İpoteğin terkini | İpoteğin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2795 E. 2024/7603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal karine↗ eşin rızası↗ aile konutu↗ resmi senet↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ çelişkili davranış yasağı↗ ipoteğin kaldırılması↗ sözleşmenin iptali↗ karine↗ keşif↗ yetki itirazı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ipotek↗ iş bölümü↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ genel kredi sözleşmesi↗ yetki↗ kredi sözleşmesi↗ terkin↗ dava sebebi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 05.01.2015 tarihli ipotek sözleşmesi ile müvekkili adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 3 üncü kişi lehine üst sınır ipoteği kurulduğunu, ... Giyim lehine 200.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, söz konusu ipotek sözleşmesinin yolsuz olduğunu ve müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, 06.01.2015 tarihinde müvekkilinin 55.000,00 TL'lik krediyi kendi hesabına çektiğini, ancak kredi sözleşmesinin ... Giyim adına yapıldığını, 55.000,00 TL tutarındaki kredinin müvekkili tarafından kullanılıp tüm ferileriyle birlikte kapatıldığını, ... tarafından daha sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz ipotek sözleşmesinin iptali gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından yasal karine olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan ipoteğin kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili bankadan kullandığı bir kredi olmadığını, ... Giyim tarafından bankadan kullanılan krediye istinaden banka lehine 200.000,00 TL üst sınır ipoteği verildiğini, ... adına kullandırılan 55.000,00 TL ve 102.000,00 TL bedelli krediler arasında dayanak sözleşme, resmi senet ve ipotek belgesi bakımından fark olmayıp bu kredilerin hepsinin davacının sağladığı üst sınır ipoteği kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, dolayısıyla davacının davasını bankaya değil ...'e yönlendirmesi gerektiğini, dava dışı ... Giyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere teminat olması için müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan çelişkili davranış yasağı ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride aile konutu şerhi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tapuda arsa olarak görünen taşınmaz üzerinde aile konutu bulunup bulunmadığının tespiti için keşif yapıldığı, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre ve yapılan gözlem ile de sabit olduğu üzere dava konusu arsa üzerinde bulunan konutun aile konutu olduğu, davaya konu arsanın üzerindeki binanın aile konutu olarak kullandığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aile konutu üzerinde diğer eşin rızası olmadan ipotek konulamayacağı, diğer eşin rızasının şekli şarta bağlı olmadığı, davalı tarafça davacının taşınmaz üzerine ipotek konulmasına rıza verdiği hususunun ispatlanamadığı, davaya konu yerin tapuda bağımsız bölümler şeklinde ayrılmadığı, taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu, davaya konu binada bulunan dairenin aile konutu olarak kullanıldığı, aile konutu olması nedeniyle ipoteğin devam edip binanın satılması halinde iş bu daire yönünden davacının kanunen korunan hakkının zedeleneceği ve davalı bankanın ipotek işlemlerinde aile konutuna ilişkin hususu araştırması gerektiği, bu konuda yeterli araştırma yapılmadan taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ipoteğin terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğinin terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3-Dairemizin 01.07.2024 tarih, 2023/3331 E. ve 2024/5377 K. sayılı; 09.06.2022 tarih, 2021/7794 E. ve 2022/4663 K. sayılı; 21.12.2021 tarih, 2020/2438 E. ve 2021/7304 K. sayılı emsal kararları.
3. Değerlendirme
Dava ipoteğin terkini istemine ilişkindir. Somut olayda davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır. Davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmaktadır. Bu nedenlerle davanın açılmasında davacının haksız olduğu hususu dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İpoteğin fekki | İpoteğin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8897 E. 2023/2852 K.
Ortak:yasal karine · eşin rızası · aile konutu · resmi senet · çelişkili davranış yasağı · ipoteğin kaldırılması · sözleşmenin iptali · karine · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz «ipotek» «sözleşmesinin iptali» gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından «yasal karine» olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın «aile konutu» olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan «ipoteğin kaldırılmasını» karar verilmesini talep etmiştir.
Giyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere «teminat» olması için müvekkili banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride «aile konutu» «şerhi» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tapuda arsa olarak görünen taşınmaz üzerinde «aile konutu» bulunup bulunmadığının tespiti için «keşif» yapıldığı, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre ve yapılan gözlem ile de sabit olduğu üzere dava konusu arsa üzerinde bulunan konutun aile konutu olduğu, davaya konu arsanın üzerindeki binanın aile konutu olarak kullandığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aile konutu üzerinde diğer «eşin rızası» olmadan «ipotek» konulamayacağı, diğer eşin rızasının şekli şarta bağlı olmadığı, davalı tarafça davacının taşınmaz üzerine ipotek konulmasına rıza verdiği hususunun ispatlanamadığı, davaya konu yerin tapuda bağımsız «bölümler» şeklinde ayrılmadığı, taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu, davaya konu binada bulunan dairenin aile konutu olarak kullanıldığı, aile konutu olması nedeniyle …
Benzer bu kararda… sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz «ipotek» «sözleşmesinin iptali» gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından «yasal karine» olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın «aile konutu» olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan «ipoteğin kaldırılmasını» karar verilmesini talep etmiştir.
Giyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere «teminat» olması için müvekkili banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip, daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride «aile konutu» «şerhi» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… stinaden banka lehine 200.000,00 TL üst sınır ipoteği verildiğini, ... adına kullandırılan 55.000,00 TL ve 102.000,00 TL bedelli krediler arasında dayanak sözleşme, «resmi senet» ve «ipotek» belgesi bakımından fark olmayıp bu kredilerin hepsinin davacının sağladığı üst sınır ipoteği kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, dolayısıyla davacının davasın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet sözleşmesinin şekli · iyiniyetli üçüncü kişi · kefalet tarihi · tacir sıfatı · ipoteğin fekki · şekil şartı · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi
Benzer bu kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesine göre «kefalet sözleşmesinin şekli» şartlarının mevcut olduğu, zira davacının okuma-yazmasının olmaması nedeniyle iki şahit huzurunda kefalet sözleşmesinin akdedildiği, «kefile» sorumlu olacağı azami miktarın, «kefalet tarihinin», «müteselsil kefil» olduğunun iki şahit huzurunda söylendiği, dolayısıyla kefalet sözleşmesinin şekli açıdan geçerli olduğu, «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu ...
Giyim arasında yapılmış ve yapılacak tüm sözleşmelere, açılmış veya açılacak her türlü nakdi veya gayri nakdi krediler ve bunların faiz, «komisyon», ücret vergi resim «harç» fon vs. olmak üzere borçlarından dolayı 200.000,00 TL miktarlı kısmı için birinci derecede «ipotek» vermeyi «taahhüt» ettiği, tapu kaydında ipotek verilen taşınmazın arsa vasfında gözüktüğü, tapu kütüğünde «aile konutu» «şerhi» bulunmadığı, hatta taşınmazın üzerindeki meskenlerle ilgili bir kayıt bile olmadığı, bu durumda işlem tarafı olan «iyiniyetli üçüncü kişinin» 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1023 üncü maddesi hükmünden yararlanacağı, yine eş razısının 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde «kefalete» ilişkin düzenlemelerde söz konusu olup, ipotek tesis işleminde eş «rızası» aranacağına dair hüküm bulunmadığı, davacı iddialarını ispatlayamadığı, taraflar arasında akdedilen «kefalet sözleşmesi» ve kurulan ipoteğin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Giyim mağazasının «tüzel kişiliği» bulunmayan bir işletme ve mağaza sahibinin ise ... olduğunu, ...'ün lehine «ipotek» akdedilen «kredi sözleşmesinin» borçlu tarafı olduğunu ve aynı zamanda tanık olduğunu, bunun tanığın tarafsızlığı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ipotek konusu taşınmazın sözleşme tarihinde müvekkili ve ailesi tarafından «aile konutu» olarak kullanıldığını, gerekçeli karar da taşınmazın arsa niteliğinden bahsedildiğini, yörede birçok konutun ruhsatsız yapıda olduğunu, bunun tapuya güven ilkesinin istisnasını oluşturduğunu, aile konutu «şerhinin» zorunlu «şekil şartı» olmadığını, ruhsatsız konutun da aile konutu olabileceğini, davalı Finans Bank A.Ş.'nin kamu sermayeli bir banka olmadığını, müvekkili ...'ın «tacir» olmadığını, kullandırılan kredinin ise «tacir sıfatı» olmayan ...
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz karardaGiyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere «teminat» olması için müvekkili banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride «aile konutu» «şerhi» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tapuda arsa olarak görünen taşınmaz üzerinde «aile konutu» bulunup bulunmadığının tespiti için «keşif» yapıldığı, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre ve yapılan gözlem ile de sabit olduğu üzere dava konusu arsa üzerinde bulunan konutun aile konutu olduğu, davaya konu arsanın üzerindeki binanın aile konutu olarak kullandığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aile konutu üzerinde diğer «eşin rızası» olmadan «ipotek» konulamayacağı, diğer eşin rızasının şekli şarta bağlı olmadığı, davalı tarafça davacının taşınmaz üzerine ipotek konulmasına rıza verdiği hususunun ispatlanamadığı, davaya konu yerin tapuda bağımsız «bölümler» şeklinde ayrılmadığı, taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu, davaya konu binada bulunan dairenin aile konutu olarak kullanıldığı, aile konutu olması nedeniyle …
… sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz «ipotek» «sözleşmesinin iptali» gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından «yasal karine» olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın «aile konutu» olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan «ipoteğin kaldırılmasını» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · i̇i̇k 194 · muvazaa · muvafakat · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
-
Menfi tespit | İpoteğin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3331 E. 2024/5377 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin kaldırılması · hakkın kötüye kullanılması · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · dürüstlük kuralı · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaGiyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere «teminat» olması için müvekkili banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride «aile konutu» «şerhi» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında «aile konutu» «şerhi» bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki «sebebine» dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayıp «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturmaktadır.
… sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz «ipotek» «sözleşmesinin iptali» gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından «yasal karine» olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın «aile konutu» olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan «ipoteğin kaldırılmasını» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca «münhasır» «ipotekli» taşınmazlar ile «ipotek limiti» olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki «sebebine» dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayıp «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek limiti · ipoteğin fekki · belirsiz alacak davası · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · icra hukuk mahkemesi · menfi tespit davası
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı dosyasından dolayı «derdestlik» itirazında bulunduğunu, «menfi tespit davalarının» «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını, davacının dava dışı 3 üncü kişi lehine kendi taşınmazında «ipotek» tesis ettiğini, ipoteğin geçerli olduğunu, sonradan bu davanın açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının eşinin bu ipoteğin tesisi için 04.12.2018 tarihli «muvafakatinin» de bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca «münhasır» «ipotekli» taşınmazlar ile «ipotek limiti» olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki «sebebine» dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayıp «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.
İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyası üzerinden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla icra takibi yapıldığını, takipten önce borcun ödenmesinin «ihtar» edildiğini, ipoteğe konu olan Konya Meram Büyükkovanağzı Mah.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2795 E. , 2024/7603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2023/459 Esas, 2024/74 Karar
DAVA TARİHİ 22.06.2017
HÜKÜM
Davanın kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 05.01.2015 tarihli ipotek sözleşmesi ile müvekkili adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 3 üncü kişi lehine üst sınır ipoteği kurulduğunu, ... Giyim lehine 200.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, söz konusu ipotek sözleşmesinin yolsuz olduğunu ve müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, 06.01.2015 tarihinde müvekkilinin 55.000,00 TL'lik krediyi kendi hesabına çektiğini, ancak kredi sözleşmesinin ... Giyim adına yapıldığını, 55.000,00 TL tutarındaki kredinin müvekkili tarafından kullanılıp tüm ferileriyle birlikte kapatıldığını, ... tarafından daha sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz ipotek sözleşmesinin iptali gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından yasal karine olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan ipoteğin kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili bankadan kullandığı bir kredi olmadığını, ... Giyim tarafından bankadan kullanılan krediye istinaden banka lehine 200.000,00 TL üst sınır ipoteği verildiğini, ... adına kullandırılan 55.000,00 TL ve 102.000,00 TL bedelli krediler arasında dayanak sözleşme, resmi senet ve ipotek belgesi bakımından fark olmayıp bu kredilerin hepsinin davacının sağladığı üst sınır ipoteği kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, dolayısıyla davacının davasını bankaya değil ...'e yönlendirmesi gerektiğini, dava dışı ... Giyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ...
tarafından kullanılan kredilere teminat olması için müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan çelişkili davranış yasağı ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride aile konutu şerhi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tapuda arsa olarak görünen taşınmaz üzerinde aile konutu bulunup bulunmadığının tespiti için keşif yapıldığı, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre ve yapılan gözlem ile de sabit olduğu üzere dava konusu arsa üzerinde bulunan konutun aile konutu olduğu, davaya konu arsanın üzerindeki binanın aile konutu olarak kullandığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aile konutu üzerinde diğer eşin rızası olmadan ipotek konulamayacağı, diğer eşin rızasının şekli şarta bağlı olmadığı, davalı tarafça davacının taşınmaz üzerine ipotek konulmasına rıza verdiği hususunun ispatlanamadığı, davaya konu yerin tapuda bağımsız bölümler şeklinde ayrılmadığı, taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu, davaya konu binada bulunan dairenin aile konutu olarak kullanıldığı, aile konutu olması nedeniyle ipoteğin devam edip binanın satılması halinde iş bu daire yönünden davacının kanunen korunan hakkının zedeleneceği ve davalı bankanın ipotek işlemlerinde aile konutuna ilişkin hususu araştırması gerektiği, bu konuda yeterli araştırma yapılmadan taşınmazın tamamı üzerine ipotek konulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ipoteğin terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğinin terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3-Dairemizin 01.07.2024 tarih, 2023/3331 E. ve 2024/5377 K. sayılı;
09. 06.2022 tarih, 2021/7794 E. ve 2022/4663 K. sayılı;
21. 12.2021 tarih, 2020/2438 E. ve 2021/7304 K. sayılı emsal kararları.
3. Değerlendirme
Dava ipoteğin terkini istemine ilişkindir. Somut olayda davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır. Davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmaktadır. Bu nedenlerle davanın açılmasında davacının haksız olduğu hususu dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ
Davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1103025700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz