6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Pay sahipliği ihtilaflı üçüncü kişiler davada taraf değilse tespit yapılamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1848 E. 2024/1995 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının yokluğunun tespiti davasında davacının pay sahipliği (ve buna bağlı aktif dava ehliyeti), davalı şirketin pay sahibi olarak kabul ettiği ve genel kurula katılan dava dışı üçüncü kişilerle ihtilaflıysa, bu kişiler davaya taraf olarak dahil edilmeden mahkeme davacının pay sahibi olduğu yönünde bir tespit yapamaz; çünkü böyle bir tespit, davaya taraf olmayan üçüncü kişilerin hukukunu doğrudan etkiler. Bu durumda davacıya, ihtilaflı üçüncü kişilere husumet yönelterek pay sahipliğinin tespiti için dava açması amacıyla süre verilmeli; açılırsa sonucu beklenmeli, açılmazsa davacının pay sahibi olmadığı kabul edilip aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Davacının pay sahipliğinin (aktif husumet ehliyetinin) tespiti ve bu tespitin dava dışı kişilerin hukukunu etkilemesi → kabul

İddia: Davalı vekili, davacının şirket kayıtlarında hissedar olmadığını, aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, pay sahipliğini gösteren nama yazılı hisse senedi ilmuhaberlerinin dava dışı üç kişi (..., ..., ...) tarafından ibraz edildiğini, davacının bu kişilere husumet yöneltmesi gerektiğini, davacının ibraz ettiği belgelerin fotokopiden ibaret olup ıslak imza içermediğini ve geçerli bir hisse devrinin ispatlanamadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: Anonim ortaklık genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek kişiler TTK'nın 446. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır; bu hak, pay sahipliği sıfatına bağlı olarak tanınan, kanunun emredici hükümleriyle güvence altına alınmış bir haktır. Davalı şirket, dava konusu genel kurula pay sahibi sıfatıyla katılan ve ellerinde nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi bulunan dava dışı üç kişiyi (..., ... ve ...) pay sahibi olarak kabul etmektedir. İlk derece mahkemesi, şirket kayıt ve defterlerini inceleyerek davacının paylarını bu kişilere geçerli biçimde devretmediği sonucuna varmış ve davacının pay sahibi olduğunu tespit etmiştir; ancak eldeki dava, şirketin taraf olduğu bir genel kurul karar butlanı davasıdır ve davacı ile pay sahipliği konusunda ihtilaflı olan kişiler bu davada taraf değildir. Davacının şirket ortağı olarak kabulüne ilişkin bir tespit yapılabilmesi için, davalı şirketin pay sahibi olarak kabul ettiği kişilerin davada taraf olması gerekir; ilgili kişiler taraf olmadan bu yönde bir tespit yapılamaz. Hükümde yapılan pay sahipliği tespiti, genel kurul toplantısına pay sahibi sıfatıyla katılan dava dışı kişilerin hukukunu etkilediğinden, onların yokluğunda açılan bu davada pay sahibi olup olmadıklarının incelenip karar verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı tarafa süre verilerek, genel kurula davacı yerine katılan kişilere husumet yöneltilmek suretiyle pay sahipliğinin tespiti için dava açması sağlanmalı; dava açıldığı takdirde sonucu beklenip ona göre karar verilmeli, dava açılmadığı takdirde davacının pay sahibi olmadığı kabul edilerek aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kararının yokluğu/butlanı davalarında, davacının pay sahipliği davalı tarafından tartışmalı hale getirilip bu pay üzerinde hak iddia eden üçüncü kişiler davaya taraf edilmeden bu husustaki tespit yapılamayacağı; bu durumda davacıya söz konusu kişilere husumet yönelterek ayrı bir tespit davası açması için süre verilmesi gerektiği yönünde bölgesel ikna edici bir emsal oluşturmaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti (pay sahipliğine bağlı dava ehliyeti)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti pay sahipliği genel kurul kararının yokluğu (butlan) nama yazılı hisse senedi ilmuhaberi husumet TTK 446 dava dışı üçüncü kişilerin hukukunu etkileme

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 446TTK 416 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1848

KARAR NO 2024/1995

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/07/2021

NUMARASI 2020/53 Esas 2021/500 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararlarının Yokluğunun Tespiti

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacının davalı şirketin de %40 ortağı olup 2008-2013 yılına kadar yönetimde olduğunu,03.09.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında, sahip olduğu %40 hisseye ilişkin Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından hiçbir itiraz veya muhalefette bulunulmadığını,diğer ortakların eski eşi ve çocukları olduğunu, boşanma davası sonrasında ..., ..., ... ve ..., ... ile suç işlemeyi göze alarak kurduğu organizasyon ile önce İstanbul 18. ATM nin 2017/39 esas sayılı dosyasında davacıya ait %40 hissenin %26,5'inin ...'ye, %13'ünün ...'a, %0,5'inin ...'ye ait olduğunun tespiti için dava açtıklarını taleplerini geçersiz ilmühabere dayandırmaya çalıştıklarını ve “Nama Yazılı Hamiline” ilmühaber düzenleyerek TTK'nda olmayan bir “senet” ihdas ettiklerini dava dayanağı olarak, hazirun cetvellerindeki %40 hisse kaydının genel kurul işlemlerini yerine getirenlerce yapılan bir hatadan kaynaklandığını ileri sürdüklerini,davanın takip edilmeyip açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bilahare davalı şirket tarafından 20.02.2017 tarihinde 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısını yapılıp davacıya ait %40 hissenin, ..., ...

ve ... tarafından kullanıldığını,TTK nın 414.maddesi gereği davalı şirketin çağrı yapmadığını, genel kurulda haklarının pay sahibi ve yetkisi olmayan diğer hissedarlar tarafından kullanıldığını ileri sürerek 20.02.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun (Butlan) tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,davacının son hazirun cetveli gereği hissedar olmadığını, aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından “nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi” bastırılıp hissedarlara dağıtıldığını,ilmuhaber dışında bastırılmış hisse senedi bulunmadığını, 30/12/2005 tarihli ve ...nolu “yönetim kurulu kararıyla”, “hisse senedi ilmühaberi” bastırılarak hissedarlara dağıtıldığını, hissedar ..., ... ve ...'nun 03/02/2017 tarihli ihtarnameyle; “son genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde, %40 hissenin ...’a aitmiş gibi hatalı bir kayıt düşüldüğünü, sözü geçen bu hissenin %26,5’inin ...’ye, %13’ünün ...’a, %0,5’inin de ...’ya ait olduğunu, bu %40 hisseye ait hisse senedi ilmuhaberinin ciro yoluyla kendilerine geçtiğini” bildirip hisse senedi ilmuhaberini ibraz ettiklerini, davacı ...’a, %40 hisse senedi ilmuhaberini ciro ederek pay zilyetliğini devir alıp almadığının 3 (üç) gün içinde bildirilmesi, hisse senedi ilmuhaberi var ise ilmuhaber aslının ibrazı, aksi halde adı geçen şahısların ihtarı doğrultusunda işlem yapılacağının”bildirildiğini, davacının 22.02.2017 tarihli cevabi ihtarında ihtarın dayanağının belirsiz olduğundan ihtarın kabul edilmediğinin bildirildiğini,davacının hisse senedi ilmuhaberi ibraz edemediğini, ilmühaberlerin ciro edilerek devrinin tek başına, pay devri için yeterli olmadığını,TTKnın 494 madde hükmü uyarınca, pay devri için yönetim kurulunun, devri onaylaması gerektiğini,elinde şirketin hisse senedi ilmühaberi olan ve şirkete ibraz eden ..., ...

ve ...’nun hisselerini davacıya devir ettiğine ilişkin işlem yapılmadığını, toplantının tüm hissedarlar çağrılarak %100 katılım ile yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının 30/12/2005 tarihli, 2005/4 sayılı karardan önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurduğu gibi, 30/12/2005 tarihli, 2005/4 sayılı kararın tescil ve ilanından ve hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberlerinin bastırılmasından önce alınan 30/12/2005 tarihli, 2005/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile, adı geçen yönetim kurulu üyeleri ...'ın 6.500 adet, ...'nin 13.250 adet, ...'nin 250 adet hissesini davacıya devrettikleri, devredilen hisselerin çıplak pay niteliğinde oldukları, devir tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6768 sayılı TTK'da çıplak payın devir şekli konusunda bir hüküm bulunmadığı, çıplak pay devrinin alacağın temliki şeklinde yapılması, bunun için ise devredenin iradesinin yazılı hale getirilmesi gerektiği, buna göre 30/12/2005 tarihli, 2005/5 sayılı yönetim kurulu kararının, hisse sahiplerinin devir iradesini içermekle alacağın temliki hükmünde ve davacının 30/12/2005 tarihi itibariyle 20.000 adet hisse sahibi olduğu, en son katıldığı 03/09/2014 tarihli genel kuruldan sonra hisselerini devretmediği, davaya konu genel kurul toplantısının çağrısız yapıldığı, davacının katılımı olmaksızın çağrısız genel kurul toplantısı yapılamayacağından 20/02/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne;

davalı şirketin 20.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısı'nda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davalının davacı şirket kayıtlarında hissedar olmadığını, genel kurulun iptali davasını açamayacağı, aktif husumetinin bulunmadığını, davalı hisselerinin basılı nama yazılı hisse senedi ilmuhaberleri ile temsil edildiğini, ellerinde hisse senedi ilmuhaberi olanların sadece ..., ... ve ... olduğunu, davacının hissedarlık iddiasını bu kişilere yöneltmesi gerektiğini, davacının hissedarlığını ispat için nama yazılı hisse senedi ilmuhaber ibraz edemediğini, mahkeme davacıda daha önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetleri olduğu kabul edilmiş ise de; davacının sadece renkli fotokopiden ibaret kağıtlar sunduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin ıslak imza ve onaylarının olmadığını, bunların hisse senedinin aslı olmadığını, sonradan üretilmesinin de mümkün olduğunu, bunun şirketi bağlamayacağını, davalı şirketin hiç bir zaman hisse senedi bastırmadığını, 2005 yılında sadece Nama Yazılı Hisse Senedi İlmuhaberleri bastırılıp hissedarlara dağıtıldığını, davacının böyle bir ilmuhaber ibraz edemediğini, şirket defter ve kayıtlarına göre sadece 30/12/2005 tarihli, 2005/4 Karar Nolu Yönetim Kurulu Kararı ile Nama Yazılı Hisse Senedi ve Nama Yazılı Hisse Senedi özelliğini ihtiva edecek şekilde ortaklara hisse senedi geçici ilmuhaberi verilmesi yönünde karar alındığını ve hissedarlara dağıtılan hisse senedi ilmühaberleri de dava dışı paydaşlarca ibraz edildiğini, T.T.K.’nun 490/2.

madde hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devri, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devir alana geçirilmesiyle yapılabildiğini, davacı yana devir edildiğine ilişkin işlemlerin olmadığını, davacının ibraz ettiği hisse senedi fotokopilerinin 1998 basım tarihli olduğunu, bunların gerçek olması halinde davacının 1998 yılından bu güne kadar hissedar olması gerektiğini, 15/12/2005 tarihinde yapılan genel kurul hazirun cetveline göre davacı yanın müvekkil firmada hissedarı olmadığını, 2005 yılında davacı hissedar olmadığı için adına hisse senedi ilmuhaberi dahi bastırılmadığını, şirkete ibraz edilen ilmuhaberlerin arkasında da devir edildiğine ilişkin bir ciro olmadığını, diğer hissedarların elinde, davacının ibraz ettiği gibi bir hisse senedi bulunmadığını, 15.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ticari defterlerde kayıt düzeninin müsade etmemesi nedeni ile hisse devirlerinin tespit edilemediğinin bildirildiğini, bunun şirket kayıtlarının doğru olmadığını gösterdiğini, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava,davalı şirketin ..tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmündü olduğunun tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf , davacının şirketin %40 oranda payına sahip olmasına rağmen çağrısız yapılan 20.2.2017 tarihli genel kurul toplantısının TTK nın 416 maddesi uyarınca yoklukla malul olduğunu ileri sürmekte, davalı taraf ise davacının şirkette payı olmadığını ,şirketin pay sahipliğini tesbite yarar ilmühaberlerinin ..., ...,... tarafından ibraz edilerek gerekenin yapılmasını talep ettiklerini ,davacıya durumun bildirilerek hisse senedi ilmühaberlerini ciro alıp almadığı sorulmuşsa da cevap verilmediğini ,genel kurulun hisse senedi ilmühaberlerini ibraz eden paydaşların katılımı ile çağrısız yapıldığını,davacı pay sahibi olmadığından genel kurula katılma hakkı olmadığını savunmuştur.Dava dışı ..., ...

ve ... tarafından keşide edilen 3.2.2017 tarihli ihtarname ile son genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde %40 hissenin ...'a aitmiş gibi hatalı kayıt düşüldüğünü, bu payın kendilerine ait olduğunu, ellerinde nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi bulunduğunu, senetleri ...'a ciro etmediklerini, zilyetliğini de vermediklerini bildirerek %40 pay sahipliği haklarının kullandırılmasının istenilmesi üzerine , davalı şirket tarafından davacıya 9.2.2017 tarihli ihtarname ile %40 pay devrinin nasıl yapıldığı, sözleşmenin veya ciro edilmiş hisse senedi ilmuhaberlerinin sunulması istenilmiştir. Anonim ortaklık genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek olan şahıslar TTK nın 446 maddesinde tahdidi olarak belirtilmiştir.İptal davası hakkı: anonim ortaklık pay sahiplerine, yönetim kuruluna, kararların uygulanması durumunda yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumlulukları söz konusu olacak ise bunların her birine, üç aylık kanuni süre içerisinde tanınmıştır.

İptal davası açma hakkı pay sahiplerine, anonim ortaklıkta pay sahibi sıfatını haiz olmalarından ötürü tanınan ve kanunun emredici hükümlerince güvence altına alınmış olan haktır.Davacı şirket ortağı olduğunu ileri sürerken ,davalı şirket davacının paydaş olmadığını genel kurula katılma hakkı olmadığı ileri sürülmüştür.Dava dilekçesinde davacı yerihne genel kurula katılanların %40 payın kendilerine ait olduğunun tesbiti için İstanbul 18. ATM nin 2017/39 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ancak bu davanın takipsiz bırakılarak açılmamış sayılmasına karar verildiğini beyan etmektedir.Ne var ki açılan bu davanın takipsiz bırakılması davacının doğrudan pay sahibi olduğunun kabulune yeterli değildir.

Davalı şirket tarafından pay sahiplerinin davacı dışında ilmühaberleri elinde bulunduran şahıslar kabul edilmektedir.İlk derece mahkemesince ;davalı şirket kayıt ve defterleri incelenerek davacının paylarını diğer şahıslara geçerli biçimde devretmediği sonucuna varılarak davacının pay sahibi olduğu sonucuna varılmış ise de elde ki dava şirketin taraf olduğu genel kurul karar butlanı davasıdır.Davacı ile pay sahipliği sıfatı nedeniyle ihtilaflı kişiler bu davada taraf değildir .Mevcut durumda davacının şirket ortağı olarak kabulüne ilişkin tesbitler yapılabilmesi için davalı şirketin pay sahibi olarak kabul ettiği kişilerin davada taraf olması gerekir.İlgili kişilerin taraf olmadığı bu davada bu yolda bir tesbit yapılamaz .Davacının ;davalı şirket ortağı olduğunun tesbiti ile dava açmaya aktif husumet ehliyeti bulunduğu yokluğunda toplantı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ;

hükümde yapılan bu tesbitler genel kurul toplantısına pay sahibi sıfatıyla katılan "dava dışı ... ,... ve ...'nun hukukunu etkilediğinden yokluklarında açılan bir davada pay sahibi olup olmadıkları incelenip karar verilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmuştur.(Yargıtay 11 HD nin 2012/15290 esas,2013/3091 karar , 21,02.2013 tarihli-2012/1594zesas ,2013/17904 karar sayılı 08.10.2013 tarihli - 2023/533 esas ,2024/2571 karar 28.03.2024 tarihli ilamları bu yöndedir.) O halde ;davacı tarafa süre verilerek dava konusu genel kurulda davacı yerine genel kurul toplantısına katılan kişilere husumet yöneltilerek davalı şirkette pay sahibi olduğunun tesbiti için dava açmak üzere süre verilip dava açıldığı takdirde neticesi beklenerek sonucuna göre karar verilmek,dava açılmadığı takdirde davacının pay sahibi olmadığının kabulü ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle ;davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarihli 2020/53 Esas 2021/500 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/110388 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.