Istinaf kesinlik sınırı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6002 E. 2024/7584 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf kesinlik sınırı↗ istinaf dilekçesinin reddi↗ rekabet hukuku↗ tescilsiz tasarım↗ ticari faiz↗ kesinlik sınırı↗ denetime elverişlilik↗ dürüstlük kuralı↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ayırt edicilik↗ maddi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/205 E., 2019/165 K.
BİRLEŞEN DAVA : (Kapatılan) Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/50 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki tescilli tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan tazminat asıl, tasarımın hükümsüzlüğü birleşen davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı birleşen davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun maddi tazminat istemine ilişkin kısmı bakımından istinaf dilekçesinin reddine, diğer kısımlar bakımından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elbise askısı imalat ve satış alanında 1972 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davaya konu ürünün elbise askılarının uçlarına takılan etek ve pantolon tutmaya yarayan mandallar olduğunu, davaya konu mandal görünüşünün, model ve kalıbının farklılık arz ettiğini, işbu davaya konu modeli bizzat müvekkilinin kendisinin tasarladığını, davalının müvekkiline ait ürünleri birebir kopyalayıp taklit etmenin yanında, taklit ettiği ürünleri web sitesinde tanıtırken kullandığı fotoğrafların bizzat müvekkilinin katalog ve web sitesinde yer alan fotoğraflar olduğunu, davalının bu kullanımlarının müvekkil şirketin 2013/02492 ve 2014/04052 tescil numaralı tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının kendisinin hiçbir teknik katkı sunmadığı modellerini taklit ederek çoğaltmasının haksız rekabet oluşturduğunu, Bakırköy 2. FSHHM'nin 2014/104 D. İş dosyası ile davalının iş merkezinde yapılan tespit sonucunda, davaya konu elbise askılarının üretim ve satış aşamasında tespit edildiğini, tespit sonrasında endüstri tasarımcısı bilirkişi tarafından oluşturulan raporda, davalının müvekkiline ait tescilli ürünlerini taklit ederek ürettiği, sattığı ve intemet sitesinde tanıttığı hususunun ayrıntılarıyla tespit edildiğini, müvekkilinin davalı tarafindan gerçekleştirilen bu tecavüzler sonucunda ayrıca maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini, tasarım tecavüzü ve haksız rekabette bulunulan ürünlerin toplatılmasını, ürünlerin imalinde kullanılan makinelerin, kalıpların ve tanıtım materyallerinin imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiil başlangıç tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2013/2492 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine haiz olmadığını ileri sürerek davalı adına 2013/2492 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'de damla sulama sektöründe ve aksesuar üretiminde üretici konumunda bulunduğunu, huzurdaki davaya dayanak olan 2013/02492 sayılı askı mandalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığını, söz konusu tasarımın daha önce Mainetti firması başta olmak üzere başka firmalar tarafından davacının tasarım başvuru tarihinden çok öncesinde piyasaya sürüldüğünü, Mainetti firması tarafından söz konusu tasarımın çok benzerlerinin TÜRKPATENT nezdinde endüstriyel tasarım olarak tescil ettirildiğini, Mainetti firmasının söz konusu ürünü "EM" kodu ile senelerden bu yana ürettiğini, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde davacı ile Mainetti kataloglarında görülen tasarımın birbirinin aynısı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacının iddialarının tescil aşamasında ileri sürüldüğünü ve TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini ve iddia edilenin aksine müvekkili adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı adına tescilli 2013/2492 tescil nolu tasarımın tescil başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığı, hükümsüzlük kararının baştan beri sonuç doğuracağı, bu haliyle davalının kullanımı hukuka uygun olduğu, haksız rekabet de oluşturmayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan denetimde kök bilirkişi raporunda yenilik giderici olarak sunulan delillerin değerlendirildiğinin görüldüğü, sonuç olarak askı mandal tasarım ile 2003/01946 nolu tasarımları yönünden benzerlik bulunduğu, yine alınan 09.06.2018 tarihli içlerinde bilişim uzmanının da yer aldığı kök ve ek bilirkişi raporunda dosya ve internet üzerinden yeniden araştırma yapıldığı, buna göre tasarımların davacıya ait tasarımlarla benzer olduğunun belirlendiği, bilinçli kullanıcı veya tüketici için de istinaf denetimine elverişli ve ayrıntılı incelemeyi içerir şekilde görüş belirtildiği, buna göre raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği, kararın verildiği tarih olan 2019 tarihi itibarı ile güncel istinaf kesinlik sınırı 3.560,00 TL olduğundan maddi tazminat yönünden talep değeri dikkate alındığında kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı birleşen davalı vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin kısmı bakımından istinaf dilekçesinin reddine, diğer kısımlar bakımından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı-birleşen davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, tasarıma tecavüzün tespiti, maddi manevi tazminat; birleşen dava tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince birleşen dava hakkında verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin/bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3.Asıl dava bakımından uyuşmazlık, davalı kullanım ve ürünlerinin davacının tescilli tasarımına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davalının davacı ürün fotoğraflarını kendi katalog ve web sayfalarında kullanıp kullanmadığı, kullanmışsa söz konusu fotoğraf ve görsellerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesince asıl davada, davacının tescilli tasarım hakkından kaynaklanan tecavüz ve haksız rekabet hukuki nedenlerine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, ancak davacının dava dilekçesi içerisinde yer alan ürün görsellerinin davalı tarafça katalog ve web sitelerinde kullanıldığı iddiasından kaynaklanan, eser hakkı sahipliğine dayalı haksız rekabetin tespiti talebi bakımından araştırma, inceleme ve dahi hüküm yerinde değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davacının iddiasına konu ettiği görsellerin 5846 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamında eser olması halinde esere ilişkin hükümler kapsamında korunması, eser olmaması halinde ise davacının iş mahsulü niteliğinde olup olmadığı saptanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere resim ve görsellerin eser niteliğinde olmaması durumunda da 5846 sayılı Kanunun 83 üncü madde ve devamı hükümler uyarınca 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin hükümleri ile himaye göreceği açıktır. Bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız rekabet teşkil eder. Haksız rekabet hallerini örnekleyerek belirten Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. fıkrasına göre; başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak da haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Hâl böyle olunca mahkemece davacının anılan iddiası üzerinde durularak davalının davacıya ait ürün görsellerini izinsiz kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise söz konusu iş mahsullerinin 5846 sayılı Kanun kapsamında eser olup olmadığı, eser değilse haksız rekabet kapsamında korunup korunmayacağı hususunda taraf delilleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6002 E. , 2024/7584 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1596 Esas, 2023/946 Karar
HÜKÜM
Esastan ret, istinaf dilekçesi ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/205 E., 2019/165 K.
BİRLEŞEN DAVA
(Kapatılan) Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/50 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki tescilli tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan tazminat asıl, tasarımın hükümsüzlüğü birleşen davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı birleşen davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun maddi tazminat istemine ilişkin kısmı bakımından istinaf dilekçesinin reddine, diğer kısımlar bakımından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elbise askısı imalat ve satış alanında 1972 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davaya konu ürünün elbise askılarının uçlarına takılan etek ve pantolon tutmaya yarayan mandallar olduğunu, davaya konu mandal görünüşünün, model ve kalıbının farklılık arz ettiğini, işbu davaya konu modeli bizzat müvekkilinin kendisinin tasarladığını, davalının müvekkiline ait ürünleri birebir kopyalayıp taklit etmenin yanında, taklit ettiği ürünleri web sitesinde tanıtırken kullandığı fotoğrafların bizzat müvekkilinin katalog ve web sitesinde yer alan fotoğraflar olduğunu, davalının bu kullanımlarının müvekkil şirketin 2013/02492 ve 2014/04052 tescil numaralı tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının kendisinin hiçbir teknik katkı sunmadığı modellerini taklit ederek çoğaltmasının haksız rekabet oluşturduğunu, Bakırköy 2.
FSHHM'nin 2014/104 D. İş dosyası ile davalının iş merkezinde yapılan tespit sonucunda, davaya konu elbise askılarının üretim ve satış aşamasında tespit edildiğini, tespit sonrasında endüstri tasarımcısı bilirkişi tarafından oluşturulan raporda, davalının müvekkiline ait tescilli ürünlerini taklit ederek ürettiği, sattığı ve intemet sitesinde tanıttığı hususunun ayrıntılarıyla tespit edildiğini, müvekkilinin davalı tarafindan gerçekleştirilen bu tecavüzler sonucunda ayrıca maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini, tasarım tecavüzü ve haksız rekabette bulunulan ürünlerin toplatılmasını, ürünlerin imalinde kullanılan makinelerin, kalıpların ve tanıtım materyallerinin imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiil başlangıç tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2013/2492 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine haiz olmadığını ileri sürerek davalı adına 2013/2492 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'de damla sulama sektöründe ve aksesuar üretiminde üretici konumunda bulunduğunu, huzurdaki davaya dayanak olan 2013/02492 sayılı askı mandalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığını, söz konusu tasarımın daha önce Mainetti firması başta olmak üzere başka firmalar tarafından davacının tasarım başvuru tarihinden çok öncesinde piyasaya sürüldüğünü, Mainetti firması tarafından söz konusu tasarımın çok benzerlerinin TÜRKPATENT nezdinde endüstriyel tasarım olarak tescil ettirildiğini, Mainetti firmasının söz konusu ürünü "EM" kodu ile senelerden bu yana ürettiğini, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde davacı ile Mainetti kataloglarında görülen tasarımın birbirinin aynısı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacının iddialarının tescil aşamasında ileri sürüldüğünü ve TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini ve iddia edilenin aksine müvekkili adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı adına tescilli 2013/2492 tescil nolu tasarımın tescil başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığı, hükümsüzlük kararının baştan beri sonuç doğuracağı, bu haliyle davalının kullanımı hukuka uygun olduğu, haksız rekabet de oluşturmayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan denetimde kök bilirkişi raporunda yenilik giderici olarak sunulan delillerin değerlendirildiğinin görüldüğü, sonuç olarak askı mandal tasarım ile 2003/01946 nolu tasarımları yönünden benzerlik bulunduğu, yine alınan 09.06.2018 tarihli içlerinde bilişim uzmanının da yer aldığı kök ve ek bilirkişi raporunda dosya ve internet üzerinden yeniden araştırma yapıldığı, buna göre tasarımların davacıya ait tasarımlarla benzer olduğunun belirlendiği, bilinçli kullanıcı veya tüketici için de istinaf denetimine elverişli ve ayrıntılı incelemeyi içerir şekilde görüş belirtildiği, buna göre raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği, kararın verildiği tarih olan 2019 tarihi itibarı ile güncel istinaf kesinlik sınırı 3.560,00 TL olduğundan maddi tazminat yönünden talep değeri dikkate alındığında kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı birleşen davalı vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin kısmı bakımından istinaf dilekçesinin reddine, diğer kısımlar bakımından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı-birleşen davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, tasarıma tecavüzün tespiti, maddi manevi tazminat; birleşen dava tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince birleşen dava hakkında verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin/bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3.Asıl dava bakımından uyuşmazlık, davalı kullanım ve ürünlerinin davacının tescilli tasarımına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davalının davacı ürün fotoğraflarını kendi katalog ve web sayfalarında kullanıp kullanmadığı, kullanmışsa söz konusu fotoğraf ve görsellerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesince asıl davada, davacının tescilli tasarım hakkından kaynaklanan tecavüz ve haksız rekabet hukuki nedenlerine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, ancak davacının dava dilekçesi içerisinde yer alan ürün görsellerinin davalı tarafça katalog ve web sitelerinde kullanıldığı iddiasından kaynaklanan, eser hakkı sahipliğine dayalı haksız rekabetin tespiti talebi bakımından araştırma, inceleme ve dahi hüküm yerinde değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davacının iddiasına konu ettiği görsellerin 5846 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamında eser olması halinde esere ilişkin hükümler kapsamında korunması, eser olmaması halinde ise davacının iş mahsulü niteliğinde olup olmadığı saptanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere resim ve görsellerin eser niteliğinde olmaması durumunda da 5846 sayılı Kanunun 83 üncü madde ve devamı hükümler uyarınca 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin hükümleri ile himaye göreceği açıktır. Bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız rekabet teşkil eder. Haksız rekabet hallerini örnekleyerek belirten Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. fıkrasına göre; başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak da haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.
Hâl böyle olunca mahkemece davacının anılan iddiası üzerinde durularak davalının davacıya ait ürün görsellerini izinsiz kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise söz konusu iş mahsullerinin 5846 sayılı Kanun kapsamında eser olup olmadığı, eser değilse haksız rekabet kapsamında korunup korunmayacağı hususunda taraf delilleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davaya ilişkin verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108543900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz