6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2333 E. 2024/7436 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün kesinleşmesi infaz fer'i müdahil dava sebebi zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TCK · TBK — TBK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin paralarını vadeli olarak 1999 yılının son aylarında davalı Banka’ya yatırdıklarını ancak paraların davalı banka yönetimi tarafından KKTC’de paravan olarak kurulan Off Shore Ltd. bankasına ait hesaba aktarıldığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin yatırdıkları paraların faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Fer’i müdahiller vekilleri, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davacı ...'ın bankaya 24.11.1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, diğer davacılar yönünden verilen hükmün kesinleştiği gerekçesiyle davanın davacı ... yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ... vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, off shore alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve 298 inci maddeleri.

2.1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 382 nci maddesi.

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı Kanun'un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince kısa kararda davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda bu husus açık hata niteliğinde görülerek davanın davacı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verilmesi kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka Hakkına Tecavüz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2333 E.  ,  2024/7436 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Tüketici Mahkemesi

SAYISI 2023/152 Esas, 2024/43 Karar

HÜKÜM

Ret

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin paralarını vadeli olarak 1999 yılının son aylarında davalı Banka’ya yatırdıklarını ancak paraların davalı banka yönetimi tarafından KKTC’de paravan olarak kurulan Off Shore Ltd. bankasına ait hesaba aktarıldığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin yatırdıkları paraların faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Fer’i müdahiller vekilleri, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davacı ...'ın bankaya 24.11.1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, diğer davacılar yönünden verilen hükmün kesinleştiği gerekçesiyle davanın davacı ... yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ... vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, off shore alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve 298 inci maddeleri.

2.1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 382 nci maddesi.

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı Kanun'un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.

Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince kısa kararda davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda bu husus açık hata niteliğinde görülerek davanın davacı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verilmesi kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı ...'a iadesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1106325100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.