Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6260 E. 2024/9013 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli bilirkişi raporu↗ bankacılık işlemleri↗ bekletici mesele↗ kesin delil↗ zimmet↗ vekalet ücreti takdiri↗ mirasçılık↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ havale↗ yetki↗ kusur↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/97 E., 2021/186 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'ın, davacı banka ile akdettiği 19.11.2001 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli hizmet akdine dayalı olarak 09.05.2008 tarihine kadar bankada görev yaptığını, şube müşterilerinden ...'in ve bazı banka müşterilerinin hesapları üzerinde usulsüz bankacılık işlemleri gerçekleştirerek hesaplardaki mevduatı kendisinin ve yakınları olan diğer davalıların zimmetine geçirdiğini ileri sürerek banka zararı olan 529.215,10 TL'nin üçüncü kişilerin zararını tazmin tarihinden itibaren yürütülecek kısa vadeli kredilere uygulanmakta olan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ..., ... Altın Döviz ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağını ispat edecek herhangi bir belge ibraz edemediğini, sadece 24.08.2016 tarihli havaleye dayandığını, bu havalede müvekkilinin haberi olmadan davalı banka çalışanı ... tarafından ... adlı kişinin hesabına 14.08.2006 tarihinde 200.000,00 USD karşılığı Türk Lirasını havale ettiğini, 24.08.2016 tarihinde ise bu paranın müvekkilinin hesabına yine müvekkilinin haberi olmadan iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ve müvekkillerinin miras bırakanın davalı ...'ın şahsına duydukları güven sebebiyle hesaplarını kullanmasına izin verdiklerini, adı geçen davalının yaptığı usulsüz işlemlerden haberdar olmadıklarını, usulsüz işlemler sebebiyle herhangi bir menfaat elde etmedikleri haklarında yapılan yargılama ile sabit olduğunu ve hükmün Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili sunduğu dilekçeleri beyan ile; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; ceza yargılamasının bekletici mesel yapılması gerektiğini, aile bağları gereği itimat nedeniyle ...'e hesaplarını kullanma konusunda yetki verildiğini, müvekkili Ali'nin hesabına giren tün paranın olayın mağduruna geri aktarıldığını, bir iştiraklerinin bulunmadığını, kanuni faizin dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olaya ilişkin ceza dosyasında ...'in banka zimmet suçunu oluşturan eylemlerine azmettiren veya yardım eden sıfatı ile katıldıklarını kanıtlayan ve cezalandırılmalarını gerektirir soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve kesin nitelikte bir delil elde edilememesi nedeni ile beraatlerine karar verildiği, dosyamız davalısı ...’in vefatı nedeniyle ceza mahkemesinde düşme kararı verildiği, bu kişi hakkında da suçu işlediğine dair ceza mahkemesi dosyasında bir tespit bulunmadığı, ..., ... ve ...'ın ... Döviz Altın Tic. A.Ş.'nin yöneticisi ve çalışanı oldukları ve aynı gerekçelerle haklarında beraat kararı verildiği, bu haliyle davalı şirketi zarardan sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, beraat kararlarının maddi olayın yokluğu konusunda kesinleştiği ve taraflar açısından kesin delil olarak bağlayıcı olduğu, davalı ...’nun ise ...’ın bu davalının hesapları üzerinde bilgisi dışında gerçekleştirdiği eylemi neticesinde esasen mağdur durumda olduğunun Ağır Ceza Mahkemesi yargılamasında tespit edildiği, bu nedenle de zarar tazmini ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ilaveten davacı bankanın zararının ağır ceza mahkemesi hükmü ile sanıktan tazminine karar verilmesi karşısında talep edilebilecek bir zararın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağının kabul edildiği, yapılan ceza yargılaması neticesinde işbu davanın davalılarının hukuka aykırı bir eylemlerinin tespit olunmadığı gibi hukuk yargılamasında da davacının bu yöndeki iddiasını usulüne uygun ispat edemediği, davalıların hesabına dava dışı ... tarafından gönderilen havalelerin tek başına davalıların davacı banka aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini ispata yeterli olmadığı, bu ödemelerin dava dışı ... ile havale alacaklısı arasındaki ilişki gereği yapıldığı, davanın tüm davalılar yönünden iddia ispat edilemediği için reddolunmuş olup tüm davalılar yönünden tek bir vekalet ücretinin takdir edildiği gerekçesiyle davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve davalı ... hesabına yatırılan paranın mudi hesabına iadesinin yapıldığının ceza mahkemesi kararından anlaşılması hususu gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince ... mirasçıları hakkında verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TBK’nın 74 üncü madde hükmü gereği hukuk hakimi kusur belirlemesinde, ceza yargılaması sonucunda verilen beraat hükmü ile bağlı değilse de verilen ceza kararında somut olaya ilişkin tespitleri ile bağlıdır. Somut olayda ise davalılar ile ilgili kurulan ceza mahkemesi hükmünün delil yetersizliği gerekçesinde dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların hesaplarına geçen paralara ilişkin sebepsiz zenginleşip zengileşmediklerine ilişkin hukuk mahkemelerince ayrıca değerlendirme yapılması gerekecektir. Bunun ise davalıların hesaplarına geçen paraların akıbetinin ne olduğuna ilişkin denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile tespiti gerekirken mahkemece davalıların hesaplarına geçen paraların kimler tarafından ve ne yöntemlerle hesaplardan alındığı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacı vekilinin bu konuya ilişkin sunduğu ciddi itirazları da değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak yukarıda adı geçen davacı dışında diğer davalılar bakımından hesaplarına geçen paraların ne şekilde ve kimler tarafından çekildiği veya nereye aktarıldığı konusunda takibatını içerir denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:havale · ibraz
İncelediğiniz karardaAltın Döviz ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağını ispat edecek herhangi bir belge «ibraz» edemediğini, sadece 24.08.2016 tarihli havaleye dayandığını, bu havalede müvekkilinin haberi olmadan davalı banka çalışanı ... tarafından ... adlı kişinin hesabına 14.08.2006 tarihinde 200.000,00 USD karşılığı Türk Lirasını «havale» ettiğini, 24.08.2016 tarihinde ise bu paranın müvekkilinin hesabına yine müvekkilinin haberi olmadan iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini is …
… u yöndeki iddiasını usulüne uygun ispat edemediği, davalıların hesabına dava dışı ... tarafından gönderilen havalelerin tek başına davalıların davacı banka aleyhine «sebepsiz zenginleştiklerini» ispata yeterli olmadığı, bu ödemelerin dava dışı ... ile «havale» alacaklısı arasındaki ilişki gereği yapıldığı, davanın tüm davalılar yönünden iddia ispat edilemediği için reddolunmuş olup tüm davalılar yönünden tek bir «vekalet ücretinin takdir» edildiği gerekçesiyle davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Temyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · harç · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Temyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Ortak:havale · kusur
İncelediğiniz karardaAltın Döviz ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağını ispat edecek herhangi bir belge «ibraz» edemediğini, sadece 24.08.2016 tarihli havaleye dayandığını, bu havalede müvekkilinin haberi olmadan davalı banka çalışanı ... tarafından ... adlı kişinin hesabına 14.08.2006 tarihinde 200.000,00 USD karşılığı Türk Lirasını «havale» ettiğini, 24.08.2016 tarihinde ise bu paranın müvekkilinin hesabına yine müvekkilinin haberi olmadan iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini is …
… u yöndeki iddiasını usulüne uygun ispat edemediği, davalıların hesabına dava dışı ... tarafından gönderilen havalelerin tek başına davalıların davacı banka aleyhine «sebepsiz zenginleştiklerini» ispata yeterli olmadığı, bu ödemelerin dava dışı ... ile «havale» alacaklısı arasındaki ilişki gereği yapıldığı, davanın tüm davalılar yönünden iddia ispat edilemediği için reddolunmuş olup tüm davalılar yönünden tek bir «vekalet ücretinin takdir» edildiği gerekçesiyle davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TBK’nın 74 üncü madde hükmü gereği hukuk hakimi «kusur» belirlemesinde, ceza yargılaması sonucunda verilen beraat hükmü ile bağlı değilse de verilen ceza kararında somut olaya ilişkin tespitleri ile bağlıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · dosya masrafı · yasal faiz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Bu durumda yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Ortak:havale · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAltın Döviz ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağını ispat edecek herhangi bir belge «ibraz» edemediğini, sadece 24.08.2016 tarihli havaleye dayandığını, bu havalede müvekkilinin haberi olmadan davalı banka çalışanı ... tarafından ... adlı kişinin hesabına 14.08.2006 tarihinde 200.000,00 USD karşılığı Türk Lirasını «havale» ettiğini, 24.08.2016 tarihinde ise bu paranın müvekkilinin hesabına yine müvekkilinin haberi olmadan iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini is …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, somut olaya ilişkin ceza dosyasında ...'in banka «zimmet» suçunu oluşturan eylemlerine azmettiren veya yardım eden sıfatı ile katıldıklarını kanıtlayan ve cezalandırılmalarını gerektirir soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve «kesin» nitelikte bir delil elde edilememesi nedeni ile beraatlerine karar verildiği, dosyamız davalısı ...’in vefatı nedeniyle ceza mahkemesinde düşme kararı verildiği, b …
… erildiği, bu haliyle davalı şirketi zarardan sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, beraat kararlarının maddi olayın yokluğu konusunda kesinleştiği ve taraflar açısından «kesin delil» olarak bağlayıcı olduğu, davalı ...’nun ise ...’ın bu davalının hesapları üzerinde bilgisi dışında gerçekleştirdiği eylemi neticesinde esasen mağdur durumda olduğu …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6260 E. , 2024/9013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/3 Esas, 2023/1986 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/97 E., 2021/186 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'ın, davacı banka ile akdettiği 19.11.2001 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli hizmet akdine dayalı olarak 09.05.2008 tarihine kadar bankada görev yaptığını, şube müşterilerinden ...'in ve bazı banka müşterilerinin hesapları üzerinde usulsüz bankacılık işlemleri gerçekleştirerek hesaplardaki mevduatı kendisinin ve yakınları olan diğer davalıların zimmetine geçirdiğini ileri sürerek banka zararı olan 529.215,10 TL'nin üçüncü kişilerin zararını tazmin tarihinden itibaren yürütülecek kısa vadeli kredilere uygulanmakta olan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ..., ... Altın Döviz ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağını ispat edecek herhangi bir belge ibraz edemediğini, sadece 24.08.2016 tarihli havaleye dayandığını, bu havalede müvekkilinin haberi olmadan davalı banka çalışanı ... tarafından ... adlı kişinin hesabına 14.08.2006 tarihinde 200.000,00 USD karşılığı Türk Lirasını havale ettiğini, 24.08.2016 tarihinde ise bu paranın müvekkilinin hesabına yine müvekkilinin haberi olmadan iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ve müvekkillerinin miras bırakanın davalı ...'ın şahsına duydukları güven sebebiyle hesaplarını kullanmasına izin verdiklerini, adı geçen davalının yaptığı usulsüz işlemlerden haberdar olmadıklarını, usulsüz işlemler sebebiyle herhangi bir menfaat elde etmedikleri haklarında yapılan yargılama ile sabit olduğunu ve hükmün Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili sunduğu dilekçeleri beyan ile; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; ceza yargılamasının bekletici mesel yapılması gerektiğini, aile bağları gereği itimat nedeniyle ...'e hesaplarını kullanma konusunda yetki verildiğini, müvekkili Ali'nin hesabına giren tün paranın olayın mağduruna geri aktarıldığını, bir iştiraklerinin bulunmadığını, kanuni faizin dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olaya ilişkin ceza dosyasında ...'in banka zimmet suçunu oluşturan eylemlerine azmettiren veya yardım eden sıfatı ile katıldıklarını kanıtlayan ve cezalandırılmalarını gerektirir soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve kesin nitelikte bir delil elde edilememesi nedeni ile beraatlerine karar verildiği, dosyamız davalısı ...’in vefatı nedeniyle ceza mahkemesinde düşme kararı verildiği, bu kişi hakkında da suçu işlediğine dair ceza mahkemesi dosyasında bir tespit bulunmadığı, ..., ... ve ...'ın ... Döviz Altın Tic. A.Ş.'nin yöneticisi ve çalışanı oldukları ve aynı gerekçelerle haklarında beraat kararı verildiği, bu haliyle davalı şirketi zarardan sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, beraat kararlarının maddi olayın yokluğu konusunda kesinleştiği ve taraflar açısından kesin delil olarak bağlayıcı olduğu, davalı ...’nun ise ...’ın bu davalının hesapları üzerinde bilgisi dışında gerçekleştirdiği eylemi neticesinde esasen mağdur durumda olduğunun Ağır Ceza Mahkemesi yargılamasında tespit edildiği, bu nedenle de zarar tazmini ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ilaveten davacı bankanın zararının ağır ceza mahkemesi hükmü ile sanıktan tazminine karar verilmesi karşısında talep edilebilecek bir zararın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ...
vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağının kabul edildiği, yapılan ceza yargılaması neticesinde işbu davanın davalılarının hukuka aykırı bir eylemlerinin tespit olunmadığı gibi hukuk yargılamasında da davacının bu yöndeki iddiasını usulüne uygun ispat edemediği, davalıların hesabına dava dışı ... tarafından gönderilen havalelerin tek başına davalıların davacı banka aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini ispata yeterli olmadığı, bu ödemelerin dava dışı ... ile havale alacaklısı arasındaki ilişki gereği yapıldığı, davanın tüm davalılar yönünden iddia ispat edilemediği için reddolunmuş olup tüm davalılar yönünden tek bir vekalet ücretinin takdir edildiği gerekçesiyle davacı ve davalı ...
vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve davalı ... hesabına yatırılan paranın mudi hesabına iadesinin yapıldığının ceza mahkemesi kararından anlaşılması hususu gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince ... mirasçıları hakkında verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TBK’nın 74 üncü madde hükmü gereği hukuk hakimi kusur belirlemesinde, ceza yargılaması sonucunda verilen beraat hükmü ile bağlı değilse de verilen ceza kararında somut olaya ilişkin tespitleri ile bağlıdır. Somut olayda ise davalılar ile ilgili kurulan ceza mahkemesi hükmünün delil yetersizliği gerekçesinde dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların hesaplarına geçen paralara ilişkin sebepsiz zenginleşip zengileşmediklerine ilişkin hukuk mahkemelerince ayrıca değerlendirme yapılması gerekecektir. Bunun ise davalıların hesaplarına geçen paraların akıbetinin ne olduğuna ilişkin denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile tespiti gerekirken mahkemece davalıların hesaplarına geçen paraların kimler tarafından ve ne yöntemlerle hesaplardan alındığı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacı vekilinin bu konuya ilişkin sunduğu ciddi itirazları da değerlendirilmemiştir.
Sonuç olarak yukarıda adı geçen davacı dışında diğer davalılar bakımından hesaplarına geçen paraların ne şekilde ve kimler tarafından çekildiği veya nereye aktarıldığı konusunda takibatını içerir denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1105814700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz