Tespit ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8543 E. 2023/2494 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ahde vefa ilkesi↗ ahde vefa↗ hisse devir sözleşmesinin iptali↗ limited şirket pay devri↗ irade fesadı↗ işletme devri↗ aldatma (hile)↗ sözleşmenin iptali↗ pay devri↗ bloke↗ hile↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ vekâlet ücreti↗ münhasırlık↗ basiretli tacir↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kamu düzeni↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ maddi ve manevi tazminat↗ geçersizlik↗ tacir↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarih, 2017/152 E. ve 2018/510 K. sayılı kararıyla; ortada şirket hisse devir ve öğrenci yurdu satış sözleşmesinin iptalini gerektiren hile durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2019 tarih, 2019/572 E. ve 2019/879 K. sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun sınırlı olarak esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat davalarının hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2021 tarih, 2019/4783 E. ve 2021/4461 K. sayılı kararıyla davacının dava dilekçesindeki açıklamaları ile hisse devir ve satış bedeli olarak ödediğini belirttiği 578.096,00 TL'nin tahsilini talep etmesi gözetildiğinde davacının Sakarya 6. Noterliğince düzenlenen 17.01.2017 tarih ve 01984- 01985 sayılı limited şirket hisse devir sözleşmelerinin iptalini de istediğinin kabulü gerektiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tarihsiz İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin iptalinin istenmesinde davacının hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ön sözleşme niteliğinde olan “İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi” ile yurt işletmesinin maliki olan İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin hisselerinin devrine ilişkin Sakarya 5. Noterliğinin 17.01.2017 tarihli, 01984 ve 01985 yevmiye no.lu “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmeleri” yapıldığı, İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi'nin 2 nci maddesinde, satılan işletmenin satış tarihinden önceki yurdun bütün vergi, kira, elektrik, su, doğalgaz gibi ödemelerin satıcıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davalıların bir aldatması olmadığı, sözleşme tarihinden sonra ortaya çıkacak ancak sözleşme öncesi döneme ilişkin vergi ve SGK borç ve cezalarının sorumluluğu davalılara bırakıldığına göre davacının bu ihtimalin varlığından haberdar olduğu ve ödemek durumunda kalması halinde de vergi ve cezaları ayrı bir davaya konu edebileceği, sözleşmesinin 9 uncu maddesinde; alıcının yurt giderlerinin tamamını incelediği, yurt gelirlerinin de tamamını incelediği ve yurdun fiziki durumunu da gördüğü, ayrıntılı bir şekilde incelediği ve satış sözleşmesinde geçen bütün maddeleri de okuyarak şirketi ve öğrenci yurdunu almaya karar verdiği düzenlemesine göre, davacının yurt işletmesini gezdiği, fiziki durumunu gördüğü, varsa bir kısım eksiklikler ile mevzuata aykırılıkları bilebilecek duruma geldiğinin anlaşıldığı, davalıların yurt binasında bulunduğu ileri sürülen eksiklikleri saklamadığı, aksine binayı göstererek davacının incelemesine sunduğu, bu durumda davalıların binanın fiziksel durumuna ilişkin bir aldatmasının olmadığının anlaşıldığı, sözleşmenin 13 üncü maddesinde, alıcının işyerini aldıktan sonra ister Milli Eğitime bağlı yurt olarak ister apart olarak isterse de kiralık daire olarak işletmeye devam edebileceği, bununla ilgili sorumluluğun tamamen alıcıya ait olduğu düzenlemesi ile davalı tarafça devir edilen şirkete ait yurt açma izin belgesi ve iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatında yurdun kapasitesinin 128 öğrenci olarak belirtilmiş olması ve sözleşme öncesinde bu belgelerin davacıya verildiğinin taraflar arasındaki sözleşmenin 15 inci maddesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında taraflar arasında düzenlenen sözleşmede yurdun 230 öğrenci ile devredildiğinin belirtilmesinin davalıların hileli davrandıklarını göstermediği, davacının hem resmi kapasiteyi hem de fiziki kapasiteyi öğrendiği, bu konuda da davalıların bir aldatmasının olmadığının göründüğü, sözleşme ilişkisinde asıl olanın ahde vefa ilkesi olduğu, davacının açıkça bilgelendirildiği bir sözleşmede, hem tüm belgeleri incelemesi hem de yurt binasını gezmesi karşısında, sözleşmenin kurulmasından sona karşısına çıkan bir kısım eksiklikleri aldatma olarak nitelendirmesinin anılan hükümler kapsamında mümkün olmadığı, ahde vefa ilkesinin korunması gerektiği, davanın ispatlanamadığı, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede de İlk Derece Mahkemesince, sözleşmenin iptali istemi hakkında bir karar verilmediğinin görüldüğü gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve bedelin iadesine ilişkin davanın reddine, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yurdun bir ay süre ile kapatılmasına karar verildiğini, davalıların bu eksiklikleri gidermeden yasal olarak çalışamayacağını bildikleri halde müvekkiline satış yaptıklarını, gizlemek suretiyle müvekkilini hileye maruz bıraktıklarını, yurdun yönetmelikte belirtilen şartları taşımadığını, kombi ve tesisatın uygun olmadığını, müvekkilinin kombi ve tesisatın binaya ve projeye uygun hale gelmesi için satış tarihinden sonra hatırı sayılı bir para harcamak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalılarca binanın yurt olarak kullanılmaya uygun olduğu yönünde aldatıldığını, davalıların gösterdikleri evraklarda binanın yangın tedbirlerine uygun olduğunun gösterildiğini, müvekkilinin de resmî nitelikli bu belgeleri inceleyerek sözleşme imzaladığını ancak görevlilerin gerçeği yansıtmayan belge düzenlediğini, görevi ihmalden dava açıldığını, eksikliklerin müvekkilinden gizlendiğini, bu suretle satışın yapılmasının sağlandığını, su alacağının bile dercedildiği sözleşmede sigortasız işçi çalıştırmak sebebiyle düzenlenen tutanaktan, doğalgazın kaçaklığından, denetim eksikliklerinden hiç bahsedilmemesinin dürüst ticari hayata uygunluk taşımadığını, resmî makamlarca işlemlerin bekletilmesinin hileye uğramadaki sebeplerden biri olduğunu, yurdun yönetmelik gereği dahi devrinin mümkün olmadığı halde kamu görevlilerinin de içinde bulunduğu kötü niyetle müvekkiline satılmasının aldatma niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti, alacak ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4783 E. 2021/4461 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesinin iptali · sözleşmenin iptali · hile · satış sözleşmesi · dava şartı yokluğu · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarih, 2017/152 E. ve 2018/510 K. sayılı kararıyla; ortada şirket hisse devir ve öğrenci yurdu «satış sözleşmesinin iptalini» gerektiren «hile» durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2019 tarih, 2019/572 E. ve 2019/879 K. sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun sınırlı olarak esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi «tazminat davalarının» «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Noterliğince düzenlenen 17.01.2017 tarih ve 01984- 01985 sayılı «limited şirket» «hisse devir sözleşmelerinin iptalini» de istediğinin kabulü gerektiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tarihsiz İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San.
Benzer bu karardaYurt gelirlerinin de tamamını incelemiş ve yurdun fiziki durumunu da görmüş ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve «satış sözleşmesinde» geçen bütün maddeleri de okuyarak şirketi ve öğrenci yurdunu almaya karar vermiştir.'' düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmede yurdun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak işletilmesi konusunda, ayrıca yangın merdiveninin olması/nitelikleri ve kombinin nitelikleri konusunda davalı tarafın bir «taahhüdünün» bulunmadığı, takılı kombiye uygun yaptırılacak proje nedeniyle yapılmak durumunda kalınan «masrafların» da taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dava konusu edilebileceği, davalı tarafça devir edilen şirkete ait yurt açma izin belgesi ve iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatında yurdun kapasitesinin 128 öğrenci olarak belirtilmiş olması ve sözleşme öncesinde bu belgelerin davacıya verildiğinin taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında sözleşmede yurdun 230 öğrenci ile devredildiğinin belirtilmesinin davalıların hileli davrandıklarını göstermediği gibi olsa olsa iş yeri açma ruhsatına aykırı olarak işletilen işletmenin bilerek devralınması niteliğinde olduğu, şirket hisse devir ve öğrenci yurdu satış «sözleşmesinin iptalini» gerektiren «hile» durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi"nin iptalinin dava edilmesinde davacının «hukuki yararının» olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle sınırlı olmak «kaydı» ile esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi «tazminat davalarının» hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Noterliğince düzenlenen 17.01.2017 tarih ve 01984- 01985 sayılı «limited şirket» «hisse devir sözleşmelerinin iptalini» de istediğinin kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket hisse devri · ayıp · butlan · hisse devri · satım sözleşmesi · kâr payı · taahhütname · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, sözleşmelerden birinin dava konusu öğrenci yurdu ile dava dışı şirket hisselerinin satımına ilişkin semeni bulunmayan tarihsiz harici «satım sözleşmesi», diğerlerinin de öğrenci yurdunun sahibi ve işletmecisi olan şirket hisselerinin satımına ilişkin resmi sözleşmeler olduğu, harici «satış sözleşmesinin» tek başına öğrenci yurdu işletmesinin mülkiyetinin geçişi ile dava dışı şirket hisselerinin devrini sağlamadığı, yine «limited şirket hisse devrini» içeren noter sözleşmesinin yapılması ile öğrenci yurdu işletmesinin mülkiyeti değişmemekte, ancak şirket hisselerinin mülkiyetinin davacıya geçtiği, davacının, tek başına öğrenci yurdunun mülkiyetinin değişmesini sağlamayan, iptal edildiğinde yahut «butlanla» malûl olduğu kabul edildiğinde de tarafların hukuki durumunu sözleşme öncesi duruma döndürmeyen tarihsiz, "İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San.
Yurt gelirlerinin de tamamını incelemiş ve yurdun fiziki durumunu da görmüş ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve «satış sözleşmesinde» geçen bütün maddeleri de okuyarak şirketi ve öğrenci yurdunu almaya karar vermiştir.'' düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmede yurdun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak işletilmesi konusunda, ayrıca yangın merdiveninin olması/nitelikleri ve kombinin nitelikleri konusunda davalı tarafın bir «taahhüdünün» bulunmadığı, takılı kombiye uygun yaptırılacak proje nedeniyle yapılmak durumunda kalınan «masrafların» da taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dava konusu edilebileceği, davalı tarafça devir edilen şirkete ait yurt açma izin belgesi ve iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatında yurdun kapasitesinin 128 öğrenci olarak belirtilmiş olması ve sözleşme öncesinde bu belgelerin davacıya verildiğinin taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında sözleşmede yurdun 230 öğrenci ile devredildiğinin belirtilmesinin davalıların hileli davrandıklarını göstermediği gibi olsa olsa iş yeri açma ruhsatına aykırı olarak işletilen işletmenin bilerek devralınması niteliğinde olduğu, şirket hisse devir ve öğrenci yurdu satış «sözleşmesinin iptalini» gerektiren «hile» durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi"nin iptalinin dava edilmesinde davacının «hukuki yararının» olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle sınırlı olmak «kaydı» ile esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi «tazminat davalarının» hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile davalıların sözleşmeye konu şirketin hisselerini ve öğrenci yurdu işletmesini hukuki ve fiili «ayıplar» olmaksızın devrini vaat ettiklerini, bu amaçla tarafların İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6288 E. 2021/6285 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ticaret sicili · ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · ilan
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının 2004/23702 tescil nolu "İSGİDEAL" markası ile davalının «ticaret unvanı» olan "İDEALİST" ibaresi karşılaştırıldığında davacının markasının İDEAL ve İSG harflerinden oluşturulmuş birleşik bir kelime olduğu, bütünsel açıdan bakıldığında davacının markası ile davalının ticaret unvanındaki "İDEALİST" ibaresinin karıştırılma ihtimali yaratmak suretiyle bir tecavüzün söz konusu olamayacağı, ayrıca davalının "İDEALİST" ibaresini markasal olarak kullandığının iddia ve ispat edilmediği, her iki ticaret unvanının İDEAL kelimesinden türediği, davalının kullandığı İDEALİST kelimesinin de anlam itibariyle İDEAL kelimesinden farklı anlama dönüşmekle birlikte aynı köken işlevini taşıdığı, görsel ve işitsel olarak davacının şirketini anımsatacak özellik taşıdığı, tüketicilerin İDEAL ve İDEALİST unvanlarındaki takıyı fark etmeyerek iki şirket arasında ayniyet olduğunu düşünebileceği, davalının web sitesinde de İDEALİST ibaresinin kullanılmasının tüketicinin yanılmasına yol açabileceği, davacının unvanının bilinirliği göz önüne alındığında davalının bu bilinirlikten yararlanma amacı taşıdığı, TTK'nın 55/1. maddesi anlamında karışıklığa sebebiyet vereceği, davalının ticaret unvanındaki İDEALİST ibaresinin «haksız rekabete» yol açacağı, davalının ticaret unvanını «ticaret siciline» kayıtlı olarak kullandığı ve «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığından tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz oluşturur fiili bulunmadığından marka hakkına dayalı tecavüze ilişkin taleplerinin reddine, davalının ticaret unvanındaki "İDEALİST" ibaresi haksız rekabet oluşturduğundan bu ibarenin sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde davalının www.idealistosgb.com olan alan adının terkinine, «terkin» edilmediği taktirde erişime kapatılmasına, davacının tazminat talebinin reddine, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Bu anlamda somut olayda her ne kadar davacının “ideal” unsurlu «ticaret unvanı» ve bu kelimeyi kök olarak alan markaları bulunmakta ise de "bütün üstün özellikleri kendinde toplayan" anlamındaki “ideal” ibaresi ile "ülkücü, idealizm felsefesine bağlı kişi" anlamındaki "idealist" ibareleri arasında önemli ölçüde kavramsal farklılık bulunduğu ve vasıf bildirici nitelikleri itibariyle «ayırt ediciliği» zayıf olan bu tür işaretlerin «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılmayacağı, «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturmayacağı kabul edilerek davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu ne …
1-Dava, marka hakkına ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, davalının ticaret unvanından “ideal” ibaresinin «terkini», davalının www.idaelistosgb.com isimli internet sitesi alan adının terkini ve manevi tazminat talebidir.
İlk derece mahkemesince her iki tarafa ait «ticaret unvanının» İDEAL kelimesinden türediği, davalının kullanığı İDEALİST kelimesinin görsel ve işitsel olarak davacının şirketini anımsatacak özellik taşıdığı, tüketicilerin İDEAL ve İDEALİST unvanlarındaki takıyı fark etmeyerek iki şirket arasında ayniyet olduğunu düşünebileceği, davalının web sitesinde de İDEALİST ibaresinin kullanılmasının tüketicinin yanılmasına yol açabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki İDEALİST ibaresi «haksız rekabet» oluşturduğundan bu ibarenin sicilden terkinine karar verilmiş, tarafların istinaf istemi de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3877 E. 2021/2182 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür olmamak kaydı · faktoring · keşide tarihi · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · cy/cy kaydı · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, defi ve itirazların «faktoring» şirketine karşı da ileri sürüleceği, 30.03.2013 «keşide tarih» ve 36.000.- TL bedelli çekin 01.04.2013 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile 36.000,00 TL'nin 02.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...Ş'den alınarak davacıya verilmesine, davalı Yurdun Tarım Ürünleri San.
Şti. hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şti. hakkında önceki kararın kesinleştiğinden bahisle davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalı ...Ş hakkında verilen karar yönünden de hükmün icrası bakımından çelişki oluşturmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8543 E. , 2023/2494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1340 Esas, 2021/1479 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit, alacak ve tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile davalıların müvekkiline anılan şirketin hisselerini ve öğrenci yurdunun işletilmesini, Yurt Açma İzin Belgesi, İşyeri Açma Ruhsatı ve yurtta bulunan 230 öğrenci ile tüm demirbaşları devretmeyi vaat ettiklerini, şirket hisse devirlerinin yapıldığını, müvekkilinin davalılara hisse devir bedeli olarak 578.096,00 TL ödediğini, davalıların 10.01.2017 tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcu olmadığını beyan edip bu hususta yanıltıcı belge sunduklarını, böylelikle devir konusunda müvekkilini irade fesadı suretiyle ikna ettiklerini ancak davalıların Kasım ayı içinde sigortasız işçi çalıştırdıklarını, şirkete uygulanan idari para cezasının ödenmediğini, firmanın 2016 yılı Ocak ayından devir tarihine kadar 20.000,00 TL civarında SGK borcu bulunduğunun anlaşıldığını, yurdun bloklar arası acil çıkış kapısının, yangın merdiveninin, kaçış koridorlarının bulunmadığının anlaşıldığını, bu nedenlerle işletmenin defalarca uyarıldığını, hatta kapatma işlemlerinin yapıldığını, bu haliyle işletmenin yurt olarak kullanılamayacağının öğrenildiğini, yurda doğalgaz projesine aykırı kombi takıldığının görüldüğünü, patlama riski taşıdığını, işletmede öğrencilerin bulunması sebebiyle müvekkilinin bu durumu hızlıca gidererek gaz açımını sağladığını, bu süreçte öğrencilerin sıcak su ihtiyacı karşılanamadığı için öğrenci ve velilerden yoğun bir tepki geldiğinden müvekkilinin manen çöktüğünü, resmî olarak 128 öğrenci kapasiteli yurt için müvekkiline sözleşmede 230 öğrenci bulunduğunun belirtildiğini, müvekkilinin bu hususta da aldatıldığını, sözleşmedeki nitelikleri taşımayan, fiilen kaçak çalıştırılan, hukuken çalıştırılması mümkün olmayan yurdun hile ile devredildiğini, müvekkilinin birikiminin gasp edildiğini, yurdun her an kapatılma riski ile karşılaşmasının müvekkilini ruhen çöküntüye uğrattığını ileri sürerek müvekkilinin sözleşme ile bağlı olmadığının tespitini, satış bedeli olarak müvekkilinin ödediği 578.096,00 TL'nin ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, satış işlemleri için yapılan şimdilik 1.000,00 TL masrafın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 17.01.2017 tarih ve 1984 ile 1985 yevmiye no.lu resmi hisse devir sözleşmelerinin iptalini istemediğini, işlemin temelini açıklayan işletmenin devrine ilişkin diğer edimleri düzenleyen bir belgenin tek başına iptali ve pay devir bedellerinin iadesinin istenemeyeceğini, kombinin değiştirilmek zorunda kalındığı gibi iddiaların sözleşmenin tümden iptali neticesi vermeyeceğini, müvekkillerinin kasıtlı bilgi vermeme gibi bir fiilinin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde de böyle bir fiilden bahsedilmediğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, Milli Eğitim Müdürlüğündeki araştırmayı davacının yapması gerektiğini, sözleşme metninden anlaşılacağı üzere işyerinin münhasıran yurt olarak satılmadığını, apart/ kiralık daire olarak devam edebileceğini, satış tarihine kadar şirketin hiçbir SGK, vergi ve ceza borcunun bulunmadığını, tanzim edilmemiş bir cezanın müvekkillerince bilinemeyeceğini, davacının yurdun durumunu çıplak gözle görebileceğini, sözleşmenin 9 uncu maddesinde de yurdun fiziken incelendiğinin kabul edildiğini, yangın merdiveni hususunda müvekkilinin özel bir nitelik vaat etmediğini, düşük değerli bir kombi için sözleşmenin feshinin istenemeyeceğini, davacının hangi kombinin takılı olduğunu da görebileceğini, sözleşmenin 15 inci maddesinde satış dosyasında hangi belgelerin yer aldığının yazıldığını, Yurt Açma İzin Belgesi ile İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatının alıcı tarafından alındığının kabul edildiğini, yurdun kapasitesinin yazılı bu belgelerin satış sonrasında görüldüğü iddiasının dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarih, 2017/152 E. ve 2018/510 K. sayılı kararıyla; ortada şirket hisse devir ve öğrenci yurdu satış sözleşmesinin iptalini gerektiren hile durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2019 tarih, 2019/572 E. ve 2019/879 K. sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun sınırlı olarak esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat davalarının hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2021 tarih, 2019/4783 E. ve 2021/4461 K. sayılı kararıyla davacının dava dilekçesindeki açıklamaları ile hisse devir ve satış bedeli olarak ödediğini belirttiği 578.096,00 TL'nin tahsilini talep etmesi gözetildiğinde davacının Sakarya 6. Noterliğince düzenlenen 17.01.2017 tarih ve 01984- 01985 sayılı limited şirket hisse devir sözleşmelerinin iptalini de istediğinin kabulü gerektiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tarihsiz İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin iptalinin istenmesinde davacının hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ön sözleşme niteliğinde olan “İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi” ile yurt işletmesinin maliki olan İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin hisselerinin devrine ilişkin Sakarya 5. Noterliğinin 17.01.2017 tarihli, 01984 ve 01985 yevmiye no.lu “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmeleri” yapıldığı, İdealist Yurt Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. Hisse Devirleri ve İdealist Kız Öğrenci Yurdu Satış Sözleşmesi'nin 2 nci maddesinde, satılan işletmenin satış tarihinden önceki yurdun bütün vergi, kira, elektrik, su, doğalgaz gibi ödemelerin satıcıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davalıların bir aldatması olmadığı, sözleşme tarihinden sonra ortaya çıkacak ancak sözleşme öncesi döneme ilişkin vergi ve SGK borç ve cezalarının sorumluluğu davalılara bırakıldığına göre davacının bu ihtimalin varlığından haberdar olduğu ve ödemek durumunda kalması halinde de vergi ve cezaları ayrı bir davaya konu edebileceği, sözleşmesinin 9 uncu maddesinde;
alıcının yurt giderlerinin tamamını incelediği, yurt gelirlerinin de tamamını incelediği ve yurdun fiziki durumunu da gördüğü, ayrıntılı bir şekilde incelediği ve satış sözleşmesinde geçen bütün maddeleri de okuyarak şirketi ve öğrenci yurdunu almaya karar verdiği düzenlemesine göre, davacının yurt işletmesini gezdiği, fiziki durumunu gördüğü, varsa bir kısım eksiklikler ile mevzuata aykırılıkları bilebilecek duruma geldiğinin anlaşıldığı, davalıların yurt binasında bulunduğu ileri sürülen eksiklikleri saklamadığı, aksine binayı göstererek davacının incelemesine sunduğu, bu durumda davalıların binanın fiziksel durumuna ilişkin bir aldatmasının olmadığının anlaşıldığı, sözleşmenin 13 üncü maddesinde, alıcının işyerini aldıktan sonra ister Milli Eğitime bağlı yurt olarak ister apart olarak isterse de kiralık daire olarak işletmeye devam edebileceği, bununla ilgili sorumluluğun tamamen alıcıya ait olduğu düzenlemesi ile davalı tarafça devir edilen şirkete ait yurt açma izin belgesi ve iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatında yurdun kapasitesinin 128 öğrenci olarak belirtilmiş olması ve sözleşme öncesinde bu belgelerin davacıya verildiğinin taraflar arasındaki sözleşmenin 15 inci maddesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında taraflar arasında düzenlenen sözleşmede yurdun 230 öğrenci ile devredildiğinin belirtilmesinin davalıların hileli davrandıklarını göstermediği, davacının hem resmi kapasiteyi hem de fiziki kapasiteyi öğrendiği, bu konuda da davalıların bir aldatmasının olmadığının göründüğü, sözleşme ilişkisinde asıl olanın ahde vefa ilkesi olduğu, davacının açıkça bilgelendirildiği bir sözleşmede, hem tüm belgeleri incelemesi hem de yurt binasını gezmesi karşısında, sözleşmenin kurulmasından sona karşısına çıkan bir kısım eksiklikleri aldatma olarak nitelendirmesinin anılan hükümler kapsamında mümkün olmadığı, ahde vefa ilkesinin korunması gerektiği, davanın ispatlanamadığı, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede de İlk Derece Mahkemesince, sözleşmenin iptali istemi hakkında bir karar verilmediğinin görüldüğü gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve bedelin iadesine ilişkin davanın reddine, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yurdun bir ay süre ile kapatılmasına karar verildiğini, davalıların bu eksiklikleri gidermeden yasal olarak çalışamayacağını bildikleri halde müvekkiline satış yaptıklarını, gizlemek suretiyle müvekkilini hileye maruz bıraktıklarını, yurdun yönetmelikte belirtilen şartları taşımadığını, kombi ve tesisatın uygun olmadığını, müvekkilinin kombi ve tesisatın binaya ve projeye uygun hale gelmesi için satış tarihinden sonra hatırı sayılı bir para harcamak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalılarca binanın yurt olarak kullanılmaya uygun olduğu yönünde aldatıldığını, davalıların gösterdikleri evraklarda binanın yangın tedbirlerine uygun olduğunun gösterildiğini, müvekkilinin de resmî nitelikli bu belgeleri inceleyerek sözleşme imzaladığını ancak görevlilerin gerçeği yansıtmayan belge düzenlediğini, görevi ihmalden dava açıldığını, eksikliklerin müvekkilinden gizlendiğini, bu suretle satışın yapılmasının sağlandığını, su alacağının bile dercedildiği sözleşmede sigortasız işçi çalıştırmak sebebiyle düzenlenen tutanaktan, doğalgazın kaçaklığından, denetim eksikliklerinden hiç bahsedilmemesinin dürüst ticari hayata uygunluk taşımadığını, resmî makamlarca işlemlerin bekletilmesinin hileye uğramadaki sebeplerden biri olduğunu, yurdun yönetmelik gereği dahi devrinin mümkün olmadığı halde kamu görevlilerinin de içinde bulunduğu kötü niyetle müvekkiline satılmasının aldatma niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti, alacak ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110045200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz