Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3666 E. 2023/7568 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ötv↗ ayıba karşı tekeffül↗ ihbar süresi↗ resmi belgede sahtecilik↗ ayıp ihbarı↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ zapta karşı tekeffül↗ zilyetlik↗ bekletici mesele↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ sahtecilik↗ kısıtlılık↗ satış sözleşmesi↗ cy/cy şerhi↗ dolandırıcılık↗ sebepsiz zenginleşme↗ ihbar↗ esastan ret↗ fatura↗ ihtarname↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/599 E. 2019/541 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 06.05.2010 tarihinde davalı şirketten Land Rover marka aracı satın aldığını ve adına tescil ettirerek kullanmaya başladığını, 12.04.2017 tarihinde müvekkili şirkete Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine 2017/20 E. sayılı dosyasında beyan için çağrı yapıldığını, burada KDV ve ÖTV ödemelerinin eksik yapılması nedeniyle devletin zarara uğratıldığını ve bu doğrultuda resmi belgede sahtecilik ve aldatıcı işlem ile gümrük vergileri eksik ödenerek ülkeye sokma suçlarından iddianame tanzim edildiğini ve araç üzerine tedbir şerhi konulduğunu oysa aracın kendilerine 0 km olarak satıldığını, müvekkiline satılan aracın bu şekilde ayıplı olup doğan zararın tazmini gerektiğini, davalı yanın zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu, anılan eylem nedeniyle müvekkilinin iki kez zarar gördüğünü belirterek faize ilişkin talepleri bu aşamada saklı tutarak 207.349,60 TL'nin ödeme tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinden satın alınan aracın davacı tarafından halen kullanılmaya devam edildiğini, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince satılamaz- devredilemez şerhi konmasıyla ilgili hususun 3. kişileri bilgilendirmek ve iyi niyetli şahıslara satışın önlenmesi amacını taşıdığını, Ağır Ceza Mahkemesinde sonuç olarak beraat kararı verilebileceğini, aracın 0 km olup yurt dışında tescilli olmadığının açıkça belli olduğunu, öncelikle ağır ceza mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılmasını, ayıp ihbarı yönünden ihbar sürelerinin tamamlandığını, bu nedenle zamanaşımı yönünden süresinde dava açılmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satıcının ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 214 ila 227 nci maddeleri hükümlerindeki koşullar davacı lehine gerçekleşmiş bulunmakla satış bedeli ihtilafsız olan ve ancak satın alan aleyhine tasarruf hakkının kısıtlandığı, hukuki ayıptan kaynaklı davalının davacı nezdinde bedelinin aynen iadesi konusunda davacının açmış olduğu, araç satışının gerçekleşmesini takiben davacı kullanımında olduğunu, araç bedelinin iadesine aracın iadesi koşuluyla karar verileceği, her ne kadar davacı tarafça bedelin iadesi konusunda ihtarname keşide edilmiş ise de temerrüdün ihtarname tebliğinden değil yararlanmanın sona erdiği an olan teslim tarihinden itibaren gerçekleşeceği ve bu nedenle aracın iade tarihi temerrüt başlangıç tarihi olmak üzere bedelin tahsili tarihine kadar ( bu tarih aralığı gerçekleşir ise) işletilecek avans faiziyle birlikte tahsil edileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile satıcının ayıba karşı tekeffülünden kaynaklı davada, bedelinin tahsili istenilen hukuken ayıplı aracın davalı yana iadesi koşulu ile 207.349,60 TL'nin davalıdan aracın iade tarihi temerrüt başlangıcı olmak üzere tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 06.05.2010 tarihinde müvekkil davalıdan satın aldığı aracın yurda kaçak yollardan sokulduğu tespit edilerek el konulduğunu, aracın kullanılmış ve ikinci el olmasına rağmen müvekkiline “0” km ve yeni olarak satıldığını iddia ederek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müvekkil şirket yetkilileri hakkında dolandırıcılıktan da suç duyurusunda bulunmuş olup Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/141544 soruşturma numarası ile yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, mahkemenin atadığı bilirkişiler raporlarında da aracın kullanılmamış olduğunu açıkça belirtildiğini, yine davacı Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki kamu davasında bulunan birikişi raporunda dava konusu aracında olduğu araçları hakkında; eksik ödenen bir vergi olmadığı ve araçların 0 kilometre olduğu kullanılmamış olduğunun belirtilmesi üzerine kendi lehlerine de olan bilirkişi raporuna itiraz ederek kötü niyetli olduğunu bir kez daha gösterdiğini, aracın satış sözleşmesindeki bedeli belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi talep edilerek aracın, satış tarihinden satılamaz devredilmez şeklindeki tedbir tarihine kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması araçtan 7 yıldan fazla faydalanmış olması nedeniyle, Borçlar Kanunu'nun 192. maddesinin 1. bendi gereğince, "alıcının istihsal ettiği yararlanmanın" da satış bedelinden tenzil edilmesi gerektiğini, dolayısı ile satılanın tedbir şerhi ile birlikte, alıcının satılandan elde ettiği faydaların da, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre hükmedilen alacaktan mahsubu gerektiği, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince aracın yurda yasal yollardan geldiği şeklinde hüküm kurulduğu araç üzerindeki satılamaz şerhinin zaten kaldırıldığını, buna rağmen ceza mahkemesi sonucunda verilen kararın esasa etkisi olacağı açık olmasına rağmen haksızca bekletici mesele yapılmadan aksi yönden karar verildiğini, bildirerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, hukuki ayıbın varlığının ve davalı satıcının bu ayıp nedeniyle, kusurlu olup olmadığına da bakılmaksızın, sorumluluğunun kabulü ile ceza davasının sonucu beklenmeden, sonuçta; satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olmasının yerinde olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçesindeki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında ayıplı aracın satış (fatura) değerinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 214 ila 227 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6608 E. 2022/8508 K.
Ortak:ayıba karşı tekeffül · ihbar · avans faizi
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satıcının «ayıba karşı tekeffül» borcu kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 214 ila 227 nci maddeleri hükümlerindeki koşullar davacı lehine gerçekleşmiş bulunmakla satış bedeli ihtilafsız olan ve ancak satın alan aleyhine tasarruf hakkının «kısıtlandığı», hukuki ayıptan kaynaklı davalının davacı nezdinde bedelinin aynen iadesi konusunda davacının açmış olduğu, araç satışının gerçekleşmesini takiben davacı kullanımında olduğunu, araç bedelinin iadesine aracın iadesi koşuluyla karar verileceği, her ne kadar davacı tarafça «bedelin iadesi» konusunda «ihtarname» keşide edilmiş ise de «temerrüdün» ihtarname tebliğinden değil yararlanmanın sona erdiği an olan «teslim» tarihinden itibaren gerçekleşeceği ve bu nedenle aracın iade tarihi temerrüt başlangıç tarihi olmak üzere bedelin tahsili tarihine kadar ( bu tarih aralığı gerçekleşir ise) işletilecek avans faiziyle birlikte tahsil edileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile satıcının ayıba karşı tekeffülünden kaynaklı davada, bedelinin tahsili istenilen hukuken ayıplı aracın davalı yana iadesi koşulu ile 207.349,60 TL'nin davalıdan aracın iade tarihi temerrüt başlangıcı olmak üzere tahsil tarihine kadar işletilecek «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesince satılamaz- devredilemez «şerhi» konmasıyla ilgili hususun 3. kişileri bilgilendirmek ve iyi niyetli şahıslara satışın önlenmesi amacını taşıdığını, Ağır Ceza Mahkemesinde sonuç olarak beraat kararı verilebileceğini, aracın 0 km olup yurt dışında tescilli olmadığının açıkça belli olduğunu, öncelikle ağır ceza mahkemesindeki davanın «bekletici mesele» yapılmasını, «ayıp ihbarı» yönünden «ihbar sürelerinin» tamamlandığını, bu nedenle «zamanaşımı» yönünden süresinde dava açılmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, hukuki ayıbın varlığının ve davalı satıcının bu «ayıp» nedeniyle, kusurlu olup olmadığına da bakılmaksızın, sorumluluğunun kabulü ile ceza davasının sonucu beklenmeden, sonuçta; satıcının «ayıba karşı tekeffülü» hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olmasının yerinde olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından dava …
Benzer bu kararda… ilamı yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, teknik raporlar makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağını bildirdiği, «ihbarın» süresinde yapıldığı, davacı vekilinin 19/11/2012 tarihli dilekçesinde talebinin 67.000,00 TL'sinin mal bedeli, 10.500,00 TL'sinin «kazanç kaybı» olduğunu belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL mal bedelinin dava tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren % 27 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile; 856,00 TL kazanç kaybının ise dava tarihi 31.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülerek davalı ...
1-Dava, satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · kazanç kaybı · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · feragat
Benzer bu karardaDosya kapsamından, davacı şirketin re’sen «sicilden terkin» edildiği anlaşılmış olup, bu durum karşısında davacı «şirketin ihyası» gerekmektedir.
… ilamı yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, teknik raporlar makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağını bildirdiği, «ihbarın» süresinde yapıldığı, davacı vekilinin 19/11/2012 tarihli dilekçesinde talebinin 67.000,00 TL'sinin mal bedeli, 10.500,00 TL'sinin «kazanç kaybı» olduğunu belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL mal bedelinin dava tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren % 27 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile; 856,00 TL kazanç kaybının ise dava tarihi 31.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülerek davalı ...
Ltd Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, «uyuşmazlık konusu» makinenin davacı tarafından davalı ...
Bank A.Ş. aleyhine açılan davada «feragat» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura · teslim
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesince satılamaz- devredilemez «şerhi» konmasıyla ilgili hususun 3. kişileri bilgilendirmek ve iyi niyetli şahıslara satışın önlenmesi amacını taşıdığını, Ağır Ceza Mahkemesinde sonuç olarak beraat kararı verilebileceğini, aracın 0 km olup yurt dışında tescilli olmadığının açıkça belli olduğunu, öncelikle ağır ceza mahkemesindeki davanın «bekletici mesele» yapılmasını, «ayıp ihbarı» yönünden «ihbar sürelerinin» tamamlandığını, bu nedenle «zamanaşımı» yönünden süresinde dava açılmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satıcının «ayıba karşı tekeffül» borcu kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 214 ila 227 nci maddeleri hükümlerindeki koşullar davacı lehine gerçekleşmiş bulunmakla satış bedeli ihtilafsız olan ve ancak satın alan aleyhine tasarruf hakkının «kısıtlandığı», hukuki ayıptan kaynaklı davalının davacı nezdinde bedelinin aynen iadesi konusunda davacının açmış olduğu, araç satışının gerçekleşmesini takiben davacı kullanımında olduğunu, araç bedelinin iadesine aracın iadesi koşuluyla karar verileceği, her ne kadar davacı tarafça «bedelin iadesi» konusunda «ihtarname» keşide edilmiş ise de «temerrüdün» ihtarname tebliğinden değil yararlanmanın sona erdiği an olan «teslim» tarihinden itibaren gerçekleşeceği ve bu nedenle aracın iade tarihi temerrüt başlangıç tarihi olmak üzere bedelin tahsili tarihine kadar ( bu tarih aralığı gerçekleşir ise) işletilecek avans faiziyle birlikte tahsil edileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile satıcının ayıba karşı tekeffülünden kaynaklı davada, bedelinin tahsili istenilen hukuken ayıplı aracın davalı yana iadesi koşulu ile 207.349,60 TL'nin davalıdan aracın iade tarihi temerrüt başlangıcı olmak üzere tahsil tarihine kadar işletilecek «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, hukuki ayıbın varlığının ve davalı satıcının bu «ayıp» nedeniyle, kusurlu olup olmadığına da bakılmaksızın, sorumluluğunun kabulü ile ceza davasının sonucu beklenmeden, sonuçta; satıcının «ayıba karşı tekeffülü» hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olmasının yerinde olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından dava …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3666 E. , 2023/7568 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2074 Esas, 2022/402 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/599 E. 2019/541 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 06.05.2010 tarihinde davalı şirketten Land Rover marka aracı satın aldığını ve adına tescil ettirerek kullanmaya başladığını, 12.04.2017 tarihinde müvekkili şirkete Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine 2017/20 E. sayılı dosyasında beyan için çağrı yapıldığını, burada KDV ve ÖTV ödemelerinin eksik yapılması nedeniyle devletin zarara uğratıldığını ve bu doğrultuda resmi belgede sahtecilik ve aldatıcı işlem ile gümrük vergileri eksik ödenerek ülkeye sokma suçlarından iddianame tanzim edildiğini ve araç üzerine tedbir şerhi konulduğunu oysa aracın kendilerine 0 km olarak satıldığını, müvekkiline satılan aracın bu şekilde ayıplı olup doğan zararın tazmini gerektiğini, davalı yanın zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu, anılan eylem nedeniyle müvekkilinin iki kez zarar gördüğünü belirterek faize ilişkin talepleri bu aşamada saklı tutarak 207.349,60 TL'nin ödeme tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinden satın alınan aracın davacı tarafından halen kullanılmaya devam edildiğini, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince satılamaz- devredilemez şerhi konmasıyla ilgili hususun 3. kişileri bilgilendirmek ve iyi niyetli şahıslara satışın önlenmesi amacını taşıdığını, Ağır Ceza Mahkemesinde sonuç olarak beraat kararı verilebileceğini, aracın 0 km olup yurt dışında tescilli olmadığının açıkça belli olduğunu, öncelikle ağır ceza mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılmasını, ayıp ihbarı yönünden ihbar sürelerinin tamamlandığını, bu nedenle zamanaşımı yönünden süresinde dava açılmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satıcının ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 214 ila 227 nci maddeleri hükümlerindeki koşullar davacı lehine gerçekleşmiş bulunmakla satış bedeli ihtilafsız olan ve ancak satın alan aleyhine tasarruf hakkının kısıtlandığı, hukuki ayıptan kaynaklı davalının davacı nezdinde bedelinin aynen iadesi konusunda davacının açmış olduğu, araç satışının gerçekleşmesini takiben davacı kullanımında olduğunu, araç bedelinin iadesine aracın iadesi koşuluyla karar verileceği, her ne kadar davacı tarafça bedelin iadesi konusunda ihtarname keşide edilmiş ise de temerrüdün ihtarname tebliğinden değil yararlanmanın sona erdiği an olan teslim tarihinden itibaren gerçekleşeceği ve bu nedenle aracın iade tarihi temerrüt başlangıç tarihi olmak üzere bedelin tahsili tarihine kadar ( bu tarih aralığı gerçekleşir ise) işletilecek avans faiziyle birlikte tahsil edileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile satıcının ayıba karşı tekeffülünden kaynaklı davada, bedelinin tahsili istenilen hukuken ayıplı aracın davalı yana iadesi koşulu ile 207.349,60 TL'nin davalıdan aracın iade tarihi temerrüt başlangıcı olmak üzere tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 06.05.2010 tarihinde müvekkil davalıdan satın aldığı aracın yurda kaçak yollardan sokulduğu tespit edilerek el konulduğunu, aracın kullanılmış ve ikinci el olmasına rağmen müvekkiline “0” km ve yeni olarak satıldığını iddia ederek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müvekkil şirket yetkilileri hakkında dolandırıcılıktan da suç duyurusunda bulunmuş olup Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/141544 soruşturma numarası ile yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, mahkemenin atadığı bilirkişiler raporlarında da aracın kullanılmamış olduğunu açıkça belirtildiğini, yine davacı Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki kamu davasında bulunan birikişi raporunda dava konusu aracında olduğu araçları hakkında;
eksik ödenen bir vergi olmadığı ve araçların 0 kilometre olduğu kullanılmamış olduğunun belirtilmesi üzerine kendi lehlerine de olan bilirkişi raporuna itiraz ederek kötü niyetli olduğunu bir kez daha gösterdiğini, aracın satış sözleşmesindeki bedeli belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi talep edilerek aracın, satış tarihinden satılamaz devredilmez şeklindeki tedbir tarihine kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması araçtan 7 yıldan fazla faydalanmış olması nedeniyle, Borçlar Kanunu'nun 192. maddesinin 1. bendi gereğince, "alıcının istihsal ettiği yararlanmanın" da satış bedelinden tenzil edilmesi gerektiğini, dolayısı ile satılanın tedbir şerhi ile birlikte, alıcının satılandan elde ettiği faydaların da, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre hükmedilen alacaktan mahsubu gerektiği, Bakırköy 1.
Ağır Ceza Mahkemesince aracın yurda yasal yollardan geldiği şeklinde hüküm kurulduğu araç üzerindeki satılamaz şerhinin zaten kaldırıldığını, buna rağmen ceza mahkemesi sonucunda verilen kararın esasa etkisi olacağı açık olmasına rağmen haksızca bekletici mesele yapılmadan aksi yönden karar verildiğini, bildirerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, hukuki ayıbın varlığının ve davalı satıcının bu ayıp nedeniyle, kusurlu olup olmadığına da bakılmaksızın, sorumluluğunun kabulü ile ceza davasının sonucu beklenmeden, sonuçta; satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olmasının yerinde olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçesindeki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında ayıplı aracın satış (fatura) değerinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 214 ila 227 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109987300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz