6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5129 E. 2024/8013 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak defi bedelsizlik iddiası maddi anlamda kesin hüküm uzman görüşü iktisapta ağır kusur çekin bedelsizliği kötüniyetli iktisap kötü niyetli iktisap teslim tutanağı usul ekonomisi imzaya itiraz yemin deliline dayanma delil niteliği ağır kusur sahtelik kesin delil lehdar imza incelemesi icra hukuk mahkemesi hırsızlık yemin delili ispat külfeti ticari defter ve kayıtlar sahtecilik şirket müdürü ticari defter kayıtları lehtar bedelsizlik şikayet yemin cy/cy şerhi eş rızası ciro denetime elverişlilik dolandırıcılık hamil keşideci istirdat bilirkişi incelemesi ticari defter iflas çek kötüniyet menfi tespit kusur eksik inceleme yükleten (shipper) ibraz teslim kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TBK — TBK 74 · HMK · TTK — TTK 792

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/1246 E., 2020/714 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu, keşidecisi davacı olan, ... Bank Kozyatağı Şubesi nezdindeki hesaptan keşide edilmiş 72573 seri numaralı 408.000,00 TL bedelli 17.11.2015 tarihli çek altındaki keşideci imzalarının davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, davacı şirket muhasebecisi ... ve şirket Müdürü ...'in, müşterilerden teslim alınan çekleri cari hesaba kaydetmediklerinin, bu çeklerin davacı şirketin bilgisi ve rızası dışında sahte cirolarla farklı şirketlere verildiklerinin tespit edilmesi üzerine, bu kişiler hakkında şikayetçi olunduğu, tanzim edilen iddianame üzerine İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde şüpheliler aleyhine kamu davası açıldığını, müşterilerden teslim alınan çeklerin çalışanlarca çalındığının öğrenilmesi üzerine şirket içinde yapılan denetim sonucu davacının keşidecisi olduğu çeklerin de kayıp olduğunun anlaşıldığını, kayıp çekler ile ilgili şirket müdürüne akıbet sorulduğunu, müdür tarafından kayıp sekiz adet ... Bank çekinin bankaya iade edildiğine dair teslim tutanağı gösterildiğini, ancak bu teslim tutanağındaki çeklerden yalnızca üç adedinin bankaya iade edildiğinin, dava konusu çekin de içerisinde bulunduğu beş adet çekin bankaya iade edilmediğinin anlaşıldığını, akabinde davalı ... tarafından dava konusu çekin bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından keşideci imzası uyumsuzluğu nedeniyle davalıya ödeme yapılmadığını ve bu hususun çek arkasına şerh düşüldüğünü, davalının davacı şirket aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2015/32744 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, çek incelendiğinde lehdarın davalı ... Oto firması olduğunun davalı ...'in çeki ciro yoluyla devraldığının görüldüğünü, ancak bu çek altındaki keşideci imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, sahte çekin doldurularak başka bir çok çek ile birlikte davalı ... firmasına verildiğini, oysa davacının davalı ... firmasına bu çekleri vermesini gerektirecek tutarda borcu bulunmadığı gibi, aksine bu firmadan alacaklı olduğunu, sahtelik iddiasının mutlak defi olup herkese karşı ve diğer davalı ...'e karşı da ileri sürülebileceğini, ayrıca davalı ... şirketi ile arasında ticari ilişki bulunmayan davalı ...'in sahte çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunu, bu çeklerle ilgili de şirket müdürü ve muhasebecisi hakkında ayrıca şikayetçi olunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalıya bir bedel ödenmesi halinde bu bedelin ve dava konusu çekin davalılardan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu çeki alacağına istinaden davalı Şirketten aldığını, davacı ile davalı Şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının bu ilişkiden kaynaklı borçlarının ifası amacıyla davaya konu çeki keşide edip davalı Şirket'e verdiğini ancak taraf şirketler arasında ticari ilişki bulunmasa dahi bu durumun iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, bunun yanında, çekteki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olduğunu, imzalar yetkililere ait değilse bile yetkilerinin bilgisi dahilinde çalışanlarca atıldığını, aynı imzalarla keşide edilip davacı tarafından da itirazsız ödenen bir çok çek bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu, davaya konu çeklerin bu alacağın ifası uğrunda düzenlenip müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının davaya konu çek üzerindeki imzanın şirketin yetkililerine ait olmadığını iddia ettiği, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 19.06.2018 tarihli raporla, davaya konu çekte yer alan keşideci imzalarının davacı şirket yetkililerine ait olduğunun tespit edilemediğinin belirtildiği, raporun bilimsel, gerekçeli ve denetime elverişli kabul edildiği, dava konusu çekte yer alan imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispat külfetinin çeki elinde bulundurup takibe girişen ve imzanın davacı borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıda olduğu, davalı Şirket'in yemin deliline dayanmadığı, davalı alacaklı ...'in ise dayandığı, adı geçene yemin hakkı hatırlatılmasına rağmen yemin etmeyeceğini bildirdiği, davacının, somut olayda, sahtecilik yanında bedelsizlik iddiasında da bulunduğu ve davalı Şirket'e çek verilmesini gerektirir bir borcu bulunmadığını beyan ettiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1225 E. sayılı dosyasında davacı ..... A.Ş. tarafından davalılar ... ve ... Oto. Kiralama.. Ltd. Şti. aleyhine benzer mahiyette açılmış menfi tespit davasının yargılamasında, davacı ..... A.Ş.'nin ve davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı ..... A.Ş.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğu, davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ..... A.Ş.'ye 451.121,09 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, yine davacı tarafından davalı ... Oto. Ltd. Şti.'ye benzer mahiyette İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1265 E. sırasında ve İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/821 E. sırasında açılan davalarda tarafların ticarî defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, davalı ... Oto. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacının 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı ... Oto. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği sabit olup, usul ekonomisi yönünden ayriyeten iş bu davada davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, anılan bilirkişi raporları ve dosyaya celp edilen tüm deliller ve davacının çalışanlarından ...'ın İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/589 E. sayılı dosyasında mevcut ifadelerinden dava konusu çekin hırsızlık mahsulü olduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı ... Oto. Ltd. Şti.'ye verilmediği, dolayısı ile davacının davalı şirkete davaya konu çek nedeni ile borçlu olmadığı kanısına varıldığı, davacı, diğer davalı ...'in davaya konu çeki edinme nedenini ispatlayamadığını, 1 aylık zaman diliminde müvekkiline ait 4 adet ve toplamda 864.500,00 TL'lik çeki davalı .... A.Ş.'den aldığını, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu öne sürdüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinin "...(1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmünü haiz olduğu, her ne kadar davalı ...'in davaya konu çeki edinme nedenini açıklama zorunluluğu bulunmamakta ise de dosyada mevcut delillerden davacıya ait birden fazla çekin davalı ..... Ltd. Şti.'nin cirosu ile davalı ...'e geçtiği ve aleyhine aynı mahiyette farklı çekler yönünden açılmış birden fazla davanın varlığı, ceza davalarında ve soruşturma dosyalarında toplanan deliller dikkate alınmak sureti ile davalı ...'in somut olayda davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiği kanaatine varılmış olup, davalı ... de aksi yöndeki savunmalarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu çek nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespiti ile anılan çekin davacıya iadesine karar verilmiş, karar davalı şahıs vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya ayrılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı şahıs vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3.6102 sayılı Kanun'un 792 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı Şirket, hamili davalı şahıs olan çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı vekili, çekte müvekkili adına atılı görülen imzaların müvekkili Şirket yetkililerine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu'nun 19.05.2019 tarihli raporuyla, çekte yer alan keşideci imzalarının davacı Şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacının davaya konu çek nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde de imza itirazında bulunduğu, bu husustaki yargılamanın İstanbul 30. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğü, yargılama sırasında alınan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda, çekteki keşideci imzalarının davacı Şirket yetkilileri Şamil Polat ve Celaleddin Polat'ın eli ürünü olduğunun mütala edildiği, anılan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından bu rapor benimsenerek şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında, davalı yanca çekteki imzalarının davacı Şirket yetkilerine ait olup olmadığı hususunda alınan uzman görüşü de dosyaya sunulmuş olup 15.02.2016 tarihli uzman görüşünde, çekteki imzaların davacı Şirket yetkilileri Celaleddin Polat ve Şamil Polat'ın eli ürünü olduğu mütala edilmiştir. Görüldüğü üzere huzurdaki yargılama kapsamında Adli Tıp Kurumundan alınan 19.05.2019 tarihli rapor, 15.02.2016 tarihli uzman görüşü ve İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu arasında, çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine aidiyeti hususunda çelişki bulunmakta olup her ne kadar İcra Hukuk Mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bağlayıcı değilse de bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, Mahkemece, sözü edilen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerekirken raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.Davalı şahıs, davaya konu çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olduğunu savunmakla birlikte imza yetkililere ait değilse bile onların bilgisi dahilinde atıldığını, nitekim davacının aynı imzalarla düzenlenmiş bir takım çekleri herhangi bir itirazda bulunmaksızın ödediğini, davacı Şirket yetkilerinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini savunmuş ve davacı şirket yetkilileri hakkında aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini beyan ederek ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesini talep etmiştir. Bunun yanında davacı Şirket de kendi çalışanları ve davalılar hakkında davaya konu çeke ilişkin olarak dolandırıcılık ve sahtecilik iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş olup dosya kapsamından her iki ceza soruşturmasının akıbeti de anlaşılamamaktadır.

3.6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine göre, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar bakımından hukuk hâkimini bağlamayacak ise de gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, imza incelemesinin sonucuna göre gerekirse yukarıda anılan ceza soruşturmalarının sonucunun da beklenilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4.Davacı yanca işbu menfi tespit davasında, imza itirazı yanında bedelsizlik ve kötü niyetle iktisap vakıalarına dayanılmış olup İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1225 E. sayılı dosyasında davacı ..... A.Ş. tarafından davalılar ... ve ... Oto. Kiralama.. Ltd. Şti. aleyhine benzer mahiyette açılmış menfi tespit davasının yargılamasında, davacı ..... A.Ş.'nin ve davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı ...Ş.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğu, davalı ... Oto. Ltd. Şti.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ...Ş.'ye 451.121,09 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davaya konu çekin bedelsiz olduğu sonucuna ulaşılmış ise de bir sureti de dava dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemece, imza incelemesinin sonucuna göre gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin tüm boyutlarıyla ortaya koyulması ve bedelsizlik iddiası hakkında bu incelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerin kabul şekline göre kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10436 E. 2018/5592 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2845 E. 2012/12040 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5129 E.  ,  2024/8013 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/655 Esas, 2023/1153 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1246 E., 2020/714 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu, keşidecisi davacı olan, ... Bank Kozyatağı Şubesi nezdindeki hesaptan keşide edilmiş 72573 seri numaralı 408.000,00 TL bedelli 17.11.2015 tarihli çek altındaki keşideci imzalarının davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, davacı şirket muhasebecisi ... ve şirket Müdürü ...'in, müşterilerden teslim alınan çekleri cari hesaba kaydetmediklerinin, bu çeklerin davacı şirketin bilgisi ve rızası dışında sahte cirolarla farklı şirketlere verildiklerinin tespit edilmesi üzerine, bu kişiler hakkında şikayetçi olunduğu, tanzim edilen iddianame üzerine İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde şüpheliler aleyhine kamu davası açıldığını, müşterilerden teslim alınan çeklerin çalışanlarca çalındığının öğrenilmesi üzerine şirket içinde yapılan denetim sonucu davacının keşidecisi olduğu çeklerin de kayıp olduğunun anlaşıldığını, kayıp çekler ile ilgili şirket müdürüne akıbet sorulduğunu, müdür tarafından kayıp sekiz adet ...

Bank çekinin bankaya iade edildiğine dair teslim tutanağı gösterildiğini, ancak bu teslim tutanağındaki çeklerden yalnızca üç adedinin bankaya iade edildiğinin, dava konusu çekin de içerisinde bulunduğu beş adet çekin bankaya iade edilmediğinin anlaşıldığını, akabinde davalı ... tarafından dava konusu çekin bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından keşideci imzası uyumsuzluğu nedeniyle davalıya ödeme yapılmadığını ve bu hususun çek arkasına şerh düşüldüğünü, davalının davacı şirket aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2015/32744 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, çek incelendiğinde lehdarın davalı ... Oto firması olduğunun davalı ...'in çeki ciro yoluyla devraldığının görüldüğünü, ancak bu çek altındaki keşideci imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, sahte çekin doldurularak başka bir çok çek ile birlikte davalı ...

firmasına verildiğini, oysa davacının davalı ... firmasına bu çekleri vermesini gerektirecek tutarda borcu bulunmadığı gibi, aksine bu firmadan alacaklı olduğunu, sahtelik iddiasının mutlak defi olup herkese karşı ve diğer davalı ...'e karşı da ileri sürülebileceğini, ayrıca davalı ... şirketi ile arasında ticari ilişki bulunmayan davalı ...'in sahte çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunu, bu çeklerle ilgili de şirket müdürü ve muhasebecisi hakkında ayrıca şikayetçi olunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalıya bir bedel ödenmesi halinde bu bedelin ve dava konusu çekin davalılardan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu çeki alacağına istinaden davalı Şirketten aldığını, davacı ile davalı Şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının bu ilişkiden kaynaklı borçlarının ifası amacıyla davaya konu çeki keşide edip davalı Şirket'e verdiğini ancak taraf şirketler arasında ticari ilişki bulunmasa dahi bu durumun iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, bunun yanında, çekteki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olduğunu, imzalar yetkililere ait değilse bile yetkilerinin bilgisi dahilinde çalışanlarca atıldığını, aynı imzalarla keşide edilip davacı tarafından da itirazsız ödenen bir çok çek bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu, davaya konu çeklerin bu alacağın ifası uğrunda düzenlenip müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının davaya konu çek üzerindeki imzanın şirketin yetkililerine ait olmadığını iddia ettiği, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 19.06.2018 tarihli raporla, davaya konu çekte yer alan keşideci imzalarının davacı şirket yetkililerine ait olduğunun tespit edilemediğinin belirtildiği, raporun bilimsel, gerekçeli ve denetime elverişli kabul edildiği, dava konusu çekte yer alan imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispat külfetinin çeki elinde bulundurup takibe girişen ve imzanın davacı borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıda olduğu, davalı Şirket'in yemin deliline dayanmadığı, davalı alacaklı ...'in ise dayandığı, adı geçene yemin hakkı hatırlatılmasına rağmen yemin etmeyeceğini bildirdiği, davacının, somut olayda, sahtecilik yanında bedelsizlik iddiasında da bulunduğu ve davalı Şirket'e çek verilmesini gerektirir bir borcu bulunmadığını beyan ettiği, İstanbul 2.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1225 E. sayılı dosyasında davacı ..... A.Ş. tarafından davalılar ... ve ... Oto. Kiralama.. Ltd. Şti. aleyhine benzer mahiyette açılmış menfi tespit davasının yargılamasında, davacı ..... A.Ş.'nin ve davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı ..... A.Ş.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğu, davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ..... A.Ş.'ye 451.121,09 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, yine davacı tarafından davalı ... Oto. Ltd. Şti.'ye benzer mahiyette İstanbul Anadolu 1.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1265 E. sırasında ve İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/821 E. sırasında açılan davalarda tarafların ticarî defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, davalı ... Oto. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacının 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı ... Oto. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği sabit olup, usul ekonomisi yönünden ayriyeten iş bu davada davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, anılan bilirkişi raporları ve dosyaya celp edilen tüm deliller ve davacının çalışanlarından ...'ın İstanbul Anadolu 31.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/589 E. sayılı dosyasında mevcut ifadelerinden dava konusu çekin hırsızlık mahsulü olduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı ... Oto. Ltd. Şti.'ye verilmediği, dolayısı ile davacının davalı şirkete davaya konu çek nedeni ile borçlu olmadığı kanısına varıldığı, davacı, diğer davalı ...'in davaya konu çeki edinme nedenini ispatlayamadığını, 1 aylık zaman diliminde müvekkiline ait 4 adet ve toplamda 864.500,00 TL'lik çeki davalı .... A.Ş.'den aldığını, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu öne sürdüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinin "...(1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmünü haiz olduğu, her ne kadar davalı ...'in davaya konu çeki edinme nedenini açıklama zorunluluğu bulunmamakta ise de dosyada mevcut delillerden davacıya ait birden fazla çekin davalı .....

Ltd. Şti.'nin cirosu ile davalı ...'e geçtiği ve aleyhine aynı mahiyette farklı çekler yönünden açılmış birden fazla davanın varlığı, ceza davalarında ve soruşturma dosyalarında toplanan deliller dikkate alınmak sureti ile davalı ...'in somut olayda davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiği kanaatine varılmış olup, davalı ... de aksi yöndeki savunmalarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu çek nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespiti ile anılan çekin davacıya iadesine karar verilmiş, karar davalı şahıs vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya ayrılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı şahıs vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3.6102 sayılı Kanun'un 792 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı Şirket, hamili davalı şahıs olan çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı vekili, çekte müvekkili adına atılı görülen imzaların müvekkili Şirket yetkililerine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu'nun 19.05.2019 tarihli raporuyla, çekte yer alan keşideci imzalarının davacı Şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacının davaya konu çek nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde de imza itirazında bulunduğu, bu husustaki yargılamanın İstanbul 30. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğü, yargılama sırasında alınan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda, çekteki keşideci imzalarının davacı Şirket yetkilileri Şamil Polat ve Celaleddin Polat'ın eli ürünü olduğunun mütala edildiği, anılan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından bu rapor benimsenerek şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bunun yanında, davalı yanca çekteki imzalarının davacı Şirket yetkilerine ait olup olmadığı hususunda alınan uzman görüşü de dosyaya sunulmuş olup 15.02.2016 tarihli uzman görüşünde, çekteki imzaların davacı Şirket yetkilileri Celaleddin Polat ve Şamil Polat'ın eli ürünü olduğu mütala edilmiştir. Görüldüğü üzere huzurdaki yargılama kapsamında Adli Tıp Kurumundan alınan 19.05.2019 tarihli rapor, 15.02.2016 tarihli uzman görüşü ve İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu arasında, çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine aidiyeti hususunda çelişki bulunmakta olup her ne kadar İcra Hukuk Mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bağlayıcı değilse de bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu itibarla, Mahkemece, sözü edilen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerekirken raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.Davalı şahıs, davaya konu çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olduğunu savunmakla birlikte imza yetkililere ait değilse bile onların bilgisi dahilinde atıldığını, nitekim davacının aynı imzalarla düzenlenmiş bir takım çekleri herhangi bir itirazda bulunmaksızın ödediğini, davacı Şirket yetkilerinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini savunmuş ve davacı şirket yetkilileri hakkında aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini beyan ederek ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesini talep etmiştir. Bunun yanında davacı Şirket de kendi çalışanları ve davalılar hakkında davaya konu çeke ilişkin olarak dolandırıcılık ve sahtecilik iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş olup dosya kapsamından her iki ceza soruşturmasının akıbeti de anlaşılamamaktadır.

3.6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine göre, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar bakımından hukuk hâkimini bağlamayacak ise de gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, imza incelemesinin sonucuna göre gerekirse yukarıda anılan ceza soruşturmalarının sonucunun da beklenilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4.Davacı yanca işbu menfi tespit davasında, imza itirazı yanında bedelsizlik ve kötü niyetle iktisap vakıalarına dayanılmış olup İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1225 E. sayılı dosyasında davacı ..... A.Ş. tarafından davalılar ... ve ... Oto. Kiralama.. Ltd. Şti. aleyhine benzer mahiyette açılmış menfi tespit davasının yargılamasında, davacı ..... A.Ş.'nin ve davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'nin 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı ...Ş.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... Oto.. Ltd. Şti.'den 512.729,84 TL alacaklı olduğu, davalı ... Oto. Ltd. Şti.'nin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ...Ş.'ye 451.121,09 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davaya konu çekin bedelsiz olduğu sonucuna ulaşılmış ise de bir sureti de dava dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, Mahkemece, imza incelemesinin sonucuna göre gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin tüm boyutlarıyla ortaya koyulması ve bedelsizlik iddiası hakkında bu incelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerin kabul şekline göre kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şahıs vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 19.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108616500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.