmetlerinde kullandığı, davacı markasının tescil kapsamı ile davalı kullanımının aynı olmadığı,... ibaresinin "Lokantacılık" hizmetleri yönünden de davacıya bağlanabilecek tescilsiz yoğun kullanım sonucu ayırtedicilik kazanmış bir işaret olmadığı, davalının dava tarihine kadar gerçekleşen ve ceza soruşturmasında tespit edilen kullanımlarının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı, aksi bir an için kabul olunsa dahi, suskun kalma suretiyle hak «kaybı» koşullarının oluştuğu, ayrıca davacının «maddi tazminat» talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
… konusu mal ve hizmetler arasındaki yakın ilişki dikkate alındığında halk tarafından karıştırma ihtimali de bulunduğundan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesi mevcuttur Öte yandan bir marka tescilli olduğu sürece 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında korunacağından, davacı markasının aynı KHK'nın 42. maddesi hükü …
Ayrıca iş bu davada, davalı kullanımının aynı KHK'nın 12. maddesi kapsamında dürüstçe bir kullanım olarak kabulü mümkün olmayacağı gibi, davalı şirket «temsilcisinin» beyanından anılan ibareyi iki ay kullandığı ve 2009 yılında lokantacılık faaliyetine başlandığı anlaşıldığına göre bu gerekçe ile dahi ret kararı isabetsiz olup kararın temyiz eden davacı yarınına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı · feragat · dahili dava
Benzer bu kararda… işaretlerin aynı olmadığı, davacı markası kapsamında 29, 30 ve 32. sınıftaki mallar varken, davalının davaya konu işareti mallar için değil 43/01 sınıf ve alt gruba «dahil» "yiyecek içecek sağlanması" yani lokantacılık hizmetlerinde kullandığı, davacı markasının tescil kapsamı ile davalı kullanımının aynı olmadığı,... ibaresinin "Lokantacılık" hizmetleri yönünden de davacıya bağlanabilecek tescilsiz yoğun kullanım sonucu ayırtedicilik kazanmış bir işaret olmadığı, davalının dava tarihine kadar gerçekleşen ve ceza soruşturmasında tespit edilen kullanımlarının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı, aksi bir an için kabul olunsa dahi, suskun kalma suretiyle hak «kaybı» koşullarının oluştuğu, ayrıca davacının «maddi tazminat» talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1023 E. , 2024/9008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2239 Esas, 2023/1669 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/82 E., 2020/107 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin uzun yıllar "... LOKANTASI" olarak bilinen restoranlar zincirini işlettiğini, İstanbul’un en yoğun semtlerinde yer alan şubeleri ile ... Lokantaları yıllar içinde tanınmışlığının arttırdığını ve haklı bir itibar sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın 25.08.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35530 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, ...'ın daha önce de 28.08.2013 tarihinde, "..." ibaresini marka olarak 2012 11000 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili ...'ın ise, 10.07.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35552 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini ve bu markaları iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında "...
Lokantası" olarak kullandıklarını, davalının ... LOKANTASI ibaresi ile bir lokanta açtığını ve müvekkilleri ile aynı alanda hizmet sunduklarını, müvekkillerinin tescilli markası ile aynı ibare olan ... LOKANTASI ibaresini öne çıkararak kendi hizmetlerinde kullandıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile iltibasa yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik maddi tazminat olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilini talep ettiği markanın "şarbalkanlokantası" olduğunu, müvekkilin tescil ettirmek istediği marka ile davacıların markası birbirinden farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimali olmadığını, davacılar tarafından markaya tecavüz iddiası ile farklı kişilere davalar açıldığını, davacıların sanki tescilli markaları "... Lokantası"ymış gibi hareket ettiklerini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, müvekkilinin haksız rekabete neden olmak gibi kasti bir davranışı olmadığı gibi dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkiline ait markanın "ŞAR" ibaresini taşıdığından davacıların markasından farklı olduğunu, aynı olduğu iddiasının asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın marka tescillerinin de "...
Lokantası" şeklinde olmadığını, hatta TPMK nezdinde "... Lokantası" markasıyla yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, buradan hareketle, davacının tescile aykırı kullanımla iltibasa neden olduğunu ve haksız rakabet yarattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, alınan son heyet raporunda da tespit olunduğu üzere davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, 3. kişilerin bu ibareyi içerir kullanımlarının öncelenemeyeceği gibi davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı gibi markaların ayırt edici unsurlar kullanım dışı bırakılarak BL logosu ile birlikte "... LOKANTASI" şeklinde kullanıldıkları, markanın ayırt edici unsurunun terk edilerek farklı şekilde kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının Şar ve ...
Lokantası kelimelerinin birlikte kullanımla markasal olarak zayıf ve çok ayırtedici olmamakla beraber "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, herkesin kullanımına müsait markasal kullanımların markaya tecavüz ya da haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, bunlara dayalı hak sahipliği iddiasına ilişkin değerlendirmelerin ayrıca bir davanın konusunu teşkil edebileceği, sektör bilirkişi tespitlerinde de yer aldığı üzere davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ...
LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği, tüm işletmelerin bu konsepti ve adı kullanabilecekleri, markalarında kendilerini diğer işletmelerden ayrıştıracak ibareler olduğu sürece geniş bir coğrafi bölge ve gastronomik kültürü ifade eden bu ibareyi sadece bir işletmenin kullanımına vermenin yiyecek-içecek ve gastronomi sektörü açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı ve bu durumun sektörün normal durumuna aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka tecavüzünün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebi davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1) İlk derece mahkemesince, somut olayda davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ...
LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, davacılar vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yeni ve farklı bir gerekçe ile reddedilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110624000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz