Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1982 E. 2023/2095 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senetle ispat zorunluluğu↗ senetle ispat kuralı↗ tanık delili↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ senetle ispat↗ yazılı delil başlangıcı↗ yazılı delille ispat↗ delil başlangıcı↗ yazılı delil↗ yemin↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ikrar↗ kesin süre↗ satım sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ çek↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalıya ticari ilişki kapsamında iki adet çek verdiğini, davalının malı teslim etmemesi nedeniyle çek bedellerini ödemediğini, davalının haksız olarak zamanaşımına da uğrayan çekleri takibe koyduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ticari ilişkiyi ikrar ettiğini, çek zaman aşımına da uğrasa yazılı delil başlangıcı olduğunu, temel ilişkiye dayandıklarını, bu sebeple tanık dinleterek alacaklı olduğunu ispat edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari alım satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta malları teslim ettiğini ispat yükü davalı-satıcıda olup, bu hususun tespiti amacıyla davalıya ticari defterleri hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ise ticari defterlerin sunulmadığı, davalı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de dava konusu bedelin senetle ispat sınırı üzerinde kaldığı anlaşılmakla tanık dinlenemeyeceği, davalı tarafından kesin süreye rağmen yemin metninin de ibraz edilmediği, toplanan deliller ve sunulan belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, takibe konu senedin taraflar arasında mal alım satımına ilişkin verildiği, ihtilafın malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, ancak malların davacıya teslim edildiği hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
2. Mahkeme kararı kesin olarak verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Kanun Yararına Temyiz Bürosu temyiz dilekçesinde özetle; ispat yükünün temel ilişkiye ikrar eden davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın malların kendisine teslim edilmediği iddiasını ispatlaması gerektiğini, kabule göre de davalı tarafın yazılı delil başlangıcına dayanması nedeniyle tanık dinletmesinin mümkün olduğunu, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak takip yoluna gidilip gidilemeyeceği, tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı ve ispat yükünün hangi tarafta olduğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
3. 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile 202 nci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesinin ikinci fıkrası (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin ikinci fıkrası). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, icra takibine konu edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya mal sipariş ettiğini, buna karşılık 2 adet çek verdiğini, ancak mallar teslim edilmeyince çek bedelini ödemediğini ileri sürmüş ve takibe konu çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafın teslim olgusunu senetle ispat kuralı gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde ifade edildiği üzere, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Bu durumda, ispat yükü davalı tarafta olmakla birlikte, çeklerin delil başlangıcı mahiyetinde oldukları ve davalının malları teslim ettiğini tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, davalının tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olacağı gözetildiğinde mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, talebinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13529 E. 2013/11005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak dava kısmen kabul kısmen ret edildiğine göre, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK.’nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3195 E. 2023/6538 K.
Ortak:istinaf incelemesi · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · zamanaşımı · kesin hüküm · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari alım «satım sözleşmesinden» kaynaklanan uyuşmazlıkta malları «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı-satıcıda olup, bu hususun tespiti amacıyla davalıya «ticari defterleri» hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ise ticari defterlerin sunulmadığı, davalı taraf her ne kadar «tanık deliline» dayanmış ise de dava konusu bedelin «senetle ispat» sınırı üzerinde kaldığı anlaşılmakla tanık dinlenemeyeceği, davalı tarafından «kesin süreye» rağmen «yemin» metninin de «ibraz» edilmediği, toplanan deliller ve sunulan belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, takibe konu senedin taraflar arasında mal alım satımına ilişkin verildiği, ihtilafın malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, ancak malların davacıya teslim edildiği hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin «kesin» olarak verdikleri kararlar ile «istinaf incelemesinden» geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
Mahkemece «kesin» olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı kurumun taraf «ehliyetinin» bulunmadığını, alacağının «zamanaşımına» uğradığını, takibin haksız olduğunu, borcun tamamının daha önce «lehtar» şirkete ödendiğini savunarak davanın reddi ile «kötü niyet tazminatı» istemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin «kesin» olarak verdikleri kararlar ile «istinaf incelemesinden» geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
Mahkemece «kesin» olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel zamanaşımı · temel ilişki · arabuluculuk · vade tarihi · ilamsız icra takibi · lehtar · icra takibine itiraz · bono
Benzer bu karardaA.Ş. lehine olmak üzere tanzim edilip verildiği, «bononun» «vade tarihinin» 02.11.2014 olduğu, 18.12.2019 tarihinde takibe konu edildiği, öncesinde ödeme konusunda davalıya herhangi bir «ihtar» gönderilmediği, bonodaki ödeme tarihi ve icra takibi değerlendirildiğinde 3 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, 03.08.2022 dava tarihi dikkate alındığında bonoya ilişkin zamanaşımı süresinden sonraki «genel zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kabule göre de; «zamanaşımına» uğramış «bono» «ilamsız icra takibine» konu edilmiş ise de, bono zamanaşımına uğramış olsa bile taraflar arasındaki «temel ilişkinin» ne olduğu ve hangi zaman aşımına tabi olduğu değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın kanun yararına bozulması gerekmiştir.
Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığının temyiz dilekçesinde özetle; «bononun» tarafları davalı ve dava dışı şirket arasındaki ilişkinin tespiti ile dava açılmadan önce Tüketici Hakem Heyeti veya «arabuluculuk» yoluna gidilip gidilmemesi hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, bono «zamanaşımına» uğramış ise de temek ilişkideki zamanaşımının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece gerekçeden yoksun bir şekilde karar verildiğini belirterek kararın bo …
Değerlendirme Somut olayda, davalının eğitim kurumu olan dava dışı şirkete verdiği «bono» nedeniyle başlatılan «icra takibine itirazın» iptali söz konusudur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1982 E. , 2023/2095 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatılya)
SAYISI 2021/550 Esas, 2022/193 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Kanun Yararına Temyiz Bürosu
Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen menfi tespit davasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalıya ticari ilişki kapsamında iki adet çek verdiğini, davalının malı teslim etmemesi nedeniyle çek bedellerini ödemediğini, davalının haksız olarak zamanaşımına da uğrayan çekleri takibe koyduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ticari ilişkiyi ikrar ettiğini, çek zaman aşımına da uğrasa yazılı delil başlangıcı olduğunu, temel ilişkiye dayandıklarını, bu sebeple tanık dinleterek alacaklı olduğunu ispat edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari alım satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta malları teslim ettiğini ispat yükü davalı-satıcıda olup, bu hususun tespiti amacıyla davalıya ticari defterleri hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ise ticari defterlerin sunulmadığı, davalı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de dava konusu bedelin senetle ispat sınırı üzerinde kaldığı anlaşılmakla tanık dinlenemeyeceği, davalı tarafından kesin süreye rağmen yemin metninin de ibraz edilmediği, toplanan deliller ve sunulan belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, takibe konu senedin taraflar arasında mal alım satımına ilişkin verildiği, ihtilafın malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, ancak malların davacıya teslim edildiği hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
2. Mahkeme kararı kesin olarak verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Kanun Yararına Temyiz Bürosu temyiz dilekçesinde özetle; ispat yükünün temel ilişkiye ikrar eden davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın malların kendisine teslim edilmediği iddiasını ispatlaması gerektiğini, kabule göre de davalı tarafın yazılı delil başlangıcına dayanması nedeniyle tanık dinletmesinin mümkün olduğunu, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak takip yoluna gidilip gidilemeyeceği, tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı ve ispat yükünün hangi tarafta olduğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
3. 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile 202 nci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesinin ikinci fıkrası (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin ikinci fıkrası). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, icra takibine konu edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya mal sipariş ettiğini, buna karşılık 2 adet çek verdiğini, ancak mallar teslim edilmeyince çek bedelini ödemediğini ileri sürmüş ve takibe konu çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafın teslim olgusunu senetle ispat kuralı gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde ifade edildiği üzere, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Bu durumda, ispat yükü davalı tarafta olmakla birlikte, çeklerin delil başlangıcı mahiyetinde oldukları ve davalının malları teslim ettiğini tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, davalının tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olacağı gözetildiğinde mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, talebinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110022000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz