YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3735 E. 2023/7448 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ limited şirket↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/390 E., 2018/370 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/14948 sayılı "PALMİYE KOÇAK+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket tarafından 2006/33731 sayılı "Koçak Koltuk+şekil" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 20. sınıftaki "Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar" mallarının çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 2004 yılında kurulduğunu, müvekkilinin markasının, müvekkili şirketin kurucusunun soyadına Palmiye kelimesinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, müvekkilinin kesintisiz bir şekilde 13 yıldır "PALMİYE KOÇAK" ibaresini hem ticaret ünvanı hem de marka olarak kullandığını, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait ürünlerin 20. sınıfta kesintisiz ve yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin markası ile redde mesnet gösterilen "KOÇAK+ŞEKİL" markasının aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkilinin markasının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ana unsuru olması nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bütün emtia ve hizmetlerde tesciline karar verilmesi gerektiğini, itirazın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2017-M-7099 sayılı YİDK kararının iptaline ve müvekkilinin 2016/14948 başvuru numarasıyla 20. mal ve hizmet sınıfında tescilini istediği markasına ilişkin başvurusunun tescil işlemlerinin kaldığı yerden devamına ve markanın tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında öne çıkan asıl ve ayırt edici unsurun "koçak" ibaresi olduğunu, şekil, anlam, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketici nezdinde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin doğacağını, başvuru markasının, redde mesnet markanın seri markası gibi algılanacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, davacının, dava konusu marka başvurusunun kullanımına ilişkin delillerin dosyada mevcut olmadığı, kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmadığı, itiraza mesnet markanın 2006 yılından bu yana tescilli olduğu, taraf markaları arasında ayniyet, benzerlik ve iltibas tehlikesi de bulunmadığından davacının 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacının ticaret ünvanının “Palmiye Koçak Mobilya Aksesuar ve Day. Tük. Malları San. ve Tic. Ltd. Şti.” olduğu, başvuru markasının davacının ticaret ünvanını içerdiği değerlendirilmekle birlikte; davalının, başvuru markasının tesciline itiraz ve hükümsüzlük iddialarının bulunmaması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlık konusu “KOÇAK” kelimesi açısından davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markalarının 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisi olmayacağı davacı başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira dava konusu başvuruda da ön plana çıkan ayırt edici unsurun "koçak" kelimesi olduğunu, başvuru konusu markanın redde mesnet müvekkili markasının serisi biçiminde algılanacağını, davacının, başvuru konusu markanın gerçek hak sahibi olduğu ve başvuru konusu işaretin ticaret unvanının ana unsuru bulunduğunu kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2 . Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, her iki markanın da asli unsurunun "KOÇAK" ibaresinden oluştuğunu, gerçek hak sahipliği iddiasının da bu davada tartışılamayacağını ileri sürerek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile redde mesnet markanın esas unsuru olan "Koçak" ibaresinin aynen dava konusu başvuruda yer aldığı, başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamından çıkarılan malların redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığı anlaşıldığından, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında görsel, kavramsal ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu kanaatine varılmış olup, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün isabetli görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olduğu görüşünün kabul edilemez olduğunu, dava konusu müvekkil tarafından tescili talep olunan markanın bir bütün olarak “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinden oluştuğunu, bu durumda müvekkilinin markasında iki ana unsur olduğunu, müvekkiline ait marka ile redde mesnet gösterilen marka bakımından yapılan karşılaştırmada; markalar arasında ne görsel ne fonetik ne de bütünsel açıdan nihai tüketici nezdinde iltibas tehlikesi söz konusu olmadığını, müvekkilinin kurucu ortağının soyadı olan “KOÇAK” ile “PALMİYE” ibaresinden oluşan “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinin özgün olduğunu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzer olmadığının izahtan vareste olduğunu, müvekkil firma “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” markasını redde dayanak emtialarda dahi 2004 yılından bu yana kesintisiz olarak kullandığını, “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” markası sözü edilen emtialarda, müvekkil lehine ayırt edici nitelik kazandığını ve tüketiciler tarafından bilinen bir marka haline geldiğini, müvekkili şirketin 13 yıldan bu yana “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresini ticaret unvanının asli unsuru olarak da kullandığını, ayrıca www.palmiyekocak.com alan adlı internet sitesinin de müvekkili şirkete ait olduğunu, bu doğrultuda doktrin ve Yargıtay görüşü, bir markanın gerçek hak sahibinin o markayı bulan ve ilk defa kullanana ait olacağı yönünde olup bu görüşün yerleşmiş olduğu konusunda şüphe olmadığını, “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının kılavuz ve ana unsuru olup müvekkili şirkete ait marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bütün emtia /hizmetlerde tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava , YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9850 E. 2011/5701 K.
Ortak:ticaret unvanı · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… icaret ünvanı hem de marka olarak kullandığını, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait ürünlerin 20. sınıfta kesintisiz ve yoğun kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığını, müvekkilinin markası ile redde mesnet gösterilen "KOÇAK+ŞEKİL" markasının aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkilinin markasının aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» ana unsuru olması nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bütün …
… ) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, davacının, dava konusu marka başvurusunun kullanımına ilişkin delillerin dosyada mevcut olmadığı, kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazanmadığı, itiraza mesnet markanın 2006 yılından bu yana tescilli olduğu, taraf markaları arasında ayniyet, benzerlik ve «iltibas» tehlikesi de bulunmadığından davacının 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının …
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğunu, zira dava konusu başvuruda da ön plana çıkan ayırt edici unsurun "koçak" kelimesi olduğunu, başvuru konusu markanın redde mesnet müvekkili markasının serisi biçiminde algılanacağını, davacının, başvuru konusu markanın gerçek hak sahibi olduğu ve başvuru konusu işaretin «ticaret unvanının» ana unsuru bulunduğunu kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine kara …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin unvanında yer alan “M-M” harflerinin davacı şirket unvanından ayırt edici nitelikte olduğu kabul edilmiş ise de, her iki şirketin unvanında asıl ve baskın unsur “KOÇAK” ibaresi olup, “M-M” harfleri «ayırt ediciliği» ortadan kaldırmayacağından ticaret unvanları arasında «iltibasın» varlığının kabulü gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin unvanında yer alan M-M ibaresinin unvanlar arasındaki «iltibası» ortadan kaldırdığı, ancak davalıların “KOÇAK GAYRİMENKUL” ve “M – M KOÇAK GAYRİMENKUL” ibarelerini ticari faaliyetlerinde kullanmalarının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabete» neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların markaya tecavüzlerinin ve haksız rekabetlerinin tesbit ve menine, 714,00 TL «maddi tazminatın» «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
TTK'nun 52. maddesi uyarınca, usulen tescil ve «ilan» edilmiş olan «ticaret unvanını» kullanma hakkı, «münhasıran» sahibine aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · münhasırlık · marka hakkına tecavüz · temerrüt faizi · terkin · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin unvanında yer alan M-M ibaresinin unvanlar arasındaki «iltibası» ortadan kaldırdığı, ancak davalıların “KOÇAK GAYRİMENKUL” ve “M – M KOÇAK GAYRİMENKUL” ibarelerini ticari faaliyetlerinde kullanmalarının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabete» neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların markaya tecavüzlerinin ve haksız rekabetlerinin tesbit ve menine, 714,00 TL «maddi tazminatın» «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2-Dava, unvan «terkini», markaya tecavüzün önlenmesi, «haksız rekabetin» ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
TTK'nun 52. maddesi uyarınca, usulen tescil ve «ilan» edilmiş olan «ticaret unvanını» kullanma hakkı, «münhasıran» sahibine aittir.
Davacı şirketin “Koçak Emlak Ticaret ve Turizm Ltd.Şti.” olarak 21.11.1991 tarihinde tescil edilerek faaliyete geçtiği ve en «son» unvanının “Koçak Emlak Müzayede Reklamcılık Ticaret ve Turizm Ltd.Şti.” olduğu, davalı şirketin ise “M – M Koçak İnşaat Gayrimenkul Otomotiv Akaryakıt Turizm Gıda Tekstil İthalat İhracat Ticaret Ltd.Şti.” unvanıyla 07.03.2005 tarihinde tescil edilerek faaliyete geçtiği, her iki «şirketin merkezlerinin» Ankara İli olduğu ve burada faaliyet gösterdikleri, faaliyet konularının aynı olduğu hususları çekişmesizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/544 E. 2023/1096 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiyenin kapanması · yeniden tescil · ihya davası · şirketin tasfiyesi · rücuen tahsil · şirketin ihyası · münhasırlık · sicilden terkin
Benzer bu kararda… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tasfiye Halinde Koçak Denizcilik Gemi İnşaa Hırdavat Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tasfiye» sonunda 30.11.2015 tarihinde ticaret sicilden «kaydının» «terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca, «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına «münhasır» olarak şirketin «yeniden tescili» talebi ile dava açılabileceği, İstanbul Anadolu 21.
Şti’nin «ihyası» için davacı kuruma süre verildiği, davanın 27.07.2021 tarihinde açıldığının anlaşıldığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 650674-0 sicil numarasında kayıtlı iken 30.11.2015 tarihinde «şirketin tasfiyesinin» sona erdiğinden bahisle «sicilden terkin» edilen "Tasfiye Halinde Koçak Denizcilik Gemi İnşaa Hırdavat Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" 'nin İstanbul Anadolu 21.
Şti. ile «üçüncü kişiler» aleyhine dava dışı sigortalıya meslek hastalığı nedeniyle ödenen maluliyet tazminatının «rücuen tahsili» için dava açıldığı, yargılamanın devam ettiği, Mahkemece davalı ...
İş Mahkemesinin 2021/211 E. sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ek «tasfiye» için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca işlemler sonuçlanıncaya kadar Ticaret Sicil Müdürlüğüne «yeniden tesciline», şirketin ek tasfiyesi için Ticaret Siciline tesciline, bu işlemleri yapması için «son» «tasfiye memuru» ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2846 E. 2024/5313 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adli tatil · dava şartı yokluğu · hak düşürücü süre · usulden reddi · ilan · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptal davalarında iki aylık sürenin «hak düşürücü süre» olduğu, bu nedenle dava şartı niteliğinde olup resen dikkate alınacağı, 25.03.2020 tarih 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 tarihinden 16.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı, iptali istenen 2020-M-3553 sayılı YİDK kararı davacı vekiline 18.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 19.08.2020 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın süresinde açılmadığından dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine», hükümsüzlüğü istenen 2019/39260 sayılı markanın henüz tescil edilmemiş olması nedeni ile karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen 2020-M-3553 sayılı YİDK kararının davacı vekiline 18.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık «hak düşürücü sürenin» 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 19.08.2020 tarihinde açıldığı, YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren öngörülen iki aylık hak düşürücü sürenin, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle «adli tatil» de «dahil» olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı, eş söyleyişle özel kanunda tayin edilen bu süre yönünden adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağını, nitekim Yargıtay …
… i bulunacak derecede benzer nitelikteki “dilara koçak” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/39260 kod numarasını alan başvurunun «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenme …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davanın «adli tatilde» görülmeye devam edilecek işler içerisinde sayılmadığını, Türk Ceza Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerince uzama ile ilgili istisna düzenlemediğini, ne …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3735 E. , 2023/7448 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/932 Esas, 2022/268 Karar
DAVALILAR
1.Koçaklar Gıda Orman Ürünleri Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...
:
2. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/390 E., 2018/370 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/14948 sayılı "PALMİYE KOÇAK+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket tarafından 2006/33731 sayılı "Koçak Koltuk+şekil" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 20. sınıftaki "Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar" mallarının çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 2004 yılında kurulduğunu, müvekkilinin markasının, müvekkili şirketin kurucusunun soyadına Palmiye kelimesinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, müvekkilinin kesintisiz bir şekilde 13 yıldır "PALMİYE KOÇAK" ibaresini hem ticaret ünvanı hem de marka olarak kullandığını, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait ürünlerin 20.
sınıfta kesintisiz ve yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin markası ile redde mesnet gösterilen "KOÇAK+ŞEKİL" markasının aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkilinin markasının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ana unsuru olması nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bütün emtia ve hizmetlerde tesciline karar verilmesi gerektiğini, itirazın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2017-M-7099 sayılı YİDK kararının iptaline ve müvekkilinin 2016/14948 başvuru numarasıyla 20. mal ve hizmet sınıfında tescilini istediği markasına ilişkin başvurusunun tescil işlemlerinin kaldığı yerden devamına ve markanın tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında öne çıkan asıl ve ayırt edici unsurun "koçak" ibaresi olduğunu, şekil, anlam, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketici nezdinde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin doğacağını, başvuru markasının, redde mesnet markanın seri markası gibi algılanacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, davacının, dava konusu marka başvurusunun kullanımına ilişkin delillerin dosyada mevcut olmadığı, kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmadığı, itiraza mesnet markanın 2006 yılından bu yana tescilli olduğu, taraf markaları arasında ayniyet, benzerlik ve iltibas tehlikesi de bulunmadığından davacının 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacının ticaret ünvanının “Palmiye Koçak Mobilya Aksesuar ve Day.
Tük. Malları San. ve Tic. Ltd. Şti.” olduğu, başvuru markasının davacının ticaret ünvanını içerdiği değerlendirilmekle birlikte; davalının, başvuru markasının tesciline itiraz ve hükümsüzlük iddialarının bulunmaması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlık konusu “KOÇAK” kelimesi açısından davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markalarının 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisi olmayacağı davacı başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira dava konusu başvuruda da ön plana çıkan ayırt edici unsurun "koçak" kelimesi olduğunu, başvuru konusu markanın redde mesnet müvekkili markasının serisi biçiminde algılanacağını, davacının, başvuru konusu markanın gerçek hak sahibi olduğu ve başvuru konusu işaretin ticaret unvanının ana unsuru bulunduğunu kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2 . Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, her iki markanın da asli unsurunun "KOÇAK" ibaresinden oluştuğunu, gerçek hak sahipliği iddiasının da bu davada tartışılamayacağını ileri sürerek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile redde mesnet markanın esas unsuru olan "Koçak" ibaresinin aynen dava konusu başvuruda yer aldığı, başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamından çıkarılan malların redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığı anlaşıldığından, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında görsel, kavramsal ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu kanaatine varılmış olup, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün isabetli görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olduğu görüşünün kabul edilemez olduğunu, dava konusu müvekkil tarafından tescili talep olunan markanın bir bütün olarak “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinden oluştuğunu, bu durumda müvekkilinin markasında iki ana unsur olduğunu, müvekkiline ait marka ile redde mesnet gösterilen marka bakımından yapılan karşılaştırmada; markalar arasında ne görsel ne fonetik ne de bütünsel açıdan nihai tüketici nezdinde iltibas tehlikesi söz konusu olmadığını, müvekkilinin kurucu ortağının soyadı olan “KOÇAK” ile “PALMİYE” ibaresinden oluşan “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinin özgün olduğunu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzer olmadığının izahtan vareste olduğunu, müvekkil firma “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” markasını redde dayanak emtialarda dahi 2004 yılından bu yana kesintisiz olarak kullandığını, “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” markası sözü edilen emtialarda, müvekkil lehine ayırt edici nitelik kazandığını ve tüketiciler tarafından bilinen bir marka haline geldiğini, müvekkili şirketin 13 yıldan bu yana “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresini ticaret unvanının asli unsuru olarak da kullandığını, ayrıca www.palmiyekocak.com alan adlı internet sitesinin de müvekkili şirkete ait olduğunu, bu doğrultuda doktrin ve Yargıtay görüşü, bir markanın gerçek hak sahibinin o markayı bulan ve ilk defa kullanana ait olacağı yönünde olup bu görüşün yerleşmiş olduğu konusunda şüphe olmadığını, “PALMİYE KOÇAK + ŞEKİL” ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının kılavuz ve ana unsuru olup müvekkili şirkete ait marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bütün emtia /hizmetlerde tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava , YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109955400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz