6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nisapsız alınan ibra kararı iptale değil yokluk tespitine tabidir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/407 E. 2024/8465 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının varlığı toplantı ve karar nisabı unsurlarına bağlıdır; ibra kararında yönetime katılanların oyu düşüldüğünde nisap sağlanmıyorsa karar yok hükmünde olup iptal değil yokluk tespiti gerekir. Çağrı ihtarnamesi tebliğ edilen ortak finansal belgelerden haberdar sayılır. Şirket kâr etmişse ortakların kâr payı hakkı doğar ve kâr dağıtılmaması kararı iptale tabi olabilir.

Ele alınan sorunlar

Nisaba uygun alınmayan ibra kararının yaptırımı: yokluk mu iptal mi → kabul

Gerekçe: Bir genel kurul kararının varlık kazanabilmesi için genel kurul toplantısı ile toplantı ve karar nisabına uygun alınmış bir karar unsurlarının birlikte bulunması gerekir; bu unsurları taşımayan kararlar yok hükmündedir (TTK 408 gerekçesi). TTK 619/1 uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanlar, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamaz. Somut olayda oy hakkından yoksun müdürlerin oyları çıkarıldığında ibra kararı lehine gerekli olumlu oy nisabı sağlanmadığından karar yok hükmünde olup, yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yönden bozulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faaliyet raporu ve bilançodan haberdar edilme (bilgi alma hakkı) → ret

Gerekçe: Genel kurula çağrı ihtarnamesinin davacılara tebliğ edilmiş olması karşısında, davacıların faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablolarından toplantıdan on beş gün önce haberdar oldukları kabul edilir; bu nedenle bu belgelerin sunulmadığı gerekçesine dayanan iptal talebi yerinde görülmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Kâr dağıtılmaması kararının iptali → kabul

Gerekçe: Yasal mevzuata göre şirketin elde ettiği kârdan tüm ortakların kâr payı alma hakkı bulunur; ortaklar kurulu tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip olmayıp bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtması gerekir ve bundan kendiliğinden vazgeçemez. Şirketin ilgili dönemde kâr ettiği defter incelemesiyle sabit olduğundan kâr dağıtılmaması kararının iptali yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Karar nisabı sağlanmadan alınan ibra kararının iptale değil yokluk tespitine tabi olduğu yönündeki Yargıtay'ın kendi (bozma) gerekçesi bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu karar nisabı ibrada oy yasağı kâr payı hakkı bilgi alma hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — TTK 408TTK 619/1TTK 622TTK 445TTK 447

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2829 E. 2017/1932 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/407 E.  ,  2024/8465 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1619 Esas, 2023/1769 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/255 E., 2021/727 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekili başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ...'a velayeten ... vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris Burak Kayan’dan intikalen davalı şirkette ortak sıfatını taşıdıklarını, davalı şirketin müdürleri ... ve ...’ın müvekkillerini şirketten dışlamak istediklerini, şirketle ilgili bilgi vermediklerini, 29.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının 4. maddesinde davalı şirketin bilanço ve gelir tabloları okunmadığı, müzakere edilmediği, müvekkillerine de gönderilmediği halde oy çokluğuyla kabul edildiğini, tutanakta yer alan “talep üzerine bilanço ve gelir tabloları tüm ortaklara madde görüşülürken verilmiştir” yönündeki beyan ile bu hususun sabit olduğunu, davalı şirketin faaliyet raporu verilmediği halde 5. madde ile faaliyet raporunun okunduğu belirtilip oy çokluğuyla kabul kararı alındığını, müvekkillerinin şirketin ne kadar kâr ettiğini bilmediklerini, 6.

madde ile kârın dağıtılmaması yönünde karar tesis edildiğini, 7. madde ile alınan müdürlerin ibrasına dair kararın da dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını ileri sürerek 29.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının 4, 5, 6 ve 7 numaralı maddelerinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, 11.03.2019 tarihli ihtarname ile genel kurula çağrının yapıldığı, davacılara tebliğ edildiği, bu haliyle davacıların faaliyet raporu ve bilançolardan gelir tablolarının şirket merkezinde toplantıdan 15 gün önce hazır bulunduğunun bildirildiği, 4 ve 5. maddeye ilişkin kararların iptal talebinin yerinde görülmediği, şirketin 2018 yılında 132.390,41 TL kâr elde ettiği, yasal mevzuata göre elde edilen kârdan tüm ortakların pay alma hakkı bulunduğu, şirketin tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf edemeyeceği, bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtması gerektiği, bundan kendiliğinden vazgeçemeyeceği hususlarının emsal içtihatlarla belirlendiği, şirketin 2018 yılında da kâr ettiğinin defter incelemesi ile anlaşıldığı, 6.

maddeye ilişkin kararın iptaline karar verildiği, şirket müdürleri ... ve ...’ı temsilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 619 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırı şekilde oy kullanıldığı, bu kişilere ait paylar dikkate alınmadığı zaman temsilen oy kullanan Jale Kayan'ın 7.740 payı temsilen olumsuz oy kullanan ... ve ...'ın ise 11.611 paya sahip olduğu, karar lehinde salt çoğunluk sağlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 29.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların iptaline ilişkin talebin reddine, 6 numaralı kararın iptaline, 7 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, genel kurula çağrı ihtarnamesinin davacılara tebliğ edildiği, bu haliyle davacıların faaliyet raporu, bilançolar ve gelir tablolarından 15 gün önce haberdar oldukları, davacıların 4 ve 5. maddeye ilişkin kararların iptal talebinin yerinde görülmeyerek talebin bu kısmının reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğe rastlanmadığı, bilirkişi raporuna göre şirketin 2018 yılında 132.390,41 TL kâr elde ettiği, yasal mevzuata göre elde edilen kardan tüm ortakların kâr payı alma hakkı bulunduğu, içtihatlarda da kâr payı hakkı lehine çeşitli ölçütlerin öngörüldüğü, bu ölçütler çerçevesinde kârın dağıtılıp dağıtılmayacağına karar verilmesi gerektiği, şirket ortaklar kurulunun 6102 sayılı Kanun’un düzenlemeleri ile bağlı olup tahakkuk eden kazanç üzerinden dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip olmadığı, bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtması gerektiği, bundan kendiliğinden vazgeçemeyeceği, şirketin 2018 yılında da kâr ettiğinin defter incelemesi ile anlaşıldığı, 7 numaralı kararla şirket müdürleri olan ...

ve ...'ı temsilen 6102 sayılı Kanun’un 619 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırı şekilde oy kullanıldığı, bu kişilere ait paylar dikkate alınmadığı zaman temsilen oy kullanan Jale Kayan'ın 7.740 payı, temsilen olumsuz oy kullanan ... ve ...'ın ise 11.611 paylarının bulunduğu, karar lehinde salt çoğunluk sağlanamadığı, ibraya ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine şeklinde karar verilmiş ise de, ibraya ilişkin kararın gerekli çoğunlukla alınmadığı gözetilerek, 7 numaralı genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, ibraya ilişkin kararın gerekli çoğunlukla alınmamasının iptal müeyyidesine bağlandığı, gerekçesiyle davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 29.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların iptaline ilişkin talebin reddine, 6 ve 7 numaralı kararların iptaline, karar verilmiş, karar davacı ...'a velayeten ...

vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 619 uncu maddesi, 622 inci maddesinin atfıyla 445 ve 447 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı ...'a velayeten ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Uyuşmazlık, davalı şirketin 29.03.2019 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, 7 numaralı kararın yoklukla malul olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince 4 ve 5 numaralı kararların iptaline ilişkin talebin reddine, 6 numaralı kararın iptaline, 7 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine dair hüküm kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince ibraya ilişkin kararın gerekli çoğunlukla alınmamasının iptal müeyyidesine bağlandığı gerekçesiyle 7 numaralı kararın da iptaline karar verilmiştir.

6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere şirket, iradesini kanunda ve esas sözleşmede öngörülen çağrı usulüne uygun olarak yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararlarla açıklamaktadır. Buna göre bir genel kurul kararının ortaya çıkması için iki unsur bulunması gerekmektedir. Bu unsurlardan biri genel kurul toplantısı, diğeri ise toplantı ve karar nisabına uygun alınan karardır. Bu unsurları barındırmayan kararlar varlık kazanamaz ve dolayısıyla yok hükmündedir. Aynı Kanun'un 619 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.

Davalı şirketin 29.03.2019 tarihli genel kurulunun 7. maddesiyle şirket müdürlerinin de olumlu oylarıyla şirketin müdürler kurulu ve yönetim kurulu oy çokluğuyla ibra edilmiştir. Oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında 77.402 adet paydan 7.740 pay sahibi ortağın olumlu, toplam 11.611 pay sahibi ortakların olumsuz oy verdiği gözetildiğinde karar nisabına uygun alınmış bir karar bulunmadığından ibraya ilişkin 7 numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı ...'a velayeten ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ...'a velayeten ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgili davacı ...'a velayeten ...'e iadesine, 28.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1104868300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.